Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kürtçe Kuran’dan daha fazla satıyor

20.03.2009 13:04
İlk Kürtçe mevlit, 568 yıl önce yazıldı, Kürtçe Kuran’dan fazla satıyor. Ancak varlığı ilk kez TRT 6’daki canlı yayınla kabul edildi. İşte Kürçe mevlidin tarihi...

Adem DEMİR'in haberi

O sabah Diyarbakır Ulu Cami’de hummalı bir çalışma yürütülüyordu. Namaz vakti olmamasına rağmen 1370 yıllık tarihi mekân, hıncahınç doluydu. Yenişehir İlçe Müftüsü Alaattin Bozkurt, kürsüde birlik ve beraberlik temalı vaaz verirken bütün gözler kürsüsünün ön tarafına daire şeklinde dizilen mevlithanların üzerindeydi. Sadece camideki kalabalık değil, ertesi günkü yayında kameralar aracılığıyla çok daha fazla insan TRT Şeş üzerinden bu sahneye kilitlendi.

Milletin ve devletin pâyidar olması yönündeki dualarla son bulan vaazın ardından caminin duvarları, mevlithanların dillerinden dökülen sözlerle yankılandı: “Hemdê bê hed bo Xwedayê alemin. Ew Xwedayê daye me dînê mobin” (Alemlerin Rabbine sınırsız hamdolsun. O Allah ki, bize o büyük dini bahşetmiş). Kimi davetlilerin gözyaşlarıyla eşlik ettiği, mevlithanların ilahi şeklinde okudukları sözler, Kürtçe mevlitten. 568 yıl önce yazılan mevlidin, 8 Mart’taki Mevlit Kandili’nde kamu personeli tarafından okunması farklı tepkilere yol açarken Diyarbakır Müftüsü Ali Melek, “Kürtçe mevlit birleştirici bir unsurdur” diyor. Ancak “bölme-birleştirme” tartışmasına yol açan mevlidin orijinal bir eser mi, yoksa tercüme mi olduğuyla kimse ilgilenmedi. Çünkü pek çok kişi, Kürtçe yazılmış özgün bir eser olup olmadığını bilmiyor. Bunun sebebi, yasaklar.

Dini kaynaklara göre mevlit “doğum zamanı” demek. Türkiye’de mevlit, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in doğum günü olarak kabul ediliyor. Her yıl mart ayının ilk pazartesi günü Türkiye’deki Müslümanlar tarafından
Mevlit Kandili farklı etkinliklerle kutlanıyor. Bu kutlama organizasyonları çerçevesinde Süleyman Çelebi’nin 640 yıl önce kaleme aldığı “Kurtuluş Vesilesi” isimli manzum eseri ilahi şeklinde okunuyor. Söz konusu su eserde Hz. Muhammed’in doğumundan ölümüne kadar tüm hayat hikâyesi şiirsel olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne mevlit törenlerinde hep Çelebi’nin eseri okunarak Peygamber’in doğum günü kutlandı. Ancak bu yıl TRT 6 ve Diyanet İşleri Başkanlığı ortaklığıyla bir ilk yaşandı. “Kutlu Doğum Haftası”na Diyarbakır’daki Kürtçe mevlit damga vurdu. Müftü Melek, “Diyarbakır’da okunan mevlidin Kürt bir yazara ait orijinal bir Kürtçe eser olduğunu” söylüyor. Kürtçe yazılmış on dokuz mevlit bulunuyor. Bunlardan on beşi Kurmancı, dördü de Zazaca lehçesiyle kaleme alınmış. Bölgede en çok bilinen mevlitlerin başında Mela Ahmedê Bati’nin (İmam Ahmet Bati) eseri geliyor. Batî ya da Ertuşî ismiyle tanınan mevlidin önsözünde yer alan bilgilere göre Bati, Süleyman Çelebi’den 66 yıl sonra, 1417 yılında dünyaya gelmiş. Hakkârili olan Bati, kesin olarak bilinmemekle birlikte 50 yaşındayken mevlit yazıyor ve 74 yaşında vefat ediyor. Bati’nin manzum eseri, 600 beyit ve 1200 mısradan oluşuyor. Daha önce elle yazılıp çoğaltılan ve bölgede dağıtımı yapılan mevlidin, 1905 tarihinde Ahmet Kamil Matbaası’nda hem Arapça hem de Latin alfabeleriyle Kürtçe basıldığı bilgisi eserin önsözünde yazılı. Mevlitler üzerine çalışma yapan Abdülselam Kartal’a göre Bati’nin eseri özgün. Bazı Arapça kelime ve terimler kullanılmasına rağmen Kürtçe yazılmış ender bir eser. Türkçe yazılmış “Kurtuluş Vesilesi” ile Kürtçe kaleme alınmış “Bati” mevlidi karşılaştırıldığında ikisinin arasında ciddi farklılıklar olduğu gibi benzerlikler de bulunuyor. Kimi bölümlerde Bati’nin Çelebi’den esinlediği hatta bazı beyitleri olduğu gibi Türkçe mevlitten Kürtçe’ye çevirdiği de anlaşılıyor. Örneğin “Merhaba” başlıklı bölümündeki şu mısralar: “Cumle zeratê cîhan da ev nîda/Kirne gazî pêkve gotin Merhaba!/Merhaba Ey sırî Furgan merhaba/Merhaba ey derdê derman merhaba” (Cümle zerrat-i cihan edip seda/ Çağrı şu ben dediler kim merhaba/Merhaba ey sırr-ı furkan merhaba/Merhaba ey derde dermân merhaba). Bu bölüm Çelebi’nin mevlidiyle tamamen aynı. Ahmet Bati’den sonra pek çok Kürt din bilgini de mevlit yazdı. Bunlardan Şeyh Mehmet Emin Haydari, İmam Ahmet Hasi (Mela Ahmedî Xasi), Osman Babiş, Hasan Fırfeyli en çok tanınan yazarlar. Ayrıca, yakın zamanda mevlit yazan ve yaşayan dokuz Kürt yazar bulunuyor.

Bunlardan biri olan Ahmet Nas (Zinerği Hoca adıyla tanınıyor), Kürtçe mevlit okunmasını olumlu buluyor. Nas, yasakların kaldırılmasının toplumları birleştireceği kanaatinde. Kürtçe Yayınlanan Nûbıhar Dergisi’nin genel yayın yönetmeni ve aynı adı taşıyan yayınevinin sahibi Süleyman Çevik “Kürtçe mevlitler Kürtçe Kuran’dan daha fazla satıyor” diyor. Piyasadaki 19 farklı Kürtçe mevlit, farklı yayınevleri tarafından basılıp satılıyor. Tüm yayınevleri de mevlit satışından kazanıyor. Çevik, Kürtçe Kuran ve Kürtçe mevlitler konusunda istatistikî veri bulunmadığını söylüyor: “Kürtler dindar bir toplum. Kürtçe mevlit de tıpkı Türkçe mevlit gibi; kutsal sayılan gün ve gecelerde, taziyelerde, insanların hacca gidiş ve dönüşlerinde okunuyor.” Tüm Kürtçe mevlitleri toplayan ve ileride hepsini bir arada yayımlamayı planladığını söyleyen Kartal ise ilginç bir noktaya temas ediyor. Ona göre, devlet kütüphanelerinde bulunan Kürtçe mevlitler, Fars edebiyatı eserleri olarak kayıtlı. Kürtçe yasaklı bir dil olduğundan, devletin ilgili birimlerinin bu yönteme başvurduğunu belirten Kartal, “500 yıl önce yazılmış orijinal Kürtçe mevlitler var. Üstelik bunlar son derece ciddi, ilmi ve edebi eserler. Bilinmiyor olmaları devletin ayıbıdır” diyor. Türkiye Diyanet Sendikası (Diyanet- Sen) Başkanı Ahmet Yıldız’a göreyse “Zaten bölge halkı mevlidi evinde Kürtçe, camide Türkçe okuyordu. Böylelikle yaşanan ikilem ortadan kalkmış oldu.”

TRT 6, Kürdoloji enstitüleri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kürtçe mesajı, Kürt sorununda yasakların tek tek yıkılmaya başladığının işareti. Bu gelişmelerin sorunu tamamen sonlandıracağını kimse söylemiyor ama süreçten umutlu olanların sayısı da az değil. Son olarak Kürtçe mevlit yüzleri güldürdü. Diyarbakır Ulu Cami’nin dört cephesi, yıllardır namaz vakitlerinde dört mezhebe (Şafi, Hanefi, Maliki ve Hambeli) hizmet vererek ilahi bir buluşmanın ve farklılıklara tahammülün sembolü oldu. Bu camide yankılanan Kürtçe mevlit, yeni bir uzlaşmanın da kilit taşı olabilir.

SIRADA HUTBE Mİ VAR: Ulu Cami’de Kürtçe mevlit okundu. Abdülselam Kartal, Kürtçe hutbe okunmasına da izin verilmesi gerektiğini söyledi.



Newsweek

Bu haber toplam 1834 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri