Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kanadoğlu'nun öfkesi

28.01.2010 10:36
Balçiçek Pamir'le Karşıt Görüş'te, Sabih Kanadoğlu ve Osman Can karşı karşıya geldi. Programda zaman zaman tansiyon yükseldi.

Yılın buluşmasına “AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı mı değil mi?”  tartışması damgasını vurdu. Balçiçek Pamir’le Karşıt Görüş dün akşam Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ile Demokrat Yargı Derneği Kurucusu ve Eşbaşkanı  Doç. Dr. Osman Can’ı konuk etti.  “Nasıl bir Anayasa?” sorusuna cevap aranan programda zaman zaman çok gergin anlar yaşandı. 

Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi laiklik karşıtı bir odak olarak nitelendirdiğini, kararın ve delillerin bunu gösterdiğini söyledi. Osman Can ise delillerin pek çoğunun Anayasa Mahkemesi’nce reddedildiğini, laiklik karşıtı nitelemesinin çok hafif ve bu suçlamayı dolaylı kılacak şekilde yapıldığını söyledi.

BARİ AK PARTİ'YE MADALYA VERSELERDİ

 

Sabih Kanadoğlu ile Osman Can’ın günümüz hukuk anlayışını tartışmaları, 1956 Model bir otomobil ile 2010 model otomobilin yarışması gibi bir şeydi…

Kanadoğlu bir dönemler (belki de) iyi bir hukukçuydu ama onun “hukuk anlayışı” tarihte kaldı…

Günümüz özgürlük anlayışı ve birey – Devlet ilişkileri, soğuk savaş dönemine hiç benzemiyor…

Ama Kanadoğlu eski Sovyet Politbüro üyelerine çok benziyor…

Liyakat ile değil, kamu sistemindeki yaşlanma ve eş-dost kayırmasıyla birlikte gelen tefiler sonucu yıldızı parlayan(!) bir eski Rus hukuçusu…



Can, karar metninden AKP’nin yaptığı savunmada haklı görülen noktalarını okuyunca Kanadoğlu alaycı bir üslupla lafa girdi: “Bari AKP’ye bir de madalya verselermiş” Kanadoğlu ayrıca sonucun önemli olduğunu ve delillerin oylanış tarzının usulüne uymadığını, yanlış olduğunu belirtti. Programın ilk gerginliği de bu konu konuşulurken yaşandı. Can’ın Kanadoğlu’na hitaben “Siz karar metnini okudunuz mu?” diye sorması tansiyonu bir anda yükseltti. Kanadoğlu, Can’ın bu sorusuna “Elbette okudum. Siz bana bu şekilde hitap edemezsiniz. Bu soruyla neyi ima etmeye çalışıyorsunuz?” şeklinde cevap verdi. 

1982 Anayasası’nın değişmesi gerektiği konusunda iki konuşmacı da aynı görüşteydi. Kanadoğlu bu değişikliğin yeni oluşacak bir kurucu meclis tarafından yapılmasının doğru olacağını söyledi. AKP kendi çoğunluğuna

 

Kanadoğlu'nun, Ak Parti ile ilgili kapatılma davasının iddianamesini ve Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını bile okumadığını anladık dün gece…
Hele, Ak Parti ile ilgili verilen "ödenek kesme" cezasını desteklerken; aynı mahkemenin aynı dosyada, Ak Parti Hükümeti'nin "çağdaşlık" ve "AB uyum" çerçevesinde çıkardığı yasaları övmesine karşı çıkması ve "Madalya verselerdi bari" diyerek çifte standartlı davranması, eski bir kanun adamının, çağın dışında kalmış "hukuk" anlayışına somut bir örnekti...
Kanadoğlu bu tartışmaya hiç katılmamalıydı…
Çünkü artık en fanatik taraftarının gözünde bile o bir “kahraman Başsavcı” değil…
Hatta, "onursal" sıfatı bile tartışılır...
 
Adnan Berk Okan

dayanarak bir anayasa değişikliği yaparsa burada hukuk devletini kendi çıkarları doğrultusunda zedeleyen hükümlerin yer alacağını, yargı bağımsızlığının yok edileceğini, bunun da bir anayasa referandumundan evvel veya sonra mutlaka Anayasa Mahkemesi’nce iptal edileceğini ileri sürdü. Osman Can anayasa değişikliğinin kurucu meclis tarafından yapılmasının daha doğru olduğunu fakat Kanadoğlu’ndan farklı olarak eğer kurucu meclis oluşturulamıyorsa şimdiki meclisin de bunu yapabileceğini, Anayasa Mahkemesi’nin de bu yolda kararları olduğunu anlattı. 

TEK PARTİDE KİMİ KASTETTİĞİNİZ BELLİ

27 Mayıs konusu programda tansiyonun yükseldiği ikinci andı. Osman Can’a göre bütün darbeler gibi 27 Mayıs da bir kara lekeydi. Kanadoğlu ise asıl kara lekenin 27 Mayıs öncesinde DP iktidarının Meclis içinden bir tahkikat komisyonu kurarak buna yargı yetkisi vermesi olduğunu söyledi. Can’ın buna cevabı şöyle oldu: “Siyasi hata olabilir. Ama o sırada 1924 Anayasası yürürlükteydi. Bu tür uygulamalar aynı anayasaya göre tek parti devrinde de yapılmıştı.” Kanadoğlu tam bu noktada araya girerek “Tek parti diyerek kimi kasttettğinizi açık söyleyin” dedi. Osman Can “Recep

 

Doç. Osman Can, gelecekte çok konuşulacak bir genç hukukçumuz…
Pırıl pırıl bir zekâya ve kendi konusunda imrenilecek bilgiye sahip…
İlerleyen yıllarda ülke yönetiminde söz sahibi olacağını da düşünüyorum ama…
Günümüzde kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha da pekiştirilmesi gerekirken, Yasama ve Yargıyı; Yürütmenin bağlı olduğu birer kurum haline getirmek isteyişi, cevvaliyetine “gölge” düşürdü.
 
Adnan Berk Okan

Peker’leri, Mahmut Esat Bozkurt’ları kastediyorum” diye cevap verdi. Kanadoğlu “Kimi kastettiğiniz belli, açık konuşun” diyerek Atatürk’ü kastettiği imasında bulundu. 

KANADAOĞLU: HADDİNİ BİL

Ancak programın en gerigin anı hiç kuşkusuz sonlarına yakın iki konuk arasında geçen şu tartışmaydı. Kanadoğlu Almanya’nın 1. Dünya Savaşı’ndan sonraki Weimar Anayasası’ndan örnekleme yaparak bunun sivil bir darbeyle ilişkisini kurduğunda Osman Can “Siz Weimar’ı hiç bilmiyorsunuz” dedi ve Sabih Kanadoğlu buna çok sinirlenerek “Benimle bu şekilde konuşmaktan seni men ederim. Haddini bil” diye cevap verdi. Osman Can da “Siz benim haddimi bildirecek durumda değilsiniz” dedi. 

Osman Can’ın HSYK üyelerinin Meclis tarafından seçilmesiyle ilgili yorumuna da Kanadoğlu şu sözleriyle damgasını vurdu. “Size bıraksak yargının RTÜK’ünü yaratacaksınız.”

Bu haber toplam 1198 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri