Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kömürcü o nikahı anlattı

13 Temmuz 2008 / 11:42
Ergenekon kapsamında tutuksuz yargılanan Güler Kömürcü, bir başka Ergenekon zanlısı Zekeriya Öztürk'le cezaevinde kıydıkları nikahı anlattı...

Tutkun Akbaş/Habertürk

9 Temmuz günü Ergenekon kapsamında tutuklanan emekli yüzbaşı Mehmet
Zekeriya Öztürk ileTekirdağ F Tipi Cezaevi'nde evlenen gazeteci Güler
Kömürcü, evliliğiyle ilgili olarak ilk kez konuştu. Kömürcü 2 yıldır süren ilişki sonucunda tam bir aşk evliliği yaptığını söyledi. Hatta eşi tarafından cezaevinden gönderilen ve 250 sayfayı bulan aşk mektuplarını kitap yapmayı planlıyor.

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nin görüşme salonunda iki gardiyanın şahitliğinde
kıyılan nikah sırasında Kömürcü, eşi Öztürk'le elele tutuştuğunu ve çok
heyecanlı olduğunu söyledi. Evlilik öyküsünü tüm ayrıntılarıyla
anlatan Kömürcü, tam 2 yıl önce 13 Temmuz 2006 tarihinde tanıştıklarını söyledi. O günden bu yana yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Ben zor bir kadın olduğum için 2 yıl içinde en az 10-15 kere ayrıldık.
Normal. Ben aşkı da tutkulu yaşayan bir kadınım. Tutkulu aşkta da kavga ve
fırtınalar mutlaka olur. Bu 2 yıl aralıksız 2 yıl değil. Mehmet çok sabırlı
bir adam olduğu için bana tahammül etti. Küstüm, gittim, bir ay konuşmadım.
Kavga edecek sebebim vardır hep benim, hırçın olduğum için. Ben geçen Eylül
ayı gibi yine küsmeyi başardım. Yılbaşına yakın beraberdik. Yılbaşından
hemen sonra da İtalya'ya bir seyahate gittim. Tatil dönüşü de zaten gözaltı
oldu. 22 Ocak'ta gözaltına alındıktan sonra da ben yine ona kızacak
birşeyler buldum. 1-2 ay konuşmadım."

İlişkisinde sürekli ayrılıkların olmasını Kömürcü, "Kıskanıyorum, bir lafına
takılıyorum. Mesela telefonda konuşurken bir keresinde canım demedi de sert
ifadeyle konuştu hemen kapris yapacak birşey buluyorum. Tutkulu kadınlar
böyledir." sözleriyle anlattı.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan ve evliliğiyle
tartışma yaratan Güler Kömürcü'nün verdiği röportajdan çarpıcı bölümler ise
şöyle:

"BEN VE EŞİM SUÇSUZUZ"

"Yıkıcı ve gayet zor bir süreç bu yaşadığımız. Ben hukuka saygılı olduğumdan
davanın da içinde olarak hukuk incinmesin diye kamuoyunda asla bunu malzeme yapmadım. Hukuka güveneceğiz, her kim suçluysa, hukuk ona karar
verecek, kamuoyu karar veremez. Şu an iddianamede olan hiç kimse suçlu
değildir. Çünkü bu bir iddianame. Ancak Ergenekon adı verilen soruşturmada
ismi geçenlerin hepsi hüküm yediklerinde suçlu olacaklar. Yani mahkeme
tamamlandığında. Pazartesi iddianame açıklandığında onlar yine suçlu
değiller. Dolayısıyla ne eşim Mehmet, ne de diğerleri hiç kimse suçlu
değildir. Savcı görevini yapıyor, iddialarını en üstten açacak ona saygı
duyalım. Ama sonuçta hakim ve mahkeme karar verecek. Ben onun da kendimin de suçsuzluğuna inanıyorum ve bunu hukukla çözeceğiz."

"HOŞ OLAYIM OLMAYAYIM KİME NE O YAR BENİM"

"Mehmet'in babası da emekli bir albay. Dedesi de emekli bir asker. Annesinin
babası da emekli bir asker. Türkiye Cumhuriyeti'ne ailece hizmet etmiş
insanlar. Mehmet terörle mücadele kapsamında çok sayıda hizmet ödülleri
almış. Güneydoğu'da uzun bir süre görev yapmış değerli bir asker. Hakkındaki
iddialar da beni çok üzüyor. Ordudan atılmamış, emekli olmuş. Şu anki
davanın sonucuna beklemeden insanlar hepimizi infaz ediyorlar. Güzel bir
türkü vardır, Nesimi'ye sormuşlar, 'Yarin ile hoşmusun?' diye. 'Hoş olayım
olmayayım kime ne o yar benim.' demiş. Yani aslında söylenecek bu kadar. 9
Temmuz'da biz evlendik. Ondan önce yaşanılanlar, aramızdakiler, onunla ve benimle ilgili olanlar duygusal anlamda onu ve beni ilgilendirir. Ben aldım kabul
ettim, o aldı kabul etti."

"GÜLER'İN BENİ ATTIĞI GÖNÜL ZİNDANINDA PENCERE BİLE YOK"

Annesi babası kardeşleri benim için çok değerli insanlar. Onun ailesini
ailem gibi kabul ettim. Annesiyle bana bir haber gönderdi dedi ki, 'Beni
attıkları zindanda pencere var, Güler'in beni attığı gönül zindanında
pencere bile yok. ' Tabii çok müthiş üzüldüm. 2 aydır da ben her Perşembe
Mehmet'i ziyarete gidiyorum."

"4 AYDIR İNANILMAZ GÜZEL AŞK MEKTUPLARI GÖNDERİYOR"

Görüşmeler bir cam bölmeden her şey kayıtlara girecek şekilde gerçekleşiyor.
Dolayısıyla burada insanların tahmin ettiği gibi başka birşey sözkonusu
olamaz. Ben orada da kavga etmeyi başardım zaten sağolsun. Bu arada da son
4 aydır inanılmaz güzel mektuplar gönderiyor. Aşk mektupları. Beni ikna
etmeye çalışıyor, 'Güler evlen benimle' diye. İlk evlilik teklifini geçen
Eylül ayında yaptı. Beğenmedim evlilik teklifini daha böyle şiirsel bir
teklif olabilir diye kızdım. Sonra 'Tamam evlenelim' dedim, o bana kızdı.
Eylül'den sonraki süreçte tekrar evlilik teklifini gündeme getirdi. Nisan
ayında da önce ben 'Tamam hazırım' dedim. Bunun üzerine dedi ki 'Nihayet
hazırsın'. Bazen Allah şerlerin içinde bir hayır saklar. Hayatta bazı
değişiklikler yapmanız gerekir. O değişiklikleri siz kendi kontrolünüzde
yapmazsanız hayat devreye girer acımasızca yapar. Böyle bir süreçti. Önce
ben hazırım dedim ama yine med cezirler. Yılın dengesizi şeklinde. Acaba
yapsam mı, yapmasam mı diye. Gün içinde 30 kere karar değiştirdim. Mehmet'e de söyledim. 'Tamam karar verdim' dedim sonra 'Hayır fikrimi değiştirdim' dedim sonra. Onu orada da çıldırtmayı başardım."

"BEN ONA AŞIĞIM O DA BANA AŞIK"

"Ben de ona aşığım o da bana aşık. Benim yaptığım çok büyük bir
cesaret. Maalesef bu anlaşılmıyor. Biz son 20 yıldır ülkemizdeki manevi değerleri kaybettik. İnsanlar aşkı daha çok maddi karşılıklarla algılıyorlar. Aşk iyi bir ev, aşk iyi bir araba, aşk statü sanki. Evet ben ona aşık oldum ve sırf bu nedenden dediğinizde de yok canım böyle birşey söz konusu olamaz diyorlar."

Kaynak:
Bu haber toplam 912 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri