Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'İslam ülkelerinin IMF’i olmalı'

10.04.2010 15:21
ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, paranın dini imanı olmaz sözüne tepki gösterdi ve "İslam Konferansı Teşkilatı bünyesinde oluşturulacak fonlarla IMF benzeri bir yapı oluşturulmalıdır” dedi.

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, Küresel krizden kırılgan büyümeye, Türkiye ve Dünya Ekonomisi 2010 raporunu düzenledikleri bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, ASKON Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Abdullahoğlu ASKON Genel Sekreteri M. Akif Bayramoğlu ve ASKON yetkililerinin katıldığı basın toplantısında, Türkiye ve dünyanın ekonomi panoraması ortaya konuldu.

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, ekonomideki kırılganlığın ortadan kaldırılması için reel ekonominin desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Reel sektöre destek verecek faizsiz bankacılık uygulamaları desteklenmelidir. İslam Konferansı Teşkilatı bünyesinde oluşturulacak fonlarla IMF benzeri bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapı, direkt reel sektörü destekleyici fonksiyon üretmeye endekslenmelidir” dedi.

Türkiye’nin ekonomik açıdan çok zor bir dönemden geçtiğini, milletin moralinin bozulmaması için sürekli iyimser rakamlar açıkladıklarını belirten Mustafa Koca, “2009 yılının ilk altı ayında hemen hemen tüm şirketler zarar açıklamıştır. Eğer kriz tedbirleri zamanında alınmış olsaydı, Başbakanın deyimiyle belki kriz o zaman ekonomimize teğet geçecekti. Ama iş işten geçmiştir. Şu anda piyasalar toparlanma sürecine girmiştir” dedi.

Türkiye’ye sermaye girişi noktasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Paranın dini imanı olmaz” tesbitine katılmadıklarını belirten Koca, “Paranın dini imanı belki olmaz ama, parayı elinde tutan insanların dini ve imanı olması gerekir. Biz ASKON olarak, paranın her türlü yolla kazanılması fikrine kesinlikle karşıyız. Ve bu sebeple diyoruz ki, “Paranın helalı olmalı, haramı olmamalı”. Zaten bu fikrimizi de binlerce KOBİ’mizi temsil eden sloganımızla “Haklı Zenginlik” olarak açıklıyoruz” diye konuştu.

Koca, Anayasa’nın kesinlikle sivilleşmesi gerektiğini söyleyerek “28 senedir bu Anayasının değiştirilmesi gerekiyordu. Biz geçmiş dönemde TOBB’la birlikte Anayasa üzerinde bir çalışma gerçekleştirdik ve bu değişiklik paketimizi kamuoyuyla paylaştık. Demokrasi adına, İnsan hak ve hürriyetleri açısından bu Anayasanın değiştirilmesi yönünde bir talep içindeyiz” açıklamasını yaptı.

2009 yılı ekonomisini değerlendirirken ilk akla gelen kavramın kriz olduğunu, krizi doğru yorumlamak gerektiğini belirten Mustafa Koca, şöyle devam etti: “ Küresel finansal sistemin temelinde güçlü bir bankacılık ve sermaye akışı yapısı vardır. Bu yapı üzerinden de fonlar ABD’ye akar. Bu sisteme yatırım yapan büyük yatırımcılar vardır. Ekstra finansal enstrüman üretilerek sanal piyasalar büyütülür, bilançolar kabartılır. Herkesin mutlu olduğu bu ortam oluşur ve çürüme de tam bu noktada meydana gelmeye başlar. ABD krizinde olan da budur. Kamu yetkilileri zamanında gerekli müdahalelerde bulunmadılar. Bunun sonucu olarak sistem çöktü ve ciddi olarak yaşadığımız kriz ortamı oluştu. Kısacası, krizin temel nedenleri arasında, finans şirketlerinin aldıkları riskin denetlenmeyişi ve gereken önlemleri alamayışı bulunmaktadır. Geçtiğimiz süreç içinde finansal kurumlar herkese ve her kesime kredi vermek için yarışa girmiş, risk yönetiminin çıtaları aşağıya indirilmiş ve sistem, sermaye ve likidite destekleri yönünden açık vermiştir”

Mevcut küresel sistem içinde, ülkelerden doğup küresel boyuta ulaşan krizleri kontrol edecek güvenilir bir organizasyon bulunmadığını vurgulayan Koca, “ IMF bu rolü oynarken çok düşük notlar almıştır. Dolayısıyla finansal mimari eleştirilmiş ve farklı çözümler konuşulmaya başlanmıştır. Bankacılık kesiminin kurtarılması adına sağlanan likidite, reel sektörü sıkıntıya sokacak sonuçlar doğurmuştur. Artık banka kârları tekrar sermaye birikimine aktarılmalıdır.

Daralma, 60 yılın en yükseği

Türkiye’nin kriz ortamında yaşadığı daralmanın 60 yıldır yaşanan en yüksek daralma olduğunu kaydeden Koca, “Nüfus artışı ve finansal sistemin entegre vaziyette çalışması, riskleri daha da fazla yaymıştır.

Her şeye rağmen kredi notumuz yükselmiştir. İlk defa IMF dayatması olmadan en büyük krizlerden birini, kendi imkanlarımızla çözme makamındayız.

Genel resim bu olmakla birlikte, göreceli olarak krizden fazla etkilendiğimiz de bir gerçektir. Ancak son veriler göstermektedir ki güven yeniden tesis edilme sürecindedir. 2009 yılı süresince tüketici güveni, 100’ün altındadır. Dolayısıyla kötümserlik hakimdir. Ancak, 2008 yılı sonundan bugüne baktığımızda tüketici güveninin bir artış trendinde olduğunu söyleyebiliriz. Kurulan ve Kapanan Şirket sayılarına baktığımızda ise; TÜİK verilerine göre, 2009 yılında; 2008 yılına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı yüzde 9,2 azalmıştır. Kapanan ticaret unvanlı işyerleri sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 13,2 azalmıştır.

Verilerden de anlaşılacağı gibi yıllık değişimler itibariyle kurulan şirketlerde azalma, kapananlarda artış yaşanan bir yıl geçirilmiştir” açıklamasını yaptı.

Gelir adaletsizliği

Türkiye’nin en önemli sorununun gelir adaletsizliği olduğunun altını çizen Koca, “Ülkemizdeki gelir dağılım düzeni asla istediğimiz noktalara gelememiştir. Son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre 8,1 kat daha fazladır. Aynı gösterge 2006 yılı sonuçlarına göre 9,5 kat olarak hesaplanmıştır. 2007 yılı sonuçlarına göre, kentler için 7,5 kat, kırsal için ise 6,9 kattır” değerlendirmesini yaptı.

Koca, bütçe dengesiyle ilgili olarak şunları söyledi: “2009 yılında ekonomide yüzde 4.7 oranında reel küçülme öngörülmüştür. Öte yandan, krizin etkilerini azaltmak için yapılan vergi indirimleri 2009 yılı vergi gelirlerinde yaklaşık 5 milyar TL tutarında bir kayba neden olmuştur. Bu olumsuzluklara rağmen vergi gelirlerinde 2008 yılına göre yüzde 2,6 oranında bir artış olmuştur. Bu durum vergi gelirlerinin ekonominin genel durumuna göre daha iyi bir performans ortaya koyduğunu göstermektedir.

2008 yılı bütçe açığının GSYH’ye oranı, yüzde 1,8 olarak gerçekleşmişti. Orta Vadeli Program’da krizin etkisini göz önünde bulundurarak 2009 yılsonu bütçe açığının yüzde 6,6 olarak öngörülmüştü. Ancak, gerçekleşme, yüzde 5,5 olmuştur.

Faiz giderleri’ne baktığımızda, 2009 yılı sonunda faiz giderlerinin GSYH’ya oranı, yüzde 5.6 dır. Faiz giderlerinin bütçe içindeki payı ise yüzde 2009 yıl sonu itibarıyla yüzde 19.9’dur”

Sorunları çözmek için

“Krizlerin çözümü için eski model analizler yapmak ve bunlara dayalı çözümler önermek, eski sorunların benzerlerini biriktirmek demektir” yorumunu yapan Mustafa Koca, “Küresel sistemde tüm kurumlar ve enstrümanlar birbirlerini tetiklemektedir. Böylesi ortamlarda ülkelerin kurtuluşundan daha çok topyekün bir kurtuluş konuşulmalıdır. Sistem muhafazakarlığından kurtulmak ve gereken ne ise onu yapmak, mecburiyet kabul edilmelidir.

Kriz bir eksen kayması oluşturmuştur. Bu eksen kayması ile birlikte yeni sitem oluşacaktır. Yeni finansal yapıda paradan para kazanmayı varlık sebebi sayan finansal uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır. Vahşi kapitalizmin geldiği son noktada acıların daha fazla can yakmasına izin verilmemelidir. Reel ekonominin desteklenmesi gerektiği aşikardır. Enstrümanlar buna yönelik olarak geliştirilmelidir. Reel sektöre destek verecek faizsiz bankacılık uygulamaları desteklenmelidir. İslam Konferansı Teşkilatı bünyesinde oluşturulacak fonlarla IMF benzeri bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapı, direkt reel sektörü destekleyici fonksiyon üretmeye endekslenmelidir.

Dünya çapında giderek önem kazanan ve güzel başarılar elde edilen “Mikro Kredi” uygulamaları desteklenmelidir.KOBİ’ler açısından üretimde, istihdamda küçülmenin yaşandığı dönem geride kalmaktadır. Artık şirket birleşmelerine ve verimlilik artışına odaklanmak gerekir.AB ekonomileri 2010 ve 2011 yıllarında çok yakından takip edilmelidir. Çünkü, AB ekonomilerinde yaşanması muhtemel bir krizin, Türkiye Ekonomisi’ni asla “teğet” geçmeyeceği bilinmelidir. Çin ekonomi’sinde 2009 yılında bankaların verdiği kredilerdeki artışın (kredi şişkinliği) sonuçlarını dikkatle izlemek gerekmektedir. Çin’deki krizin de bize yansımaları olacaktır.

Sosyal sorumluluk kapsamında yoksul kesime yardım etmek olumlu bir tutumdur. Ancak aslolan yeni istihdam alanları meydana getirmektir.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik büyümektedir. Milli gelirden alınan paylar arasında dev farklılıklar oluşmaktadır. Adil bir yönetim için en alt yüzde 5’lik diliminin dahi geçim standardı içinde olması, orta vadeli hedef olarak benimsenmelidir.

Ülkemizde büyüme, özel sektörün yoğun çaba ve gayretleri ile oluşan bir büyümedir. Bu sektörü yıpratacak kamucu anlayıştan uzaklaşılmalıdır.

Yaşadığımız kriz, güçlü ile güçsüzü ayırt ederken, hazırlıklı ile hazırlıksızı da ayırt etmiştir. Bu kırılma zamanlarını şirketlerin eksiklerinin tespiti için fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Önemli sorunlarımızdan birisi, nüfusun yüzde 24’ünün çalıştığı tarım kesimidir. Mevcut teşvik sisteminin eksikleri acilen tamamlanmalı ve uygulamalar yakından takip edilmelidir” dedi.

Askon'un Ekonomik tedbirler paketi

Koca, Ekonomi politikalarının yenilenmesi bağlamında şu önerileri sıraladı:

Üretim teşvik edilmeli ve reel sektör ayağa kaldırılmalıdır. Bunu için öncelikli olarak;

• İç pazar desteklenmeli, daralan pazarların tekrar genişlemesi için gereken önlemler alınmalıdır. Düşük gelirlilerin alım gücü artırılmalıdır.

• Küresel kriz nedeni ile ödeme zorluğu yaşayan firma sayısında ciddi artışlar oldu. Vergi, sigorta, enerji borçları ile ilgili yeniden yapılandırılmalar olmalı, teminat şartları uygun hale getirilmelidir.

• Peşin vergi uygulamasına son verilmelidir.

• Sezon başlarında tüketimi artırmak amacıyla vergi indirimleri uygulanmalıdır.

• Leasing’de KDV tekrar yüzde bire indirilmelidir.

• Devlet, firmalara olan borçlarını nakit olarak ödemelidir.

• Yerli üreticinin korunması ve desteklenmesi amacıyla kamu alımlarındaki yüzde 15’lik yerli kotası % 25 ‘e çıkarılmalıdır.

• TTK yasalaşmamış olmakla birlikte, yine de şirket birleşmeleri ve tasfiye süreçleri hızlandırılmalıdır.

• Küresel talepteki azalma nedeni ile ihracat gelirleri azalmıştır. İhracatçı firmalara kolaylıklar sağlanmalıdır.

• Uzun vadeli konut üretimi ve tüketimine ilişkin tüm yükler kaldırılmalıdır. İnşaat malzemelerinde KDV indirimi yapılmalıdır. TOKİ’ye sağlanan bazı imkanlar özel firmalara da sağlanmalıdır. Haksız rekabet şüphesi ortadan kaldırılmalıdır.

• Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da turizm sektörü dahil her türlü hizmet sektöründeki vergi oranları yüzde 5’e indirilmelidir.

• Ülkemizde gayrimenkul almak isteyen yabancı veya yabancı ortaklı Türk şirketlerinin işlemleri hızlı bir şekilde yapılmalıdır.

• Organize perakende sektörünü düzenleyecek kanun meclise sunulmalı, perakende sektöründeki indirimler de kurala bağlanmalıdır.

• Akaryakıtta serbest piyasa ekonomisinin işleyişine dışarıdan müdahale yapılmamalıdır.

• Kredi Garanti Fonu’nun mali imkanları artırılmalıdır. KOBİ’lere yönelik krediler uygun koşullara bağlanmalıdır.

• Tarımsal üretimde lisanslı depoculuğa geçilmesi gerekmektedir. Bu durumda depolama ücretleri desteklenmelidir.

• Tarımsal destekler uygulanırken, süt ürünleri ihracatının artması ve iç göçün engellenmesi için küçükbaş hayvancılığa verilen destekler genişletilmeli, bitkisel yağ açığının kapatılması için sulama yatırımları desteği arttırılmalıdır.

• Tarım ve hayvancılıktaki ciddi sorunlar nedeni ile KDV oranlarının yüzde bire indirilmesi, KOSGEB desteklerine tarım ve hayvancılığın da eklenmesi gerekmektedir.

Krizin zayıflattığı ekonomik yapımızla ilgili olarak alınacak en önemli tedbir, ihracat teşviklerinin artırılması, özel kesimin yeni ufuklara yelken açmasının desteklenmesidir.

• İthalat kontrolleri artmalıdır. İç pazarı korumanın en önemli yöntemlerinden birisi de ithalatın kontrol altına alınmasıdır.

• Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde teminat sorunları giderilmelidir.

• Dış ticaret yapanlara her türlü kolaylık sağlanmalıdır.

• Dış ticaretimizdeki yapısal riskler üzerinde orta ve uzun vadeli planlar yapılmalıdır.

• İhracatçıya kur riskine karşı bir koruma getirilmelidir.

• Türkiye ile AB arasında imzalanan ortak metinlerde yer alan vizesizlik hakkı, bir an evvel uygulamaya konmalıdır.

Kaynak:
Bu haber toplam 882 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri