Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Karar hukukçuları da isyan ettirdi

06 Haziran 2008 / 09:20
Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 kararıyla tartışma doğuran Anayasa Mahkemesi, yeni bir karara daha imza attı
[HUKUKÇULAR İSYANDA]
Mahkeme zarar görecek


Prof. Dr. Ergun Özbudun (Anayasa hukukçusu): Anayasa Mahkemesi, anayasal ilkelerini aştı. Şekil değil apaçık bir esas incelemesi yaptı. Anayasa'nın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullandı. Bu, yetki gasbıdır. Yüce Mahkeme'nin menfaatlerine zarar verecektir. Bundan sonra hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. Mahkeme, iktidarı kendine tevdi etmiştir. Hiçbir demokratik ülkede örneği yok.

SAMİ SELÇUK: YÜRÜTMEYİ DURDURMA YETKİSİ YOK
Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk da Prof. Özbudun'un görüşüne katıldığını belirterek “Yorum kurallarına uyacak olursak ben sayın Özbudun'un görüşüne katılıyorum. Yani anayasa mahkemesinin ne yürütmeyi durdurma yetkisi vardır ne de bir anayasa değişikliğini biçimsel açıdan incelemenin dışına çıkarak esas öz açısından inceleme yetkisi vardır. Bu son derece açıktır böyle bir yetkinin olması da zaten düşünülemez. Bu bakımdan ben sayın Özbudun'un görüşünü aynen paylaşıyorum.

Anayasa mahkemesinin gerekçesini görmedik ama gerekçenin esası incelediği anlaşılıyor yani Anayasa Mahkemesi eski görüşlerini sürdürüyor demektir. Eskiden de buna benzer görüşler ileriye sürmüştü. Ve bu doğrultuda kararlar vermişti değişen bir şey olduğunu ben sanmıyorum. Buradan tabi çeşitli sonuçlar çıkarılabilir özellikle kapatma davasıyla ilişkisi kurulmaktadır. Ama ben bunun doğrudan doğruya bir ilişkisi olduğunu sanmıyorum İki dava farklıdır. Biri kapatma biri iptal davasıdır. Ayrı ayrı ele alınması lazımdır. Kapatma davası sürüyor. Daha fazla bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum. İddianamenin bütünüyle gözetilmesi lazımdır. Laiklik konusunda bir duyarlılık var. Kabul ediyorum ama laiklik ilkesinin nerede başlayıp nerede duracağını mahkeme belirleyecektir. Türkiye'de bence bir yorum bilim sorunu vardır. Ben kararların yeniden gözden geçirilmesi kanaatindeyim.” dedi.

Vahim karar, sınır aşıldı


Prof. Dr. Levent Köker (Anayasa hukukçusu): Mahkeme çok vahim bir karar aldı ve sınırını tamamen aştı. Başörtüsünü değil, kanun önündeki eşitliği ve hiç kimsenin eğitim hakkının engellenemeyeceğini öngören özgürlükçü düzenlemeleri reddetti. Ayrıca, sadece şekil yönünden denetleyebileceği bir değişikliği, içerik yönünden de denetleyerek sakat bir durum oluşturdu.


Meclis, kararı yok sayabilir


Doç. Dr. Mustafa Şentop (Hukukçu): Mahkeme, kendi meşruiyetini çiğnedi. Türkiye'nin en önemli hukukî sorunu haline geldi. Mahkemenin kararlarını denetleyen bir organ yok. Meclis, bu kararı yok sayıp mevcut değişikliği uygulamaya devam edebilir. Mahkeme hükümetin düşmesine karar verse, Resmi Gazete'de yayımlasa bu geçerli mi olacak? Geçerli olmayacak. Çünkü mahkemeye böyle bir yetki verilmemiş. Bu nedenle karar yok hükmündedir.


367 kararını çağrıştırıyor


Doç. Dr. Serap Yazıcı (Anayasa hukukçusu): Hukukî değil siyasî bir karar alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, siyasî bir organ değildir. Üzüntü ile karşıladım. 367 kararını çağrıştırıyor. Anayasa'nın tüm hükümleri değiştirilebilir. Bunun istisnası ilk 3 maddedir. Bunu genişletmek suretiyle yorumladığımız zaman, çok tuhaf bir tablo ortaya çıkar. Çünkü Anayasa'nın her hükmü dolaylı bir biçimde ikinci maddedeki kavramlarla ilişkilendirilebilir. Bu mantığı kabul edersek tali kurucu iktidar hiçbir biçimde anayasayı değiştiremez.


Hukukçu mantığıma sığmıyor


Prof. Dr. Hasan Tunç (Anayasa hukukçusu): Bu kararı anayasa hukukçusu olarak mantığıma sığdıramıyorum. Raportörün görüşü doğrultusunda karar verilmesini bekliyordum. Peki AK Parti'ye açılan kapatma davası nasıl etkilenir? İddianamede ortaya konulan gerekçelerin önemli bir kısmı başörtüsüne yönelik. Başbakan ve AK Parti temsilcilerinin söz ve demeçleri delil olarak gösterilmiş. Bu kararla kapatmaya hukukî bir dayanak bulundu.


Karar, halkı ikiye böldü


Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu (Sabancı Üniversitesi): Mahkeme verdiği kararlarla siyasetin içindeydi. Şimdi yeni bir adım attı; başörtüsünün laiklikle bağlantılı olduğuna hükmetti. Başörtüsünde iç hukukta gelinebilecek son noktaya geldik. Ama tartışmalar bitmeyecektir. Siyaseten gündemden düşmez. Halk çok ciddi bir şekilde ikiye bölündü. Başörtüsünün tehdit unsuru olduğunu düşünen bir kesim ile kararın özgürlükleri kısıtladığı düşüncesinde olan bir kesim doğdu.


Yargıçlar devletine gidiyoruz


Murat Yılmaz (Siyaset bilimci): Yargıçlar devletine doğru bir yürüyüş var. Mahkemenin hukuk dışına çıkarak siyaset yapmaya başladığı bir sürecin içinden geçiyoruz. Bu karar önemli bir kırılmaya işaret ediyor. İçtihat kapıları kapatılıyor. Bu durum Osmanlı'da 'gerilemenin sebebi' olarak gösterilmişti.


Yargı, özgürlükleri tehdit ediyor


Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Barosu Başkanı): Anayasa'ya uygun değil. Mahkeme, anayasa değişikliğini esas yönden inceleyemez. Bu noktada yapılacak iş Meclis'in mahkemenin yetkilerini değiştirerek daha açık yazmasıdır. Türkiye'de yargı özgürlüklerin güvencesi değil. Özgürlükleri sınırlayan ve tehdit eden bir kurum haline geldi.


Yetkinin kaynağı ne?


Kamil Yaralı (Hukukçular Derneği Başkanı): Mahkeme, yetki ve meşruiyetini Anayasa'dan aldığını söylüyordu. Bu kararla Anayasa'yı da çiğnediler. Mahkeme Anayasa ile bağlı olmadığını ilan etmiştir. Mahkeme'yi bağlayan hiçbir metin kalmamıştır. Yetkisini Anayasa'dan almıyorsa nereden aldığını açıklamalı.

Yekta Güngör Özden: Bu karar siyasetçilere ders olsun

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden ise, Yüksek Mahkeme'nin üzerine düşeni yaptığını belirterek “Bu karar siyasetçilere ders olmalıdır. Anayasa'yla oynamak sevdasından vazgeçsinler” dedi. Özden'e göre Anayasa Mahkemesi'nin iddia edildiğinin tersine görev alanını genişletme isteği de, iradesi de yok.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, NTV canlı yayınında Yüksek Mankeme'nin türban düzenlemesine ilişkin ihtal kararını değerlendirdi.

Özden, kararın ardından siyasetçilerin yaptığı yorumların büyük bölümünü üzüntüyle izlediğini söyledi. Özden şunları söyledi. “Siyaset adamlarının duyarlılık göstermesi gerekirken, siyasi açıklamalarla gerginliği artırdılar. Akıldışı sözler anayasa hukukuyla bağdaşmaz. Siyasi liderlere yaranmak amaçlı demeçler veriliyor. Anayasa Mahkemesi'nin kararları kesindir. Siz Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını Meclis'n oluruna bağlamak ve çoğunluğa onaylatmak isterseniz Türkiye'de hukuk devleti yara alır. Bu karar siyasetçilere ders olmalıdır. Anayasayla oynamak sevdasından vazgeçsinler.” dedi.

Anayasa Mahkemesi'nin görev alanını genişletme isteğinin de iradesinin de olmadığını belirten Özden “Mahkeme üzerine düşeni yapmıştır. Tersine sözler siyasal amaçlıdır. Hukuka en uygun karardır. Bizim siyasetçiler uslanmayı, hukuka uymayı bilmiyorlar” dedi.

Yekta Güngör Özden “Bu karar kapatma davası üzerinde etkili olur mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “İki dava birbirinden ayrı. Anayasa yargısında her dosya bağımsızdır. Ayrıdır. Bu karar kapatma davasını etkilemez.”

Yasama yetkisi gasp edildi


Taha Akyol (Milliyet Gazetesi): Hukuka ve Anayasa'ya aykırı bir karar. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini esastan inceleyemez. Yeni koşullar getiremez. Sadece şekil yönünden inceler, bunun dışında bir inceleme yapamaz. Bundan sonra yasama faaliyeti yapılması imkansızlaşmıştır. Parlamento'nun yasama yetkisi gasp edilmiştir.


Sonunda hepimiz kaybedeceğiz


Mehmet Altan (Star Gazetesi): AK Parti'nin kapatılması sürecinin başladığını görüyorum. Bir senaryo sahibi var ve onu uygulatıyor. Bunun Türkiye'ye ne yararı olacak? Hepimiz sonunda kaybeden haline gelebiliriz. AK Parti de yanlışlıklar yaptı. Temel haklar için adım atması gerektiğini söyledik.

Süreci Bahçeli başlattı



7 Mart 1989: Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü serbest bırakan yasayı iptal etti.


25 Ekim 1990: Yükseköğretim Yasası'na 'Kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.' ifadesi eklendi.


14 Temmuz 1992: Mehmet Sağlam YÖK başkanı oldu. Sağlam, 3 yıllık görevi boyunca bu yasaya dayanarak üniversitelerde başörtüsü yasağını uygulamadı.


6 Aralık 1995: YÖK Başkanlığı'na Kemal Gürüz getirildi. 1989'daki Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna dayanarak katı bir yasak uyguladı.


8 Haziran 2007: Başbakan Erdoğan, Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan anayasa taslağı hazırlamasını istedi.


28 Ağustos 2007: 6 kişilik heyet, hazırladıkları taslağı AK Parti'ye teslim etti. Başörtüsü yasağı konusunda iki alternatif sunuldu. İlkinde 'Hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı öğreniminden mahrum bırakılamaz.', diğerinde 'Yükseköğrenimde kılık kıyafet konusunda herkes serbesttir.' denildi.


17 Eylül 2007: AK Parti kurmayları ve bilim heyeti, Sapanca'da yapılan 3 günlük toplantıda anayasa taslağına son şeklini verdi. Başörtüsüyle ilgili maddede birinci ifade tercih edildi.


13 Aralık 2007: MHP lideri Bahçeli, Anayasa'nın 10. maddesinde değişiklik yapılarak sorunun çözümünü istedi.


14 Ocak 2008: Başbakan, İspanya'da "Velev ki simge olarak taktığını düşünün. Bunu suç kabul edebilir misiniz?" dedi.


15 Ocak 2008: Başbakan'ın İspanya'daki açıklamalarını grup toplantısında değerlendiren Bahçeli, başörtüsü sorununun toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğini vurguladı.


16 Ocak 2008: Erdoğan, İspanya dönüşünde muhalefete şu çağrıyı yaptı: "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. MHP ben varım diyor. CHP yoksa yok."


17 Ocak 2008: MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı açıklama yaparak partisinin teklifini ortaya koydu.


23 Ocak 2008: AK Parti, MHP'ye kendi teklifini iletti.


24 Ocak 2008: Ortak noktada buluşan parti kurmayları, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesinde uzlaştı.


25 Ocak 2008: Yapılması düşünülen ikinci zirve, 'kılık kıyafet' ibaresinin doğurduğu endişeler yüzünden ertelendi.


28 Ocak 2008: İki partinin kurmayları yeniden bir araya geldi. Yoğun görüşme trafiğinin ardından mutabakata varıldı.


9 Şubat 2008: Yasak, 411 milletvekilinin, yani Meclis'in yüzde 80'inin desteğiyle kabul edildi.


27 Şubat 2008: CHP, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusunda bulundu. Değişikliğin 'yok sayılması'nı ve 'yürürlüğünün durdurulması'nı istedi.


11 Mart 2008: Danıştay 8. Dairesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversite rektörlerine gönderdiği 'başörtüsü serbest' yazısını genelge olarak tanımlayıp yürütmesini durdurdu.

Kaynak:
Bu haber toplam 792 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri