Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Karadeniz'in Rus-Nato Savaşındaki Önemi

09 Eylül 2008 / 11:02
Gürcistan'daki yakın zamandaki gelişmeler kaynak-zengin bölgenin arasında yer alan hayati su kütlesi Karadeniz'in stratejik önemini gündeme taşıdı.
Gürcistan'daki yakın zamandaki gelişmeler kaynak-zengin bölgenin arasında yer alan hayati su kütlesi Karadeniz'in stratejik önemini gündeme taşıdı. Bölge Rus perspektifinden özellikle stratejiktir. Bunun anlamı Batı ile Rusya arasında çıkacak herhangi bir savaşta Karadeniz temel çatışma alanlarından biri olacaktır. Karadeniz'in stratejik önemi üzerine bu derleme, bölgeyle ilgili farklı güçler için bu nedenle uygundur.

Karadeniz Avrupa'nın Orta Doğu ve Asya ile doğu ve güney sınırlarını kabaca çizer ve Hazar Denizi'yle Akdeniz arasındaki ana suyolunu oluşturur. Avrupa ve Asya'yı birbirinden ayıran su darboğazları Boğazlar ve Çanakkale ile Akdeniz'e bağlanır. Karadeniz'in tüm güney sahili Türkiye'ye aitken kuzey tarafı Ukrayna ve Rusya arasında hemen hemen eşit olarak bölünmüştür. Rus nüfuslu ancak Ukrayna'nın sahipliğindeki Kırım Yarımadası, denizin ortasına uzanır. Bu yarımada Rus ve Ukrayna düzlüklerine hayati geçişi kontrol eder. Denizin doğusu Gürcistan ve Kafkaslarla çevriliyken Batı'da Balkan ülkeleri Bulgaristan, Romanya ve denize çıkışı olmayan Moldova yer alır.

Karadeniz, bölgeye güç projeksiyonlarında elzemdir çünkü Romanya'daki Karpat Dağları ve Kafkas Dağları Rusya'ya güneyden herhangi bir kara harekâtına engel teşkil eder. Bu nedenle Karadeniz, Rusya'nın kalbini tehdit edecek potansiyel bir düşman için tek yoldur. Tabii eğer Napolyon ve Hitler o kadar da direkt bulmadığı Polonya ve Kuzey Avrupa düzlükleri geçen rota istenmiyorsa. Karadeniz, Kafkaslara yakın olduğu ve Rusya'nın petrol üretimi yaptığı Tataristan ve Başkortastan'ın hemen altında yer aldığı için Rusya'nın herhangi bir düşmanı için Rus ordusunun enerji hayat hattına ulaşan doğrusal bir çizgidir.

Avrupa için Karadeniz hiçbir zaman işgal için ana bir rota olmadı ve aslında sıklıkla karasal ordular için bir tampon bölge görevi ifa etti. Ancak ticari bir rota olarak Karadeniz, Avrupalılar için hayatidir. Soğuk Savaş sırasında, Karadeniz taşımacılığı asgari seviyedeydi. Berlin Duvarı'nın yıkılışı ve eski Yugoslavya'nın düşmanlığının bitişiyle Tuna nehri özellikle Almanya için anahtar bir taşımacılık rotası haline geldi. Şimdilerde Merkezi Avrupa'da üretilen ihraç malları Karadeniz'e nehir üzerinden taşınmaktadır. Bu kara yoluyla Baltık Denizi'ne çıkarmaktan çok daha ucuzdur. Bu taşımacılık rotasının herhangi bir şekilde yeniden kapanması Avrupa için büyük bir sorundur.

Kafkasya'nın engebeli arazisi ve Rusya'nın düşmanlığı nedeniyle Avrupa'ya sadece deniz yoluyla bağlı olan Gürcistan için Karadeniz hayatidir.

Rusya için, Karadeniz'in önemi Kafkaslardaki ve Hazar Denizi'ndeki enerji kaynaklarını kontrol etmedeki anahtar rolünde yatar. Eğer Karadeniz'den Rostov-on-Don ve Volgagrad (eski adıyla Stalingrad) arasında Don Nehri koridoru üzerinden bir deniz harekatının projeksiyonunda, Moskova Rus Kafkasya'sından ve bölgenin muazzam enerji kaynaklarından koparılabilir.

Fransız ve İngiliz seferberlik kuvvetleri bunun aynısını Kırım Savaşı'nda yapmayı denediler. Önce Kırım'ı işgal ettiler ve Sivastopol'ü aldılar. Arkasından Don-Üzerindeki-Rostov'a Azov Denizi yoluyla ulaşmaya çalıştılar. Nükleer çağda Rusya'nın böyle bir kara işgali tabi ki düşünülemez. Ancak olası güç izdüşümleri hala durmaktadır: Karadeniz'den Kırım'a oradan da Rostov-on-Don/Volgagrad Don Nehir koridoruna. Moskova'nın Don Nehri koridoru üzerine yapılacak bir saldırıyla bir düşman Kremlin'i Kafkasya'dan ayırabilir ve arkasından daha içlere saldırıyı planlayabilir.

Avrupa'daki çağdaş siyasi-askeri anlaşmaları Karadeniz'in esas itibariyle NATO-kontrolünde bir göl olduğunu dikte ediyor. Çanakkale/Boğazlar darboğazlar, tüm amaçlar ve niyetler için tamamıyla (Montrö Konvansiyonu gibi yürürlükte olan uluslararası anlaşmalardaki nüansları bir kenara bırakırsak) NATO üyesi Türkiye'nin kontrolünde. Can alıcı boğazların hemen altında NATO'nun bölgedeki gücünü sağlamlaştıran su kütlesi Ege Deniz'i yer alır ve o da paktın kontrolündedir. Eğer Rusya mucize olarak Çanakkale'den geçse bile, Ege labirenti kaçışı imkânsızlaştırır. Ayrıca, bölgedeki deniz filolarının üstünlüğü ve tüm denizin etrafındaki kara merkezli hava kuvvetlerinin menzilinde olduğu hesaba katıldığında Akdeniz de bir NATO gölüdür.

Bugün Rusya'nın deniz ve askeri gücü, Gürcistan'da tanıklık edilenin tam benzeri harekât uygulaması yeteneğinde yatar. Rusya Karadeniz'in kendi tarafında özellikle Gürcistan ve Ukrayna'da; stratejik Kırım Yarımadası ve Rusya'nın denizin kuzeyinin kontrolünü sağlayan bir kokpit görevi gören Sivastopol deniz üssünde hareket imkanına sahiptir. Kendi tarafındaki hava gücüyle birleştiğinde, Rusya kesin olarak Kafkasya ve Ukrayna üzerinde baskındır. Rusya aynı zamanda bu bölgelere kara gücü ve bitişik topraklarıyla da hâkimdir. Doktrinsel olarak kendi anavatanına doğrudan kara hatlarıyla Rusya arazide hareket eder.

Ancak bunun iki tarafı da keskindir. Karadeniz Rusya'nın tam kalbine saldırmak isteyen bir güç için mükemmel platformdur. Okyanuslar ve denizler günümüz modern savaş otobanlarıdır. Süper bir güç bu yolla gezegen üzerinde herhangi bir yere güç uygulayabilir. Karadeniz olmadan Rusya'nın bel altına vurmak isteyen biri tüm Kuzey Avrupa düzlüklerini ya da Balkanları aşması gerekir. Bu yol tarihsel olarak az başarı şansına sahiptir. Çok yüksek insan ve ordu kayıpları da cabası. Alternatif olarak Çanakkale'yi kontrol eden Türkiye sayesinde Birleşik Devletler ve NATO müttefikleri filosunu Karadeniz'e çekebilir. Bu, filoyu Kırım Savaşı'nda olduğu gibi tüm Rusya'yı işgal etmeden Moskova'nın enerji zengini Kafkas bölgesine saldırı mesafesine taşır. Bu seçenek modern güdümlü füzeler ve uçak gemilerinde taşınan uçakların geliştirilmesiyle ortaya çıktı. Bu nedenledir ki Kremlin'in en az gözde filosu Karadeniz filosunun da önemi artmıştır.

Şu anda Batı, Karadeniz'de askeri üstünlüğe sahiptir. Çanakkale'yi elinde tutan çetin ABD ve Türk filoları denizin girişi kadar sularını da kontrol etmektedir. Türk ve ABD hava kuvvetleri de bölgededir. ABD'nin Türkiye'nin güneyinde İncirlik'te bir hava üssü vardır ve Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'daki havaalanları NATO üyesi ülkelerinin hava gücü tarafından kullanılabilir. Bu güç Karadeniz üzerindeki tüm hava üstünlüğünü sağlamada ve oradaki Rus deniz kuvvetlerini yok etmede kullanılabilir. Türkiye'nin hava kuvvetleri iyi eğitimli ve donanımlıdır. Denizaltından ya da gemilerinden fırlatılan füzeler ve uçak gemilerinden havalanan jetler, Karadeniz'deki hâkimiyeti sağlandıktan sonra Rusya'nın kalbini hedef alabilir. ( Ancak şu belirtilmelidir ki, ABD gemi, denizaltı ve havadan fırlatılan cruise füzeleri düşünüldüğünde Karadeniz saldırının bir ek vektörü olabilir. Rusya'nın Avrupa kalbine saldırı için Barentz Deniz, Baltık, Akdeniz ve Ege kadar etkin değildir).

Karadeniz Rusya için ancak Moskova Türkiye'yi bir şekilde nötralize edip boğazları kontrol edebilirse bir avantaj olabilir. Şu ana kadar Rusya bunu ne askeri ne de diplomatik olarak yapamadı. Moskova'nın coğrafyası her zaman deniz gücü geliştirmesine engel olmuştur. Bir yüzyıl belki de daha fazla zamandır uğraşmasına rağmen Rusya, Karadeniz'i güvenli kılamamış, Ukrayna gibi ancak bir tampon olarak kullanabilmiştir. Türkiye, her zaman olduğundan daha fazla şekilde Karadeniz'e tek deniz girişini kontrol etmektedir. Bu dıştan deniz müdahalesi için kesin söz sahipliği anlamına gelmektedir. Türkiye'nin Batı'yla müttefikliği bu nedenle NATO için anahtar öneme sahiptir. Bu nedenle Batı'nın Karadeniz'in Rusya için bir tampondan ötesi olduğunun süregelen reddi, yüzyıllardır çok da değişmemiş bir hakikattir.



*Strategic Forecasting Inc'in kısaltması Stratfor, dünyanın önde gelen istihbarat özel kurumlarındandır. 1996'da kurulan Stratfor, müşterilerine jeopolitik, ekonomik, güvenlik ve kamu politikası konularında eş-zamanlı istihbarat, analiz ve öngörüler sağlar.

**Çeviri: Oğuz ESER

Bu haber toplam 1314 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri