Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Irak'tan teröre karşı tazminat hakkı

13 Mayıs 2008 / 11:30
1946' da imzalanan ' Türkiye-Irak Sınır Anlaşması'nın 16. maddesine göre, "teröre karşı tazminat hakkını kullanma" hakkı olan Türk vatandaşları bu hakkı kullanmıyor.

Terörle mücadele eden ülkeler durmuyor. 'Ekonomik, sosyal ve siyasal' argümanı bir arada kullanıyor. Farklı açılımlar sağlıyor.
Teröre karşı ambargo, yaptırım, tazminat davaları aynı anda devreye giriyor.
Terörle mücadele konusunda en iyi sınavı ABD, Fransa ve Almanya veriyor.
İngiltere ise konuyla ilgili olarak sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD, 11 Eylül saldırıları sonrası terörle mücadelede ambargo, yaptırımlar ve tazminat davalarını birlikte devreye soktu.
Üç örnek verelim.
Davalara dikkat çekelim.
İlki, 5 Nisan 1986'da Berlin'de bir diskotekte meydana gelen bir patlama. Zarara uğrayanlar tazminat davası açtı, 35 milyon dolar ödendi.
İkincisi, 1988'de Lockerbie faciası. İskoçya semalarında düşen 'Pan Am' uçağında 270 kişi öldü. Aileler tazminat davası açtı, 2.7 milyar dolar ödendi.
Üçüncüsü, 19 Eylül 1989'da Çad'da düşen uçak. Yedi ABD vatandaşına 6 milyar dolar tazminat ödendi.
Peki, terörde 35 bin insanını kaybeden Türkiye, bugüne kadar ne yaptı?
Irak'ta öldürülen 120 TIR şoförü için tazminat hakkı kullanıldı mı?
Teröre destek veren ülkeler için bir tazminat davası açılması gündeme geldi mi?
Ekopolitik.org internet sitesi konuyu incelemiş.
Görünen o ki, Türkiye'de kimse teröre karşı tazminat hakkını kullanma argümanını bilmiyor!
Konuyla ilgili olarak sınır ötesi operasyonların sürdüğü Irak'a bakmak yetiyor.
Sonuçta bir tek kişi bile, 'teröre destek' verdiği gerekçesiyle Irak devleti hakkında dava açmamış!
Diyeceksiniz ki; "Türkiye'nin Irak'a tazminat davası açması için argümanı var mı?"
Elbette var.
Elimizde kapı gibi duran ve 1946' da imzalanan ' Türkiye-Irak Sınır Anlaşması' nı unutmayın. Bu anlaşmada madde 16'ya dikkat edin.
"Sınır Bölgesi (75 km'lik bölge) içinde ya da dışında her türlü eşkıyalık ve kanundışı faaliyette bulunmuş ve mezkûr sınır bölgesini barınak etmiş şahıslar derhal ilgili otoriteler (Iraklı otoriteler) tarafından tutuklanmalı ve bu otoriteler yapılan zararı tazmin etmek için gerekli tüm adımları atmalıdır."
Ayrıca Birleşmiş Milletler'in terörden doğan zararın tazmin edilmesiyle ilgili maddeleri ortada.
Yine Avrupa Birliği'nin terörün önlenmesine ilişkin ilgili kanun maddeleri var.
Açıkçası Türkiye'de terörden zarar görenler, geçmişte ve bugün teröre destek veren ülkeler hakkında komşuluk ilişkilerini bozmadan tazminat davası açma hakkına sahip.
Irak, İran, Suriye, Yunanistan diye liste uzayıp gider.
Abartmıyoruz.
Bu durumda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kandil'e attığı her bir bombanın parasını bile tazmin etme olasılığı bulunuyor.
Öyle ya, acaba bu konuyla ilgili olarak Barolar Birliği bir çalışma yaptı mı?
Çok merak ediyorum.
Çünkü Türkiye'nin bilgiye ve bilgilenmeye ihtiyacı var.

Aylık fatura 2.7 milyar dolar

Irak devleti, dur durak bilmiyor. 1991'de yapılan ateşkeş çerçevesinde ödeme yapmaya devam ediyor.
Yapılan anlaşmaya bağlı olarak petrol gelirlerinin yüzde 5'ini her ay düzenli bir biçimde Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşturulan fona yatırıyor.
Türk-Irak İş Konseyi Üyesi ve Key International Genel Müdürü Mete Yarar hatırlattı.
"Geçen ay 2.7 milyar dolar ödendi" dedi.
Ödeme deyip geçmeyin!
1991'deki Körfez Savaşı'ndan söz ediyoruz!
Kuveyt'te savaş esnasında iş yapanlar, yaşayanlar, "Irak, Kuveyt'e bomba yağdırdı. İşimizi kaybettik, çalışamadık, zarara uğradık" diye Birleşmiş Milletler'de dava açmıştı.
1991'de savaş bittiğinde taraflar bir araya gelince konu en önemli gündem maddesi oldu.
Irak devleti, zararı karşılamayı kabul etti. Bir liste oluşturuldu ve tazminat talep eden şirket, kurum, kişi sıraya kondu.
Her ay yapılan ödeme bu. Tazminat talep edenler arasında 130 Türk vatandaşı var.
Hâlâ alacaklılar.
Konu ilginç değil mi?

Meliha Okur - Sabah

Kaynak:
Bu haber toplam 868 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri