Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Krize Karşı Yapılabilecek Öneriler

28 Ekim 2008 / 07:58
Dünyada yaşanan global kriz dalgalarından etkilenmemek için Türkiye'de birçok sektör önlemler almaya başladı
Küresel kredi krizi olarak her geçen gün şiddetini artıran sıkıntılar ülkemizde de bir dizi ekonomik önlemleri akıllara getiriyor. İş dünyası her ne kadar krizi fırsata çevirecek yeni çıkış yolları görse de şu an itibari ile de bir çok sıkıntının da artış gösterdiği belirtiliyor. İş dünyasının en sıkıntı duyduğu alan finans kesimi ile aralarındaki bağın yeterli derecede sıkı olmaması. Kısa vadede nakit akışı açısından sıkıntı duyan reel kesim temsilcileri bu noktada üç adıma dikkat çekiyor.

Eski krediler zamanından önce geri çağrılabiliyor.

Yeni kredi kullandırılmakta sıkıntılar yaşanıyor

Kredi kullanımında ek teminat istekleri yeni para bulmayı zorlaştırıyor.
İş dünyasının krizi hasarsız atlatmak için beklediği önlemler çok geniş bir alanı kapsıyor. Dünya piyasalarını kasıp kavuran “yüzyılın krizi” olarak adlandırılan finansal dalga için işte beklenen önlemler:


Reel sektörü koruma altına alalım

Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Fuat Sekmen, ABD'de başlayan ve tüm ülkeleri etkisi altına alan ekonomik sarsıntıyı “yüzyılın krizi” olarak adlandırırken, '1929 Dünya Ekonomik Bunalımı kapitalist sistemin tecrübe ettiği en ciddi bir ekonomik bunalımdı. Milyonlarca insan işini kaybetmiş, ülkelerin büyümeleri ve buna bağlı olarak birbiriyle olan ticaretleri önemli ölçüde zarar görmüştü. Bugünlerde yaşanan kriz ise tekrar “kapitalizmin sonu mu geldi?” sorusunu büyük bir iştahla sorarken görünmez elin değil de, devlet elinin 1929 bunalımından beri hep piyasada olduğunu, dolayısıyla devlet müdahalesinin olmadığı bir piyasa ekonomisinin zaten uygulanmadığını görmezlikten gelmektedir' dedi.

ÖTV AZALTILABİLİR

Sekmen sözlerine şöyle devam etti: “ABD'de başlayan ve tüm ülkeleri etkisi altına alan bunalımın etkilerini en aza indirmek için Türkiye ne gibi önlem paket(leri) almalıdır sorusu bugünlerde oldukça önem arz etmektedir. YTL'nin değerindeki düşmeyle birlikte bir nevi devalüasyon etkisiyle, uzun dönemde, Türk mal ve hizmetleri yurt dışında daha rekabetçi hale gelmiştir. Yurt içi piyasada da talebi canlı tutmak amacıyla, örneğin otomobil piyasasında “özel tüketim vergisi” azaltılabilir. Reel sektörü özellikle koruma altına almalıyız. Çünkü reel sektör yaşanılan krizden önemli ölçüde etkilenecektir. Ancak bu etkileri en aza indirmek için hükümetin yapması gerekenler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 1) Hükümet bütçe açığını artıracak politikalardan uzak durmalıdır.3) Hükümet piyasalardaki güveni pekiştirecek politikalar izlemelidir.'


Eximbank kredisiyle pazarları genişletelim

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, kriz ve krizde iharcata yönelik neler yapılabileceğine ilişkin 'Krizin etkilerini 2009 başında daha fazla hissederiz. Ancak öncelikli olarak süreci dikkatle izlememiz gerekiyor. 1994 ve 2001 yılındaki gibi bir kriz değil bu. Dünya pazarları etkilendi. Bu olağanüstü durum ortadan kalkınca hasar tespit çalışması yapıp haritamızı çizeceğiz. Bu kriz bizim için fırsat olabilir. Çünkü biz Avrupa'ya yakın olma açısında çok avantajlıyız ve lojistik anlamında hızlı oluşumuzla beraber ülkemize katma değeri yüksek olan tekstil sektörü bu şekilde 2009'da yeniden yıldıza dönüşebilir ve ihracat rekoru kırabilir.Pazarlarımız genişletmeliyiz. Özellikle İran ve Irak bizim için çok önemli pazarlar. Bu süreçte Eximbank kredilerine yönelik çalışmalarımız sürüyor.' Öte yandan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği önümüzdeki günlerde hükümet temsilcilerinin de katılacağı bölgesel toplantılar düzenleyerek üyelerin nabzını tutacak.


Egeli ihracatçılar: Aklın yolu birdir

Dünya ekonomisinde yaşanan küresel kriz sonrasında Türk bankacılık sektöründe bir panik ortamı oluştuğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, “Aklın yolu birdir. Türk finans sektörü bu kriz ortamında Türk ihracatçısı ile birlikte hareket ederse küresel krizden güçlenerek çıkar. Bu süreç kötü yönetildiği takdirde sıralı olarak iki tarafta ciddi yaralar alır. Bu durum iki tarafında yararına olmaz. Finans sektörü ile ihracat dünyasının katolik nikahı ile birbirine bağlı olduğu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalı” diye konuştu. Türkmenoğlu şöyle devam etti: “Bugün omuz omuza verirsek, yarın da artan dış ticaretimizden beraberce nemalanırız” dedi.




Merkez'e büyük iş düşüyor

Türkiye'de reel sektördeki sıkıntının nisan ayında Ergenekon ve kapatma davasıyla birlikte başladığının altını çizen ekonomist Deniz Gökçe, reel sektörün içinde bulunduğu durumdan çıkaracak önlemleri şöyle sıraladı:


Birinci şart içerideki kavga ortamı sona erdirilmeli. Ergenekon ve kapatma davasıyla birlikte tüketim ve yatırımlar eksiye döndü. Belirsizlik ortamında kimse yatırım yapmaz. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılarak yatırımcıların önünü görmesi sağlanmalı.

Merkez Bankası'na bu süreçte önemli ölçüde görev düşüyor. Merkez Bankası'nın kurun dalgalanmasını kontrol altına alması lazım.

Devletin de yatırım için bütçeden kaynak ayırması lazım. Bu dönemde devlet yatırımları arttırılmalı.

Reel sektörün kredi muslukları kapatılmamalı.

Üretime dayalı modele geçmeliyiz

Türkiye'de artık enflasyonu düşürmeye yönelik değil, üretime dayalı bir ekonomik modele geçilmesi gerektiğini belirten İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi Türkiye'de enflasyonu düşürmeye yönelik program uygulandığı için, kur, yüksek faizle baskı altında tutuluyor. Bu hem ihracatçı için sıkıntı yaratıyor, hem de ithalata dayalı bir büyümeyi getiriyor” açıklamasını yaptı. Tanrıverdi, küresel krize yönelik ciddi tedbirler alınması gerektiğini belirterek öncelikli olarak, finans ve ihracat arasında köprü olması gerektiğini söyledi. Tanrıverdi, “Biz ihracatçılara bu köprü lazım ki banka kredilerinde sıkıntı yaşamayalım. Bu destek çok önemli. Ayrıca istahdam vergisi üzerinde düzenlemeye ihtiyacımız var. Bizler krizin bizi yoğun etkileyeceğini düşünmüyoruz. Eximbank'tan 5 milyar dolarlık kredi için başvurumuz var. Ayrıca yurtdışındaki pazarlara açılmak için şu an ihracatın yüzde 0.29 olan desteğimiz yüzde 1'e çıkartılmalı” dedi.


TRT payı ve keyfi vergiler kaldırılsın

Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan kriz tedbirlerine yönelik “Talep yetersizliği nedeniyle demir-çelik fiyatları 1600 dolardan 700 dolara kadar geriledi. ABD'de sektördeki yatırımlar tamamen durdu. Tüm dünyada projeler askıya alındı. Böyle bir dönemde elektrikteki TRT payı ve keyfi vergiler kaldırılmalı. Maliyetler düşürülmeli' diye önlemlerini sıraladı.


Teşvik sistemi iki yıl daha uzatılmalı

Türkiye Genç İşadamları Derneği Başkanı Hazim Sesli kriz önlemlerine yönelik tedbirlerini şöyle aktardı: 'Kurların bir yerde sabitlenmesi güvenli adımlar atmamızı sağlayacaktır. Sanayicinin vergi yükü, SSK primi gibi konularda elinin biraz rahatlatması da pazarı candırıcı etkide bulunacaktır. Özellikle tekstil sektöründe mevcut teşvik sisteminin iki yıl daha devam etmesi ve sektör firmalarına ilişkin kredi musluklarının açılması gerekiyor.'


Acil vergi indirimi bekliyoruz

İstanbul Umum Emlak Komisyoncuları Başkanı Sabri Ateş Yeni Şafak'a şu açıklamalarda bulundu: 'Biz emlak ve konut işiyle uğraşanlar olarak yıllarca dedik ki bu vergiler aşağı çekilmeli. Mevcut oranlarla sektörümüzün önü tıkanıyor. Şu an dünya ciddi bir krizle çalkalanıyor. Böylesi bir ortamda biz hükümetimizden acil vergi indirimleri bekliyoruz. Emlak ve konut sektöründe KDV, emlak vergileri, inşaat firmaların çalıştırdığı işçilere ilişkin sigorta oranları çok yüksek. Binlerce kişiye istihdam sağlayan firmalar, vergilerden yüksek maliyetlerden şikayet ederek Mısır, Bulgaristan, Romanya gibi ülkelere gidip orada üretim yapıyorlar. Bu kaçışa zemin hazırlayan olumsuzlukları ortadan kaldırırsak reel sektörün de inşaat sektörünün de önü açılır.”


İşgücü maliyetleri sıkıntı veriyor

Küresel mali dalgalanmanın etkileri işgücü piyasasını da derinden etkiliyor. İş dünyası işgücü maliyetlerinde ve çalışma şartlarında yeni adımlar bekliyor. İş dünyasının beklentileri bir oranda Mayıs ayında yürürlüğe giren “İstihdam Paketinde” giderildi. İstihdam paketi ile sosyal güvenlik primleri 5 puan aşağı çekildi. Her bir beş puanlık indirimin devlete gelir kaybı 5-6 milyar YTL olduğu hesaplandığında indirimin önemi daha net ortaya çıkıyor. İstihdam Paketi ile genç ve bayan ek işçilerin sosyal güvenlik primlerinde de devlet yıllar itibari ile kademeli şekilde maliyetleri yükleniyor. Çalışma Bakanlığının krize karşı uzun vadeli önlemleri arasında ise meslek edindirme kursları önemli bulunuyor. İş-Kur bünyesinde gerçekleştirilen bu çakışmalar sayesinde vasıflı eleman sıkıntısı giderilmeye çalışıyor. Kısa dönem açısından yeni önemleler olarak ise sosyal güvenlik prim borçlarında da taksitlendirme seçeneği “Ekonomik ve Sosyal Konsey'e taşınmış durumda. İşverenlerin nakit sıkıntısı açısından kısa dönemde bu yönde çözüme acil baktıkları belirtiliyor. Taksitlendirmede bir diğer seçenek olarak ise prim ötelemesinin de gündeme alınabileceği belirtiliyor. Asgari ücretin vergi dışı kalmasının bir çok farklı sorunu daha beraberinde getireceği ileri sürülürken özellikle ek mali yüklerde indirimlerin düşünülmesi gerektiği belirtiliyor.


Bu haber toplam 1186 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri