Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kurtulmuş Ailesi'nin ev halleri

09 Kasım 2008 / 17:21
Saadet Partisi'nin yeni Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi, ev hallerini ilk kez basına açtı. İşte Kurtulmuş Ailesi'nin mütevazi yaşantısı:
Emeti Saruhan'ın röportajı...

Saadet Partisi'nin yeni Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş'un “ev halleri”ni merak ediyordum. Onlar da incelik gösterip misafir ettiler bizi. Ne okuduklarından, ne yediklerine, kıyafet seçimlerinden, çocuklarıyla ilişkilerine kadar her şeyi konuştuk. Gördük ki Numan Kurtulmuş'un arkasında eşi “Sevgi” var.

Fatih'te “Sanki Yedim” Cami'sinin yanı başındaki apartmanın kapısını iterek üst katlara doğru çıkıyoruz. Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş karşılıyor bizi. Kenarlarından danteller sarkan beyaz örtülü sedirlerde otururken, Sevgi Hanım'ın elinden çıkan çeşit çeşit pastalar ve çay eşliğinde keyifli bir sohbet yapıyoruz. Zaman zaman kahkahalarla bölünen sohbetimizde, Numan Bey ve Sevgi Hanım'ın birbirlerine olan sevgi ve saygısını anlamak hiç zor değil. Onlar birbirlerinin sadece eşi değil aynı zamanda arkadaşı olmuşlar, sadece iyi günlerde değil zor zamanlarda da birbirlerine omuz vermişler. Büyüttükleri sevgi ve üç çocuklarıyla sıcak bir aile kurmuşlar.

Numan Bey ile Sevgi Hanım 20 yıldır evliler. Üniversitede aynı bölümde çalışan Kurtulmuş çifti, birbirini tanıyan iki yakın arkadaşken hayat arkadaşı olmuşlar. Üç çocukları var. Ayşe en büyükleri, 19 yaşında. İsmail 16 yaşında. Emir ise 13 yaşında. Onlar da siyaseti yakın şekilde takip ediyorlar. Bazen Emir yaptığı siyasi tahlillerle herkesi şaşırtıyor. Ama babalarından uzak olmanın verdiği tepkiyle siyasetle pek ilgiliymiş gibi gözükmemeyi tercih ediyorlar.



ÇOCUKLARIM BÜYÜRKEN YANLARINDA OLAMADIM

Çapa Tıp Fakültesi'nde okuyan Ayşe, ders dışında fotoğrafçılıkla ilgileniyor. Siyasetin en zor kısmı Numan Bey için ailesine yeterli vakit ayıramamak. 10 yıldır aktif siyaset içinde olan Numan Bey, çıktığı geziler nedeniyle yılın yarısında evde olamıyormuş. “Çocuklar çok hızlı bir şekilde büyüyorlar. 'Bu çocuklar ne zaman büyüdüler?' diye hayret ediyorum. Sevgi Hanım, her üç çocuğumuza hem annelik hem de babalık yaptı. Kızımın annesi var rol model olarak. Benim için siyasetin en zor tarafı oğullarıma büyüme çağında arkadaşlık edememem. Ama ne kadar uykusuz olursam olayım mutlaka sabah kalkıp onlarla kahvaltı yapıp, okullarına uğurluyorum.” diyor Numan Bey. Bu eksiği yaz tatillerinde telafi etmeye çalışıyorlarmış. Kurtulmuş çiftinin evinde siyaset ve güncel konular konuşuluyor. Avantajları birbirleriyle yakın bir arkadaş ilişkilerinin olması. İkisi de akademik kökenli olduğu için olayları tahlil etme tarzları çok benziyor. Sık sık fikir alışverişi yapıyorlar.



DERTLERİMİ SEVGİ HANIM HAFİFLETİR

Numan Bey, Sevgi Hanım için, “En büyük yardımcım. Sıkıldığım, bunaldığım zaman dertleşiriz, sıkıntıları paylaşırız. Arabaya atlayıp, şehir dışına gideriz, uzaklaşırız.” diyor. Sevgi Hanım'a “Siz de yoğunsunuz” herhalde diyorum. “Neredeyse 10 yıldır, Numan Bey çok yoğun olduğu için, babasız çocuk büyütüyor gibiyim. 3 çocuk büyütmek ve hakikaten Numan Bey'in arkasında durmak, onun eşi olmak çok kolay değil. Oradan nasıl görünüyor bilmiyorum ama…” derken Numan Bey araya giriyor. “Çok iyi gözüküyor. En azından benim için” diyor. Gülüyoruz.



YARDIM İÇİN ÇALIŞIYOR

Sevgi Hanım, “Eşsiniz, annesiniz, gelinsiniz, geniş bir akraba ve arkadaş çevreniz var. Bu rollerin hepsini layıkıyla yerine getirebilmek insanın çok vaktini alıyor. Bunun dışında bir çok yardım kuruluşuyla, İstanbul çapında bir çok sivil toplum örgütünü birleştirecek faaliyetler yaptık. Bu çok önemliydi. Bize katılmayan hiçbir grup olmadı. İlk faaliyetimizde kuşatmanın çok yoğun olduğu bir dönemde Gazze'ye içinde acil müdahale yapılabilecek 4 tane ambulans gönderdik. Açe'ye ve Pakistan'a da deprem döneminde yardım gönderdik” diyerek yoğunluğu arasında bulunduğu yardım faaliyetlerinden bahsediyor. Saadet Partisi'nin faaliyetlerinde yer alıp almayacağını merak ediyorum. “Biz hayatımız boyunca birbirimizin arkadaşı olduk. Aynı dili kullandık, birbirimizi çok iyi anladık. Bir makale yazdığımızda önce birbirimize okuttuk. Şimdi de gücüm yettiği kadar Numan'ın yanında yer alıp, ona destek olacağım.” diyor.



“BAŞÖRTÜSÜ YÜZÜNDEN ATILDIM, NUMAN BEY BENDEN ÇOK ÜZÜLDܔ

28 Şubat sürecinde, akademik kariyerinin en verimli çağındayken, başörtülü olduğu gerekçesiyle üniversiteden uzaklaştırılan Sevgi Hanım, o günleri üzüntüyle hatırlıyor. Yıllarca fedakarlık ederek devam ettiği üniversite hayatı, hem de profesörlüğe çok yakın olduğu bir dönemde elinden alınmış. Numan Bey o dönem eşine çok destek olmuş. Okuldan atıldığına dair belgenin ellerine ulaştığı günü hiç unutmuyor Sevgi Hanım. “Numan Bey benden daha çok üzüldü. Verdiğim emekleri hatırladığı için herhalde. Üniversiteden atılma yazım geldiği zaman halini hatırlıyorum. Rengi kıpkırmızıydı. Bana 'Otur sana bir şey söyleyeceğim' dedi. Ben ondan daha sakindim.”

“Bize birbirinizin karakterini biraz anlatır mısınız?” diye rica ediyorum. Sevgi Hanım “önce ben anlatayım” deyince, Numan Bey “isterseniz ben çıkayım” diyor. Gülüyoruz. Sevgi Hanım “Hayatta çok az insanı yakından tanıdıkça tanıdığıma değdi dersiniz. Rahmetli hocamız Prof. Sabahattin Zaim'i Amerika'da 15 gün misafir ettiğimiz zaman, yakından tanıdıkça iyi ki tanımışız dediğimiz ender insanlardan biri olduğunu görmüştüm.. Numan Bey de bunlardan biri, tanıdıkça sevgimin, saygımın arttığı bir insandır. Kafasının içi son derece net, sistematik düşünen, kendisini çok rahat ifade edebilen birisidir. Her ne iş olursa olsun yaptığı işi önemser. Hakkını vererek yapmaya çalışır, hayatı ciddiye alır.



SENİN SİYASETTE NE İŞİN VAR OĞLUM!

Numan düzgün bir insandır. Siyasete gireceği zaman kayınvalidem “Oğlum yalan bilmezsin, ayak oyunu bilmezsin. Senin siyasette ne işin var demişti. Bunu çeşitli vesilelerle o kadar sık hatırladık ki! Göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen biridir. Fevri bir insan değildir, son derece ölçülüdür. Çok iyi bir evlattır. Mutlaka eve girip çıkarken annesine uğrar. Çok iyi bir eş ve babadır. Yoğunluğu arasında çocukları uzaktan da olsa takip etmeye çalışır. O yüzden bu ayrılık bizim için çok zor geçecek.” diyor. Numan Bey de Sevgi Hanım'dan aşağı kalmıyor. O da Sevgi Hanım için “Sevgi Hanım'ın en önemli vasfı çok kararlı, yapmak istediği bir şeyi sonuna kadar çalışıp yapan biri olmasıdır. Aşırı diğergamdır. Bir arkadaşımız evlendiğimizde 'Sevgi Hanım o kadar arkadaş canlısı, o kadar dışa dönüktür ki, ahalisiyle birlikte yaşamak ister.' demişti. Zaman zaman tenkit edeceğim kadar yapıcıdır. Başkasının eksiğini tamamlamak için kendisinden çok şey verir. Tanıdığım en zeki ve problematik düşünen insandır.” diyor.



KÜTÜPHANELERİ BİRLEŞTİRECEĞİM

Kurtulmuş çiftinin kütüphanesi evlerinde geniş bir yer tutuyor. Dubleks evlerinin üst katında 2 kütüphane, aşağıda annelerinin dairesinde çok geniş bir kütüphaneleri ve alt katta biri büyük, biri küçük iki kütüphaneleri var. Numan Bey'in en büyük düşlerinden biri bunları bir araya getirip, büyük bir salonun duvarları kütüphane olacak şekilde bir çalışma odası düzenlemek.

Daha çok sosyoloji ve hatırat ağırlıklı kitaplar okuyan Sevgi Hanım, son günlerde ise tasavvuf ve siyaset ağırlıklı okumalar yapıyor. Her gün okumaya çalıştığı kitaplar var. Kur'an-ı Kerim bunlardan biri.

Numan Bey ise yoğunluğu arasında uçakta, yolda nerede olursa fırsat buldukça okuyor. Politikayla ve ekonomiyle ilgili kitaplar okumalarında büyük yer tutuyor. Numan Bey “Yetişmemizde Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Aliya İzzet Begoviç, Muhammet İkbal, Ali Şeriati'nin çok etkisi oldu. Siyasetname dediğimiz hem siyaset yapma tarzını gösteren hem de yol gösterici olan çok kitap okudum.” diyor.



KIYAFET ALIŞVERİŞİ PAZARDAN

Evin bütçesi Sevgi Hanım'da. Numan Bey, Sevgi Hanım'ın tabiriyle ekmek almasını bile bilmiyor. Kıyafetlerini de Sevgi Hanım alıyor. Numan Bey ise bu durumdan oldukça memnun; “Sevgi Hanım'ın zevkine güvenirim. Bir bakarım bir gömlek, kravat alınmış. Bazen bir takım elbise, pantolon alınıp getirilmiş.” Sevgi Hanım hiç marka ürün almıyor. Oldukça şık ve zarif olan Sevgi Hanım alışverişini semt pazarından bile yaptığını söyleyerek beni şaşırtıyor. Nasıl başarıyorsunuz bunu diye soruyorum. “Kaliteli malı el ve göz her yerde seçer” diyor. “İster pazarda, ister mağazada olsun.” Sevgi Hanım aldığı kumaşlarla terzisine diktiriyor kıyafetlerini.





Bugüne kadar düzenli izlediğim tek dizi Kaçak



Kurtulmuş çifti çok kötü birer televizyon izleyicisi olduklarını söylüyor. Geçen yıl Karayılan dizisinin bir iki bölümünü ve bu yıl Elveda Rumeli dizisini bir iki bölüm seyretmişler. Haberler de dahil pek televizyon izlemiyorlar. Ama bir iki defa Yılmaz Erdoğan'ın “Çok Güzel Hareketler Bunlar”ı seyretmiş Numan Bey. “Orada çok yetenekli oyuncular var gerçekten. Ama hayatımın hiçbir döneminde düzenli olarak dizi seyretmedim. Düzenli seyrettiğim tek dizi çocukluğumda seyrettiğim Kaçak dizisiydi” diyor. Numan Bey hesaplamış: “Bugün sokakta 25 yaşındaki bir gencimiz 20 sene, günde 5 saatten “40.000” saat televizyon seyretmiş oluyor. Türkiye'de bir üniversite eğitimi ise “3.500” saat. Yani bir çocuk 10 tane üniversite bitirecek kadar zamanda televizyon karşısında duruyor, vaktini boşa harcıyor. Üstelik kültür erozyonuna uğruyor” diyor. Sevgi Hanım ise “Akademik hayatımız çok hızlı aktı. Öyle uzun uzun televizyon seyredecek vaktimiz hiç olmadı.” diye anlatıyor televizyonla olan ilişkilerini. Vizyondaki filmlerle bağlantılarını ise çocukları sağlıyor. “Bu hafta sonu 'Mustafa'ya gitmeye çalışacaktık ama sanırım haftaya kalacak. Bir de 'Devrim Arabaları'na gideceğiz.” Haberleri ise daha çok gazetelerden takip ediyorlar. Televizyon çok vakit aldığı için pek tercih etmiyorlar. Sevgi Hanım yıllardır, Numan Bey çok yoğun olduğu için, onun ilgisini çekecek bütün köşe yazılarını, haberleri keserek saklıyor. Numan Bey daha sonra göz atıyor.



LEZZET DURAKLARI KURTULMUŞ'LARIN EVİNDE

Numan Bey bekarken “Annem gibi güzel yemek yapan bulamam. Evlenince zayıflarım” diyormuş ama Sevgi Hanım'ın güzel yemekleriyle 20 kilo almış. Sevgi Hanım dolaştığı her yerden Hint yemeği, Çin yemeği, Lübnan, Mağrip yemeği, güzel bir yemek bulursa hemen tarifini getiriyormuş. Kütüphanelerinin altı yemek tarifleriyle doluymuş. İnanırım, zaten bize de Dağıstan Pastası, Burdur Baklavası, Kete gibi harika lezzetler sundu. En son Mehmet Yaşin'in “Lezzet Durakları”nı almışlar. Onun rehberliğinde gittikleri yerlerdeki güzel lokantaları buluyorlarmış. Numan Bey, “İsterdim ama hiç yemek yapamam. Ancak çay ve kahvaltı hazırlarım.” derken Sevgi Hanım araya girip gülerek itiraz ediyor. “Sadece çaydanlığın altını yakar yani”. Ama hakkını yememek lazım. Numan Bey bir keresinde Sevgi Hanım'a içli köfte yapmış. Numan Bey anlatıyor: “Sevgi Hanım ilk çocuğumuza hamileyken Amerika'daydık. İlk 4- 5 ay çok zor geçti. Yemek yapamaz, soğan, yağ kokusu rahatsız eder. Bir gün canı içli köfte istedi. Orada bulamayız. Koku gitmesin diye, kapıları kapatarak, Sevgi hanım'ın tarifiyle içli köfte yaptım. (Kahkahalar) Ama zor yediğimizi söyleyebilirim.”
Bu haber toplam 5916 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri