Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hükümetten Başbuğ'a sert yanıt

29.08.2009 16:05
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'dan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a yönelik eleştiri geldi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'dan, 30 Ağustos mesajında, 'Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir' diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a yönelik eleştiri geldi.
Başbuğ'u hükümetten ilk eleştiren isim olan Yazıcı, 'Açıkladıkları, bilinenlerin tekrarından ibarettir. Kullandığı ifadeler doğru, ama demokratik kriterler açısından çok doğru bulmuyorum.
Kırmızı çizgileri korumak hükümet ve Parlamento'nun görevidir' dedi.

Kürt açılımı konusunda hükümete yönelik tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'nin en önemli sorunu için, iktidarı ve muhalefetiyle her kesimin ve herkesin 'çözümsüzlük' değil, 'çözüm' konusunda katkı yapması gerekir. 'Vatana ihanettir, bölersiniz, edersiniz' deniyor. Hiç kimsenin böyle bir düşüncesi olamaz. Hiç kimsenin de bu ülkeyi bölmeye gücü yetmez. Türkiye'nin birliği ve bütünlüğü, Türkiye'nin kuruluş felsefesidir. Başbakan, kendisini ziyaret eden şehit derneklerine de söyledi. 'Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak.' Genelkurmay Başkanı'nın açıkladıkları bilinenlerden ibarettir. Anayasa'daki bilinenleri tekrarlamıştır. Tekrarlaması doğru muydu, değil miydi? Bence bu konu tartışılmaya değer. Çünkü MGK bildirisi daha yeni yayımlanmıştı. MGK bildirisinin ardından, 30 Ağustos dolayısıyla da olsa bu şekilde bir mesaj yayımlamanın doğruluğunu tartışmak lazım.
ASKERLERİN SIKÇA BASINA ÇIKMASI DOĞRU DEĞİL
Sizce doğru mu?
Kullanılan şeyler doğru, ama demokratik kriterler açısından doğru bulmuyorum. Demokratik kriterlerin yerleşmesi gereken ülkelerde askerlerin, güvenlikle sorumlu görevlilerinin; bildiri dağıtmak, yayımlamak, basın toplantısı yapmak suretiyle kamunun önüne çok sıkça çıkmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette onların görüşlerini de ifade edeceği zeminler vardır. MGK'da konuşurlar.

Özellikle zamanlama açısından; MGK sonrasında yayımlanması açısından mı eleştiriyorsunuz?
Bu ülkeyi yönetmek ve bu ülkenin kırmızı çizgilerini korumak noktasında millete karşı sorumlu mevkii kim? Hükümettir, Parlamento'dur, o anlamda söylüyorum. Keşke bu ölçüleri çok iyi gözetebilsek. Genelkurmay Başkanı'nın mesajının içeriğine bir itirazım yok. Ama o içerik, bu sorunun çözümüne katkı mı sağlayacak, yoksa bu süreci biraz daha mı zorlaştıracak? Konuyu bu açıdan iyi irdelemek gerekir. Genelkurmay Başkanı, ülkenin birlik ve bütünlüğüne vurgu yaptı. Ülkenin birliği ve bütünlüğü, hepimizin üzerinde hassasiyet gösterdiğimiz konudur. Hükümet olsun, devletin diğer kurumları olsun, ülkenin birliği ve bütünlüğü noktasında acziyet içinde olduğu söylenebilir mi? Söylenemeyeceğine göre, bunu tekrar etmenin çok fazla katkı sağlayacağı düşüncesinde değilim.

Genelkurmay Başkanı, Türkiye devletinin dilinin Türkçe olduğu vurgusunu yaptı. Açılım ekseninde ise seçmeli Kürtçe dersine geçilebileceği söyleniyor. Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Türkiye'nin resmi dili Türkçe. Kimse bunun tersini söyleyemez. Ama Türkçe olmasına karşın İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Farsça eğitim yapan kurumlar var. Resmi dilin Türkçe olması ayrı bir şeydir. Bazı insanların, istiyorsa Kürtçe eğitim yapabilecek olması çok ayrı bir şeydir.
Resmi diliniz Türkçe'dir. Yani resmi yazışmaların, kamunun deklarasyonlarının Türkçe ile yapılması demektir. 'Bunun dışında başka diller olamaz' gibi bir şey olamaz. Var olanlara, siz ' yok' diyemezsiniz.
Yani bir kısım vatandaş, Türkçe'nin yanında Kürtçe'yi de öğrenmek istiyorsa, böyle bir seçimlik hakkı olsun istiyorsa, istesin.

EVİNDE KONUŞUYOR OKULDA NEDEN KONUŞMASIN
Sizce Kürtçe eğitim, üniter yapıya engel teşkil eder mi?
Kişisel görüşüm engel olmaz. Niye? İnsanlar evinde Kürtçe konuşuyorsa, başka bir binada da konuşması, niye ülkenin bütünlüğünü bozsun ki? Haneler Kürtçe konuşuyorsa, evinin bitişiğindeki bir eğitim kurumunda konuşması da ülke bütünlüğünü bozmaz diye düşünüyorum. Bunlara takılmamak lazım.

Anadilde eğitim mi yoksa seçmeli Kürtçe ders mi söylediğiniz şey?
Türkçe'yi bir kenara bırakıp da anadil denen o dili öne çıkartıyorsanız, yani 'öncelik o'dur diyorsanız, o çok farklı bir yaklaşım. Yani esas olan Türkçe. Onun yanında seçimlik olursa, anadilini kullanır. Veya seçimlik olarak İtalyanca'yı, Fransızca'yı, Farsça'yı yapar. Bunlar farklı şeyler...

Bu açılım nedeniyle memleketiniz Rize'den tepki alıyor musunuz?
Millet bu süreci yakından takip ediyor, bu sorunun çözülmesini arzu ediyor. Ama bu sorun çözülürken, bu toplumun birlik ve bütünlüğünün zarar görmemesinden yana. Ancak terörist başının sorunun çözümünde öncü rol oynayacağı şeklindeki propaganda vatandaşı düşündürüyor. Böyle bir şey de olamaz tabii!
Kaynak:
Bu haber toplam 796 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri