Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsrail'i korkutan anket

30 Ocak 2009 / 08:20
Bu yazı gelecek hafta yazmak için planlamıştı. Demek ki vakti şimdi imiş…
Aşağıda sonuçlarını vereceğim bir anket, Başbakan Erdoğan’ın Gazze konusunda nasıl bir kamuoyunu arkasında hissettiğini çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Ama önce düne dönelim.
Başbakan Erdoğan, dün akşam Davos’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Mun, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in katıldığı "Gazze: Ortadoğu'da Barış" panelinin sonunda İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in sözlerine cevap verirken sözü kesilince toplantıyı terk etti. Erdoğan "Benim için Davos burada bitmiştir" dedi ve yanlı tutumu nedeniyle moderatöre tepki gösterdi.
Bu olayın yansımalarını birkaç başlıkta şöyle değerlendirebiliriz:
1. Dünya medyasının projektörlerini Davos’a çevirdiği bir ortamda Başbakan Erdoğan bu tavrıyla, Gazze vahşetini dünya kamuoyunun gündemine damardan sokmuş ve Davos’ta adeta Gazze sergisi açmıştır.
2. Toplantıda BM Genel Sekreteri’nin bulunmuş olması büyük bir avantajdır. Başbakan Erdoğan 3–5 ahbabın geyik yaptığı ve birbirlerinin gazını aldığı bir ortamda “Ah Filistin” edebiyatı çekmemiş, Gazze’deki vahşetin dile getirilebileceği en kritik mahfilde “kral çıplak” demiştir.
3. Başta Osmanlı coğrafyası olmak üzere tüm İslam dünyasında, Fas’tan Filipinlere kadar tüm Müslümanlar Erdoğan’ın bu tavrını alkışlayacaklardır. Erdoğan İslam dünyasında bir hit olacaktır. Kuşkusuz bu durum Türkiye’nin dünyadaki imajı açısından güçlü bir fotoğraf sunacaktır.
4. Gazze’de verilen 1500 şehide bedel bu vahşetin Türk halkının ortak refleksi ile dünya kamuoyuna yüksek sesle haykırılması, 1 Milyar 300 Milyonluk İslam dünyasının uyanışına ve ve bir nebze kendine gelmesine zemin hazırlamıştır.
5. İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in, olayın ardından Erdoğan'ı telefonla arayarak özür dilemesi, biraz da dünya kamuoyunu teskin etmeye, rüzgârın İsrail aleyhine dönmesini engellemeye yöneliktir.
6. Türk medyasının belli bir grubu Davos’ta yaşananların Türkiye’ye faturasının ağır olacağı edebiyatı yapacaktır. Çünkü onlar için dünyadaki statükonun, özellikle de İsrail’in çıkarlarının korunmasının her türlü insan hakkından daha değerli olduğu algısı zihinlerine nakşedilmiş, o şekilde konumlandırılmışlardır. Biraz da korkutulmuşlardır.
7. Fakat onların bu tutumu kamuoyunun daha da bilinçlenmesine ve yıllardır meğer kimler tarafından yönlendiriliyormuşuz sorusunun kuvvetle sorulmasına neden olacaktır. Bu da hayırlı bir gelişmedir.
8. Başbakan Erdoğan’ın toplantıyı terk etmesinin ardından eşi Emine Erdoğan’ın gözyaşlarına boğulmasının nedeni, sanırım büyük ölçüde eşinin can güvenliğinden duyduğu endişeden kaynaklanmaktadır. İsrail gizli servisleri bu konuda iyi bir sicile sahip sayılmazlar.
9. Dünya basını Gazze’de yaşanan vahşete kayıtsız kaldı. Gazze’deki soykırıma taşıdığı haber değeri ölçüsünde yer verilmedi. Dünyaca tanınan bir lider olan Başbakan Erdoğan’ın bu tavrı, Gazze’de ne oldu ki sorusunun yüksek sesle sorulmasına neden olacaktır. Bu konuda bilgisiz bırakılan ve haber açlığı çeken Batı kamuoyunun meseleye ilgisi ve duyarlılığı artacaktır.
10. Kamuoylarında duyarlılık oluştukça, özellikle demokratik ülkelerin halklarının insani refleksleri artacak ve İsrail ben yaptım oldu kolaycılığında hareket etmesi güçleşecektir.
11. Davos ağırlıklı olarak ekonomik konuların konuşulduğu bir mahfildir. Başbakan Erdoğan bu çıkışıyla insan hayatının paradan daha değerli olduğunu dünyaya haykırmıştır.
12. Elden ayaktan düşen Bülent Ecevit’in ardından Başbakanlık koltuğuna oturan Erdoğan’ın dış temaslarında dik duruşu, gerektiğinde bacak bacak üstüne atması Türk halkı tarafından ilgi ile karşılanmakta ve hoşlanılan bir resim sunmaktadır. Dün akşamki görüntü Türk halkının devletine olan saygısını ve güvenini artıran bir fotoğraf sunmuştur.
13. Artık olan olmuştur. Sözü edilen Türkiye Cumhuriyeti başbakanıdır ve bu yönüyle bir parti liderinden daha öte değerlendirilmelidir. Bugün Türk halkına düşen bir partinin liderine değil, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına sahip çıkmak ve attığı adımda yalnız olmadığını hissettirerek eğer varsa riski paylaşmaya hazır olduğu güvencesine yansıtmaktır. Oy’dan bahsetmiyorum... Yapılan doğru işlerde sorumluluk sahibi insanların yalnız bırakılmaması gerçeğinin altını çizmeye çalışıyorum.
İşte çarpıcı anket…
Şimdi gelelim önümüzdeki hafta yazmayı düşündüğümüz, fakat öncelik değişince öne çekmek zorunda kaldığımız ankete.
Dünyada ağırlığı olan her ülke, önem verdiği ülkelerin kamuoylarının nabzını periyodik olarak tutar ve nabız yoklar. Bu tür araştırmalar açıklanmaz, sadece ilgili mahfillerde değerlendirilir.
İsrail’in Gazze vahşetini sürdürürken dünyanın tepkisini kontrol açısından çeşitli ülkelerde kamuoyu araştırmaları yaptırmamış olması ve bombardıman sürecinin nasıl algılandığını sorgulamamış olması düşünülemez. Tabi ki onlardan ne tür sonuçlar çıktı bilmiyoruz.
Geçen hafta Türkiye gündeminde ses getiren haberlerden biri de, Londra'nın Walthamstow bölgesindeki Kelmscott ortaöğrenim okulu 10'uncu sınıf öğrencisi Barış Can Kuş’un, sınıf arkadaşlarıyla sohbet ederken, Türk askerlerinin Gazze'ye giderek, Filistinli çocukları kurtaracağını söylemesi ve bu konuşmaya tanık olan Yahudi asıllı öğretmenin kendisini disipline vererek cezalandırması oldu.
Bu örnek gösteriyor ki, Yahudilerin en büyük endişesi, Türkiye’nin olan bitene kayıtsız kalmayarak her an bir adım atma endişesiymiş. Gelelim İsrail’in neden bu kadar endişelenmiş olabileceğine…
Barış Can Kuş, Türk askeri Gazze’ye gidecek ve Filistinli çocukları kurtaracak sözlerini sarf etmeden birkaç gün önce, GENAR tarafından Türkiye genelinde 9-19 Ocak 2009 tarihleri arasında 14 ilde 1903 kişiyle yüz yüze görüşülerek bir anket yapıldı. Araştırma bulguları 14 yaşındaki Barış Can Kuş’u doğrular mahiyette çıktı. Araştırma sonuçlarına göre, Başbakan Erdoğan’ın İsrail’in Gazze saldırılarına karşı söylemlerini destekleyenlerin oranı %71.9 olarak görünüyordu.
Fakat asıl önemli olan, Gazze saldırılarından sonra Türkiye’nin yapması gerekenlerle ilgili olarak katılımcıların verdiği cevaplar arasında, Gazze’ye Barış gücü olarak Mehmetçik gönderilmelidir diyenlerin oranının %59, gönüllü olarak Gazze’ye gitmek isteyen kişilere imkân verilmelidir diyenlerin %59.4 olmasıdır.
Şimdi sıkı durun; Gönüllü olarak Gazze’ye gidilmelidir diyen kitleye kendilerinin Gazze’ye gitmek isteyip istemedikleri sorulduğunda %63,2’sinin Gazze’ye gönüllü olarak gitmek istediği görülmüştür.
71 Milyonluk ülkenin yüzde 63’ünün “ben gidiyorum Gazze’ye’ demesi, İsrail’in nüfusunun 6 katına denk gelir. Bilmem anlatabildim mi?
Türkiye’nin dört bir yanında meydanları inleten ve vahşete karşı öfkesi kabaran Türk halkının hissiyatını İsrail’in doğru okumaması ve çeşitli kamuoyu yoklamaları ile bunu öğrenmemiş olması düşünülemez. İsrail bu gerçeği gördü. Bize göre, Türk halkının tepkisi bu vahşetin durdurulmasında en büyük etken oldu. Kamuoyu araştırmalarına itibar eden ve sık sık araştırma yapan Başbakan Erdoğan’da kamuoyunun kendisine verdiği desteği algıladı ve daha cesur davrandı.
Üstelik, bir avuç Filistinli’den çekinen İsrail, onların nüfusunu uzun vadede daha da azaltmak için Gazze’de kısırlığa neden olan fosfor ve Duna bombaları kullanmaktan çekinmedi. Filistinli’ye bunu yapan Türkiye’yi daha fazla tahrik etmeye cesaret edebilir mi?
Yeter ki Türkiye kendine gelsin ve içerideki ayak bağlarının etkisini minimize ederek yoluna emin adımlarla devam etsin.
Hepsi olacak… Az sabır…

Kaynak:
Bu haber toplam 850 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri