Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsrail Devleti'nin meşruluğu yok

31 Aralık 2008 / 12:11
İsrail'in gayrimeşru bir devlet olduğunu söyleyen Albayrak, Türkiye'nin politikalarını da eleştirdi.
Mehmet Toprak, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hakan Albayrak ile İsrail’in son insanlık suçu olan Gazze katliamı üzerine konuştu. Kanalahaber.com’a özel açıklamalarda bulunan Albayrak, İsrail vahşetinin arkasındaki gerçek hedefin ne olduğu; Mahmud Abbas’ın İsrail ile işbirliğinde içinde olup-olmadığına ve Türkiye’nin bu insanlık suçu karşısında somut neler yapabileceğine dair çarpıcı tespitlerde bulundu.

Türkiye, Filistin’deki tapularına sahip çıksın”

“Herhalde Anayasa’da Türkiye-İsrail stratejik ittifakı değiştirilemez diye gizli bir madde var”

TBMM’de bir milletvekili İsrail ile yapılan anlaşmalar için neden soru önergesi vermiyor”

“Uluslar arası güçler tarafından İsrail’in bombalanması lazım”

Türkiye’nin İsrail ile yaptığı askeri anlaşmaları yırtıp çöpe atması lazım”

İsrail, gayr-i meşru bir devlettir”

İsrail, Gazze’nin belini asla ve katta kıramayacak!”

İsrail’in her saldırısından Hamas güçlenerek çıktı”

“Mahmud Abbas, Filistin devlet başkanı unvanına layık olmayan bir haindir”

Hamas’ın ateşkesi bozması kuyruklu bir yalan”

HAMAS’IN ATEŞKESİ BOZMASI KUYRUKLU BİR YALAN”

· İsrail’in Gazze katliamı ile ulaşmak istediği hedef nedir? Hamas’ın attığı roketler İsrail saldırılarının gerekçesi sayılabilir mi?

Hamas’ın attığı roketler İsrail saldırısının nasıl gerekçesi sayılabilir? Yani “Hamas, iki füze salladı, ateşkesi bozdu, bu harekâtta onun için yapılıyor” tarzındaki kuyruklu yalana inanabilmek için çok salak olmak lazım. Zaten İsrail ve işbirlikçileri de dünyayı salak yerine koyuyorlar. Bu kadar geniş kapsamlı ve sofistike bir harekatla, Gazze’deki bütün stratejik mevziler ve Hamas’ın bütün karakolları, üsleri yerle bir ediliyor. Bununla yetinilmiyor, cemaatlerin toplandığı bütün camiler, öğrencilerin bulunduğu üniversiteler yerle bir ediliyor ve Gazze’nin bütün hayat damarları kesiliyor. Bir soykırım uygulanıyor. Bu kapsamlı harekâtın 2 saat içinde planlandığına inanmamızı istiyorlar. Böyle bir şey yok.

“İSRAİL ATEŞKES YAPTIĞI GÜN SALDIRI HAZIRLIKLARINA BAŞLAMIŞ”

Nitekim şimdi ortaya çıkıyor ki İsrail Savunma Bakanı –daha doğrusu İsrail Saldırı Bakanı- Ehud Barak, 18 Haziran’da harekata hazırlık emrini vermiş. 19 Haziran’da da Hamas’la ateşkes imzalamışlar. İsrail’in bu ateşkes kararı barışa bir şans tanıma amacına matuf değildir. Başından beri Hamas ile nihaiyi hesaplaşma için vakit kazanmaya dönük bir dümendir. Amaç Hamas’la birlikte halkı da yerle bir etmek ve Gazze’yi İsrail yandaşlarına peşkeş çekmek. Mesele füzeler idiyse Hamas’ın ateşkese uyduğu aylar boyunca neden abluka ve ambargo kaldırılmadı? Bu katliamlar yeni değil ki… Zaten aylardır, yıllardır devam ediyor. Gazze’de ilaç bulamadıkları için, aç oldukları için ölen çocukların katili kim? İsrail değil mi? “Hamas’ın füzeleri yüzünden oluyor bunlar” yalanının önüne geçmemiz lazım. Hamas’ın seçimleri kazandığı günden beri, Filistin’e dönük İsrail’in ve ABD’nin başını çektiği bir ambargo var. Füze olmadan önce de zaten Filistin boğulmaya çalışılıyordu.

“FİLİSTİN’DE HAMAS YOKKEN DE İSRAİL SALDIRILAR YAPIYORDU”

Hamas’ın olmadığı yıllara gidelim. 1960’da Doğu Kudüs, Mescid-i Aksa işgal edildi. 1967 yılından 1987 yılına kadar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “İsrail bütün Batı Şeria’dan çekilsin” şeklindeki birçok kararına rağmen hiçbir uluslar arası kuruluş, İsrail’i işgal ettiği topraklardan geri çekilmeye zorlamaya dönük bir çaba içine girmemiş ve İsrail bu zaman zarfında uluslar arası hukuku çiğneyerek, Doğu Kudüs’te ve Batı Şeria’da yerleşim yerleri kurmuş, hiç kimse buna ses çıkarmamış. 1987’ye kadar Hamas diye bir şey ortada yok. Bugün işgal için gerekçe olarak Hamas gösteriliyor ama dün Hamas yokken işgalin derinleşerek devam ederek bugüne dek sürdüğünü görüyoruz. 1991’deki Oslo görüşmesi ve 1993’deki anlaşmaya göre İsrail 1999 yılına kadar yani 2000 yılına varmadan Gazze ve Batı Şeria’da bütün askerlerini ve yerleşimcilerini geri çekecek ve Gazze ve Batı Şeria’da bağımsız bir Filistin Devleti kurulacaktı. 2008’deyiz. Yani takvimi 9 sene geçtik. Neden yapılmadı bunlar? O zaman Hamas, Arafat’ın İsrail ile yaptığı görüşme ve anlaşmaları sessizce izliyor ve bir şey yapmıyordu.

“MAHMUD ABBAS, FİLİSTİN DEVLET BAŞKANI ÜNVANINA LAYIK OLMAYAN BİR HAİNDİR”

· Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, başkanlık süresini uzatmak adına İsrail ile işbirliği yapıyor mu?

Mahmud Abbas, Filistin Devlet Başkanı unvanına layık olmayan bir haindir. Orada kendi halkı bombalanıyor, çocuklar katlediliyor. Abbas ise bunları yapan İsrail’i eleştirmeden önce Hamas’ı eleştiriyor. Abbas’ın İçişleri Bakanı olarak atamak istediği Muhammed Dahlan bir dönem Gazze’de terör estiriyordu. Seçilmiş Hamas hükümetini alaşağı etmek için katliamlar yapıyorlardı. Dahlan’ın başında olduğu bu oluşuma Filistin’in su yüzüne çıkmış Ergenekon’u diyebiliriz. Ama Hamas bunları etkisiz hale getirdi. Nihayetinde Gazze kurtarılmış bölgeye dönüştü. Hamas başından beri uzlaşmacı bir tutum sergiliyor. Bugün bir yazar “Hamas şiddetten besleniyor” demiş. Hamas’ı adeta Ergenekon yerine koymuş. Bu çok ayıp bir şey. Hamas seçimleri kazandığı gün “Biz İsrail’le görüşmeyiz ama Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın ve Türkiye’nin İsrail ile görüşmesine de ses çıkarmayız” dedi. Hamas, tek başına hükümet kurabilecek konumda olduğu halde El Fetih ile birlikte kurmak istedi. Ama buna rağmen Hamas’a ve Hamas üzerinden Filistin halkına saldırılar devam ediyor.

“İSRAİL’İN HER SALDIRISINDAN HAMAS GÜÇLENEREK ÇIKTI”

· İsrail’in bu son saldırıları Mahmud Abbas yönetimi ve Hamas’ı nasıl etkiler?

İsrail’in Filistin halkına uyguladığı bu soykırım harekatı bir ilk değil. Bundan daha ağır harekâtlara da maruz kaldılar. Her saldırıdan Hamas güçlenerek çıktı. Liderleri Şeyh Ahmed Yasir -Allah rahmet etsin- şehit edildiğinde, herkes “İşte Hamas bitti” demişti. Ondan birkaç hafta sonra onun yerini alan Rantisi şehit edildiğinde ise “bu sefer tamamen bitti” denildi. Ama bir baktık iki sene sonra Hamas, Filistin halkının omuzları üstünde iktidara uzandı. Daha sonra uluslar arası ambargo ve abluka başladı. O zaman da “Filistin halkı Hamas’a verdiği destek ve oylardan pişman olacak, Hamas’a sırt çevirecek” denildi. Ama gelişmeler Hamas’ın lehine oldu. El Fetih’in güçlü olduğu Batı Şeria’da bile Hamas’ın oylarının arttığı görüldü. Yapılan kamuoyu araştırmalarında İsmail Haniye’nin Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mahmud Abbas’ı geçeceği ortaya çıktı. Bu harekâttan sonra da Hamas’ın daha da güçlenerek çıkacağını ümit ediyorum.

“İSRAİL GAZZE’NİN BELİNİ ASLA VE KATTA KIRAMAYACAK”

İsrail saldırılarından televizyona yansıyan bir görüntüde, Gazze’de İsrail füzesi ile vurulan bir delikanlı yerde yatıyor. Reuters Ajansı’nın kamerasına doğru işaret parmağını yükseltiyor ve “La ilahe illallah”, Allah’tan başka ilah yok diyor. Yani bunlar gelip-geçici, biz güce tapmayız, zalimlerin gücüne isyan etmeye devam ediyoruz diyor. Bu genç ölürken bunları söylüyor. Ben kendim Gazze’de bulundum. İsrail’in Gazze’nin belini asla ve katta kırabileceğine inanmıyorum. Bir İsrailli stratejistin de belirttiği gibi “Afganistan’da Rusların, şimdi Amerikalıların yaptığı hatayı, Vietnam’da Amerikalıların yaptığı hatayı Siyonist İsrail rejimi Filistin’de tekrar ediyor. Şiddeti bastırmak için daha fazla şiddete başvuruyor. Ama bu yenilgini kaçınılmazlığına gölge düşürmeyecektir. İsrail’in yenilgisi kaçınılmazdır”.

“İSRAİL, GAYR-İ MEŞRU BİR DEVLETTİR”

· “İsrail, Filistin’de giriştiği sivil katliamlardan sonra Hamas hep güçlenerek çıktı” diyorsunuz. Hedef Hamas’ı etkisiz hale getirmekse İsrail neden Hamas’ı daha da güçlendiren bir strateji izliyor?

İsrail’de bir mantık aramamak lazım. İsrail gayr-i meşru bir devlet. Kendisi de bunu biliyor. Orada bulunmaya hakkının olmadığını çok iyi biliyor. Kan döken ve zulüm üzerinde yükselen bir devlet. Bu saldırılarıyla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Daha sofistike bir plan yapamıyor. Hamas tarafından tanınmayan İsrail, bir varoluş kaygısı taşıyor. Hamas’ın tavrına baktığında da bir terör devleti olan İsrail’in içine sindirmeyeceğini görüyor. İsrail de son çare olarak şiddete başvuruyor.

“TÜRKİYE’NİN İSRAİL İLE YAPTIĞI ASKERİ ANLAŞMALARI YIRTIP ÇÖPE ATMASI LAZIM”

· İsrail’in bu saldırıları karşısında Türkiye somut olarak neler yapmalı?

Türkiye’nin İsrail ile yaptığı askeri işbirliği anlaşmalarını yırtıp çöpe atması lazım. Bu anlaşmalar başından beri skandaldır. Utanç verici bir şeydir. 1992’den beri İsrailli savaş –daha doğrusu soykırım- pilotları Türkiye semalarında eğitiliyor. Türkiye, İsrail’e bu imkânı sunuyor. İsrail’in yüzölçümü çok küçük, dolayısıyla İsrail hava sahası pilotların eğitimi için elverişli değil. Uçaklar daha kalkmadan hava sahası bitiyor. Türkiye’deki altyapı müsait olduğu için 1992’den beri Türkiye’yi bu iş için kullanıyorlar. Yani bugün Gazze’yi bombalayan aşağılık Siyonist katiller eğitimlerini Türkiye semalarında gördüler. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Gazze trajedisinde pay sahibidir. Bu utançtan bizim kurtulmamız lazım. Ama ne gariptir ki birçok siyasetçi, aydın ve sivil toplum örgütü İsrail’i kınadığı halde bu konuya dikkat çekmekten geri duruyor.

“ULUSLAR ARASI GÜÇLER TARAFINDAN İSRAİL’İN BOMBALANMASI LAZIM”

· “Mağdur olan Filistin halkının acısını paylaşıyoruz ama devlet olarak menfaatlerimiz neyi gerektiriyorsa onu yaparız” şeklindeki söylemi nasıl buluyorsunuz?

Güney Afrika’da ırkçı rejim yönetimde iken Birleşmiş Milletler –ABD, İngiltere ve İsrail hariç- dünyanın bütün ülkeleri Güney Afrika’yı boykot ettiler. Güney Afrika ile bırakın ekonomik ilişkiler kurmayı, Güney Afrikalı bir sinemacının uluslar arası bir film festivaline katılması bile yasaktı. BM’nin bu kararında “iyi niyetli-kötü niyetli beyaz işgalci”, ayırımı da yapılmıyordu. Güney Afrika Cumhuriyeti bir bütün olarak boykot ediliyordu. Bugün İsrail’in boykot edilmesi lazım. Hatta bana sorarsanız uluslar arası güçler tarafından İsrail’in bombalanması lazım. Çünkü mikrop bir soykırım terör rejimidir. Böyle bir terör rejimi ile Allah’a inanan vicdan sahibi bir insan menfaatler adına bir araya gelebilir mi? Zulmü desteklemekten vazgeçtiğinde Allah’ın bereketi ve rahmetinin üzerine yağacağına inanmıyor musunuz?

TBMM’DE BİR MİLLETVEKİLİ İSRAİL İLE YAPILAN ANLAŞMALAR İÇİN NEDEN SORU ÖNERGESİ VERMİYOR”

Gerçekçi ve samimi olalım. Bir yandan İran ve Suriye ile içli-dışlı olmak istiyoruz diyorsunuz. Öbür taraftan Türkiye hava semaları kullanılarak İsrail savaş uçakları Suriye’yi bombalıyor. Belki de bu uçaklar Konya’dan kalktı. Ama herhangi bir açıklama yapılmadan dosya kapatıldı. İran’la çok stratejik bir enerji işbirliği içine giriyorsunuz. Ama sınırlarınızdan İsrail ajanlarının İran’ı izlemesine de imkân tanıyorsunuz. Çünkü İsrail ile askeri işbirliği anlaşmasının bir boyutu da bu. Yürek ve vicdan sahibi bir milletvekili niye çıkıp bir soru önergesi vermiyorlar. “Niye İsrail ile işbirliği anlaşması imzaladık, biz İsrail ile niye savunma ittifakı kurduk, savunma ittifakı kurduğumuza göre ortak düşmanlarımız olmalı, lütfen bu ortak düşmanları bize açıklar mısınız?” bunları niye sormuyorlar. İran mı ortak düşmanımız, Suriye mi ortak düşmanımız, Gazze’deki kadınlar mı, çocuklar mı ortak düşmanımız?

“HERHALDE ANAYASA’DA TÜRKİYE-İSRAİL STRATEJİK İTTİFAKI DEĞİŞTİRİLEMEZ DİYE GİZLİ BİR MADDE VAR”

· İran, Irak ve Suriye ile cumhuriyet tarihimizin en önemli yakınlaşma sürecindeyiz. Bunlar yaşanırken neden bir türlü İsrail’den vazgeçemiyoruz?

Herhalde Anayasa’da Türkiye-İsrail stratejik ittifakının değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez diye gizli bir madde var. 1950 yıllardan beri Türkiye, İsrail adına Suriye ve Lübnan’ı kontrol altına tutmakla mükelleftir. Nitekim Adnan Menderes döneminde Suriye ile bir sorunumuz olmadığı halde sınıra durduk yere milyonlarca mayın yerleştirildi. Dönemin Suriye Başbakanı, “Sayın Menderes tutturmuş Bağdat Paktına gireceksiniz diye. Bağdat Paktı, emperyalistlerin bir tezgahı. Biz bu emperyalistlerin elinden zor kurtulduk. Şimdi kendi rızamızla niye girelim” diyor. Bağdat Paktı’nın başını çeken adam kimdi? Irak Başbakanı Nuri Said Paşa? Nuri Paşa kim? Ünlü İngiliz Casus Lawrence’nin tertiplediği ayaklanmanın başını çeken adamlardan biri. Yani bir İngiliz ajanı idi. Suriye de haklı olarak “biz bu İngiliz ajanı ile iş tutmak istemiyoruz” , “Sayın Menderes lütfen bizi Sovyetlerin, Cemal Abdunnasır’ın kucağına itmesin. Bizim Türkiye ile sorunumuz yok” diyordu. Suriye Cumhurbaşkanı’na zamanın basın mensuplarının “Türkiye Başbakanı Menderes iki tümen askerle Suriye’yi işgal ederiz” hatırlatmasına, “Doğru edebilir. Bizim Türkiye’ye direnecek gücümüz yok. Ama bunun sebebi ne? Niye başkaları adına bizimle kavga ediyor?” şeklinde cevap veriyor. Lübnan’da Müslüman Arap milliyetçilere savaşan Hıristiyan milislere Türkiye üzerinden silah yardımı yapıldı. Bu şekilde örnekleri çoğaltmak mümkün.

Geçmişte İsrail ile Türkiye arasındaki işbirliğinin gerekçesi Suriye, Irak ve İran tarafından kuşatılma olarak gösteriliyordu. Diyelim ki bu gerekçeler doğru idi. Ama bugün İran ve Suriye ile can-ciğer kuzu sarması oldun. Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve Başbakanı Maliki, Türkiye ile yakınlaşmadan şeref duyduğunu söylüyor. Barzani ile de anlaşıyorsun. Demek ki İsrail’le yakınlaşmanın gerekçeleri ortadan kalktı. Peki neden revizyona gidilmiyor bu konuda?

“TÜRKİYE, FİLİSTİN’DEKİ TAPULARINA SAHİP ÇIKSIN”

· Mısır Dışişleri Bakanı Ahmed Ebul Geyt’in Başbakan Erdoğan’la görüşmesinde elindeki Filistin dosyasını Türkiye’ye teslim etti şeklinde yapılan yorumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde Abdullah Gül, Filistin’in tapusu bizde açıklamasını yapmıştı. Türkiye bu tapulara sahip çıksın. Türkiye öteden beri Filistin’e çok büyük yardımlarda bulunuyor. Devlet ve hükümet bir yardım teşkilatı değil. Tabiî ki yardımlar yapılacak. Ama esas yapılması gereken Filistin’in selameti için Türkiye’nin son yıllarda uluslar arası arenada kazandığı temsil kabiliyetini sonuna kadar kullanmaktır. Belki bugün bir kazanım elde edilemez ama Müslüman halklara bir umut vermek ve “Türkiye, İsrail’in karşısında” imajının altını iyice çizerek, Arap rejimlerini hiç değilse Türkiye ile rekabet etmek adına Filistinlilere sahip çıkmaya zorlamak gerekiyor. Dün Filistinli bir genç, “İslam dünyasında Türkiye’den başka bir ülke yok” diyor. Ama Türkiye üzerine düşeni yapıyor mu? Bana göre eksik yapıyor. Gazze’yi bombalayan pilotlar sizin semada yetiştiği müddetçe ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin havada kalacaktır.

· Başbakan’ın Ortadoğu’ya yapacağı gezi bir sonuç verir mi?

Sonuç vermesini umuyorum. Bu geziden memnunum. Türkiye’nin Suriye ve İran ile beraber gözükmesi durumunda belki İsrail’i bu saldırılardan cayabilir.
Kaynak:
Bu haber toplam 1752 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri