Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsrail'i Lanetleme Tesellisi

06 Ocak 2009 / 10:54
Hep böyle mi olacak? İsrail vuracak, Arap dünyası olayın içinde, İran'ın zaten işine geliyor, Türkiye her şeyi biliyor, biz çıkıp sokaklarda bağıracağız?
İsrail ordusu kara harekatına hazırlanırken bir askerin tank üzerindeki Tevrat okuyan görüntüsü doğrusu beni imrendirdi. Helal olsun dedim, bu devlet askerine nasıl bir iman gücü yüklemiş ki, bombanın düğmesine basmandan önce Tanrısının emirlerini okuyor.

İlk İsrail mitingine 1996 yılında gitmiştim. O zaman da İsrail vuruyordu. Yine masum çocuklar, ağlayan anneler, kopan kollar vardı ekranlarda. Aradan 13 sene geçti, yine mitinglerde lanet okumaktan başka çaresi olmayan bir toplum durumundayız. Bir Allah'ın kulu çıkıp da, İsrail'e lanet etmek yerine, gözünü ve sözünü kendi devletine çevirip, “En az İsrail kadar sen de suçlusun. Sen de bu işin içindesin. Adam, vurmadan önce gelip sana söylüyor, gidiyor, vuruyor, bu sefer çıkıp insanlık dramından bahsediyorsun. Çocuk mu kandırıyorsun? Yazıklar olsun!” demiyor. İşte ben diyorum. En az bir İngiliz kadar cesur olmayı deneyip, sessiz kalan hükümetimize kızabilirdik. Ben ölen masun çocukların katline sessiz kalan devletimizi ve İran, Suriye, Mısır, Lübnan, Arabistan dahil bütün İslam ülkelerini suçluyorum. (Hoş bunların ne kadar İslam ülkesi olduğu tartışılır ama konumuz bu değil). Hepsi bu işin içindedir, hepsi anlaşılmış, önceden planlanmış bir oyunu oynuyorlar bütün dünyaya.

Kamran İnan'ın bir sohbetini dinlemiştim, dış politikayla ilgili şöyle bir yorumda bulunmuştu: “Dış politikada duygusal davranılmaz. Birinci öncelik millî menfaatlerdir. Din, dış politikada belki de 4. veya 5. sırada ancak olabilir. Uluslar arası arenada dinî inançlarınızla politika güdemezsiniz.” Bu anlamda İsrail kurulduğunda onu tanıyan ilk ülke olan Türkiye'nin bugün olan bitene sessiz kalmasını anlayışla karşılamak mümkün. Ama en azından Türkiye, kendi halkına uyguladığı, “İsrail'i Lanetleme Tesellisi” uygulamasından vazgeçmelidir.

Filistinli kardeşlerimize de kızıyorum. İnsan kendi insanını para uğruna ispiyon eder mi? İşte burası “Gel, vur” der mi? Ne anlama geliyor bunlar? Neyin karşılığında o masum çocukların hayatı üzerinden pazarlık yapılıyor?

Hep böyle mi olacak? İsrail vuracak, Arap dünyası olayın içinde, İran'ın zaten işine geliyor, Türkiye her şeyi biliyor, biz çıkıp sokaklarda bağıracağız, “Oradaydım, ben de isyan ettim, ben de lanet ettim” kabilinden biraz olsun teselli bulup, rahat döşeklerimize başımızı rahatça koymaya devam mı edeceğiz?

Hem ülke hem de toplum 'İsrail'i Lanetleme Tesellisi'nden vazgeçmeli, büyüklüğümüze, ciddiyetimize, inancımıza yakışır tavırlar göstermeliyiz. İsrail vuruncaya kadar dost geçinip, vurunca dostluk grubundan istifa etmekle olmaz bu işler. Komik oluyor, haberiniz olsun.

EKREM ÖZDEMİR- HABERNAME
Bu haber toplam 2346 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri