Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kanadoğlu formülleriyle gündemde

11 Temmuz 2008 / 15:33
Hukuksal formüllerin mucidi Sabih Kanadoğlu, bu sefer Ergenekon yargılanmasının yapılış tarzı üzerine yeni formüller icat etti.

Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ergenekon soruşturması ve AKP hakkında açılan kapatma davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanadoğlu, darbe girişiminde bulunmanın suç olduğunu ve böyle bir iddia karşısında kendisinin de soruşturma başlatma talimatı verebileceğine dikkat çekerek, “Darbede başarılı olanı yargılayamazsınız. Ancak, eyleme geçilmesi suç olur” dedi.

"DAVAYA ASKERİ MAHKEME BAKMALI"

Kanadoğlu, CNN TÜRK'te yayınlanan "Ankara Kulisi" programında gazeteciler Fikret Bila ve Murat Yetkin'in sorularını yanıtlarken, Ergenekon soruşturmasına ilişkin basına yansıyan ifade tutanaklarının, soruşturmaya zarar verdiğini belirterek, “Hukuka uygun hareket etmezseniz bilgi kirliliği yaşarsınız. Bu soruşturmada belirli medya eşliğinde bu işi götürdüğünüz intibası verirseniz, böyle bir algılamaya yol açarsanız o soruşturmayı daha başında kaybedersiniz. Bizim yasalarımız, bu kurallara uyulması için gerekli yaptırımları koymuş” diye konuştu.

Soruşturma çerçevinde gözaltına alınan generallerin iddia edildiği gibi darbe hazırlıklarını görevleri başında yapmış olmaları halinde, davaya Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nin bakması gerektiğini belirten Kanadoğlu şunları söyledi:

"Varsayımlar üzerine konuşuyoruz. O komutanların görev sırasında bir darbe teşebbüsüne giriştikleri yolunda bir dava açılacaksa, görevde işledikleri bu suçtan dolayı, ki bu askeri suçtur o nedenle askeri yargının görev alanına girer. Çünkü, asker kişinin emekli de olsa görevi başında işlediği suçtan dolayı askeri yargıda yargılanması gerekir. Ama işin bir başka boyutu da var. Eğer, siz bu kişileri daha sonra bir çeteleşmenin lideri olarak suçlayacaksanız lider olarak bu işi Ankara'da yaptıklarını kabul edecek olursanız bu defa da Ankara'da mı, İstanbul'da mı yargılanacaklar konusu tartışılır. Çözülmesi gereken, sadece yargının bakacağı bir iş olmasına rağmen, ortaya konan manzara doğrudan doğruya siyasi etkilerin de etkili olduğu ve bir kısım medyanın da soruşturmaya kılavuzluk yaptığı bir soruşturma haline geldi. Neden geldi? Yargı bağımsızlığı konusundan geldi. Yargı bağımsız değilse o yargı siyasallaşır. Siyasallaşan bir yargının kimi, nereden ve ne zaman vuracağı belli değildir. Yani, siyasallaştıran siyasi güç, o yargının bir gün gelip kendisini de vuracağını bilmelidir. Onun için, hukuk devleti demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Yargı bağımsızlığı da hukuk devletinin koşuludur."

-'BU SORUŞTURMANIN GÜVENİLİRLİĞİNDEN SÖZ EDEMEZSİNİZ'

Ergenekon soruşturmasının güvenilirliğinden söz etmenin mümkün olmayacağını da belirten Kanadoğlu, "Bir takım belgeler medyada yayınlanır ise, gizlilik olayı ortadan kaldırılırsa bu soruşturmanın selametinden, güvenilirliğinden bahsetmek mümkün olmaz" dedi.

-'BEN DE BU DAVAYI AÇARDIM'

Emekli Başsavcı Kanadoğlu, görevi başında olan bir savcı olması halinde Ergenekon soruşturmasını açıp açmayacağı yönündeki soruya da net bir yanıt vererek, "Tabii ki açardım" dedi. Kanadoğlu, bir çeteleşme olayının varlığının henüz kanıtlanmadığını ama bu konuda bir takım iddiaların bulunduğuna dikkat çekerek şu görüşleri dile getirdi:

"Bu iddiaları somutlaştırmak elbette yargının görevidir. Bir takım çeteleşmeler geçmişte oldu, bugün de oldu, yarın da olacaktır. Örgütlü suçlarla örgütlü bir şekilde savaşılmalı. Başka türlü işin içinden çıkamazsınız. Elbette ki soruşturacaksınız, gerçeği ortaya çıkacaksınız. Bu, sadece yargı tarafından yapılacak bir iş olacak. Bu, soruşturmanın başında Başbakan 'Biz bunu biliyorduk, emniyet yolu ile bu işi soruşturmaya başladık. İşin belirli bir bölümünde savcılığa devrettik' dedi. Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'na göre, soruşturma sadece ve sadece Cumhuriyet savcısı tarafından sürdürülür. Polisin görevi, savcının verdiği talimatları yerine getirmektir. Herhangi bir şekilde bir suçun işlendiğini öğrendiği zaman doğrudan Cumhuriyet savcısını haberdar eder. Başbakan olarak, “Bu işe ben emniyet ile başladım. Belirli bir evreye geldiği zaman bunu savcılığa verdik' diyorsunuz. Bununla da kalmıyorsunuz, yürütme ve yargının işbirliği ile bu işi yaptığını ve büyük bir başarı sağlandığını söyleyerek hem yargıyı hem de yürütmeyi kutluyorsunuz. Böyle bir şey olamaz. Çünkü, yürütme, bir adli soruşturmada yargının emrindedir. Siz, yürütmenin bu işi belirli bir biçimde yürüttüğünü söylüyorsunuz. Bunu söylediğiniz anda, yargıya bırakılması gereken işi yürütmenin yaptığını ifade ediyorsunuz. Bu, bu soruşturmayı daha başında sakatlayan bir durumdur. O soruşturmanın inanırlılığını ve güvenilirliğini sakatlayan bir durum."

-'DARBEDE BAŞARI SAĞLAYANI YARGILAYAMAZSINIZ'

Darbe girişiminde bulunmanın suç olduğunu ancak darbede başarılı olanın suçlu kabul edilmediğine de dikkat çeken Kanadoğlu şöyle devam etti:
"Darbede başarı sağlayanı yargılayamazsınız. Teşebbüs, eyleme geçmektir. Hazırlık hareketi suç sayılmaz. Belirli bir şekilde 3-5 kişi belirli bir suçu işlemek için örgüt kurarsa cezalandırılır. Bunun için eyleme gerek yoktur. Teşebbüsten yargılanmak için icradan suçlanmaları gerekir. Ama, iddia edilen suçun işlenmesi için icra edilmesi gerekir. Planlamak icrai hareket sayılır. İcrai hareket, harekete geçmeyi gerektirmez. Bunun için de kanıtların önünüze gelmesi lazım. Ben bu suçların bir eşgüdüm içerisinde ve Yargıtay başsavcısının yöneteceği, bilginin, arşivin bulunacağı bir merkezi güç tarafından yönetilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Türkiye Başsavcılığı olsaydı bu sağlanırdı. Çeteleşme, terör örgütü olarak kabul edilebilir. Bir terör örgütü, kendi mali örgütünü sağlamak için çıkar amaçlı suç örgütü de kurabilir. Bunlarla savaşmak, bütün savcılık teşkilatı ile mümkündür. Yani Türkiye Başsavcılığı ile. Ben bunu bir taslak halinde sundum. Çok olumlu karşılandı. Fakat sonra, böyle bir başsavcı istenmedi. Bu kadar bağımsız ve güvenceli bir savcı istenmedi, kabullenilmedi. Çünkü, yargı bağımsızlığına karşı, siyasi iktidarlarda bir çekince vardır. Bu sadece bugünkü siyasi iktidarın bir sorunu değil. Demokrasi, bir kelime hayranlığı biçiminde olmamalı. Kuvvetler ayrılığını yok ederseniz, çoğulculuğu çoğunluk olarak kabul ederseniz o zaman o rejimin adı göstermelik olarak demokrasi olabilir ama bunun demokrasi ile alakası yok."

-HEM ÖZDEN ÖRNEK HEM DE HİLMİ ÖZKÖK DİNLENMELİ

Ergenekon soruşturmasını başlamasına gerekçe gösterilen günlükleri yazan Deniz Kuvvetleri eski komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün dinlenmesi gerektiğine de dikkat çeken Kanadoğlu, günlüklerin yasa dışı yollarla elde edilmiş olması, yasal delil olup olmadığının da tartışalabileceğini belirtti.
Kanadoğlu, şunları söyledi:
"Yasal delil vardır. Sahibinin rızası olmadan kaçırılan bir delilin yasal olup olmadığı tartışılır. Bu günlüklerin iki yönünden araştırılması gerekir. Birincisi, o dönemdeki kuvvet komutanının günlüğü müdür? İkincisi nasıl elde edilmiştir? Bu konu aydınlatıldıktan sonra tartışma yapılır. Delil olarak kullanamazsınız. Eğer, siz tutuklanan kişilerin eylemlerini günlüklere dayandırıyorsanız, o zaman günlükleri yazan kişinin ifadesine başvurulması gerekir. O zaman da askeri yargı, yani görev konusu gündeme gelecektir. O yasal kanıtın gerçeği yansıtıp yansıtmadığının anlaşılması gerekir. Bu sorguyu derinleştirmek için de hangi mahkemenin görevli olduğunu tespit etmek gerekir önce. Bütün vatandaşların ne izlenim edindiği de önemlidir. Her şeyden önce yargıya bırakılmalıydı bu işler. O günlüklere göre belirli kişilere belirli sıfatlar takılıyor. Açık yargılama safhasında yapılıyor. Yargısız infazlar yapılıyor. Örtbas etme izlenimi yok bende. Soruşturmanın gerektiği gibi yürütülmediği izlenimi var bende. Hatta dönemin genelkurmay Başkanının da dinlenmesi gerekir. Eğe suçlama buna dayanıyorsa bu soruşturmayı yapacak olan askeri savcılıktır.
Darbe planlamanın nitelik olarak terör suç kapsamına girdiğini de belirten Kanadoğlu, AKP hakkında açılan kapatma davasına ilişkin de görüşlerini dile getirdi.

-'BAŞBAKAN, ARA SEÇİMDE BAĞIMSIZ ADAY OLAMAZ'

AKP'nin kapatılması ve yasak gelmesi halinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olası bir ara seçimde aday olamayacağını ancak genel seçimde bağımsız aday olabileceğini belirten Kanadoğlu şunları söyledi:
"Kapatılmaya neden olan kişiler, 5 yıl süreyle kurucu olamaz, yönetici olamaz. Siyasi partiler tarafından aday gösterilemez. Aslında SPY'ye göre bağımsız kişi bir parti listesinden aday gösterilebilir. Eğer, kapatmaya neden olan kişi milletvekili ise, gerekçeli kararın resmi gazetede yayınlanmasının ardından milletvekilliği sona erer. Bu kişi bağımsız aday olabilir mi? Milletvekili olan kişi aynı dönem için aday olamaz. Ama herhangi bir süre konmadığı için, yanı milletvekili olabilme için gerekli olan yeterlilik için bir süre konmadığı için, yasa koyucunun ara dönemde milletvekili olunmasını istemediği yorumunu çıkartabiliriz. Yasada milletvekili olamaz deniyor. O dönemde milletvekili olunamayacağı belirtiliyor. Milletvekilliği sona erdirilen kişi, öbür dönemde bağımsız olarak aday olabilir. YSK'dan genişletici bir karar beklemiyoruz"

-'KAPATMA DAVASINDA ÇIKAN KARAR, ÇIKTIĞI AN YÜRÜRLÜĞE GİRER'

Kanadoğlu, AKP hakkında verilecek olan kararın çıktığı an yürürlüğe gireceğini de belirterek, "Türban kararını Başbakan eleştirdi. AKP hakkındaki karar gerekçeli karar yayınlandığı zaman mı yürürlüğe girer. Kapatma davalarında böyle bir hüküm yok. Karar çıktığı an yürürlüğe girer" diye konuştu.

Kaynak: Anka

Kaynak:
Bu haber toplam 688 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri