Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsrail bombardımanı altında Gazzelilerin 24 saati işte böyle...

01 Ocak 2009 / 17:31
Benna ailesinin İsrail bombardımanı altında bir günüGece Gazze'ye 'bombardıman sesiyle, ölüm sessizliğiyle' çöküyor, insanlar, Gazze'de 24 saati böyle yaşıyor
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Bombardıman, ölüm ve korkuyu Gazze çocuklarının arkadaşı haline getirdi. Güneş batıp da karanlık çökünce Filistinli Benna ailesine müthiş bir korku ve endişe çöküyor. Korku, ailenin bütün fertlerine sırasıyla hakim oluyor, küçüğünden önce büyüğünü sarıp sarmalıyor. Bu Gazzeli ailenin her gün karşı karşıya kaldıkları sıkıntılar, kan ve ceset denizine dönüşmüş Gazze'deki diğer insanların durumundan pek de farklı değil. Hepsi ölüm karşısında eşit.

24 saat boyunca süren İsrail bombardımanı Gazze'de hayatı felç etmiş durumda. Ne okullar açık, ne elektrik var.. Ziyaretler kesilmiş.. İnsanlar camilerde namaz bile kılmaya korkuyor.. Bu yüzden camiler bomboş.. Evden zaruri bir durum olmadığı sürece çıkılmıyor, çok az sayıda açık olan dükkanlardan bazen ekmek ya da çok zaruri ihtiyaçları gidermek için çıkılıyor.

Ebu Enes el-Benna'nın ve ailesinin yaşamı, bu durumu çok güzel bir şekilde özetliyor. İlk yardım çantasını yanlarına alan Ebu Enes, hava karardığında 12 kişiden oluşan ailesini yanına alarak İsrail bombalarından kendilerini koruyabilecekleri evin en korunaklı yerlerine geçiyor ve burada sabaha kadar süren uzun gece boyunca korku dolu anlar geçiriyorlar.

Ebu Enes şunları söylüyor: "Gazze, ağacıyla, taşıyla, kuşuyla canlı cansız her şeyiyle İsrail uçaklarının hedefinde. Ancak bununla birlikte Allah-u Teala'nın 'Tedbirinizi alın' ayet-i kerimesi gereğince önlemimizi alıyor ve kendimiz için güvenli bir mekan seçiyoruz. Güvenli bir odanın penceresiz olması gerekiyor çünkü bombalar ya da füzeler uzak bir bölgeye isabet etse bile cam ve çerçeveler, sesin şiddetinden patlıyor ve her biri bir şarapnel parçasına dönüşüyor."

Ebu Enes ve çocukları, odasının bir köşesine büzüşerek ve birbirlerine yapışarak oturuyorlar. Ebu Enes'in üç yaşındaki çocuğu Sami, annesinin kucağına sığınıyor. Şehir bombalarla her sallandığında, çocukların çığlıkları semaya yükseliyor. Anneleri onları teskin etmeye çalışırken, kendisi korkusunu belli etmemeye gayret ediyor. Tüm bunları yaparken gözünden akan yaşlara mani olamıyor.

Çocukların en büyüğü ise "Korkudan ölüyoruz. Dün meydana gelen bir patlamanın sadece sesi, evi sallamaya yetti. Kalbimizin yerinden çıkacağını sandık" diyor. Babaları ise ekliyor: "Avazımın çıktığı kadar haykırmak ve feryat etmek istiyorum, ama çocuklarımın karşısında soğukkanlı olmalıyım. Benim ruhen çökmem, onların çekmesi demek."

Büyük çocuklardan Sare, babasının bir odada toplanmayı teklif etmesiyle biraz daha kendini güvende hissettiğini söylüyor. Derin bir hüzünle sözlerini şöyle sürdürüyor: "Hep birlikte ölmek rahmet. Bazen birbirimize, evin çeşitli odalarına dağılalım da evimize bomba isabet eder de ailecek ölürsek en azından bizden bir ya da iki kişi geriye kalsın, diyoruz. Her bombardımanda babamız bizi kucaklayarak korkumuzu teskine çalışıyor."

DUA SİLAHTIR HATTA FAZLASIDIR

Namazlarını evde kılmak zorunda kalan Ebu Enes, ailesine namazlarda imamlık yapıyor. Her Fatiha suresini okuduğunda arkasındakiler yüksek sesle 'amin' diyorlar. Ebu Enes, "Feryat fayda etmeyecek, göz yaşlarımızı bizi kurtarmayacak" diyor ve ekliyor: "Dua silahtır, İsrail bizim irademizi kırmaya çalışıyor, ama Allah'ın izniyle irademizi kıramayacaklar."

Ebu Enes, İsrail'in camileri bombalamasının ardından namaz için camiye gidemiyor, evinden dışarı çıkamıyor. Gazze'de şu ana kadar dokuz cami, İsrail saldırılarına maruz kalmış durumda. Refah bölgesindeki Bilal ve Bedir camilerindeki bombardıman nedeniyle en az 10 Filistinli hayatını kaybetmişti.

14 yaşındaki Rabia ise hafifçe mırıldanıyor: "Korkuyorum. Babamın arkasında namaz kılarken sesimi yükseltemiyorum..O'nun cesaretini kıskanıyorum."

Ablasının sözlerine kulak veren kardeşi Enes ise "Artık hiçbir şey hissetmiyorum, bütün duygularımı kaybettim" şeklinde konuşuyor.

Gecenin saniyeleri çok yavaş ilerliyor, dakikalar gün gibi geliyor. Battaniyenin altında elleri kulaklarında beklerken sabahın bir an evvel gelmesini arzuluyorlar. Gece bombardımanı hepsinden daha korkunç, çünkü.

Evlerde elektrik yok. İsrail bombardımanı altyapıyı darmadağın ettikten sonra Gazze'nin bir çok yerinde tamamen elektrik kesilmiş durumda. Akaryakıt kıtlığı ise bir çok elektrik trafosunu atıl bıraktığı için gecelerin çoğu karanlıkta geçiyor. O yüzden son gelişmeleri ya pilli radyodan ya da cep telefonlarından takip ediyorlar. Anne "Bütün haberler aynı, hepsinin rengi kırmızı. Kalplerimiz sadra şifa olacak bir habere muhtaç."

HAYALET KENT

Zaten aylardan beri sürmekte olan kuşatmanın yanına bir de saldırılar eklenince hayat iyice çekilmez olmuş. Gazze, bütünüyle hayalet bir kente dönmüş, caddeler bomboş, sokaklarda insan görmek çok zor. Dükkanlar kapalı, okullar kapalı, hayat tamamıyla durmuş durumda. Akraba ve aileler arasında gidip gelmeler de tamamen kesilmiş, hatta bırakın bir evden diğerine gitmeyi, insanların bir kattan diğerine çıkması bile yasak ve tehlikeli.

Aileler yakıt yokluğu nedeniyle ufak tefek malzeme bulabilseler bile onu pişiremiyorlar. Bu nedenle bazı aileler, etraftan buldukları çer çöp, odun ve tahta ne bulurlarsa yakıyorlar.

Ebu Enes, "Ölüm korkusundan yeme içmeden de kesildik. Ne yiyecek pişirebiliyoruz ne de var olanları yiyebilecek iştahımız kaldı. Etrafta çocuklarımızın cesetleri sağa sola dağılırken insanın aklına yemek nerden gelir ki?" Ebu Enes, aile ve çocuklarının şimdiye kadar sağ kalmasının bile olağanüstü bir durum olduğunu söylüyor.

Diğer insanlarla tek iletişim araçlarının cep telefon olduğunu söyleyen Ebu Enes, hüzün dolu bir sesle "Birbirimizden helallik diliyoruz, vedalar ediyoruz. Kim kimden önce ölecek bilemiyoruz." şeklinde konuşuyor.

Gazze'deki soykırımın ve insanlık suçunun beşinci gününde içinde bulunduğu onca acı ve sıkıntıya, karşı karşıya kaldığı bunca vahşete rağmen direnişini sürdürüyor, "inananlara yardım etmeyi üstümüzde bir sorumluluk olarak görmüştük" ayet-i kerimesi mucibince bir an bile Rablerinden ümit kesmiyor ve zaferin kendilerinin olacağına bütün kalpleriyle inanıyorlar.

Bu haber toplam 770 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri