Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İstihbaratta Bomba İddia

25 Eylül 2008 / 13:39
TSK'dan sıkı duyumlar alan Murat Yetkin, Erdoğan&Başbuğ görüşmesi sonrası bir "istihbarat" yazısı yazdı.
* Başbakan Erdoğan devletin üst organları arasında işbirliği ve istihbarat birimleri arasında daha iyi bilgi paylaşımı, askerler kendilerine daha fazla ağırlık, polisler daha fazla özerklik istiyorlar.

* Bu alanda asıl sorun Jandarma ve polis istihbaratlarının birbirine güvenmemesi. Önce Fevzi Türkeri, sonra Işık Koşaner'in Jandarma komutanlıkları döneminde, Jandarma istihbaratında ciddi tasfiye ve yeniden düzenleme operasyonları ardından daha istikrarlı bir yapı sağlandı. Emniyet istihbaratı ise özerk yapısını yitirmek istemiyor. MİT, yasası gereği daha çok dış boyuta odaklandığı için bu çatışmanın kıyısında görülse bile, iç istihbarattan yeterince yararlanamamanın sıkıntılarını yaşıyor.

* Terörle mücadelenin asıl koordinasyonunu askere devretmek Erdoğan için riskli bir adım.

Murat Yetkin/Radikal

Erdoğan, Başbuğ ile ne görüştü?

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Genelkurmay Başkanlığı'na giderek Orgeneral İlker Başbuğ ile bir buçuk saat görüştü. Toplantı üzerine ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.

Ancak dünkü görüşme, Başbakanlık'ta Erdoğan başkanlığında yapılan ve Başbuğ ile kuvvet komutanlarının da katıldığı üst düzey terörle mücadele toplantısının tam on beşinci gününe rastladı. Bu rastlantı, o toplantıda konuşulanların bir süre içinde ayrıntılandırılarak yeniden değerlendirilmesi kararına varıldığı yolundaki haberleri doğrular nitelikte.

Başbakan ile Genelkurmay Başkanı'nın dün ağırlıkla PKK ile mücadelede, dağa çıkışları önleyici sosyal, ekonomik vb önlemlerin yanı sıra, mücadelenin nasıl daha iyi koordine edileceğini de konuştuklarını var saymak mümkün.
Yalnızca PKK değil, ama genel olarak terörle mücadelede koordinasyonun sağlanması Ankara'nın yıllardır bir türlü istikrara kavuşturamadığı bir sorun. İki hafta önce yapılan geniş toplantıda da bu sorunun gündeme geldiği, Başbakan'ın “Doğru dürüst koordinasyon yapalım” uyarısında bulunduğu bilgisi kulise sızmıştı.

Bunun bir anlamı var. Terörle Mücadele Yüksek Kurulu (TMYK) tam da bu amaçla yıllardır tozlandığı raftan çıkarılmış ve dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başkanlığında yeniden yapılandırılmıştı. Kurulda hükümetin yalnızca asayişle ilgili değil, ama maliyeden dışişlerine dek sivil birimleriyle askeri birimleri bir araya geliyor ve durum değerlendiriyordu. Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ardından bu görevi Başbakan Yardımcılığı'na getirilen Cemil Çiçek yürütüyor.

Ancak anlaşılan TMYK'nın çalışmaları mevcut haliyle herkesi tatmin etmiyor. Başbakan Erdoğan devletin üst organları arasında işbirliği ve istihbarat birimleri arasında daha iyi bilgi paylaşımı, askerler kendilerine daha fazla ağırlık, polisler daha fazla özerklik istiyorlar.

Başbakan'ın istediği devletin üst birimleri arasında daha iyi işbirliği konusunda son toplantıdan bu yana belli ilerleme adımları atılmaya başladı gibi.
Örneğin, Dışişleri Müsteşarı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanı arasında haftada bir yapılan gayriresmi görüşme geleneği, birkaç yıldır uğradığı kesinti ardından yeniden canlandırılıyor. Bu mutlaka karar alma mekanizmasına bir canlanma getirecektir.
Ancak bu düzeneğin canlandırılmasının devletin istihbarat birimleri arasındaki istihbaratın paylaşımı konusuna ne gibi katkıda bulunacağı meçhul.
PKK ile mücadele konusunda ABD ile istihbarat paylaşımı konusunu halleden Ankara, kendi içindeki istihbarat paylaşımını ne yazık ki hâlâ düzenleyememiş görünüyor.

MİT, aslında devlet istihbaratından sorumlu teşkilat. Ancak Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün de son derece gelişmiş, dev bütçeler ve personelle çalışan istihbarat birimleri bulunuyor. Bu üç birimin istihbarat faaliyetinin geçmişte birbirinin ayağına basar hale geldiği örnekler yaşandı. Bu örnekler, özellikle telefon dinleme konularında ayyuka çıktı.
Bu alanda asıl sorun Jandarma ve polis istihbaratlarının birbirine güvenmemesi. Önce Fevzi Türkeri, sonra Işık Koşaner'in Jandarma komutanlıkları döneminde, Jandarma istihbaratında ciddi tasfiye ve yeniden düzenleme operasyonları ardından daha istikrarlı bir yapı sağlandı. Emniyet istihbaratı ise özerk yapısını yitirmek istemiyor. MİT, yasası gereği daha çok dış boyuta odaklandığı için bu çatışmanın kıyısında görülse bile, iç istihbarattan yeterince yararlanamamanın sıkıntılarını yaşıyor.

Bu düğümü çözecek kişi Başbakan Erdoğan. Terörle mücadelenin asıl koordinasyonunu askere devretmek Erdoğan için riskli bir adım. Bu Başbuğ için de riskli bir adım. Irak'taki gelişmelerin belli bir aşamaya ulaştığı, yerel seçime doğru gidilmekte olduğu ve DTP kapatma davasının Anayasa Mahkemesi'nde görüldüğü bir dönemde Türkiye'nin bir deneme-yanılma süreci yaşama lüksü yok.

O nedenle bulunacak çözüm her ne ise dengeli ve devletin siyaset ve asayiş birimlerini hasara uğratmadan birlikte çalışmalarına izin verecek türden olmalı. Daha önemlisi bu kararın ne olduğu TBMM ve kamuoyu ile paylaşılmalı. PKK ile mücadeleye kamuoyu desteği aranıyorsa, bu gerekli.

Bu haber toplam 784 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri