Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kuran'da üzerine yemin edilen on gece

20.11.2009 09:26
İçinde hac ibadetinin eda edildiği, milyonlarca insanın Arafat'a koşup Rabb-i Rahîm'den af fermanını aldığı, şeytanların taşlandığı, kurbanların kesildiği, dört gününün değil neredeyse her gününün bayram olduğu bir Zilhicce ayını daha idrak ediyoruz

Bugün Zilhicce'nin üçüncü günü. Hemen hepimiz Kurban Bayramı'nı daha çok, kurbanların kesilip paylaşıldığı bir bayram olarak biliriz. Ancak bu bayram sadece kesilen ve paylaşılan kurbanlardan ibaret değil.

Fecr Sûre-i Celîlesi'nin hemen başında "Fecr'e ve on geceye yemin olsun ki" mealindeki ayetler âlimlerin ekseriyetine göre Zilhicce ayının ilk on gecesine işaret ediyor. Bu on gecenin, Muharrem ayının ilk on gecesi ya da Ramazan'ın son on gecesi olduğunu söyleyenler varsa da çoğunluk burada kastedilenin Kurban Bayramı'ndan önceki on gece olduğu görüşünde. Bu senenin geceleri 18 Kasım'dan 27 Kasım'a kadar olan on altın gece. 10. gün de Kurban Bayramı'nın ilk günü.

Kulların en güzeli Nebiler Serveri Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu günlerin kıymetini bize şu nûrefşan beyanıyla hatırlatıyor: "Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesi'ne denktir."

Ümmetine çok düşkün olan, onların affa mazhar olmaları için çırpınan Rahmet ve Şefkat Peygamberi'nden bir başka müjde de şöyle: "Allah indinde Zilhicce'nin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi (sübhanallah), tahmidi (elhamdülillah), tehlili (Lâ ilahe illallah) ve tekbiri (Allahuekber) çok söyleyin!"

Bu on gün içinde arefe gününün yeri ise bambaşka. Efendimiz (aleyhi ekmelü't-tehâyâ), arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyuruyor: "Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur."

Hazreti Aişe annemizin çok sıcak bir arefe gününde oruçtan bayılacak hale gelmesi üzerine kardeşi Abdurrahman, orucunu bozmasını tavsiye etmiş, muallâ validemiz de ona şu cevabı vermişti: "Allah Resûlü'nün, arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına kefaret olur, dediğini işittiğim halde orucumu nasıl bozarım?"

Efendimiz, bir başka hadislerinde ise bugünün faziletini şöyle anlatır: "Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden âzâd olunmaz. Kim arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah'tan bir şey isterse, Allah ona istediği şeyi verir."

Bu arada şu hususu hatırlatmakta fayda var: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı'nın birinci günüdür, bayramda oruç tutulmaz; ancak o gün de ibadet günüdür. Burada tavsiye edilen oruç, Kurban Bayramı'ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramı'nın gecesi dâhildir.

Arafat'ta milyonların gözyaşlarıyla ulu dergâha yöneldikleri arefe gününü bin tane İhlâs'la zinetlendirmek, bayramın ilk günü sabah namazıyla bayram namazı arasında on dokuz tane Fetih Sûresi okumak da büyüklerimizin hususiyetle tavsiye ettikleri ibadetlerden. Fetih Sûresi'ni tek başına okuyamayacak olanların paylaşarak okumaları da mümkün.

Bu on günü daha iyi değerlendirmek adına öncelikle her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazları vaktin evvelinde ve cemaatle kılmaya çalışmalı, namazda ihsan şuurunu yakalama gayretinde olmalıyız.

Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur'an, istiğfar, salâvat, zikir ve Ümmet-i Muhammed'e dua ile geçirmeliyiz. Hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi manevi hayatımıza can katan namazları aksatmadan kılmalı, geceleri değerlendirerek Rabb'imize kurbiyet kazanmaya çalışmalıyız.

Şimdilerde milyonlarca insan haccetmek için mukaddes topraklara gitti. Kimi her şavtta özüne bir adım daha yaklaşmak arzusuyla Kâbe'yi tavaf ediyor, kimi Ümmet-i Muhammed için ızdırar diliyle yalvarıp gözyaşlarını ceyhun ediyor. Önce Medine'ye gidenler Ravza'nın sahibinin manevi atmosferinde yıkanıyor, evladına su arayan Hz. Hacer gibi Safâ Merve arasında sa'y edenler de durma bilmeksizin Rabb'in rızasını arıyor. Makam-ı İbrahim'de hıçkırıklara boğulup namaz kılanlar da var, Mültezem'e sımsıkı sarılıp Müslümanların ızdırabıyla inleyenler de. İşte hayalen onlara karışıp dualarımızı onların duasına katmalı, kendimizi oradaymış gibi kabul edip her anımızı bereketlendirmenin gayreti içinde olmalıyız.SÜLEYMAN SARGIN

Kaynak:
Bu haber toplam 2890 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri