Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KKKA’y ıerken teşhis edecek yeni yöntem

27.04.2009 11:19
Dünyada tek olan yeni yöntem, teknisyene gerek duymadan hastalık tanısını bir kaç saat içinde verebiliyor.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Nanotıp Araştırma Merkezinde, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını kandan, ’’hızlı, güvenilir ve ucuza’’ teşhis edecek ve böylece tedaviye erken başlamayı sağlayacak nanoteknolojiye dayalı yeni bir moleküler tanı yöntemi geliştirildi.

Uluslararası patent başvurusunun yapıldığı yeni tanı yöntemini kullanacak cihazın tasarım çalışmaları ise hızla sürerken, cihazların ilk önce hastalığın görüldüğü endemik bölgelerde kullanılması hedefleniyor.

GÜ Nanotıp Araştırma Merkezi Koordinatörü Dr. Gürer Budak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de son yıllarda giderek artan KKKA hastalığının teşhisi için çeşitli tanı yöntemlerinin kullanıldığını belirtti.

Bu yöntemlerde kana bulaşmış virüse ait nükleik asidin saptanmasına çalışıldığını anlatan Budak, bu teşhisin yapılması için çok gelişmiş laboratuvar altyapısına, pahalı cihazlara ve teknisyenlere ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. Budak, bu yöntemlerde kullanılan toplam ekipman maliyetinin de 400-500 bin TL’den fazla olduğunu olduğunu bildirdi.

Bu tür laboratuvarların her yerde kurulmasının mümkün olmaması ve merkezi laboratuvarlarda pek çok hastadan gelen numunenin aynı anda çalışılması zorunluluğunun bulunduğunu ifade eden Budak, bu nedenlerle tek bir hastada ve hızlı tanı konulması gereken durumlarda telafisi imkansız zaman kayıplarının ortaya çıkabildiğini söyledi.

-’’ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARICI’’-

Son zamanlarda Türkiye için önemli bir toplum sağlığı sorunu haline gelen kene ısırığı ve buna bağlı olarak gelişen KKKA hastalığı gibi ölümcül viral enfeksiyonlarda erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Budak, her ısırığın enfeksiyona yol açmadığını, ancak şüpheli ısırığın ardından hastada viral bulaşma olup olmadığının kısa sürede saptanmasının hayat kurtarıcı olduğunu söyledi.

Dr. Budak, GÜ Nanotıp Araştırma Merkezi Moleküler Analiz Laboratuvarında görevli Oğuz Balcı, Tolga Çamlı, Gül Sarıbay ve Damla Arslantunalı tarafından geliştirilen ve uluslararası patent başvurusu yapılan yeni teknolojide, ’’manyetik nanopartiküller ve özgün kitler’’ sayesinde, mevcut moleküler gen analiz yöntemlerinde şimdiye kadar denenmemiş yeni bir yaklaşımı başarıyla test ettiklerini bildirdi.

Yeni yöntemde, şüpheli numunenin bulunduğu ortam içine yerleştirilen manyetik nanopartiküllerin daha sonra manyetik bir alanda etkileşime tabi tutularak nükleik asidin ayrıştırılma işleminin yapıldığını anlatan Budak, yeni tanı yönteminin üstünlükleri ile ilgili şu bilgileri verdi:

’’Şu anda mevcut testlerin pozitif ya da negatif oluşu gözle görülebilir olmadığından sonuç için yüksek kapasiteli sensörler ve kameralar gerekiyor. Bizim yöntemimizde ise sonucu gözle ya da düşük çözünürlüklü kameralarla bile ayırt etmek mümkün.

Yöntemimizde, manyetik demir nano partiküller etken mikroorganizmanın nükleik asidini tutup onun görünür hale gelmesini sağlıyor.

Mevcut testlerde belli bir protokol uygulanıyor ve teşhis kitleri çoklu numuneler için hazırlanıyor. Oysa bizim teşhis yöntemimiz tek bir hasta için yapılabiliyor.

Tüm bu özellikleriyle yöntemimiz dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor ve yeni yöntemin duyurusunun yapılması bile çok önemli bir gelişme.’’

-’’ROBOTİK CİHAZ ASIL AMACIMIZ’’-

Dr. Budak, yeni yöntemi kullanarak robotik bir cihazı geliştirmenin asıl amaçları olduğunu kaydederek, bu cihazın tasarım çalışmalarını da sürdürdüklerini bildirdi.

Cihazın KKKA tanısını direkt kandan yapabileceğini belirten Budak, ’’Cihaz tamamen robotik bir sistem olacak. Kan numunesi cihaza koyulacak ve ardından cihazın düğmesine basılacak. Dolayısıyla uzman bir tekniker gerektirmeyecek’’ dedi.

Cihazda 72 basamakta işlemin gerçekleştirildiğini ve bu işlemlerin pek çok cihazın işlevini içerdiğini belirten Budak, ’’Her bir aşama ayrı bir laboratuvar olarak düşünülebilir. Bütün bunların biraraya geldiği robotik bir sistem ortaya koyuyoruz’’ diye konuştu.

Budak, cihazın son derece kolay taşınabilir ve kurulabilir yapıda olduğunu belirterek, cihazın tasarım çalışmalarının tamamlanmasının ardından, öncelikle KKKA hastalığının görüldüğü endemik bölgelerde kullanılmasının hedeflendiğini kaydetti.

-’’HANTA VİRÜSÜ İÇİN DE KULLANILABİLİR’’-

Cihazın, Türkiye’de öncelikli yaygın hastalıkların tanısında da kullanılması için modifiye edilebileceğini kaydeden Budak, ’’Örneğin Türkiye’de son dönemde Hanta virüsü bulaşmış hastalar görülmeye başladı. Bu cihaz, bu ve benzeri hızlı tanı koyulması gereken hastalık etkenlerinde de rahatlıkla kullanılabilir’’ dedi.

Dr. Budak, çalışmalara Gazi Üniversitesi yürütücülüğünde Sağlık Bakanlığı, Bilkent Üniversitesi ve Koç Üniversitesi’nin uzman akademisyenlerinin katkılarıyla devam ettiklerini, en geç 1 yıl içinde cihazın prototip modelinin test edilmeye başlanacağını sözlerin ekledi.
Bu haber toplam 1106 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri