Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İŞTE VELİ KÜÇÜK'ÜN SAVUNMASI

15 Aralık 2008 / 18:46
İşte Veli Küçük'ün uzun savunmasının, kısa özeti ve uzun hali...
Veli Küçük saatler boyu savunma yaptı ama savunmasının özü; "Benim üzerimden TSK'yı yıpratıyorlar" şeklinde özetlenecek kadar kısa... Veli Küçük, savunmasını; TSK'yı kurumsal kimliğiyle beraber davanın içine çekmek için kurgulamış gibiydi...

Tuncay Güney, Danıştay Baskını, gizli tanıklar dahil ayrıntılı savunması ise şöyle:

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 26’ncı duruşmasında, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından savunmasını yapacağı kürsüye çağrılan Veli Küçük’e yasal hakları hatırlatıldı.

Daha sonra savunmasına başlayan Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı bir şekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucu gözaltına alındığını söyledi. Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyi hastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyete götürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı.

POLİSE "DARBE" SUÇLAMASI

Küçük, "Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışına çıkmadım. ’Veli Küçük korktu’ dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancak devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim" diye konuştu. "Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK’lı militanlar aranıyormuş gibi evinin kuşatıldığını" ileri süren Küçük, bu görüntülerle polisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu.

Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini, ancak bunun
"yardım isteniyormuş" şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük, kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti.

"REJİMİ, DİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR"

Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dile getiren Küçük, "iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını" öne sürdü.
"İddianamede ’terör örgütü’ deyiminin, Türk’ün Kabe’si olan Ergenekon ile birlikte kullanıldığını" ifade eden Küçük, "İki kelimeyi birlikte kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden özür dilediğini" söyledi. Küçük, "iddianame ile Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin yargılanmak istendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini" savundu.

-"TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ AYAKTA TUTAN KURUMLAR HEDEF ALINIYOR"-

Küçük, "Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmayı hedefleyen bilinçli, sinsi ve sürekli bir şekilde oluşturulan Veli Küçük imajı üzerine kurulan, uydurma ve hayali senaryolarla sanık olarak mahkeme huzuruna getirildiğini" ileri sürerek, "Bu hazin, hazin olduğu kadar da gülünç oyunda başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan kurumlar hedef alınmaktadır" dedi.

"Aziz Türk milletine 40 yıldan fazla sadakatle hizmet etmiş, Cumhuriyet kanunlarına bağlılığı ve her türlü yasa dışı faaliyetlerle yasal yollardan sonuna kadar mücadele etmeyi şiar edinmiş Veli Küçük olarak, yüce heyetinizi ve tarihe not düşmekte olan herkesi saygıyla selamlıyorum" diyen Küçük, milletlerin tarihinde emsallerine rastlanması çok güç olan komik, aynı zamanda da trajik bir davada sanık olarak bulunmaktan hem memnun hem üzgün hem de gururlu olduğunu ifade etti. Küçük, "Yıllardır her puslu ortamda yeniden yoğrulup üzerime sıçratılan çamurları temizleme ve yüce mahkemeniz huzurunda milletime doğruları anlatma fırsatı buluyorum" diye konuştu.

"Bu davayla Türk gençliğinin, memleketini ve milletini sevmekten başka bir suçu olmayan, tamamen masum insanların nasıl suçlu ve adeta bir darbeci, katil, cani, kaçakçı, şantajcı ve terörist gibi kamuoyuna yansıtılmakta
olduklarını kavrayabildiklerini" ifade eden Küçük, vatandaşların da Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı insanları "Türküm. Vatanımı, milletimi, bayrağımı seviyorum" demekten korkar hale getirmek için acımasız ve vicdansız
senaryolar sergileyeceklerini anlayacak ve ders alacaklarını kaydetti. Küçük, bu senaryolar çerçevesinde uydurulan tamamen asılsız gerekçelerle sanık olarak mahkeme huzurunda bulunmaktan son derece üzgün olduğunu dile
getirerek, "Üzgünüm çünkü, bu hazin, hazin olduğu kadar da gülünç oyunda başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan kurumlar hedef alınmaktadır. Huzurunuzda bulunmaktan aynı zamanda gururluyum. Gururluyum çünkü, askerliğe girdiğim anda ettiğim yemine uygun olarak devletime, milletime, Cumhuriyete hep sadık kaldım ve bu uğurda canımı ortaya koymaktan çekinmedim" diye konuştu.

-"İDDİANAMEDE YER ALAN VELİ KÜÇÜK SANAL VELİ KÜÇÜK"-

Her zaman hırsızlıkla, yolsuzlukla, namussuzlukla mücadele ettiğini, devletin verdiği tüm görevleri yasal zeminde yerine getirmek için her türlü fedakarlığı yaptığını anlatan Küçük, şöyle devam etti:

"Gururluyum çünkü, yıllardan beri benim üzerimden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya çalışanların tahriklerine kapılmadım. Medyatik olmaktan sürekli uzak durdum, sustum. Ben sustukça bunu fırsat bilenler tarafından, esasen
faili yıkıcı şer güçleri olan olaylar benim üzerime yıkılmaya başlandı. Devletine, milletine legal alanda hizmet eden Veli Küçük yerine, bölücü, yıkıcı çevrelerin algıladığı puslu ortamın yaratılmasına katkı sağlayan gerçek veya
uydurulmuş her olayın faili gibi gösterilen, illegal ve sanal bir Veli Küçük yaratılmaya çalışıldı.

Esasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmayı hedefleyen bilinçli, sinsi ve sürekli bir şekilde oluşturulan bu Veli Küçük imajı üzerine kurulan, bu uydurma, bu hayali senaryolarla huzurunuza sanık olarak getirilmiş bulunmaktayım.
Şu anda karşınızda bulunan Veli Küçük, gerçek bir Veli Küçük’tür. İddianamede belirtilen Veli Küçük ise sanal bir Veli Küçük’tür. Yine sanal olan fiillerin faili gibi gösterilen sanal Veli Küçük, sanal olarak yaratılmış olan bir örgüt
ile birlikte huzura getirilmiş gerçek Veli Küçük ve uzun yıllar hizmet etmekten büyük gurur duyduğu Türk Silahlı Kuvvetleri karalanmaya çalışılmıştır."

-"İDDİALAR MANTIKTAN UZAK, TUTARSIZ"-

Veli Küçük, terörle mücadele adına yasaların verdiği yetki çerçevesinde "savaştığını" belirterek, "bu şekilde savaşmak suç ise TSK’nın her kahraman mensubu gibi yıllarca bu uğurda savaştığını ve bu suçun faillerinden biri olduğunu" söyledi. "Uluslararası aktörlerin sözde Ermeni soykırımı safsatasına ilave olarak piyasaya sürmeye çalıştıkları sözde Pontus soykırımı safsatasını ve Karadeniz bölgesindeki Pontusculuk faaliyetlerini deşifre etmek anlamında bir fail aranıyorsa, evet esas faillerden biriyim. Ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunları ve bu oyuna alet olanları yasal olan her zeminde ifşa etmek bir suç ise yine faillerden biriyim" diyen Küçük, hakkındaki iddiaların hukuki
tutarsızlıkları bulunduğunu ve mantıktan uzak olduğunu iddia etti.

Küçük, almış olduğu aile terbiyesi, askeri terbiye ve devlet terbiyesi gereği "devletin temel kurumlarının sinsi bir polemik içine çekilmemesi adına sessiz kaldığını" belirterek, son yıllarda Türkiye’de cereyan etmekte olan
olaylar ve bu olaylar karşısında yetkili mercilerin sergilediği tutum ve davranışların birer ibret vesikası olarak tarihe geçeceğini kaydetti. Ülkemizde içeriden ve dışarıdan sergilenen oyunlarla bir kardeş kavgası yaratılarak iç savaşın içerisine çekilmeye çalışıldığını savunan Küçük, böylesine kötü bir gidişata demokratik tepkilerini gösteren herkes ve her kurumun da bölünmenin önüne birer engel olarak algılandığını ve yıpratıldığını savundu.

-"KAZANIN DİBİ TUTTU"-

Küçük, Cumhuriyet’in temel değerleri ile vatanın ve milletin bölünmezliği uğruna mücadele eden herkesi yıldırmanın esas alındığını ileri sürerek, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Bu maksatla bir kısım medyanın ve uluslararası karanlık çevrelerin desteğiyle bir yamyam kazanı oluşturulmuş ve sesi çıkan herkes bunun içine atılmaya başlanmıştır. Bir türlü inandırıcılık dediğimiz nefaseti ve ayarı tutturamadıklarından, kazanın dibi tutmuş ve hatta yanmıştır. Artık pis kokular herkes tarafından algılanabilmektedir. Artık aklı selim her insan, rejimin koruyucu unsurlarını hedef alanların büyük bir hesaplaşma içerisinde olduklarını
açıkça görebilmektedir. Kazanda gerçekte kaynatılmak istenen ben veya benim gibiler değil, bizim üzerimizden laik ve bağımsız Cumhuriyet rejimidir. Böylece buharlaştırılmak istenen büyük Atatürk’ün rejimi emanet ettiği ve bu görevini sonuna kadar yapmaya amade olan kurumlarımızdır. Buharlaştırılmak istenen Türk milletinin tarihi ve milli değerleridir. Türk milletinin Cumhuriyeti savunma refleksleridir. Bu değerler, buharlaşmaya devam ettiği ve önü alınamadığı sürece, Cumhuriyet rejimi de devlet de, millet de tarihin akışı içerisinde acımasızca yok olacak ve tarih sahnesinden silinecektir."

JİTEM’İ KABUL ETMEDİ
İfadesinde kendisi aleyhine art niyetli haberler yaptığını iddia ettiği bir kısım basını da sert dille eleştiren Küçük’ün en önemli açıklaması ise JİTEM ile ilgiliydi.

Jandarma Genel Komutanlığı kuruluşunda JİTEM’in hiç olmadığını belirterek, “Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı, komutanlığını yaptığım İstihbarat Gruplar Komutanlığı hiçbir şekilde gayrı yasal işlerde bulunmamıştır” dedi.

“SUSURLUK’TA ÖLENLER ARKADAŞLARIMDI”

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, iddianamedeki Susurluk olayıyla ilgili iddialara ilişkin olarak da şu ifadeyi verdi: “Susurluk kazası olduğunda daha önceden tanıdığım ve arkadaşım olan Sami Hoştan telefonla beni aradı. O nereden öğrenmiş bilemiyorum ama bana kazayı bildirdi. Çünkü, araçta ölen Hüseyn Kocadağ ve yaralanan Sedat Bucak yakın arkadaşımdır. Sedat Bucak, PKK ile büyük mücadele veren Bucak aşiretinin lideridir. Hüseyin Kocadağ da yine PKK ile mücadele eden bir emniyet mensubudur. Bu vesileyle ikisi de iyi arkadaşımdır. Bunun üzerine ben Kocaeli’de beraber görev yaptığım Balıkesir Emniyet Müdürünü aradım. Bana Gonca Us, Mehmet Özbay ve Hüseyin Kocadağ’ın öldüğünü söyledi. Bayanı tanımıyordum. Mehmet Özbay’ın ‘Abdullah Çatlı’ olduğunu TBMM’ye verilen bir dilekçeden dolayı tahmin ediyordum. O dönemde basın, Çatlı’nın cenazesini kaçıracağıma ilişkin haberler yaptığı için Giresun’da görev yaptığım sırada kendimle ilgili iki kez Jandarma Genel Komutanlığı’na soruşturma başvurusunda bulundum. Soruşturma sonuncunda iddiaların asılsız olduğuna karar verildi.”

“SAVCI ÇAKI BULMUŞ ÇOCUK GİBİ SEVİNDİ”

Tuncay Güney’i gazeteci kimliğiyle tanıdığını belirten Veli Küçük, sorgucunun ifade sırasında Tuncay Güney’i sürekli yönlendirdiğini iddia etti. Hazırlanan iddianamenin ifadesini verdiği 9 gün süresince işkencede kaldığını söyleyen Tuncay Güney’in ifadelerinden oluşturulduğuna da dikkat çeken Küçük, “Ergenekon soruşturması sırasında Tuncay Güney’in bana vermiş olduğu ve evimde ele geçirilen belgeler Savcı Zekeriya Öz’ü çakı bulmuş çocuk gibi sevindirdi” dedi.

TUNCAY GÜNEYBANA İSTİHBARAT GETİRİYODU

Küçük, "Tuncay Güney kimdir? Tuncay Güney emekli bir albayla yanıma geldi. Akşam Gazetesi'nde çalıştığını söyledi. Turgut Büyükdağ ve Ümit Oğuztan ile bir strateji dergisi çıkartacaklarını söyledi. Bana istihbari bilgiler getiriyordu. Bunlar benimle irtibatı sağlamaya yönelik bilgilerdi." dedi. Tuncay Güney'in kendisine bir cip getirdiği iddialarına ilişkin Küçük, "Cip getirdi ve anahtarını önüme koydu. Ben ona çok kızdım ve kovdum. Cipi alsaydım -ki mümkün değil, bu operasyon çok daha önce başlayabilirdi. Hazırlanan senaryo bu adamın söylediklerine göre oluşturuldu. Soruşturma bu şahısla birlikte yürütüldü. Tuncay Güney'in iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum." dedi. Küçük, Tuncay Güney'in isminin niçin iddianamede yer almadığı ve kim tarafından engellendiği yönünde mahkeme heyetine soru yöneltti.



Ergenekon davasıyla ilgili yargılanan 86 sanıktan 14'ünü tanıdığını söyleyen Küçük, bu isimleri şöyle sıraladı; Sami Hoştan, Ali Yasak, Zekeriya Öztürk, Güler Kömürcü, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Muzaffer Tekin, Sedat Peker, Vedat Yenerer, Muammer Karabulut, Emin Gürses, Mehmet Fikri Karadağ ve Doğu Perinçek.


“KOMPLO, ERDOĞAN PARTİ BAŞKANI OLMADAN ÖNCE BAŞLADI”

Ergenekon’la ilgili soruşturmaların Recep Tayip Erdoğan’ın parti başkanı olmadan önce başlatıldığını ileri süren Küçük, operasyonun da Erdoğan’ın 5 Kasım’da Beyaz Saray’da Bush’tan aldığı talimatla başlatıldığını söyledi. Danıştay saldırısıyla ilgili olarak ise Alpaslan Aslan’ın olay yerinde yakalandığını ve Başbakan’ın “Sürprizlere hazırlıklı olun” açıklamasının ardından çok önceden çekilmiş, Muzaffer Tekin’in kendi elini öperkenki fotoğrafın bu olay için bekletildiğini ileri sürdü.

"DANIŞTAY SALDIRISIYLA BİR İLİŞKİM YOK"



Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ile bir ilişkisinin olmadığını savunan Küçük, Arslan'ın da aynı yönde beyanları olduğunu söyledi. İsveç'te çekilen fotoğraftaki kişinin Alparslan Arslan olmadığını iddia eden Küçük, bu kişinin Azeri bir genç olduğunun ortaya çıktığını savundu. Danıştay saldırısıyla ilgili ne Alparslan Arslan ne de diğerleriyle bir ilişkisinin olduğunu ileri süren Küçük, Danıştay sanıklarıyla bir ilişkinin bulunmadığını iddia etti.



"FAİL-İ MECHUL İŞLETMEDİM"

Bazı faili meçhul cinayetleri azmettirdiği yönündeki iddiaları reddeden Veli Küçük, "Bu isimler Hulusi Sayın, Temel Cingöz mü? Çok yanılıyorlar. Onlar 'bu vatanı parçalatmam' dedikleri için hainler tarafından, DHKP/C militanları tarafından öldürüldü." iddiasında bulundu.



“GİZLİ TANIKLARIN HEPSİ SUÇLU”

Veli Küçük, aleyhine ifade veren gizli sanıkların ya PKK, ya DHKP-C ya da Hizbullah örgütü üyesi olduklarına, kimilerinin de gizli tanıklık kurumundan yararlanmak isteyen tutuklular olduğunu dikkat çekerek, tanık ifadelerini de reddetti.

Bir ara şekeri düştüğü gözlenen Veli Küçük’e kızı ve aynı zamanda avukatı olan Zeynep Küçük tarafından kuru kayısı verildi.




Kaynak:
Bu haber toplam 1432 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri