Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kirli paranın kaynağı...

02.02.2010 11:00
Bahçeli, AKP'nin toplumu oyaladığını, yıkımın bütün kurumları kapsayacak kadar yaygın hale getirildiğini öne sürdü.

AKP zihniyetinin uzunca süreyi toplumu oyalamakla geçirdiğini, yıkımın bütün kurumları kapsayacak kadar yaygın hale geldiği, hükümetin gelecekten umudunu kesip geçmişi konuşmaya başladığını, başbakan ve hükümetin girdiği süreçleri mahkum haline getirdiğini açıklanmıştır. Bu tabloya kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlıktan oluşan 7 K'lı tahribat zinciri adını vermiştim.

Parti olarak değişime ve gelişime uyum sağlayabilen kurumsal yönetim anlayışını benimsemiş KOBİ'lerin ekonomimizin temel dinamiğini oluşturabileceğini düşünüyoruz. KOBİ'lerde istihdamı geliştirecek bir teşvik sistemi geliştirilmelidir. Bürokrasi basitleştirilmemiştir. Kolay erişilebilir finans sistemi sağlanmalıdır. KOBİ'lerin iç pazarda bütünleşmeleri için devlet ve sivil toplum gerekli sorumluluğu üstlenmektedir. Yenilikçi KOBİlerin mal ve hizmet üretimi desteklenmelidir.
Parti olarak bu hususları vatandaşlarımızla paylaşacağından herkes emin olmalıdır. Sağlıklı bir KOBİ politikasına çok ihtiyaç vardır. Türkiye ekonomisinde ve sosyal yapının işleyişinde vazgeçilmez bir role sahip olan KOBİ'lerin önemi büyüktür.
Ekonomik krizin ağırlaştığı şartlarda bankacılığın gelişmesiyle Erdoğan, KOBİ'lerde sessiz kalmaktadır. Ülkemizde 2 milyona yakın KOBİ faaliyet göstermektir. AKP hükümetinin KOBİ'lerin sadece yüzde 5'ine ulaşmış olması tam bir kara mizahtır.

KOBİ'lerin destek ve ilgiden mahrum bırakılması bu alanda faaliyet gösteren işletmeleri zor durumda bırakmıştır. KOBİ'ler küreselleşmeden olumsuz etkilenmiştir. Ülkemizde küçük ve orta büyüklükte işletmelerin sorunları  denilince ilk akla gelen finansman sıkıntılarıdır. Bunun aşılması için düşük faizli krediler, vergi indirimleri akla gelmektedir. Faizlerin düşüklüğünden bahseden Erdoğan KOBİ'lerin neden kredi kullanamadığını bir an önce açıklaması gerekmektedir.

Değişik zamanlarda kenar mahallelerde yoksul vatandaşlarımızın evlerine kameralar eşliğinde giden Başbakan Erdoğan gerçekten samimiyse buradakilere el uzatmaması, çocuklarına rızklarına sahip çıkması en acil beklentilerimizdendir.
Toplumsal ilişkilerimiz içerisinde düzenleyici bir rolü bulunan bakkalların tasfiye hazırlığında oldukları gözükmektedir. Ekonomik ilişkelirin merkezi olan bakkalların devrinin bitmesi doğru olmadığı gibi mümkün de değildir. AKP bakkallarla uğraşmakta, kasaplara göz dikmede ve manavları alaşağı etmenin sinsi planlarını yapmaktadır.

7 yılı aşan bir süre hükümet eden AKP'nin ilkellik duygusunu her alanda yaygınlaştırdığı bir gerçektir. Bu hükümetten demokratik yollardan kurtulmak bir milli vazife hale gelmiştir ve MHP bu vazifeye hazırdır. Başbakan Erdoğan'ın bakkallıkla uğraşan insanlarımızla ilgili sözleri hepimizi rahatsız etmiştir.

Başbakan Erdoğan 7 yıl öncesine göre bugün aldığı yumurtayı, yağı ve peyniri sormaktadır. Bizim de kendisine soracağımız sorularımız vardır. 7 yıl öncesine göre gemi alabilecek imkanınız bugün ne ölçüde artmıştır? İktidara gelmeden önce kayıklara ilgi gösterenler bugün nasıl olur da şileplere sahip olmuşlardır ve bu kirli paranın kaynağı nereden sağlanmaktadır.

Düne göre işsizlikte ve yoksullukta bir gerileme varsa yatırımlar artmışsa ve katma değer üretimi artmışsa gelişme ve kalkınmadan bahsetmek mümkündür. Ne var ki, bunların hiçbirisi olmamamış, düne nazaran halkımız daha mutsuz, işsiz ve fakir hale gelmiştir. Erdoğan kendi şartlarını baz alarak bir değerlendirme yapıyor ve bunu da milletimizin hayat standartlarında bir artış olarak sunuyorsa diyebileceğimiz fazla bir şey olmayacaktır.

Başbakan Erdoğan'ın Ocak ayı Ulusa Sesleniş konuşmasındaki bazı sözleri dikkatimizi çekmiştir. Erdoğan konuşmasında dünla kavgasına ısrarla devam etmiş, gelecekle ilgili bir beklentisinin bulunmadığını açıkça göstermiştir. Asgari ücretle geçinen kardeşlerimize yönelik olmak üzere evlerine ne kadar yumurta, pirinç, yağ ve tereyağ girdiğini sorgulayan ve bugün düne göre daha fazla alındığını iddia eden Erdoğan'ın bu anlayışını elbette insanımız değerlendirecektir.
AKP olduğu sürece yoksulluğun ilelebet devam edeceği Başbakan Erdoğan tarafından doğrulanmıştır. Başbakan Erdoğan'ı iki kuşak içinde kayıkçılıktan gemi sahipliğine yükselten talih ne yazık ki vatandaşlarımızın yoksulluktan çıkmasını sağlayamamıştır. Geçen 7 yılı aşkın zamanda bu hükümetle birlikte ihalelerden geçinenlere, komisyonculukta ayakta duranlara gün doğmuştur.
Çağımızın standartlarında ekonomisi gelişmiş ancak demokrasisi geri ya da ekonomosisi gelişmemiş demokrasisi ileri bir topluma henüz şahit olunmamıştır. Ekonomiyi yalnızca rakamsal veri yığını olarak gören bu veri yığın içindeki kıpırdanmaları umut olarak sunan Başbakan Erdoğan'ın söylediklerimizi anlaması elbette mümkün değildir.
Devletin mekanizmaları uzun zamandır işlememektedir. Bu aslında demokrasinin işlemezliğini gösterir. Türkiye'nin içine girdiği fasit daireden AKP ile çıkma şansı artık kalmamıştır. Alıştırılmış, yoksullukla sıradanlaştırılmış işsizlik arasında sürekli yer değiştiren aziz vatandaşlarımızın içler acısı görünümü AKP iktidarıyla hafifletilmeyecek kadar vahim bir görüntüye ulaşmıştır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli parti grubunda milletvekillerine sesleniyor
Bu haber toplam 832 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri