Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İşte Uluç'u kızdıran yazı

13 Temmuz 2008 / 09:23
Sabah'ın dünkü manşeti gazetesini son zamanlarda sıkça eleştiren Hıncal Uluç'u çıldırttı. İşte tartışma yaratacak o yazı
Çalık Grubu'na devriyle beraber bariz bir şekilde çizgi değiştiren Sabah'a tepki göstermek bir kez daha Hıncal Uluç'a düştü. Sabah'ın Amerikan Konsolosluğu'na karşı gerçekleştirilen terör eylemi üzerine 'Ergenekon kokuyor' manşetini atmasına kızan deneyimli gazeteci, bugünkü köşe yazısında açtı ağzını, yumdu gözünü. 'Dünya üzerinde hükümet sözcüsü olup da başa güreşen gazete yoktur' diyerek kendi gazetesini yerden yere vuran Uluç, 'Bu nasıl "Demokrat" gazeteciliktir, insan haklarının, hukukun neresine sığar' diyerek isyan etti.

İşte çok tartışılacak o köşe yazısı:


Sabah'ın haberciliği..

"Bakalım bu olayı Ergenekon'a en evvel kim bağlayacak" diye düşünüyordum, olay anında canlı yayınları izlerken.. İnanın aklımda sadece Nöbetçi Komplo Teorisyenleri vardı..

Ama onlardan biri değil, biz yaptık.. Yani Sabah!..

Bu gazetenin köşelerinde çıkanlar, imza sahiplerini bağlar. Ama "Haber" hepimizindir.. Onun için "Biz" dedim..

Sabah, TSMF tarafından Ahmet Çalık'a devredildiği günden beri mercek altında.. Çıktığı günden beri Sabah'tan rahatsız olan, çökertmek, yok etmek için ellerinden geleni yapan rakiplerimiz, nerdeyse ölüm ilanlarına kadar bakıyorlar.. Sonra da saldırıyorlar..

Ergun da köşesinde yanıt veriyor.. Eksik.. Yanıt gazeteyle verilir, köşe yazısıyla değil.. Ne demiş eskiler.. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Yani.. Bizim şu dönemde her günkünden çok daha fazla özenli, çok daha titiz, çok daha dikkatli olmamız gerekir ki, okur Sabah'a inancını yitirmesin.

Sabah bu ülkenin yıllardır başa güreşen gazetesi. İkiden biri.. Üçüncü yok. Bu kimlik, bir gazetecilik süreci içinde kazanıldı. Sabah bu ülkenin en okunan iki gazetesinden biri olma ve sürdürme başarısını, tarafsızlığıyla kazandı. Hükümet sözcüsü olarak değil.

Dünya üzerinde hükümet sözcüsü olup da başa güreşen gazete, sadece basın özgürlüğünün olmadığı faşist ve komünist rejimlerde olur. Çünkü satılmaz dağıtılır. Özgür dünyada böyle gazeteler nal toplar.

Ahmet Çalık'ın geldiği günden bu yana, gazetenin yazar kadrosunda ne bir eksilme var, ne de bir ekleme.. Çalık, hepimizi, Dinç Bilgin'den, Turgay Ciner'den ve TMSF'den devraldı. Kimseyi de işten çıkarmadı.

Genel Yayın Yönetmeni dahil, yönetim kadrosunda da tek değişiklik yapılmadı.

Yani..

Çalık yazılara ve yönetime hiç müdahale etmedi, şu ana kadar..

O zaman "Çalık aldı, böyle oldu" demek için çırpınanlara bir tek yol kalıyor.. Haberler..
Sadece rakipler değil, okur için de böyle.. Sabah hakkında şüpheye düşen okurun ölçütü de haberler oluyor.. Verilen ve verilmeyen haberler..
Şimdi Sabah'ı her sabah hazırlayanlar, bu çok kritik geçiş döneminde, gazeteye damga vuracak şeyin "Haber" olduğunu bilmiyorlar mı peki?..
O zaman neden özen göstermiyor, tam tersi kör parmağım gözüne, yangına körükle gidiyorlar..
"Ergenekon'un finansörü" dedikleri kişinin 13 ay hapiste kalıp, suçunu öğrenmeden, mahkemeye çıkarılmadan, yargıcını görmeden kanserden ölmesini ve parasızlıktan cenazesini devletin kaldırmasını görmezden gelmek, haber değerinde bulmamak, hele de "Demokrat, İnsan Hakları Savunucusu" kimliği konusunda mangalda kül bırakmayan Sabah'a yakışır mı?.

Önüne gelene "Faşist" diye küfreden Aslan demokrat köşe yazarlarımızın bir teki bu korkunç "İnsanlık Suçu"nu "Nedense" ele almazken..

Şimdi dünkü manşet..

Ergenekon Kokusu!..

Yani daha iddianamesi hazır olmayan, davası açılmayan, soruşturması devam eden davayı biz Sabah olarak sonuçlandırmış ve mahkûm etmişiz bile, henüz neyle suçlandırıldıkları kendilerince dahi bilinmeyen insanları..

Bu nasıl "Demokrat" gazeteciliktir, insan haklarının, hukukun neresine sığar bilmem..
Habere bakar mısınız?.

Yalnız alt başlıkta bir kaynak işareti var..
"Adalet Bakanlığı'nda Ergenekon'u yakından bilen üst düzey yetkili.."

Haberin içinde bu yetkilinin varlığı, Ergenekon'u niçin iyi bildiği, haberde imzası olan Abdurrahman Şimşek'e bu bilgileri nasıl ilettiği konusunda tek kelime yok. Sevgili Yavuz Baydar, âkil adamımız bunu da açıklasın bakalım..
Şimdi ben soruyorum..

İlk olarak Adalet Bakanı M. Ali Şahin'e..
Bakanlığınız şemasında, devam eden soruşturmaları yakından izlemekle görevli bir daire, ya da sizin resen görevlendirdiğiniz bir müfettiş var mı?.
Ya da savcılar, sürdürdükleri soruşturmalar hakkında bakanlığınıza günlük raporlar mı veriyorlar da, bir mensubunuz, Ergenekon Uzmanı olarak yorum yapacak kadar belge ve bilgiye sahip oluyor?. O zaman yargı "Nasıl" bağımsız oluyor?.
İkinci sorum Genel Yayın Müdürüm Ergun Babahan'a.. Bana herhalde güvenirsin. Bu uzmanın kimliği hakkında bana bilgi verir misin?. Özel ve gizli.. Hatta bu uzmanın Şimşek'le buluşup ona anlattıklarını, bana da nakletmesini sağlayabilir misin?. O zaman ben de bilgilenirim. Gazetemden, gene bir "Sızdırma ve yazdırma" olayına kurban gittiğini düşündüğüm Abdurrahman Şimşek'ten, en başta da senden özür dilerim, bu sütunlarda..
Sabah'ın haber sayfaları bizim en kutsal varlığımızdır.

Onların üzerine şüphe düşürme hakkı ve yetkisi de hiçbirimizde yoktur.
Kaynak:
Bu haber toplam 708 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri