Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnsanlık 'feneriniz' sönmesin

07 Aralık 2008 / 17:40
“600 fakir” diyor yaşadığım şehrin Deniz Feneri gönüllüsü Abdurrahman Bey; “Bizzat kendim ilgilendiğim, yardımlarını kendi elimle teslim ettiğim 600 fakire artık yardım edemiyoruz!”

İç burkan acı gerçek bu maalesef… Ülkemizde son yıllarda önemli ölçüde hizmet veren yardım kuruluşlarından biri olan Deniz Feneri’nin -sadece bir şehirde- artık ulaşamadığı yoksul sayısı en az 600 aile… Ki bunlar sadece bir dağıtım ağıyla aynî yardım alanlar. Bir de genel merkez tarafından nakdî yardım alanları düşünürsek bu rakam oldukça çoğalacak.

Peki yardımlar niye kesildi, diye sormaya gerek yok galiba! Sebebi malum; Almanya’daki davanın Türkiye’ye isim benzerliği ile yansıması, bunun da siyasî rant ve bir hesablaşma şeklinde Aydın Doğan medyası tarafından manşetlere taşınması sonucu hayırseverlerin bundan etkilenip bağış yapmaması…

Tamam, en güzel yardım kişinin bizzat kendi eliyle yaptığı yardımdır. Değil mi ki biz, sırtında taşıdığı un çuvalını fakirin kapısının önüne elleriyle koyan bir halifeyle aynı ümmetteniz! Elbette en güzel yardım yine bu şekilde yapılmalı… Ama gel gör ki teori ne kadar güzel olursa olsun o iş pratiğe dönmedikten sonra neye yarar! Yani artık bu devirde bir işin aslı başka, yapılışı başka…

Söyleneni başka, uygulanışı başka! İnsanları peşinden dili dışarıda koşturan iş ve şehir yaşantısı değil fakire yardım götürmeyi bazen komşu hatta ana-baba ziyareti yapmayı bile mümkün kılmıyor. Aksini iddia edecek olan kaç kişi var? Kaç zaman olmuştur mesela bir komşumuzun kapısını çalmayalı? Ya da bir akraba ziyareti yapmayalı? Kendi çocuğumuzla bile ilgilenecek zamanı bulamıyoruz nedense. Onlar için de kreşleri, anaokulları yaptırtmışız; başımızdan atıvermişiz tabir-i caizse. Ne de olsa bizim yoğun biz iş tempomuz, koşturulacak bir sürü işlerimiz var.

O halde kimse bu tip yardım kuruluşlarına söyleyecek söz bulmasın. Yapabiliyorsanız her gün tek tek gezerek fakir arar ve onlara yardım götürürsünüz. Bu en güzelidir, kabul görür! Ama yapamıyorsanız ve iyiliğe de muhtaçsanız o zaman yardım kuruluşlarına yardımlarınızı eksik etmemeniz gerekir. Gönlünüz hangisine ısındıysa artık! Meşrebinize hangisi uygunsa…

Aldırmayın siz “tutarsız döneklerin” yılandiliyle tıss’lamalarına! Bu yardım kuruluşları inşaAllah hep olacak ve günden güne kaliteyle orantılı çoğalacak! Ülkemiz bu konuda şükürler olsun ki oldukça zengin. Bir çırpıda akla geliverecek pek çok kuruluş var; İHH, MEC Vakfı, Kimse Yok mu, Yardım Eli, Deniz Feneri hatta Diyanet Vakfı ve Kızılay...vs. bunlar gibi irili ufaklı pek çok bağış yapılacak yer…

Kimse bu derneklerin yaptıkları hizmeti inkâr edemez. Zaten temel sorun da orada başladı ya! Birilerine dokundu, bu milletin bu kadar hayırsever olması. Birilerinin zoruna gitti, Anadolu’dan çıkan gözü kara insanların dünyaya iyiliği, paylaşmayı, yardımlaşmayı götürmesi! Birilerinin menfaat çarkını bozdu Muhammed ümmetinin sadece Allah rızası için karşılık beklemeden hayır hasenatta bulunması!

Öyle ya, Sabancı suikastının faili olan genç kızı yıllardır sorgulayan sonra da aleyhindeki tüm delillere rağmen serbest bırakan Avrupa, nasıl oldu da Deniz Fenerinin şaibe kokan bir davasını oldukça şeffaf bir şekilde yaparak çok kısa sürede karara bağlayıverdi!

Tüm bu komplo teorilerine rağmen ne yazık ki gelinen bu noktada bir sorun var ve bu sorun özelde Deniz Feneri olarak gözükse de aslında tüm yardım kuruluşlarını etkiledi. Geçmişinde dört kıtaya barışı, adaleti, iyiliği, yardımlaşmayı kısaca insanlığı götüren bu toprağın insanının yardımlaşma duygusunu bu şekilde kesmeye çalışıyorlar. Birileri şatosunda, villasında bencil yaşamaya o kadar alışmış ki toplumu da kendileri gibi bencil yapmak istiyor. Bunu da insanlar arasına şüphe tohumları atarak yapıyor! Şüphe tohumları atmak, yani vesvese vermek kimin işiydi biz Adem’den bu yana çok iyi biliriz!

Son söz olarak, kendinize bir iyilik yapın ve hangi derneği kendinize yakın buluyorsanız –içinizin rahat olması açısından da verdiğiniz yardımın takibini yapmak suretiyle- oraya yardımlarınızı devam ettirin.

Çünkü bugünden geleceğe bir şeyler göndermeniz lazım.

Çünkü mal/mülk/makam her şey sizinle ancak mezara kadar gelir, kabirde sizinle olacak olan ise iyiliklerinizdir.

Çünkü kendi yediğiniz değil, ancak başkasına verdiğiniz sizin olur!

İyilikleriniz dâim olsun…


Ümit DEMİR / Haber 7
umiddemir@gmail.com

Kaynak:
Bu haber toplam 782 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri