Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Jandarma ne yapıyor?

22 Ekim 2008 / 10:37
Ergenekon yanlıları ellerinde demir sopalarla davanın görüldüğü Silivri'de cirit atıyor, Ergenekon karşıtı gazetecileri taciz ediyor. Peki Jandarma ne yapıyor?

Şamil Tayyar/Star

Jandarma'ya Uyarı

Mehmet Ali Birand her ne kadar 'Gözünüzde büyütmeyin' dese, Ahmet Hakan bazı tutuklular için 'kefilim iyi adamdır' şeklinde mahkeme heyetine selam gönderse, Hürriyet 'Ergenekondu' manşetiyle davayı küçümsese, CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu 'hukuk rezaletidir' salvosuyla yüklense, sanık Kemal Alemdaroğlu 'tuvalet bile yok' serzenişinde bulunsa da Ergenekon, yakın karanlık tarihle yüzleşme adına Türkiye'nin en önemli davalarından biridir.

Devletin çirkin yüzü ve toplumun değişik katmanlarına nüfuz etmiş uzantıları yarın devreye girip davayı sabote etse, arınma süreci Susurluk gibi karanlığa mahkum olsa, faili meçhul cinayetler aydınlatılmasa, failleri yakalanan karanlık cinayetlerin arkasındaki gizli güçler ortaya çıkarılmasa, darbeciler ve piyonları hesap vermese bile hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır.

Bunu en iyi bilenler ise kuşku yok ki Ergenekon taifesidir.

Ve süreç başladı. Neler yaşayacağız, nelere tanık olacağız, hep birlikte göreceğiz.

İlk günden edindiğimiz intiba, emsalleriyle karşılaştırdığımızda davanın pek de uzun sürmeyeceğidir. Ama her zaman tartışması bol olacaktır. Sulandırma gayreti içinde olanlar, tuvalete kadar her detayı 'adil yargılamayı önleyici unsur' olarak karşımıza çıkaracaktır. Yargı sisteminin kronikleşmiş tüm sorunları, Ergenekon davasıyla yeniden keşfedilecektir!

Sanki Türkiye'de yargı mekanizması tıkır tıkır işliyor, adliye salonları 5 yıldızlı otellerin konferans salonlarına benziyor, soruşturma ve davalar 3 ayda bitiyormuş gibi Ergenekon davasına yüklenenler, eksiklikler üzerinden vurmaya devam edeceklerdir.

Esasa girmek yerine şekil üzerinde başlatılacak tartışmalarla davanın seyrini değiştirme çabalarına hız vereceklerdir.

Maksat, adil yargılama değil etkilemedir.

Jandarma neden yetersizdi?

Aksi olsaydı, ellerindeki sopalarla Silivri'de cirit atamazlardı. Toplumdaki genel algılamaya göre; ya Jandarma işin ciddiyetini pek kavrayamadı ya da Ergenekon yandaşlarına müsamaha gösterdi!

İkisi de vahimdir. Açıkçası ben bir yöneticinin hatasını koca bir kuruma yüklemek istemem. O nedenle 'basiretsizlik' demekle yetinmek istiyorum.

Bırakın duruşma salonunu, dışarının hali neydi öyle. Ellerindeki sopalarla hem medyayı hem yargıyı etki altına almak isteyen terör örgütü yandaşları Silivri'yi nümayiş alanına çevirecek, bir Allah'ın Jandarması etrafta olmayacak.

Abdullah Öcalan böyle mi yargılandı?

Mudanya'da gazetecilere en fazla 300 metre yaklaşabildiler. Öcalan'ın avukatları bile taciz edilmedi, edilemedi.

PKK'ya karşı bile gösterilen duyarlılığın, tıpkı onun gibi silahlı terör örgütü Ergenekon'un üzerine giden medya kuruluşları ve mensuplarından esirgenmesi dikkat çekicidir.

Denebilir ki, Mudanya'da tedbiri emniyet aldı, burada jandarma var. Ne fark eder? Silivri kimin sorumluluk alanındaysa gerekli tedbirleri alacaktır, imkanları sınırlıysa ilgili birimlerden destek isteyecektir.

Beceremiyorsa, kenara çekilecektir.

Bir emekli paşanın 'Bazen hakimleri korkutmak için evlerinin önünde bomba patlatırdık' sözlerine rahmet okutan yaklaşımlar devam edecekse eğer, asıl facia o zaman patlar. Hrant Dink cinayetinde kimi mensuplarının hala hesap veremediği Jandarma, altından kalkamayacağı yeni faturaları üstlenmek durumunda kalır.

Üzülerek belirtmeliyim, Silivri'de Ergenekon'un üzerine giden medya mensuplarının can güvenliği yoktur. Aynı şekilde mahkeme heyetinin de...

Buradan jandarmayı uyarıyorum

Yarın sakın ola ki; 'Haberimiz yoktu' demeyin, 'İnsansız hava araçlarından elde edilen görüntüler Silivri'ye değil Kandil'e aitti' bahanesine sığınmayın, 'İstihbarat raporları sahtedir' savunması içinde hiç olmayın.

1-Hakim, duruşmayı yarına (Perşembe) erteledi. Sabah erken saatten dava yeniden başlayacak.

2-Duruşma yeri, Silivri'dir.

3-Silahlı terör örgütü yandaşları gizlice değil ellerinde sopa, bağıra bağıra geliyorlar.

İsterseniz daha fazla istihbarat da verebilirim!

Paşam Silivri'ye de bak

Son sözüm Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'a. Emin Çölaşan'ın piyasaya yeni çıkan kitabında anlatılanlar doğruysa Emin Bey'e şöyle demişsiniz: 'Korunuyor musunuz? Korumanız yoksa, biz bu görevi üstleniriz. Siz bu millet için çok şey yaptınız. Sizi korumak bizim görevimiz.'

Başbuğ'un tehdit alan bir gazeteciyi koruma ihtiyacı hissetmesi, çok duyarlı bir yaklaşımdır, vatandaş olarak kutluyorum.

Umut ederim bu duyarlılık, Silivri'ye kadar uzanır.

Bu sevda bitmez

Bu arada Silivri'de katıldığım canlı yayınları sabote etmek için kameraları kuşatan, yüksek sesle bağırarak küfür ve tehditler savuran, etrafta bir Allah'ın jandarması olmayınca daha da coşan güruhun taşkınlıkları karşısında 'geçmiş olsun' dileklerini ileten tüm gönül dostlarına teşekkürü borç biliyorum.

İyi ki sizler varsınız.

Sakın ola karamsarlığa kapılmayın. Ben karamsar değilim. Türkiye bir 'arınma' süreci yaşıyor. Elbette sancılı geçecektir.

Unutmayın; Bu can bu bedende oldukça bu sevda burada bitmez.

Bu haber toplam 870 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri