Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'İran vurulmazsa nükleer savaş çıkar'

23 Temmuz 2008 / 08:44
The New York Times'tan köşe yazarı, İsrail ya da ABD'nin "4–7 ay içerisinde" yapacağı saldırının “başarılı olmasına İranlıların dahi dua etmesi(!)” gerektiğini yazdı.
Geçtiğimiz hafta sonu “yüz yüze” bir araya gelen İranlı ve Amerikalı diplomatların görüşmesinin sonuçsuz kalması ve İran'a 2 haftalık bir süre verilmesi gelişmelerinin ardından İran'a olası Amerikan ya da İsrail saldırısıyla ilgili bir süredir gündemi meşgul eden yorumlara ve senaryolara bir yenisi eklendi. İsrail Ben-Gurion Üniversitesi'nden Ortadoğu Tarihi profesörü Benny Morris, The New York Times'daki köşesine ibretlik bir dehşet senaryosu taşıdı.

“Savaşı önlemek için bombalar” başlığını taşıyan yazıda Morris, İsrail ya da Amerika'nın İran'ı “4-7 ay içerisinde” “neredeyse kesin olarak” vuracağını iddia etti. Saldırının “başarılı olması” için Amerikalılar kadar İranlı yetkililerin de “duacı olması” gerektiğini söyleyen Morris, “eğer saldırı başarısız olursa Ortadoğu neredeyse kesin olarak bir nükleer savaşla” karşı karşıya kalacağı kıyamet öngörüsünde bulundu.

Bir anlamda İsrail'in bakış açısını yansıtan bu ibretlik yorumun tercümesini TIMETURK okuyucularının istifadesine sunuyoruz.

“Savaşı önlemek için bombalar”

İsrail nerdeyse kesin olarak İran'ın nükleer tesislerini önümüzdeki 4 ile 7 arasında vuracaktır. Washington'daki ve hatta İran'daki liderler saldırının ülkenin nükleer programını tamamen yok etmese bile üretim planlarında ciddi bir erteletme başarısını göstermesini umut etmelidirler. Çünkü eğer saldırı başarısız olursa, Ortadoğu neredeyse kesin olarak bir nükleer savaşla yüzleşecektir. Bu ya İsrail'in önleyici bir ardıl nükleer saldırısı ya da İran'ın bombayı yapmasının ardından karşılık saldırı şeklinde olacaktır.

İran'ın vahşi bir nükleer yıkıma uğraması ya da İsrail'in İran'la aynı kaderi paylaşması, ne İran'ın ne de Amerika'nın çıkarlarına (bu nedenle dünyanın geri kalanı için de) uygun değildir. Bundan ne çıkacağını bellidir: Ortadoğu'nun travmatik istikrarsızlığının tüm dünyaya yayılacak politik ve askeri yansımaları, Batı'nın petrol kaynaklarına ciddi bir darbe ve dünyanın su ve atmosferine radyoaktif kirlenme.

Ancak İsrail'in konvansiyonel saldırısı İran'ın programını durdurma ya da ciddi bir şekilde zarar vermede başarısız olursa, yavaş yavaş artan İran-İsrail çatışmasının nükleer seviyeye ulaşması neredeyse kaçınılmazdır. Dünyadaki tüm istihbarat örgütleri İran'ın programının nükleer gücün barışçıl uygulamalarına değil silah yapmak amacıyla olduğunda hemfikirdir. Konuşulan ek ekonomik yaptırımlara rağmen, herkes bunların bir yere ulaşmadığını ve Rusya ve Çin'in itaatsizliği ve Batı Avrupa'nın (ve Amerika) eylemlerindeki kararsızlığıyla İran'a ciddi acı verecek yeterli etki alanıyla uygulanamaz oluşunu İsrail bilmektedir. Batılı istihbarat örgütleri İran'ın 1 ile 4 sene içerisinde nükleer silah yapabileceği “dönüşü olmayan” noktaya erişeceği görüşünde birleşmektedir.

Bu eğer İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek istiyorsa dünyaya İsrail ya da Birleşik Devletlerin hava saldırısı anlamına gelecek askeri tek bir seçenek bırakmaktadır. Açıkça Amerika'nın İran'ın hava savunma sistemlerini ve ardından nükleer tesislerini yok edecek saldırıyı yapacak konvansiyonel askeri kapasitesi vardır. Irak'taki ve şimdilerde Afganistan'da da başlayan karışıklığın bir sonucu olarak Amerikan kamuoyunda İslam topraklarında savaş için çok az bir heves vardır. Bu Beyaz Sarayı, birçok Amerikalının hayati olarak görmediği bir amaç için yeni bir askeri operasyon yapmasından alıkoymaktadır.

İranlı liderler tarafından neredeyse günlük olarak yok edilme tehdidi alan bir tek İsrail geriye kalmaktadır. Bu yüzden İsraillilerin İran'a saldırma planları ve hazırlıkları bu sıralarda rapor ediliyor. (5 Kasım ve 19 Ocak arası en iyi tahmin, zira bu Batı'ya diplomatik çabalarının sonuca ulaşması için yaklaşık yarım yıl verirken topal-ördek Beyaz Saray'ın da açık desteğini garantilemiş oluyor).

Buradaki problem İsrail'in askeri kapasitesinin Amerika'ya nazaran çok daha sınırlı oluşu. Mesafeler, İran'ın tesislerinin dağınık ve yer altında oluşu ve İsrail'in yetersiz istihbaratı hesaba katılınca, İsrail'in konvansiyonel güçlerinin, Ürdün ve Irak hava sahasını kullanmasına izin verilse dahi (belki de Irak hava sahası için Amerikan onayı bekleniyor) İran'ın nükleer projesini yok etmesi ya da bariz olarak ertelemesi pek olası görünmüyor.

Her şeye rağmen İsrail varlığının tehdit altında olduğuna inanıyor. Tüm politik spektrumdaki birçok İsrailli tarafından paylaşılan bu inanç kesinlikle sonuç verecektir. Başbakan Ehud Olmert'ten aşağıya doğru tüm İsrail liderleri, açıkça İran'ın bombasının İsrail'in yok oluşu anlamına geleceğini açıkça belirtmiştir: İran'ın bombaya sahip olmasına izin verilemez.

Başarılı olsun ya da olmasın İsrail'in konvansiyonel saldırısın en iyi sonucu, - Tahran'daki rejimin totaliter yapısı hesaba katıldığında İsrail saldırısının ne kadar zarar verdiği hemen açıkça ortaya çıkmayacaktır- İranlıları nükleer programını durdurmaya ikna etmesi ya da en azından Batılı güçlerin İran üzerindeki diplomatik ve ekonomik baskılarını artması olacaktır.

Ancak daha olası sonuç uluslararası kamuoyunun etkin hiçbir şey yapmamayı sürdürmesi ve İran'ın İsrail'i yok edecek bombayı yapma çabalarına hız vermesidir. İranlılar büyük ihtimale İsrail şehirlerine balistik füzelerle (kimyasal ya da biyolojik başlık taşıması muhtemel); bölgesel destekçileri Hizbullah ve Hamas'ı kışkırtarak; İsraillilere ve Yahudilere karşı tüm dünyada (Amerika'nın askeri müdahalesi olmaması için Amerikalılardan uzak durabilirler) uluslararası Müslüman terörist ağlar harekete geçirerek, karşılık verecektir.

Böylesi bir durumla karşılaşacak İsrailli liderlerinin iki ıstırap veren, kederli seçeneği olacaktır. İlki İranlıların bombaya sahip olmasına izin vermek ve en iyisini umut etmektir. Bunun anlamı, İranlıları gerçekte silahı kullanmaktan alıkoyacak karşılıklı yıkım öngörüsüyle oluşacak nükleer ateşkestir. Diğer seçenekse İran'ın karşılık vermelerini savaşı kızıştırmak için bahane olarak göstermek ve İran'ın nükleer projesini kesin olarak durduracak tek yolu kullanmaktır: İsrail'in kendi nükleer gücünü.

İran'ı yöneten köktendinci ve kendini kurban eden mollaların zihin yapısını hesaba katıldığında, soğuk savaş dönemi Kremlin'i ve Beyaz Sarayı yöneten mantıklı insanlarla olduğu gibi caydırıcılığın işe yaramayacağını İsrail farkındadır. Mollalar, ideolojileri ve İsrail'in önleyici nükleer saldırısı korkusu nedeniyle yaptıkları her bombayı kullanmaya meyillidirler. Yani İsrail'in İranlıların bombaya ulaşmadan önce atacağı son adımlarda İsrail'in nükleer güç kullanması öngörülebilir. Alternatif Tahran'ın bombaya sahip olmasına izin vermektir. Her iki durumda da, Ortadoğu'da nükleer bir soykırım masadadır.

İran'ın liderleri oynadıkları kumarı yeniden değerlendirir ve nükleer programlarını askıya alırlarsa iyi ederler. Bunun olmaması için en iyi şey İsrail'in konvansiyonel hava saldırısının nükleer tesislerini yok etmesini umut etmeleridir. Muhakkak ki bu binlerce İranlının hayatı ve uluslararası aşağılanma anlamına gelecektir. Fakat diğer alternatif İran'ın nükleer atık yerine dönüşmesidir. Bazı İranlılar İsrail'in yok edilmesi için değecek bir kumar olarak düşünebilirler. Ancak ekseri İranlı büyük olasılıkla bunu paylaşmayacaktır.


Bu haber toplam 738 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri