Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kanadoğlu: 'Türban' kapatmaya ışık tutmaz.

03 Haziran 2008 / 11:30
Türban davasında verilecek üç karardan bir tanesi kapatma davasına etkili olabilir. Yani iptal edilirse, elbetteki diğeri için ışık tutabilir gösterge olabilir. Ama red kararları halinde, ister şekil yönünden olsun, ister yorumlu red olsun, hiçbir şekilde
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, türban davasında alınacak bir kararın, AKP'nin kapatılmasıyla ilgili davayı etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin, "Türban davasında verilecek üç karardan bir tanesi kapatma davasına etkili olabilir. Yani iptal edilirse, elbetteki diğeri için ışık tutabilir gösterge olabilir. Ama red kararları halinde, ister şekil yönünden olsun, ister yorumlu red olsun, hiçbir şekilde etkisi olmaz" dedi.

-Kanadoğlu, "Kapatma davasının yani iddianamenin tek bu sebebe dayanmadığını da dikkate alırsak ki 60 küsur sebepten biridir, o zaman bu öbürüne ışık tutar deme olanağı yok" diye konuştu.



-Kanadoğlu, Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurulu bildirilerinin ardından hükümet ve yargı arasında yaşanan gerilime de değinerek, "Yargıtay'ın açıklaması siyasi iktidar tarafından siyasi bir bildiri olarak nitelendirildi ve çok ağır sözler söylendi. Yapılabilecek en büyük hata budur" dedi.



ANKARA (ANKA) - Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, türban davasında alınacak bir kararın, AKP'nin kapatılmasıyla ilgili davayı etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin, "Türban davasında verilecek üç karardan bir tanesi kapatma davasına etkili olabilir. Yani iptal edilirse, elbetteki diğeri için ışık tutabilir gösterge olabilir. Ama red kararları halinde, ister şekil yönünden olsun, ister yorumlu red olsun, hiçbir şekilde etkisi olmaz" dedi.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, EkoEnerji Dergisi'nin bu ayki sayısında yer alan röportajında, AKP'ye açılan kapatma davası ve türban davasına ilişkin görüşlerini aktardı. Üniversitelerde türbana serbestlik getiren Anayasa değişikliğinin iptali istemiyle açılan davanın, kapatma davası kararına ışık tutacağı şeklindeki görüşleri değerlendiren Kanadoğlu şöyle konuştu:

"Orada aslında ne karar verileceği konusunda tahminde bulunmak yanlış. Ama daha önceden, yani türban davası açılmadan önce ne karar verilebileceği konusunu ben tartışmıştım. Üç türlü karar verilebilir.

Birincisi şekil yönünden red kararı verilebilir. Şimdi şekil yönünden red kararı, şunu ifade eder: Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 148'inci maddesi gereği Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden, o da sınırlıdır ve nedir o? Teklif ve oy çoğunluğu yönünden inceleyebilir ve ivedilikle görüşülüp görüşülmediğine bakar. Eğer bu şartlar tamamsa, onu reddetmek durumundadır. Tabii buna karşı görüş de vardır, ki ben de o görüşü çok dillendirdim.



-"TÜRBAN DAVASINDA ŞEKİL YÖNÜNDEN REDDEN ÖNCE, DEĞİŞİKLİĞİN TEKLİF EDİLEBİLİR OLUP OLMADIĞINA BAKMAK LAZIM"



Her şeyden önce teklif yetersayısının olup olmadığını değil, onun teklif edilip edilemeyeceğini de Anayasa Mahkemesi incelemek durumundadır. Yani ilk üç madde ve başlangıçtaki ilkelerin değiştirilmesi, kaldırılması teklif dahi edilemez. Eğer siz o üç maddeyle başlangıçtaki ilkeleri yozlaştıracak, sulandıracak ve bir değişik durumda işlemez hale getirecek bir değişiklik yaparsanız, Anayasa Mahkemesi, "Teklif yetersayısı vardır. Ben başka bir şeye bakmam' diyemez. Çünkü, ortada teklif edilemezlik durumu vardır.

Teklif yetersayısının olup olmadığı, yani 184 kişi tarafından teklif edilip edilmediği veya 330 ile daha sonraki oy çoğunluğunu alıp almadığı konusundan önce, o teklifin, teklif edilebilir olup olmadığını Anayasa Mahkemesi incelemek durumundadır. Onu incelediği zaman esasına girmek mecburiyetindedir. Yoksa, o 4'üncü maddenin hiçbir değeri ve yaptırım gücü kalmaz. Siz onları orada bırakırsanız, öbür maddelerle onu sulandırırsınız. Buna Anayasa'nın ruhu, yani özü ve sözü müsaade etmez. Birinci seçenek bu.



-"DEĞİŞİKLİĞİN TÜRBAN YASAĞINI KALDIRMADIĞI YORUMUYLA RED"



İkinci kararın "yorumlu red" olabileceğini belirten Kanadoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yorumlu red de şudur: Şimdi 10'uncu ve 42'nci maddede yapılan değişiklikler, Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen laiklik ilkesine aykırı bir durum yaratır mı yaratmaz mı? Anayasa Mahkemesi şunu söyleyebilir, "Evet bu 10 ve 42'nci maddelerde değişiklik yapılmıştır, ama bu değişiklikler 10'uncu ve 42'nci maddelerin kapsamını değiştirecek bir durum yaratmamıştır, yani anılan maddelere yeni bir anlam eklenmemiştir bu değişikliklerle. Bizim kararımız da ortadadır. Yani, türban bir siyasi simge olarak kabul edilmiştir ve türban laiklik karşıtı bir eylem olarak üniversitelere giremez. Bizim kararımız geçerli. Bunu değiştirecek bir hüküm olmadığı için ve bu YÖK Kanunu'nun Ek 17'nci maddesinde de bir değişiklik yapılmadığı sürece bizim kararımız geçerlidir, onun için de bu değişikliğin bir değeri yoktur. Red'



-"DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİNDEKİ AMACA BAKIP İPTAL ETMEK"



Üçüncü bir karar şu olabilir: Şimdi her ne kadar 10'uncu ve 42'nci madde herhangi bir değişiklik yaratmamaktadır ki bana göre de öyle, ama bu değişiklik önerisinin gerekçesinde bunun hangi amaçla yapıldığı yazılı. "Bu değişikliğin türbanı serbest bırakmak amacıyla yapıldığı yazılı olduğuna göre' deyip, iptal de edebilir.



-"TÜRBAN DAVASI KARARI AKP KAPATMA DAVASINA IŞIK TUTAR DEME OLANAĞI YOK"



Bu üç karardan sadece bir tanesinin kapatma davasına etkili olabileceğini kaydeden Kanadoğlu, "Yani iptal edilirse, elbetteki diğeri için bir ışık tutabilir, gösterge olabilir" dedi.

Red kararlarının, kapatma davası üzerinde hiçbir şekilde etkisi olamayacağına dikkat çeken Kanadoğlu, "İster şekil yönünden olsun, ister yorumlu red olsun, hiçbir şekilde etkisi olmaz. Neden olmaz? Şimdi her şeyden önce Refah ve Fazilet davalarının kararlarına bakmak lazım. Bu iki kararda da Anayasa Mahkemesi bu şekilde bir değişikliğin de ötesinde, yahut öncesinde, böyle bir isteğin yapılmış olmasını dahi laiklik ilkesine aykırı bir davranış, bir eylem olarak kabul etmiştir. Onun için hele de davanın yani iddianamenin tek bu sebebe dayanmadığını da dikkate alırsak ki 60 küsur sebepten biridir, o zaman bu öbürüne ışık tutar deme olanağı yok" diye konuştu.



-"YARGITAY BİLDİRİSİ KARŞISINDA İKTİDAR EN BÜYÜK HATAYI YAPTI"



Kanadoğlu, Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurulu bildirileriyle hükümet ve yargı arasında yaşanan gerilime de değinerek, "Yargıtay'ın açıklaması siyasi iktidar tarafından siyasi bir bildiri olarak nitelendirildi ve çok ağır sözler söylendi. Yapılabilecek en büyük hata budur" dedi. Siyasi iktidarın öncelikle bildiriyi yayınlamayı gerektirecek nedenlerin üzerinde durması gerektiğini ifade eden Kanadoğlu, "Ondan sonra da o bildirinin içeriğine uygun hareket etmenin, herhalde Türkiye'deki rejimi selamete çıkaracak bir neden olduğunu düşünmeli. Ancak öyle olmadı, karşı saldırılar oldu. Yine aslında hiç söylenmemesi lazım gelen, şimdi ben söylerken dahi üzüldüğüm, "Dam üstünde saksağan' nitelendirmesi yapıldı. Bu olayın nasıl algılandığını ortaya koyacak iyi bir örnektir" diye konuştu.
Kaynak:
Bu haber toplam 716 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri