Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BDP 'Boykot' diyor ama...

10.09.2010 01:14
İsveç'te yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, 12 Eylül'deki referandumda sandık başına gidecek Kürtlerden ezici çoğunlukla 'evet' oyu beklediğini söyledi.
İsveç'te yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, 12 Eylül'deki referandumda sandık başına gidecek Kürtlerden ezici çoğunlukla 'evet' oyu beklediğini söyledi. Burkay ayrıca 'gönlümüze göre olmasa da önemli' dedi.

Kamuoyunun daha kapsamlı bir anayasa değişikliği beklediğini belirten Burkay, "Bu değişiklik her bakımdan gönlümüze göre olmasa da önemli." dedi.

Hükümetin anayasa değişikliğiyle yargıyı denetim altına aldığı iddialarını "statükocuların engelleme çabaları" olarak değerlendiren Burkay, boykot kararı alan Barış ve Demokrasi Partisi'ni (BDP) samimiyetsizlikle suçlayarak şu ifadeleri kullandı: "Olumlu adımlara destek vermiyorsun, statükocuların aynına düşüyorsun, militarist politikalar bundan güç kazanıyor. Sen ondan sonra da bunu Kürtlerin çıkarı ve demokrasi için yaptığını falan iddia ediyorsun."

Burkay, BDP'ye yakın çevrelerden gelen, sandık başına gidecek halka yönelik tehditleri de "Kürt halkının özgürlüğünü isteyen, demokrasi isteyen her şeyden önce kendisi demokrasiyi içine sindirebilmeli ve pratikte buna uygun tavırlar göstermeli." sözleriyle eleştirdi.

Kürt şair, yazar ve siyaset adamı Kemal Burkay, İsveç'in başkenti Stockholm'deki bürosunda anayasa değişikliği referandumunu Cihan Haber Ajansı'na değerlendirdi. Kamuoyu daha kapsamlı bir değişiklik beklese de cunta anayasasını değiştirebilmenin ve tümüyle yeni bir anayasa yapmanın hiç de kolay olmadığını ifade eden Burkay, AK Parti'nin başörtüsü ile ilgili değişiklik girişiminin Anayasa Mahkemesi'nden döndüğünü hatırlattı.

Burkay, "Anayasa değişikliğini kolaylaştırmak, parlamentonun hükümetin manevra alanını geliştirmek, sistemi askeri vesayetten ve yargı vesayetinden kurtarmak öncelik kazandı. Bu nedenle getirilen değişiklik her bakımdan gönlümüze göre olmasa da, tam anlamıyla demokratik sivil anayasa değişikliği getirmese de önemli." dedi.

"YARGININ DENETİM ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILDIĞI İDDİALARI GERÇEK DIŞI"

Kemal Burkay, anayasa değişikliğiyle hükümetin yargıyı denetim altına alacağı iddialarının doğru olmadığını ifade etti. Burkay, değişiklikle yüksek yargının oluşmasının daha demokratik yöntemlere bağlanarak Avrupa standartlarına yaklaştırılacağına dikkat çekti. "Bu, demokratikleşme olayıdır. Önemli olan parlamento ve sivil hükümetin vesayet altında olmamasıdır. Serbestçe karar alabilmesidir. Bu olmadan hiçbir önemli demokratik adım atılamaz." ifadelerini kullanan Burkay, Eğer askeri ve sivil bürokrasi herhangi bir değişikliğe engel olacaksa, eğer onlar karar verecekse o zaman meclisin anlamı ne, genel oyun anlamı ne?" diye sordu.

Değişikliklerin demokratik olacağından hiç kuşku duymadığını belirten Burkay, "Hükümete yöneltilen bu suçlamalar, statükoyu korumak için, demokratikleşme adımlarını ve AB ile bütünleşmeyi engellemek için." şeklinde konuştu. Kemal Burkay, askerlerin askerlikle ilgisi olmayan suçlamalarda sivil mahkemede yargılanması ve 12 Eylül sorumlularından hesap sorulacak olmasının da çok önemli değişiklikler olduğunu vurguladı.

"BOYKOT ÇAĞRISI YAPANLAR SAMİMİ DEĞİL"

BDP'nin demokratik açılım ve referandum sürecinde takındığı tutumun ne Kürt halkının ne de kendisinin yararına olduğunu ifade eden Kemal Burkay, parti kapatmayı zorlaştıran değişiklik maddesinin BDP'li milletvekillerinin oylamaya katılmaması sebebiyle referanduma sunulamadığını hatırlattı. Burkay, "Bu hükmü desteklememeleri anlaşılır gibi değil. İzledikleri politikayla, bu değişikliklere karşı çıkmakla MHP'nin ve CHP'nin, statükocu güçlerin yanına düştüler." dedi.

BDP'nin bu tavra gerekçe olarak 'Değişikliklerin Kürt sorunun çözümüne yönelik maddeleri içermemesini' gösterdiğini kaydeden Burkay, şunları söyledi: "Ben de o kanaatteyim. Bunlar ileride tam anlamıyla demokratik sivil bir anayasada yer almalı. Fakat bunların yer almaması, mevcut değişikliklerin önemini azaltmıyor. Daha demokratik adımların atılabilmesini; parlamentonun, sivillerin bu konudaki manevra yeteneğini artırıyor."

Geçmişte sivil hükümetlerin demokratik adımlar atmak istedikleri zaman korku edebiyatı eşliğinde, ihanete varan suçlamalarla hep engellendiğini dile getiren Burkay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'yeni anayasa' sözünün arkasında durulmasını istedi. Burkay, boykot çağrısı yapan BDP'yi şu sözlerle eleştirdi: "Şimdi eğer bu engellerin ortadan kaldırılması için adımlar atılıyorsa buna destek vermek lazım. Ama siz hem bu engellerin kaldırılmasına destek vermeyeceksiniz hem de hükümeti suçlayacaksınız, 'niye benim gönlüme göre bir anayasa getirmiyorsun' diye. Bu, samimiyet olmaz. Bunun mantığı yok. Bu 'ya hep ya hiç' mantığıdır. Çok yanlış bir tutumdur. Değişiklik yapmak isteyene destek vermiyorsun, olumlu adımlara destek vermiyorsun, statükocuların aynına düşüyorsun, militarist politikalar bundan güç kazanıyor. Sen ondan sonra da bunu Kürtlerin çıkarı ve demokrasi için yaptığını falan iddia ediyorsun."

"KÜRTLER EZİCİ ÇOĞUNLUKLA EVET DER"

Kürtlerin bu değişiklikleri anlayacağı ve olumlu göreceğini tahmin eden Burkay, sandık başına giden insanların bu değişikliklere ezici çoğunlukla evet diyeceğini söyledi. Kemal Burkay, boykot kararının bazı insanları sandık başına gitmekten alıkoyabileceğini belirterek, "Ama onun dışında, bu engelin, bu baskının olmadığı yerlerde ben Kürtlerin genel olarak bu değişikliklere evet diyeceği kanısındayım." dedi.

Zorlayıcı engeller olmazsa boykotun da hak olarak görülebileceğini dile getiren Burkay, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın sivil toplum kuruluşlarına yönelik 'ne cesaretle konuşuyorlar' şeklindeki ifadelerini 'tehdit' olarak değerlendirdi. Burkay, şunları söyledi: "Bu tehdit pratiğe geçerse aynı zamanda halka karşı saygısızlık olur. Yani Kürt halkının özgürlüğünü isteyen, demokrasi isteyen her şeyden önce kendisi demokrasiyi içine sindirebilmeli ve pratikte buna uygun tavırlar göstermeli. Halk eğer sandık başına gidecekse gider. Tamam, siz 'boykot' diyebilirsiniz ama sandığa giden insanlara engel olmamak lazım. Halkın gidip sandık başında, evet veya hayır, kendi tercihine göre oy kullanması demokratik bir tavırdır, öyle olması gerekir."

"EVET ÇIKARSA YENİ ANAYASA İÇİN HÜKÜMETİ SIKIŞTIRABİLİRİZ"

Kemal Burkay, referandumdan 'hayır' çıkması durumunda şimdiye kadar atılan bazı ileri adımların riske atılabileceğini söyledi. Burkay, "Hayır çıkarsa, Ergenekon davasını engellemek isteyenlere daha da cesaret verir, (bu çevrelere) kamuoyu desteği gibi görünür. Yeni ve daha köklü anayasa değişikliğini zora sokar." dedi. Burkay, değişim sürecindeki Türkiye'nin kazanımlarının tümden geriye götürülmesinin ise mümkün olmadığını söyledi.

Evet çıkması durumunda demokratik adımları atanların güçleneceğini söyleyen Burkay, şöyle devam etti: "Ergenekon davasının devam ettirilmesi, faili meçhullerin daha da geniş şekilde araştırılması, bu konuda suç işlemiş olanlardan hesap sorulması daha da kolaylaşır. Bu süreç daha da hızlanır."

'Evet'in yeni anayasanın hazırlanması kolaylaştıracağını savunan Burkay, AK Parti bu konuda ayak sürürse o zaman verdiği sözü yerine getirmesi için sıkıştırabiliriz. Ama 'hayır' çıkması durumunda hükümetin işi zorlaşır." ifadelerini kullandı.

İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY İLE GÖRÜŞMESİNDE TÜRKİYE'YE DÖNÜŞÜ GÖRÜŞTÜ

Kemal Burkay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın geçtiğimiz ay kendisine telefonla ulaştığını doğruladı. Atalay'ın, Türkiye'ye dönüşünde engelin ne olduğu sorusuna cevap verdiğini aktaran Burkay, 2003 yılına kadar genel sekreterliğini yürüttüğü Kürdistan Sosyalist Partisi ile ilgili davaları hatırlattığını söyledi.

Bu davaların risk oluşturduğunu dile getiren Burkay, "Korktuğumdan değil, bu yaşımdan sonra böyle şeylerle uğraşmak istemiyorum." dedi. Burkay, kendisinin durumunda olan başka insanların Türkiye'ye dönmek istemeleri halinde bunun sağlanmasının demokratikleşmeye katkı sağlayacağını ifade etti.

Kaynak:
Bu haber toplam 1430 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri