Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Korkunç saldırılarda JİTEM izi

29.07.2009 11:57
Erek Polis Karakolu'na bombalı saldırı ve Van jandarma alay komutanına suikast girişiminde yeni bilgiler ortaya çıktı.
Türkiye, yakın geçmişindeki karanlık olaylarla bir bir yüzleşiyor. Faili meçhul cinayetler davası, KCK operasyonu ve Ergenekon soruşturması gibi önemli bir dava da Van'da görülüyor. Yargılamaya konu olan dikkat çekici iki olay, Türkiye'nin Şemdinli bombalarını tartıştığı günlerde Van'da yaşandı. Önce 31 Ekim 2005 günü Erek Polis Karakolu bombalandı, ardından İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Hamit Özdemir'e suikast girişiminde bulunuldu. Komutanın aracına cep telefonu düzenekli bomba koymaya hazırlanan iki kişi, eylemi gerçekleştiremeden yakalandı.

İki olayın da PKK tarafından planlandığı açıklanmasına rağmen dava dosyasında JİTEM'i işaret eden bilgiler yer alıyor. Zanlılar, polis ve savcı ifadelerinde, kendilerini azmettirenin 'Mazlum' kod adlı Salih Hasar olduğunu belirtiyor. Ancak bu şahıs, soruşturma esnasında adeta gizli bir el tarafından korunmuş. Zanlıların ifadesi üzerine 17 Kasım 2005'te Van Emniyet'ine bir yazı gönderen dönemin özel yetkili savcısı Halil İbrahim Selçik, gerekli tahkikatın yapılmasını istiyor. Bir gün sonra aynı savcı Emniyet'e ikinci bir yazı yazarak, "... Gerekli tahkikatın yapılması istenmiş ise de, ilgili yazımızın ifasından vazgeçilerek söz konusu yazının bila infaz iadesi rica olunur." diyor. Ve zanlı Salih Hasar için kovuşturmaya gerek görmüyor.

Mağdur avukatlarının ısrarıyla 3 ay sonra Salih Hasar'ın ifadesine başvurulması kararlaştırılıyor. Savcıya, jandarma komutanlığında ifade veren Hasar, şu çarpıcı beyanlarda bulunsa da işlem yapılmasına gerek görülmüyor: "Emniyet ve MİT'e çalışmam, sadece jandarmaya çalışırım."

Şemdinli olaylarını hatırlatan Erek Polis Karakolu'na bomba konulması ve Van Jandarma Alay Komutanı'na suikast girişimini dönemin özel yetkili savcısı Halil İbrahim Selçik soruşturdu. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, olayın zanlıları olarak yakalanan Mehmet Develi ve Tufan Fırat, ifadelerinde Salih Hasar'la ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Bunun üzerine 17 Kasım 2005 günü Van Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bir yazı yazan Savcı, ifade tutanaklarında isimleri geçen şahıslar hakkında gerekli tüm tahkikatın İl Jandarma Komutanlığı ile koordineli bir şekilde yapılarak konuyla ilgili araştırma sonucunun en kısa zamanda savcılığa gönderilmesini istiyor. Fakat bir gün sonra aynı savcı, Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi'ne ikinci bir yazı yazarak, "... gerekli tahkikatın yapılması istenmiş ise de ilgili yazımızın ifasından vazgeçilerek söz konusu yazının bila infaz iadesi rica olunur." diyor.

SAVCI İFADE ALMAKTAN VAZGEÇTİ

İddialara göre Savcı Selçik'in soruşturmanın derinleştirilmesi için emniyete yazı yazdığını öğrenen birkaç üst düzey rütbeli asker, savcıyı ziyaret ederek ikinci yazının gönderilmesini sağlıyor. Savcı, eylemlerdeki kilit adam Hasar'ı ifadeye bile çağırmıyor. Sanık avukatlarının ısrarı sonucunda, 3 ay sonra Salih Hasar'ın ifadesine başvurulması kararlaştırılıyor. Savcı, Hasar'ı adliyeye çağırmak yerine, 15 Şubat 2006 gecesi saat 23.00 sularında İl Jandarma Komutanlığı'na giderek ifadesini alıyor. Savcı Selçik, ifadeyi neden adliyede almadığını tutanaklarda şöyle anlatıyor: "İl jandarma komutanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde şahsın terör örgütü ile ilgili jandarmaya bilgiler verdiği, can güvenliği nedeniyle kimliğinin deşifre olmaması için şahsın adliyede ifadesinin alınması sakıncalı bulunmuştur."

Salih Hasar'ın ifadesi de hayli ilginç. Eski geçici köy korucusu olduğunu ve geçimini düğünlerde türkü söyleyerek sağladığını belirten Hasar, 2003 yılından beri jandarma ile birlikte çalıştığını vurguluyor. 1998 yılında 'Koma Mazlum' isminde müzik grubu kurduğunu, Kürtçe söylediği için o zaman DEP'lilerin dikkatini çektiğini kaydediyor. PKK'dan gelen baskıyla sürekli örgüt kamplarına giderek konserler verdiğini anlatıyor: "Bir gün Irak'ta bulunan Avaşin kampına Abdullah Öcalan'ın geleceğini belirterek, beni kampa götürdüler. Öcalan, orada bir konuşma yaptı ve benimle tanıştı. Daha sonra Mahmur kampına gidip orada konser verdim. Dönüşte İstanbul'da bulunan Mezopotamya Kültür Merkezi'ne gidip bir süre orada çalıştım. Babamın ısrarı ile tekrar Van'a döndüm. Birkaç yıl müzik yaparak geçimimi sağladım. 2003 yılı başlarında halamın oğlu aracılığıyla Hüseyin Başçavuş ile tanıştım. Ben emniyet ve MİT'e çalışmam, sadece jandarmaya çalışırım. Bunun sebebi, jandarmanın bana göstermiş olduğu ilgi, alaka ve yakınlıktır. Erek Polis Karakolu'na bomba koyma olayı, Tufan Fırat, Mehmet Develi ve Reşit Kod adlı Ahmet Numaş'ın işidir. Mehmet Develi ile saz ekibinden dolayı tanışıyorum. Ben, almış olduğum bilgileri jandarmaya bildirdim. Erek Polis Karakolu bombalama eylemini olaydan sonra bana anlattıkları için jandarmaya istihbarat veremedim. Şahıslarla kurduğum ilişki neticesinde alay komutanının aracına bomba koyacaklarını öğrendim ve jandarmaya bildirdim."

Savcı, bu ifadenin ardında Salih Hasar hakkında kovuşturmaya gerek görmedi. Gerekçesi de şöyle: "Salih Hasar bu tür bombalama eylemlerinin ortaya çıkarılması için örgütten aldığı bilgileri askerî personelle paylaşmıştır. Şüpheli şahıslar, yargılama sırasında alabilecekleri ağır cezadan kurtulmak için olası kesimlerin etkisi ile Salih Hasar'ı suçlayıcı beyanlarda bulunmuşlardır."

Bu haber toplam 946 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri