Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İşte Çuval Olayı'ndaki tüm gerçekler

04.07.2009 15:46
'Çuval Olayı'nın 6'ncı yıldönümünde emekli general yaşananları tüm ayrıntılarıyla anlattı..
"Çuval Olayı"nın 6'ncı yıldönümünde TSK mensubu, olayların yakından tanığı olan emekli general, yaşananları HABERTÜRK'e anlattı: "Olaydan 45 dakika sonra Genelkurmay ve hükümetin haberi oldu. Ne Süleymaniye'deki yüzbaşımız ne biz, böyle bir kalleşlik bekliyorduk"

Bugün 4 Temmuz... Tam altı yi önce Türkiye'yi şoke eden ve Türk-Amerikan ilişkilerinde kapanması yıllar alacak olan bir yaranın açıldığı, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta Süleymaniye'deki askeri birliğinin basıldığı gün.


1 yüzbaşı, 2 üsteğmen ve 8 astsubayın başlarına esir asker gibi "çuval geçirilip" önce Süleymaniye'deki Atadi Parkı'na, ardından Kerkük'te cezaevi gibi kullanılan Amerikan Üssü'ne götürüldükleri gün.


HABERTÜRK, tarihe birçok soru işareti bırakıp kara bir leke olarak geçen "Çuval 0layı"nın yıldönümünde, o günlerde üst düzey komuta kademesinde olan bir isimle yaşananları konuştu.


Bugün emekli olan ve isminin saklı tutulmasını isteyen generalin anlattıkları bugüne de yarma da ışık tutacak cinsten. İşte, "Çuval 0layı"nın öncesi, sonrası ve bugünü...

ALPER URUŞ / AHT

AMERİKA'NIN TAKTİĞİ PARÇA PARÇA ALMAKTIR

■ 4 Temmuz 2003 günü ne oldu?
4 Temmuz'a gelmeden, 11 Eylül ve sonrasını konuşmakta fayda vardır. 11 Eylül 2001'de Amerika'da yaşanan terör olayının ardından Genelkurmay'da değerlendirme toplantısı yapıldı. Afganistan ve Irak değerlendirildi, dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'na da Amerika'nın Irak'a müdahalesi ve Türkiye'nin kırmızı çizgileri tekrar ifade edildi. Amerika'nın Irak'a müdahalesinin ardındansa ben, Amerika ile mutlaka oturup konuşalım önerisini getirdim. Bu, neticede bir alışveriş ve karar masasına oturduğunuzda Türkiye'nin konumunun netleşmesi anlamına gelecekti. Bunun nedeni de açıktı, Amerika'nın taktiği parça parça almak olduğu için, konumun önceden belirlenmesi gerektiğini söyledim.

MUTABAKAT MUHTIRASI'NA VARILMIŞTI

■ Çuval Olayı'ndan önce Amerika ile mutabakata varıldı mı?
2003 yılının başında Amerikan gemileri Akdeniz'e geldiğinde Amerika ile mutabakata varılmamıştı. Amerika'nın isteği, İskenderun Limanı ve Silopi üzerinden lojistik ve küçük unsurlarını Kuzey Irak'a geçirmekti.
Tezkere'den bir ay önce Ankara'da Dışişleri'nde "Mutabakat Muhtırası"na varıldı. Bununla birlikte K Irak'ta asker bulundurma ve Türkmenler'in haklarına tecavüz edildiği takdirde müdahale şansımız oluyordu. Ancak mutabakata varılsa da süreç farklı gelişti. 25 Şubat 2003'te birinci tezkerenin kabulünün ardından TSK olarak, "Birinci tezkerenin geçirilmesi, ikinci tezkerenin de geçeceği anlamına gelir" dedik ve uyardık. 1 Mart 2003'te ise ikinci tezkere bildiğiniz gibi Meclis'ten geçmedi. Bunun ardından Türkiye'deki Amerikan kuvvetleri yumurta, domates atılarak hem protesto edildi hem bu kuvvetler geri çekildi.
Kerkük'te ABD birliklerini komuta eden Albay Mayville'in bundan rahatsızlık duyduğu ve yakın çevresine "Bunun hesabını soracağını" dediği bilgisine de sahiptik.

TÜRKİYE-AMERİKAN İLİŞKİLERİ GERİLİYOR


■ Çuval Olayı, tezkerenin hesabı mıydı?
Ona gelmeden iki önemli olay yaşandı. îlki 2003 yılı Şubat sonu Mart başı gibi Bulgaristan'dan havalanan bir Amerikan uçağına "Teşhis tanıma" uygulandı. Hava sahanızdan geçen uçağın verdiği rotayı takip etmesi gerekir, Ege üzerinde Amerikan uçağına teşhis tanıma yapıldı ve bu uçak daha sonra Akdeniz üzerinden Spilik-Erbil arasında Harir Havaalam'na bir kısım unsurlarını indirdi. Bu indirme olayı sırasında bildiğimiz kadarıyla birkaç askeri de öldü. Bu olaydan 1-1.5 ay kadar sonra 22-23 Nisan 2003 tarihlerinde biz bir olay yaşadık.

NE KORKAK NE HAZIRLIKSIZDILAR


■ Türk timi hazırlıksız mıydı?
Timimiz Amerikan konvoyu Kerkük'ten yola çıktığı andan itibaren onları izliyordu. O timdeki her görevli Süleymaniye'de peşinde 4-5 PKK'lı olan onlarca operasyonun ardından orada konuşlanan bir timdi.
Süleymaniye timi, 1 yüzbaşı, 2 üsteğmen ve 8 astsubaydan oluşuyordu. Kriz çıkmadan önce de orada görevliydiler. Masa başı kahramanlarının dediği gibi ne korkak ne hazırlıksızdılar. Timimiz konvoyun gelişine an be an vakıftı. Yani baskın için çıktıkları noktadan baskın anma kadar Amerikan kuvvetinin hareketi izlendi. Timimiz bu hareketliliği önce Süleymaniye kavşağına yakın bir noktada Amerika'nın İran'a yönelik bir radar faaliyeti olarak algılıyor. Bu faaliyet için konvoyun görevlendirildiği düşünülüyor. Süleymaniye kenti üzerinde yine bir Amerikan askeri helikopterinin "O" çizerek bir kontrol uçuşu gözlemleniyor.

HOŞ GELDİNİZ DERKEN ÜZERİNE ÇULLANIYORLAR


■ Baskın sırasmda neler yaşanıyor?
Saat 14.50-15.00 sıralarında timimizin bulunduğu binanın da yer aldığı sokağın girişi iki zırhlı araç tarafından kapatılıyor. Bununla eş zamanlı olarak tüm muhaberat (haberleşme) olanakları Amerikalılar tarafından etkisiz hale getiriliyor. 60 ila 90 arasında Amerikan askeri, 150-180 civarında KYB (Talabani'ye bağlı) peşmergeleri ve yine onlara destek için oraya gelen 300 kadar peşmerge üç halka halinde binayı sarıyor. Talabani'nin oğlu Bafel de olay yerine beyaz bir ciple geliyor. Mayville'in tabur komutanı olan yarbay rütbesinde bir Amerikan askeri bizim binamıza yöneliyor. Bu sırada dışarıdaki peşmergelerin bir bölümü kontrolsüz şekilde havaya ateş açıyor. Bu gelişmeler yaşanırken tim silahbaşı yapıyor ve tim komutanı yüzbaşı daha önce istihbarat paylaşımı yaptığı, çay
içtiği bu yarbaya kapıyı açıp, içeri davet ediyor. "Hoş geldiniz" derken Yüzbaşımızın üzerine çullanıyorlar. Yüzbaşımız bunun üzerine "Ateş etmeyin" diyor. Bu olay Talabani'nin sarayına 150, kentin belediye başkanının evine 5 metre uzaklıkta yaşanıyor. 11 tim mensubu, 2 aşçı, 9 yaşında bir çocuk ve 4 Türkmen ziyaretçiyle kapıda duran 3 KYB peşmergesi toplam 21 kişi gözaltına almıyor.

GENELKURMAY VE HÜKÜMETİN 45 DAKİKA SONRA HABERİ OLDU


■ Sizin olaydan ne zaman haberiniz oldu?
Olaydan 45 dakika sonra Genelkurmay'm üst kademesindeki komutanların da hükümetin de yaşanan hadiseden haberi oldu. Çirkin biçimdeki uygulamanın ardından önce Süleymaniye'deki Atadi Parkı'na ardından Kerkük'teki Amerikan Üssü'ne askerlerimiz götürülüyor.
Bu sırada TSK'nm askerî, hükümetin siyasî baskısı da oldu. Ancak 4 Temmuz'un onların ulusal günü olması nedeniyle bu müdahalelerde sıkıntı yaşandı. Ertesi gün ise Bağdat Havalimanı yakınlarında ikinci defa ifadeleri alınıyor. 5 Temmuz günü saat 23.00-23.30 sıralarında ise Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan Tümgeneral Sadık Ercan ile görüştüler. 6 Temmuz'un ilk saatlerinde askerlerimize elbiseleri iade ediliyor ve sabah 06.30 gibi de Süleymaniye'ye dönüşleri sağlanıyor.

Amerika bizden özür diledi ama kabul etmedik

Yakından tanığı olarak olayın altıncı yılında ne hissediyorsunuz nasıl derlendiriyorsunuz?
Eğer yazabilirseniz, bizim için 4 Temmuz, sşliğin günüdür. Hiç kimse böyle bir kalleşliği bilememiştir sivil ya da asker. Bakın, neden 5 açılmadığı üzerine eleştiriler yapılıyor, şunu düşünmek gerek; ateş açılsaydı ve 11 şehide karşı çok daha fazla Amerikalı ve peşmerge ölseydi Türkiye bunu siyaseten açıklayabilir miydi? Açıklayamazdı...

SÜLEYMANİYE'YE ZİYARETE GELDİLER

Amerika'nın bu olayın ardından net bir özrü oldu mu?
101 'inci Amerikan Hava indirme Tümen Komutanı Tümg. Petraeus, Süleymaniye'ye ziyarette bulundu ve Musul'da timimize yemek
vererek özür diledi. Bunu biz yeterli bulmadık ve yeterli bulmadığımızı da Amerika'nın Ankara'daki komutanı Korgeneral Broadvvater'a söyledik.
Bunun üzerine Avrupa'daki ABD Kuvvet Komutanı Korgeneral Silverstre, Ankara'ya geldi ve "ABD Silahlı Kuvvetleri olarak sizden özür diliyorum. Ancak bizden şunu beklemeyin, Amerika olarak illegal bir şey yaptık, Türkiye'den özür diliyoruz diye açıklamada bulunamayız" dedi.
Bu haber toplam 39096 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri