Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mazlumder'den Başsavcıya Çağrı

08.04.2010 09:53
3 savcıya ‘balyoz’ indirerek devam eden operasyonları akamete uğratmakla suçlanan Başsavcıya sert tepki:

Balyoz darbe planı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında görevli 3 savcıya ‘balyoz’  indirerek devam eden operasyonları akamete uğratmakla suçlanan İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e bir tepki de MAZLUMDER’den geldi. MAZLUMDER, Engin’in sanıkların kaçması, delillerin gizlenmesi, soruşturmanın gizliliğini ihlal ve benzeri risklere yol açarak "soruşturmanın selametini" tehlikeye attığı için hakkından yargısal süreç başlatılmasını istedi. Diğer taraftan Engin’in Balyoz planı eklerinde yer alan ‘Yargı Çalışmaları’ isimli klasörde isminin yer aldığını vurgulayan MAZLUMDER, dosyadan da çekilmesini talep etti.

İŞTE MAZLUMDER TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMA:

Savcılar İçin Düzenlenmiş Uluslararası Meslek ve Etik Standartlardan Başsavcılar Muaf Değildir!

Son günlerde ülkemizde yaşanmakta olan görece dünya standartlarında demokratikleşme çabaları, bazı konvansiyonel muhafazakar güç odaklarının direnişiyle karşılaşmaktadır. Kamuoyunu hazırlamak, darbeye meşruiyet ve hukuk hazırlamak ve nihayetinde darbe yapmak konusunda sicili bozuk olan bu muhafazakar kesimlerin gayretleri çeşitli belge ve bilgilerle desteklendiği gibi, eski alışkanlıklarına uygun teşebbüslerde bulundukları şeklinde kamuoyunda kanaate dönüştü. Bütün bunlar karşısında, söz konusu iddiaları millet adına sonuca bağlanmak görevi anayasal olarak kendilerine verilmiş olan yargı kurumu ise yansızlığına uygun düşmeyen tasarruflar sergilemektedir.

Bu yargısal tasarruflardan en çarpıcı olanı; ses kayıtları, yazılı dokümanlar ve benzeri delillerle de desteklenen "Balyoz Darbe Planı"na daha önce HSYK tarafından "özel" olarak görevlendirilen hakim tarafından yapılan müdahalenin bir benzerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin tarafından yapılmasıdır. Soruşturmayı yürütmekte olan iki savcı alınıp yerlerine iki yeni savcı atanırken imza yetkisi de soruşturmaya yeni eklemlenen savcılardan birisine verilmiştir. Başsavcının bu işleme gerekçe olarak gösterdiği "makul sebepler" açıklaması da hukuki olmaktan ziyade keyfi niteliktedir. Söz konusu Başsavcı, kamuoyunun bu kadar yakından izlediği bir davada bu kadar "yanlı(ş)" bir müdahalede bulunuyorsa, en azından millet adına yargısal yetki kullanıyor olmanın ve maaşını aldığı millete saygının gereği olarak hukuki açıklama yapmak zorundadır. Eğer görevden alınan savcılar bu soruşturmada yetkilerini suistimal etmişlerse haklarında ilgili yargısal süreç başlatılmalıdır. Şayet bu müdahale hukuki temelden yoksun ise, sanıkların kaçması, delillerin gizlenmesi, soruşturmanın gizliliğini ihlal ve benzeri risklere yol açarak "soruşturmanın selametini" tehlikeye atan lar hakkında yargısal süreç başlatılmalıdır.

Başsavcı, yargısal teminat altındaki savcıların amiri olarak görülemez; bu müdahalede görülen yaklaşımın tersine, koordinasyon rolü ile savcıların yasal görevlerini yapmalarına gerekli hallerde destek verir. Görev dağılımı konusundaki yasal yetki ve takdir hakkı  da keyfi ve sınırsız kullanılamaz; kamu yararı ve amaca uygunluk ile sınırlıdır. Kamu yararı demokratikleşmededir ve suçun asker olup olmamaya göre farklılaştırılmayan yasal yöntemlerle soruşturulmasındadır. Başsavcının müdahalesi, soruşturmanın amacına ulaşmasına katkı sağlamadığı gibi bilakis engeller mahiyettedir.

 Konunun en çarpıcı  ve en çarpık boyutu ise, aynı Başsavcının isminin, aynı  soruşturmada  (Balyoz Darbe Planı) elde edilen belgelerde, darbe sürecinde "Sıkıyönetim Mahkemesinde Görevlendirilecek Savcı" olarak yer alıyor olmasıdır. Bu durum “çıkar çatışması” nedeniyle evrensel etik ilkelere açık aykırılık oluşturmaktadır. Yasal olarak kendisi ile doğrudan ilgili hususlarda bu “ilgililik durumu”nu söz konusu dosyaya yazılı olarak eklemek suretiyle bu husustaki (bu olay için Balyoz Darbe Soruşturmasındaki) her türlü işlemden çekilmesi gerekirdi. Oysa bu müdahalesi ile Başsavcı Engin, HSYK tarafından 10.10.2006 tarih ve 424 sayıl kararı ile benimsenen ve genelge ile dağıtımı yapılan "Savcılar için Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esaslarına (Budapeşte İlkelerine)" de açıkça aykırı davranmıştır. Bu ilkelerin davranış kuralları bölümünde yer alan "…o-) Savcının kişisel veya mali çıkarlarının veya savcının ailevi, sosyal ya da diğer ilişkilerinin, tutumunu uygunsuz bir biçimde etkilemesine izin vermezler. Özellikle, kendilerinin, ailelerinin veya iş ortaklarının kişisel, özel ve mali çıkarları ile ilgili olan davalarda görev yapmaktan kaçınırlar."  hükmü çerçevesinde, “çıkar çatışması”ndan kaçınma yükümlülüğü altında olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş bilakis özellikle kendisi ve ilişkide bulunduğu kişiler lehine müdahil olmuştur.

 Yargı mensuplarının “Kamu Görevlileri Etik Mevzuatı” kapsamı dışında bırakılmaları  nedeniyle, hakim ve savcıların etik davranış kurallarının takip mekanizması ile desteklenmemiş olması büyük bir eksikliktir. Yargı reformu sürecinde bu hususun da mutlaka göz önüne alınması gerekliliği bu olayla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

 Başsavcı Engin'in bu uygunsuz davranışları nedeniyle, gerekli yargı ve disiplin süreçlerinin başlatılmasını, kendisini de ilgilendiren bu davaya  ilerde tekrar müdahalesinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve bu müdahaleden kaynaklanan durumun düzeltilmesini talep ediyoruz.

 Kamuoyuna duyurulur.

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı

 

Kaynak:
Bu haber toplam 764 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri