Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kriz Türkiye'yi nasıl etkiler?

23 Eylül 2008 / 10:55
TOBB, İSO ve İTO başkanları uluslararası piyasalarda yaşanan ekonok kriz ve Türkiye'ye etkilerini değerlendirdi. Üç başkan hükümete açık uyarı yolladı:
-İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI KÜÇÜK: TEHLİKE ARTIK EVİN İÇİNDEDİR

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, Türkiye'nin, siyasetin toz dumanından bir an önce sıyrılması, süratle ekonomiye odaklanması gerektiğini belirtti.

Küçük, İstanbul ili oda/borsa ortak meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ABD finansal piyasalarının 1930'lardan sonra en ağır krizini yaşadığını ifade ederek, dünya ekonomisinin "lokomotifi" konumundaki ABD ekonomisinde yaşanan krizden Türkiye ekonomisinin de bir şekilde etkilenebileceğini söyledi.

Özellikle krizin Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan AB ülkelerine sıçramasının, muhtemel olumsuz etkileri daha yakından hissetmelerine yol açabileceğini belirten Küçük, Türkiye'de avantajların yanı sıra, yüksek cari açık başta olmak üzere ciddi kırılganlıklar bulunduğuna da değindi.

Reel sektörün yabancı para cinsinden borçlarının yüksekliğinin bir diğer önemli risk olduğunu vurgulayan Küçük, büyümenin giderek yavaşladığını, tüketim ve yatırım eğiliminde ciddi düşüşler olduğunu, sanayi sektöründe üretim artışının geçen yılın gerisinde kaldığını söyledi.

Küçük, küresel piyasalardaki krizin geçen yaz patlak verdiğini, dalga dalga devam edeceğinin belli olduğunu, ancak Türkiye'nin zamanı yeteri kadar iyi değerlendiremediğini savunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"2007 yılını tamamıyla seçimlerin ve siyasi krizlerin ağırlığında geçirdik. Ekonomi birinci gündem maddesi olmadı, olamadı. 2008 yılının başlarında kriz tehdidinin de etkisiyle sosyal güvenlik reformu ve istihdam paketi başa olmak üzere uzun yıllardır gündemde olan bazı reformlarda bir miktar mesafe alınabildi.

Sonra ekonomi adeta yine unutuldu. Yine siyaset ön plana çıktı. 30 Temmuz günü Anayasa Mahkemesinin AK Parti'ye yönelik kapatma davasını karara bağlamasıyla iş dünyası olarak artık ekonominin ele alınacağı ümidi ve beklentisi içine girmiştik. Ne yazık ki ümitlerimiz yine boşa çıktı. Krizin kapımızı çaldığı, dışarıda ve içeride ekonomide sıkıntıların arttığı bir ortamda Türkiye yine başka meselelerle uğraştı. Gündemi yine siyasi çekişmeler işgal etti, hala da ediyor. Kaybedecek zamanımız yok."

-"KARŞIMIZDA CİDDİ BİR TEHDİT VAR"-

Tanıl Küçük, Türkiye'nin, siyasetin toz dumanından bir an önce sıyrılması, süratle ekonomiye odaklanması gerektiğini vurgulayarak, "Daha önce 'tehlike kapıda' ifadesini kullanmıştık. Tehlike artık adeta evin içindedir. Karşımızda ciddi bir tehdit var. Kriz aynı zamanda fırsat demektir" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin, süratle alacağı akılcı önlemlerle güçlü yönlerini öne çıkarıp zayıf yönlerindeki sorunları iyi yöneterek krizi fırsata dönüştürmeyi başarabilmesi gerektiğini belirten Küçük, "Bunu başarmanın en önemli şartı, dikkatlerin ekonomide olmasıdır. Ekonomi yönetiminde bütünlüğün, koordinasyonun sağlanmasıdır" dedi.

İSO Başkanı Küçük, hükümet ve ekonomi yönetiminin bu anlamda tarihi bir sorumluluğa sahip olduğunu savundu.

-FATİH SULTAN MEHMET'İN İLK FERMANI-

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş da, Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u fethettikten sonra yayınladığı ilk fermanda, "şehrin dahilinde çarşılar, hanlar, dükkanlar, hamamlar, haneler ve camiler" yapılmasını emrettiğini hatırlatarak, bunun üzerine 3 kapalıçarşı yapıldığını, İstanbul'un, fetihten sonra ticaretin canlandırıldığı, yaygınlaştırıldığı, esnafın ve üreticinin desteklendiği bir şehir olduğunu vurguladı.

Yalçıntaş, "Bu örnekler, İstanbul için bizim de neler yapmamız gerektiğini ortaya koymaktadır. 5,5 asır önce ortaya konan vizyonu bugün biz çok daha ileriye taşımak ve gerçekleştirmek durumundayız" dedi.

İstanbul'da her zaman tüccar, esnaf ve üreticinin desteklendiğini ifade eden Yalçıntaş, İstanbul'a, ekonomiye, ticarete ve Türkiye'ye hizmet etmenin sıkıntıları ve manileri olacağını, bunları hep birlikte ortak akılla, birleşik güçleriyle aşıp çözüme kavuşturacaklarını söyledi.

Deniz Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan ise, çok ciddi bir duraksamayla karşı karşıya bulunduklarını belirterek, "Son 15 gündür dünya piyasalarında yaşanan hadise de arkamızdan geldi. Biz de konvoya katıldık. Bizim için bahar bitti, kışa girdik" şeklinde konuştu.

İstanbul Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Ekrem Basmacı da, bu ayın 30'unda 89 yaşına gireceğini söyledi.

-TOBB BAŞKANI HİSARCIKLIOĞLU: BU İŞ, DOMİNO TAŞI GİBİDİR. BİRİ DEVRİLMEYE BAŞLADI MI DİĞERİNİ DE TETİKLER"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, küresel finans kriziyle ilgili olarak, "(Benim borcum, harcım yok. Bu iş beni ilgilendirmez) demeyin. Bu iş, domino taşı gibidir. Biri devrilmeye başladı mı diğerini de tetikler" dedi.

Hisarcıklıoğlu, İstanbul ili oda/borsa ortak meclis toplantısında yaptığı konuşmada, bugün iki kardeşin bir araya gelemediği yerde dört oda ve borsa başkanının kendilerini bir araya getirmesinin büyük bir mutluluk olduğunu dile getirerek, TOBB'un, İstanbul ve Türkiye ekonomisine katkı yapacak projelere desteğinin devam edeceğini söyledi.

Yılda yaklaşık 240 bin kilometre yol katettiğini belirten Hisarcıklıoğlu, son dönemde herkesin merak ettiği tek bir konu olduğunu, herkesin "Başkan, ne oluyor? ABD'de ne oluyor?" sorusunu kendisine yönelttiğini söyledi.

Eskiden ABD ekonomisiyle ilgilenilmediğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Şimdi öyle oldu ki ABD ekonomisi azıcık çalkalanmaya başladı, bütün dünya dua ediyor. 'Aman ABD ekonomisine bir şey olmasın' diye dua ediyorlar. Biz dahil hepimiz..." diye konuştu.

Hisarcıklıoğlu, küresel finansal krizinin çıkış nedenine değinerek Türkiye'de yatırım bankası olmadığını, ABD'de şu anda mevduat toplayan bankacılıkta hiçbir problem bulunmadığını vurguladı.

2000 yılında 500 milyar dolar olan hedge fonların geçen yıl 2 trilyon dolara, 20 trilyon dolar olan türev ürünlerin ise 120 trilyon dolara yükseldiğini, küresel ekonominin büyüklüğünün ise 60 trilyon dolar olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, şu andaki likidite krizine değinerek, "Olmayan bir paraydı. Olmayan bir zenginliği ortaya çıkarttık. Bunun sıkıntısını bütün dünya yaşıyor. Bir atasözü var, tam ona benziyor. Aç doyar, aç gözlü doymaz" diye konuştu.

Finansal kriz nedeniyle batan ve aktif büyüklüğü 600 milyar dolar olan Lehman Brothers'in, GSMH büyüklüğü 660 milyar dolar olan Türkiye ekonomisine eşdeğer bulunduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, finans kesiminde oluşan zararın 700-800 milyar dolar olduğunun tahmin edildiğini, beklenen toplam zararın en iyimser rakamlarla 1,2 trilyon dolar, en kötümser rakamlarla da 2 trilyon dolar olduğunu belirtti.

-"2001'DEKİ DURUMUMUZA ABD YENİ GELDİ"-

Rifat Hisarcıklıoğlu, artık dünyada düşük faiz ve yüksek likidite döneminin sonuna gelindiğini, likidite ve kredi daralmasının ortaya çıktığını kaydederek, bütün dünyada beklenen hadisenin büyümenin düşmesi olduğunu, ABD'nin 2001'deki durumumuza yeni geldiğini, artık serbest piyasa ekonomisinin bittiğini, bunun kurallı piyasa ekonomisi dönemine dönüştüğünü söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye için riski azaltan faktörlere bakıldığında, 2001 ekonomik krizinin kendilerine çok şey öğrettiğini ifade ederek, "Dün sayın Başbakanımızın yapmış olduğu açıklamayı çok olumlu buluyoruz. Sayın Başbakanımızın dünya ekonomisi bu krizde iken, Türkiye ekonomisi ile ilgili yapmış olduğu toplantıda belirtmiş olduğu hususlar, Türkiye'de tamamıyla devletin bu işin farkında ve bu işin üzerinde olduğunu gösteren noktalar" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mali disipline sahip çıkacaklarını ifade ettiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, hükümetin mali disiplini sonuna kadar koruyacağını söylemiş olmasının, kamunun üzerindeki riski azaltan bir unsur olduğunu vurguladı.

Riski artıran faktörlere de değinen Hisarcıklıoğlu, reel sektörün yurt dışı borcunun yüksek olduğunu ve bunun artmaya devam ettiğini belirterek, "Şimdi kement sizin boynunuzda. Haberiniz olsun. Artık düşük faizli kredi bulabilmek mümkün değil. Bunu dinlerken 'benim borcum, harcım yok. Bu iş beni ilgilendirmez' demeyin. Bu iş domino taşı gibidir. Biri devrilmeye başladı mı diğerini de tetikler" şeklinde konuştu.

-"CARİ DENGEDE BÜYÜK BİR BOZULMA VAR"-

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, yükselen cari açık ve bozulan finansman kalitesine dikkati çekerek, "2008'in 8. ayından itibaren bir yıl geriye gittiğimizde cari dengede ciddi bir bozulma var. 47 milyar dolar açık... Doğrudan yabancı sermaye azalmaya başladı" dedi.

Kişilerin servetlerindeki artış ile gelirlerindeki artış paralel değilse, servetler gelirden fazla artıyorsa bunun sistemde bir bozulma olduğuna işaret olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu sanal bir refah ortamı... Maalesef bu krizin faturası herkese çıkıyor. 2001'de bu fatura reel sektöre çıktı. 2008'de ABD ile birlikte hepimize bir faturası olur. Almamız gereken dersler var. İhracat pazarlarımızı önümüzdeki dönemde çeşitlendirmemiz gerekiyor. Alışkın olduğumuz pazarlarda bir daralma var. Şu anda hepimiz tedbirli olmak zorundayız. Böyle zamanlarda bilançodaki uyumsuzluklar, potansiyel risk doğuran alanlardır.

Gayrimenkul ve emtia fiyatları gevşeyecek. Önümüzdeki dönemde kredi maliyetleri artacak. Şirketlerinizde finansman müdürünüze ve iş geliştirme müdürünüze iyi bakmanız lazım, yoksa mutlaka edinin."

Hisarcıklıoğlu, bir sloganları olduğunu belirterek, "Güneş girmeyen eve hastalık girer. Büyüme olmayan ekonomide ise işsizlik, yoksulluk, huzursuzluk ve kavga olur. Onun için büyümeye endekslenmemiz lazım" diye konuştu.

-"EKONOMİ BEREKETİNİ KAYBETTİ"-

2007'nin başında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan sürece de işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Büyüme düştü. 2007'de evin içinde kavga başladı. Sektörlerde ikili bir yapı oluştu. Kazananlar, kaybedenler var. Ekonomi bereketini kaybetti. İçerideki kavgalardan, dövüşten dolayı... Kendi kendimize huzurumuzu bozduğumuzdan dolayı bereketini kaybetti" dedi.

Yükselen piyasa ekonomilerindeki büyüme oranlarına da değinen Hisarcıklıoğlu, "2007-2008... Kendi içimizdeki huzuru bozduk ve sihiri de bozduk" diye konuştu.

2008'in ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla gelir vergisinde yüzde 18, kurumlar vergisinde ise yüzde 28 artış sağlandığını kaydederek, salondakilere "İki sonuç çıkıyor. Bunlardan biri şikayet ediyorsunuz ama kazanıyorsunuz. Böyle algılayabilir miyim?" diye soran Hisarcıklıoğlu, bazı katılımcıların "hayır" demesi üzerine, "Ekonomi kayıt altına girmeye başladı, öyle diyelim mi?" diye sordu. Bunun üzerine salondaki bazı katılımcılar, "tamam" dedi.

Dahilde alınan KDV'nin yüzde 7 arttığını, bunun dikkat çekici olduğunu, enflasyonun altında kaldığını ve burayı çözemediğini belirten Hisarcıklıoğlu, 2003-2008 arasında asgari ücret, doğal gaz ve elektrik fiyatlarının arttığını, buna karşın dolar kurunda yüzde 17 azalma olduğunu söyledi.

-"KAYIT DIŞI EKONOMİ BİTMEDEN..."-

Çifte çıpanın zamanı olduğunu, artık Türkiye'de iki çıpayı ortaya koymak gerektiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

"Bunlardan biri güçlü ekonomi, diğeri kaliteli demokrasidir. İkisi birbirinin vazgeçilmezi. İkisi birbirine tercih edilemez. İkisi birbirinin eş değeri. Kayıt dışı ekonomi bitmeden kaliteli demokrasiyi yakalamamız mümkün değil. Burada iğneyi kendimize batırmamız lazım. İğneyi hem bize hem kamuya batırmamız lazım. Hesap veremeyen hesap soramaz. Hesap veremeyen hesap soramazsa kaliteli demokrasi de olmaz. Hesap sormak için hep beraber kayıt dışı belasını bitirmek durumundayız. Düşünebiliyor musunuz; yarın bir sarı zarf geldiği, 'getir defterleri' dedikleri zaman ayağı titremeden getiren kim var arkadaş diye soruyorum salona... Salonda 1-2 tane parmak kalkıyor. Her salonda böyle. Defterdarlıktan veya Gelir İdaresinden 'getir defteri' dediği zaman rahatlıkla, göğsünü gererek defterini götürebilecek kimse var mıdır? Yok. Bana da sorsan benim de ayağım titriyor. Aman biz bunu sakın üzerimize alınmayalım. Bu, sadece bizim belamız değil, Türkiye'nin tamamının belası."

Rifat Hisarcıklıoğlu, huzur olmadan ticaretin, ticaretin olmadığı yerde de zenginliğin olmadığını savunarak, "Huzurumuzu kaçırdık. Biz artık huzur istiyoruz. Huzur olmazsa yatırım olmaz. Ancak huzur ortamında istihdam sağlanır, ticaret gelişir" dedi.
Kaynak:
Bu haber toplam 3984 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri