Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kur'an imlasında devrim

23 Kasım 2008 / 11:53
Diyanet sessiz sedasız önemli bir devrime imza attı. Artık, Kur'an-ı Kerim'lerde diğer İslam ülkelerinin de kabul ettiği Resmi Osmaniye imlası kullanılacak.
 

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir toplantıda Kur'an-ı Kerim'lerde kullandığımız Aliyyül Kari imlasıdan, diğer İslam ülkelerinin kullandığı Resmi Osmaniye imlasına geçme kararı alındı. Böylece diğer İslam ülkeleri ile aramızda anlaşmazlığa ve ülkemizden giden Kur'an-ı Kerimlerin kabul görmeyip geri gönderilmesine neden olan bu farklılık ortadan kalkacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçtiğimiz günlerde Mushafları İnceleme Kurulu öncülüğünde gözlerden uzak ve basına kapalı bir toplantı düzenledi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez tartışılacak önemli konuların ele alınacağı toplantıya konuklar özel olarak çağırıldı. Toplantıda Osmanlı Mushaflarında kullanılan Aliyyül Kari imlasından, diğer İslam ülkelerinde kullanılan ve Resmi Osmaniye adıyla bilinen Hz. Osman'ın Kuranlarındaki imlaya geçilip geçilmemesi, bilgisayar hattıyla Kur'an yazımının herhangi bir sakınca oluşturup oluşturmadığı ve “Renkli Kur'an”lar gibi çok önemli ve hassas konular masaya yatırılacaktı. Toplantının konuları kadar konukları da ağırdı: İSAM'da yapılan toplantıda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, Diyanet İşleri eski başkanlarından Dr. Süleyman Ateş ve Dr. Tayyar Altıkulaç, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı, Mushafları İnceleme Kurulu Başkanı Osman Demirhan, ünlü hattatlar ve Kur'an basan yayınevleri yerlerini aldı.

 

OKUNMA KOLAYLIĞI HEDEFLENMİŞTİ

Düzenlenmesi düşünülen bir seri görüşmenin de ilki olan toplantının ilk oturumunda imla birliği konusu görüşüldü. Önce bu imla ayrılığının nereden kaynaklandığına bakalım. Bu fark 16. yüzyılda yapılan bir değişikliğe dayanıyor. Hz. Osman'ın Kur'anları baz alınarak yazılan Kur'anlarda “Maliki” veya “Errrahman” gibi kelimeler Arapça imlasına uygun olarak yazılıyor, uzatılması gereken harflerin üzerine bir uzatma işareti konuyordu. Türkçe'de uzun heceler olmadığı için uzatılması gereken bazı kelimelerin okunmasında zorluk çekiliyordu. Bu zorluğu ortadan kaldırmak isteyen, kendisi de hattat ve kurra olan Aliyyül Kari, yeni bir imla ortaya koydu. Uzatılacak harflerin yanına, elif, vav, ye gibi uzatma harfleri ekledi. O zamandan bu yana Osmanlı'da Kur'anlar bu imla ile basıldı. Aslında tüm dünyadaki Kuran metinleri aynı ve farklı imlaların bulunması sorun olmuyor. Çünkü bu uzatma işaretleri kelimeleri değiştirmeyip, sadece okunurken uzatılmasını sağlıyor. Bu durum bizim "katip” kelimesindeki a'nın üzerine şapka koyup koymamamızın anlam ya da okunuşta bir farklılığa sebep olmamasına benziyor. Uzatma harfleri de aynı işlevi görüyor.

KUR'AN TEK, İMLA FARKLI

Değişik imlalarla yazım, Kur'an'ın okunması ve anlamında herhangi bir farklılık oluşturmasa da diğer İslam ülkeleri ile aramızda yıllarca süren bir anlaşmazlığa neden oldu. Kur'an'ı Kerim üzerinde ayrıntılı çalışmalarda bulunan Dr. Tayyar Altıkulaç, toplantıda yaklaşık bir saat süren sunumunda, farklı imlaları, sanki farklı Kur'anlar varmış gibi göstererek İslam aleyhinde kullanmaya çalışanlar olduğundan bahsetti. Bunun yanı sıra farklı imlanın diğer İslam ülkeleri ile kaynaşabilmenin de önünü kestiğini, ülkemizden giden Kur'an-ı Kerimlerin bu ülkelerde kabul görmeyip geri gönderildiğini ifade etti. Suudi Arabistan hükümetinin yıllar önce Hz. Osman'ın mushafını baz alan ve tecvidli okumayı sağlayacak bazı işaretler de içeren milyonlarca Mushaf basıp gelen bütün hacılara dağıttığını, böylece Resmi Osmaniye imlasının dünyada yaygınlaştığını anlatan Altıkulaç, Diyanet olarak Resmi Osmaniye'yi takip etmeyi teklif etti.

 

ANLAŞMAZLIK SON BULACAK

Toplantının genişletilip diğer İslam ülkeleriyle de görüşülerek bir imla birliği sağlanmasının uygun olacağını söyleyen Altıkulaç, bu toplantılarda tecvid işaretlerinin de görüşülebileceğinin altını çizdi ve usta hattatlara Resmi Osmani imlasıyla yeni Kur'anların yazdırılıp bundan sonra basılacak Kur'anların bu nüshalar üzerinden basılmasıyla geçişin sağlanabileceğini ifade etti. Altıkulaç'ın görüşleri hemen hemen tüm katılımcılar tarafından desteklendi. Söz alan Dr. Süleyman Ateş bu konudaki görüşlerinin Altıkulaç'la aynı olduğunu söyledi. Bu karar uygulamaya geçirilir ve İslam ülkeleri ile de anlaşma sağlanırsa tüm dünyadaki Kur'anların imlası aynı olacak. İslam ülkeleri ile aramızda Kur'an üzerinden doğan anlaşmazlıklar da sona erecek.

 

RENKLİ KUR'ANDA UZLAŞMA OLMADI

Toplantının öğleden sonra yapılan bölümünde ise bilgisayarla Kur'an yazılmasında bir sakınca olup olmadığı tartışıldı. Bazı harflerin birbirine birleşmeleri noktasında çalışmalar yapılmasıyla birlikte bilgisayar hattının kullanılabileceği noktasında uzlaşmaya varıldı. Toplantının kilitlendiği nokta ise Renkli Kur'anlar oldu. Yayınevleri renkli Kur'an-ı Kerimleri, yani sure adlarının ve/ya ayetler içerisinde geçen Allah'ın (cc) bazı isimlerinin değişik renklerle yazıldığı Kur'an'ların daha çok talep gördüğünü ifade ederken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bazı yöneticileri bu tarz yazımın doğru olmadığını ifade etti. Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 13 Ocak 1981 tarih ve 4 sayılı kararıyla Ku'ran-ı Kerim'in farklı renklerle yazılması “resm-i hattı tağyir”, yani yazı üzerinde değişiklik sayılıyor. Bu konudaki tartışmalar bir sonuca ulaşmadı ve uzlaşma sağlanamadan toplantı bitirildi.

Yeni Şafak-Pazar

Bu haber toplam 1426 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri