Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kışlalı, kime kış demiyor?

03 Ağustos 2008 / 09:50
Mehmet Ali Kışlalı, kardeşinin öldürülmesindeki Ergenekon izlerine ne dedi?

Kışlalı metaforu

Tamer Korkmaz


Mehmet Ali Kışlalı, hem “duayen” bir gazetecidir; hem de “askere en yakın bilinen yazar” pozisyonundadır.
Hükümetleri ve siyasileri hizaya getirmeye çalışan “uyarı”lar yapmayı pek sever; hatta bazen bu uyarılar üstü örtülü “darbe tehdidi”ne kadar varır.
Askerin ne düşündüğünü Kışlalı'dan öğrenmeye çalışan meslektaşlarımızın sayısı hiç de az değildir.
Bu durum “tepeden bakan, nizam veren” Mehmet Ali Bey'in ne dediğini can kulağı ile dinleyenleri hipnotize etmeyi kolaylaştırır.
Kışlalı, “Statüko'nun hala egemen olduğu” fikrini alttan alta işlemeyi sürdürüyor: Böylelikle kimi okuyucularını ve “ağzının içine bakan” meslektaşlarını yanıltmayı başarıyor.
AKP'nin kapatılmaması, Kışlalı'nın işbu illüzyonunu (bir kez daha) berhava etti.
Özellikle son iki yıldır yaşadığımız siyasi gelişmeleri aslında 'Kışlalı Metaforu' üzerinden de okuyabiliriz veya izah edebiliriz.
Kışlalı'nın, Türkiye için geçen yıl “kabus senaryoları” yazan Hudson Enstitüsü'nün “darbe toto” oynamasıyla öne çıkmış mensubu Zeyno Baran'ı “göklere çıkarması” bile (25 Mayıs '07 tarihli yazısı) yeterince aydınlatıcıdır.
Tek başına bu linkin izini sürmek dahi, bizleri Mehmet Ali Bey'in Ergenekon yapılanmasından habersiz olmadığı gerçeğine ulaştırabilir.
Oysa, Kışlalı Milliyet'ten Devrim Sevimay'ın “Askerin içinde hiç Ergenekon diye bir laf duydunuz mu?” sorusuna
“Hiç duymadım, emin olun böyle şeylere pek ilgi duymuyorum” cevabını veriyordu.
Sevimay'ın “Veli Küçük gibi bir ismin sistemin içinden nasıl çıktığı konusunda sizin fikriniz olmazsa herhalde hiçbir gazetecinin olmaz” demesi üzerine Kışlalı'nın verdiği komik ötesi karşılık ise aynen şuydu:
“İlgi saham olmadığına verin. Veli Küçük kimmiş? TSK'nın içinde nedir?”
Kışlalı, o röportajda; Ahmet Taner Kışlalı Suikastı ile Ergenekon arasında bağlantı kurulduğunun hatırlatılması üzerine “Ergenekon olsa ne fark eder ki?” diyordu!
Ayrıca, Sarıkız ve Ayışığı gibi konularla da “ilgilenmediğini” söylüyordu!
Bu cevaplarından dolayı, Kışlalı'nın “ilgisiz, vurdumduymaz” birisi olduğunu düşünenler varsa, böyle bir yorumu onların saflıklarına veririm.
“Askere en yakın bilinen yazar” arzın merkezindeki konulara bu kadar yabancı kaldığına inanabileceğimizi düşünüyor!
Kışlalı, geçenlerde sütununda “Yeterince bilgiye sahip olmadığı için Ergenekon konusunda yazmadığından” söz ediyordu:
Ergenekon örgütü hakkında yazmak Kışlalı'nın hiç mi hiç işine gelmiyor.
Şimdiye kadar ortaya dökülen pek çok bağlantıya, tanıklığa; bunca net kanıt, belge, bilgiye rağmen Ergenekon konusunda yazmaması Kışlalı'nın darbeci örgütü dolaylı olarak kollaması anlamına geliyor.
26 Temmuz'daki köşesinde Eruygur ve Tolon paşaları övmesi bu durumu teyit eder mahiyetteydi.
* * *
Kışlalı'yı en çok rahatsız eden hadise neydi?
Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkmış olması…
Devlet kurumları Ergenekon'un üzerine kararlılıkla giderken “görmedim, bilmiyorum, ilgilenmiyorum” diyerek darbeci örgütün aleyhinde tek laf dahi etmeyen Kışlalı'nın AKP'nin “kapatılmayışına” da çok üzüldüğünü söylememe gerek var mı?
Üç hadise de, “Statüko”nun Ankara'da hakimiyetini yitirdiğinin göstergesidir:
Kışlalı'nın gizlemeye çalıştığı “büyük sıkıntısı” işte budur.

Kaynak:
Bu haber toplam 906 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri