Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İslam alimleri İstanbul'da buluştu

11.05.2009 17:03
Yeni Ümit Dergisi ile Akademik Araştırmalar ve İnternet Vakfı'nın organize ettiği 'Kur'an'ın Mucizevi Korunması' başlıklı sempozyum yerli ve yabancı ilim adamlarını bir araya getirdi.

Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezi'ndeki (FKM) açılış oturumunda söz alan akademisyenler, 14 asır önce inen Yüce Kitap'ın bir harfi bile tahrif olmadan günümüze kadar aktarıldığına dikkat çekti. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, "Kur'an hem korunmuş hem de bizi korumuştur. Biz ondört asırdır onun etrafında derlendik toplandık." dedi. Dımaşk Üniversitesi'nden Prof. Dr. M. Said Ramazan el-Bûtî ise Kur'an-ı Kerim'in Hz. Peygamber'in dudaklarından çıktıktan sonra yazıldığını ve ezberlenerek günümüze kadar noksansız ulaştırıldığını vurguladı.

Türkiye ve yurtdışından çok sayıda ilim adamının katıldığı sempozyum, Beyazıt Camii imamı Suat Göztok'un Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından konuşmalara geçildi. Sahasında otorite isimler tek tek söz alarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Dünyanın en ücra köşesinde yaşayan bir Müslüman'ın elindeki Kur'an-ı Kerim ile en eski nüshalar arasında hiçbir fark bulunmadığına dikkat çeken ilim adamları, "Zamana meydan okuyan Kur'an-ı Kerim, Allah'ın koruması altındadır. İlelebet de böyle kalacaktır." fikrinde birleşti. Sadece Türkiye'de 90 bin hafız bulunduğunu anlatan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, korumanın sadece yazıyla değil nakille de devam edeceğini belirtti.

Sempozyuma verilen arada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bardakoğlu, Kur'an'ın Orta Asya coğrafyasına, Türk cumhuriyetlerine, Balkanlar'a ve komşu ülkelerin dillerine en güzel tercümesini yapmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. 'Kur'an'ı Kürtçeye de çevirecek misiniz?' sorusuna ise şu karşılığı verdi: "Bizim amacımız İlahi mesajı herkese ulaştırmak. Şu an için böyle muşahhas bir çalışma yok ama ileride bu tür çalışmalar da yapılacaktır.
Verilen aradan sonra  oturumlara geçildi  sempozyum her biri sahasında uzman olan akademisyenlerin yaptığı sunumlarla devam etti.

Sempozyumun 2. gününde " Dr. Ergün Çapan'ın 'Kur'an'ın Muhafazasında Şok Hadiselerin Yeri' başlıklı sunumu büyük ilgi gördü. Kur'an'ın nazil olduğu şekliyle Allah tarafından muhafaza edildiğini belirten Çapan, sahabelerin ayetleri hafızalarına kaydetmelerini tıp ilminin ışığında değerlendirdiğini söyledi. Yeni Ümit Genel Koordinatörü Dr. Ergün Çapan, bilgilerin ve yaşanan olayların kaydedilerek hafızanın oluşmasında rol oynadığını, bunun da beş duyu organıyla gerçekleştiğine dikkat çekti. Çapan sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsan, hafızaya kaydı içten ve dıştan gelen uyaranlarla yapıyor. Hissî önem derecelerine göre acı, sevinç ve korku gibi insanın üzerinde tesiri olan durumlar hafızayı kuvvetlendirir." Ayet ve hadislerin pek çok sürp-riz olay, şok hadise ve sorularla irtibatlı olarak nazil olduğunu, bu koordinatlarla zihinlere kodlama yapıldığını vurgulayan Çapan, "Çarpıcı, merak uyaran soruların insanların dikkatini çekmede, zihinlerini uyarmada çok önemli bir yeri vardır. Hele de bu şok hadiseler hakkında semadan hüküm bekleniyorsa bunun uyandırdığı ilgi, heyecan ve ihtimam tasavvurlar üstüdür. Böylece şok hadisler, sürpriz olaylar beraberinde gelen vahiy zihinlere kodlanmış ve nakşedilmiştir." açıklamasını yaptı.

Kur'an'ın hadiselerle zihinlere ve ruhlara perçinlendiğini aktaran genel koordinatör, "Aradan yıllar geçse de sahabelerin hafızalarından silinmesi mümkün değildi. Kur'an'a bu gözle bakıldığında vahyin, yaşanan olaylar, şok hadiselerle beraber yürüdüğünü görüyoruz." dedi. Sahabeden Evs bint Samit'in, hanımı Havle binti Sa'lebe'ye kızarak, 'Sırtım anamın sırtıdır' demesini örnek veren Çapan, "Sa'lebe, Allah Resulü'nden 'Bu konuda ilahi bir hüküm almadım. Kocan sana haramdır' hükmünü alınca uzun süre Allah'a yalvarıp yakarmıştı. Daha sonra da Allah, Mücadele Suresi'ndeki ayetleri indirmiş ve bu ailenin sorununu çeşitli kefaret yöntemleriyle çözmüştü. Bu ayetin inişinde etkili olan bu aile, bu ayeti hiç unutabilir mi?" diyerek Uhud ve Bedir savaşları sonrası sahabeyle ilgili inen ayetlerin de aynı hüviyette olduğunu belirtti.

Müminlerin annesi Hz. Aişe'ye atılan iftirayı da ele alan Dr. Ergün Çapan, "Tüm Medine'nin haberdar olduğu 'ifk' hadisesinden 1 ay sonra gelen vahiy hiç unutulmadı. Nisa Suresi'ndeki kadınlarla ilgili miras ayetleri de şok hadisesine örnektir." diye konuştu. "Psikoloji uzmanları, bilginin kendileriyle ilgili olaylarla irtibatlı olarak zihinde kaydedilmesinin çok önemli olduğunu ve böyle bir kayıtın uzun zaman devam ettiği söylemektedir." diyen Çapan, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İşte bu husus, Kur'an ve sünnetin hıfzında, muhafazasında en önemli dinamiklerden biridir. Zira onlar vahyin nüzulüne bizzat şahit olmuş ve bu olayları yaşamışlardır. Allah hitabında Peygamber Efendimiz'in sözlerine bizzat muhatap olmuşlardır. Allah Kur'an'ın hıfzı ve muhafazası için gerekli ortam ve şartları hazırlamış, yaşanan olaylarla sürpriz hadislerle şok tesiri bırakan vakalarla nazil olan ayetler koordinatlandırılarak hafızalara kaydolmuştur. Böylelikle yazı, nesilden nesile şok tesiriyle kodlanarak nakledilmiştir."

Yerli ve yabancı birçok ilim adamının bir araya geldiği Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezi'ndeki (FKM) sempozyumun kapanış konuşmasını Prof. Dr. Suat Yıldırım yaptı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu:

Bize düşen, istikameti korumak:  İnsanlar maalesef vahyin kıymetini bilemedi. Hz. Musa ve İsa'ya indirilen mushaf, özelikle din erbabı tarafından tahrif edildi. Onun için Kur'an gönderildi. Kur'an hem korundu hem korudu. Peygamberimiz'in bizden ne istediği bellidir. Bize düşen, istikametimizi korumak ve anlamaya çalışarak Yüce Kitab'ımızı hayatımıza rehber edinmektir.

Prof. Dr. Raşit Küçük (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı):

Onu anlamak her şeyden önemli:  Kur'an, hem okunan hem dinlenen bir kitaptır. Allah'ın elçisi onun nasıl okunacağını ashabına hem öğretmiş hem de onlardan dinlemiştir. Dilini hiç bilmeyen insanlara da ne kadar etki ettiği bilinen bir gerçektir. Onu anlamak ve hayat kitabı haline getirmek her şeyden önemlidir. Alemlerin Rabb'inin insanlığa gönderdiği son mesajdır. Zamanları aşan bu özelliklerini insanlığa tanıtmak gibi bir görevimiz vardır.


Prof. Dr. Ömer Dumlu (Dokuz Eylül İlahiyat Fakültesi Dekanı):

Tahrif olmayan yegâne kitap: Hz. Âdem ve Havva ile başlayan insanlık serüveni önemli yolculuklar kat etti. Müsteşriklerden biri, "Çok ülke gezdim, her ülkede Kur'an'ın aynı okunduğuna şahit oldum. Demek ki Kur'an günümüze kadar tahrif olmadan gelen yegâne kitap." demişti. Kur'an mesajı, günümüze kadar dağınık çalışmalarla ortaya konulmaya çalışmıştı. Ancak bugünkü kapsamlı toplantı ile bu gerçeğin daha güzel aktarılacağını umuyorum.

Prof. Dr. Nesimi Yazıcı (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı):

Her harfi korunmuştur: Kur'an, nasıl indiyse Peygamberimiz'in vefatından sonra bütün ayetler eksiksiz bir biçimde toplanmış ve sadırdan sadıra, satırdan satıra nakil ile günümüze gelmiştir. Hafızlarımız sayesinde Kur'an'ın harfine kadar nasıl korunduğunu bilmek bizim için yabancı bir durum değildir. Günümüzde de sayıları 25'i bulan ilahiyatlarda, camilerde, imam hatip liselerinde bu hizmet devam etmektedir.
Ahmet Ali el- İmam (Sudan Diyanet İşleri Müsteşarı): İlerlemek Kur'an'ı anlamakla mümkün Kur'an, bir hidayet kitabıdır. Geçmişin, günümüzün ve geleceğin kitabı. Sizin bunda büyük emeğiniz var. Çok güzel yazdınız ve yaşattınız. Bizim de ümmet olarak daha ileriye yürümemiz bu kitabı anlamak ile mümkün. Şayet bunu iyi anlayabilir ve anlatabilirsek. Kur'an bütün beyanı, üslubu ile bir mucizedir.

Prof. Dr. Muhammed Said Ramazan el-Bûtî (Dımaşk Üniversitesi Öğretim Üyesi):

İlahi Kitap'ı koruyan Allah'tır:  "İlahi Kitab'ımız, berrak bir semada ışıl ışıl parlayan muhteşem bir güneş gibi yolumuzu aydınlatıyor. Bu kitabın çağları aşarak büyük bir ihtimam ile günümüze kadar gelmesi büyük bir mucize. Tahrif etmeye çalışanlar bunu başaramadı. Çünkü Kur'an'ı Allah indirdi, onu koruyacak olan da O' dur.

İSAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın: 

Okunma lehçelerinde bile disiplin var: Müslümanlar Kur'an'ın korunmasında büyük itina göstermişlerdir. Kur'an'a büyük önem verilmiş, okunma lehçelerinde bile bir disiplin konulmuştur. Yüce Kitab'ın korunması iki yolla; ezber ve yazma ile olmuştur. Farklı kıratlar bile muhafaza edilmiştir. Kur'an'ın ibadetlerde okunması ve hafızalarda korunması bizim dinimize hastır.

Kaynak:
Bu haber toplam 1268 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri