Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tayyar Sahibinin Sesidir

02.09.2009 06:52
Saadet Partili Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu Şamil Tayyar'a cevap verdi.
Saadet Partisi’nin radikal söylemleriyle tanınan ismi Mehmet Bekaroğlu, Star gazetesindeki köşesinden kendisini “Ergenekoncu” ilan eden Şamil Tayyar’a yeni Harman dergisinden yanıt verdi. Başar Başaran’ın sorularını yanıtlayan Bekaroğlu, Tayyar’ın 28 Şubat sürecindeki tavrını hatırlatarak, “Ben dünün zalimlerine yaptığım gibi bunların da karşısına dikiliyorum” dedi.

İşte Bekaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar:


Şamil Tayyar geçtiğimiz günlerde Numan Kurtulmuş ile yediği bir yemeği anlattığı yazısında sizden ve Veysel Candan’dan ‘Ergenekoncu’ diye bahsediverdi. Ergenekon bir darbe teşebbüsünün adı ise size bir anlamda ‘darbeci’ tanımı atfeden bu yazıyı okuyunca ne hissettiniz? Sizce neden böyle bir tanımı hak ettiniz?

Sadece bu kadarla kalmadı, kendisine bazı hatırlatmalar yapıp cevap verince daha da çirkinleşti, saldırdı, hakaret etti. Bana yapılan bu saldırı ilk değil. Daha önce de belli bir çevre, sürekli olarak Şamil Tayyar gibi tetikçiler kullanarak üzerime geldi, gelmeye de devam ediyor.

Ben baştan beri Ergenekon soruşturmasını destekledim, bunu Türkiye’de hukuk devletinin tesis edilmesi için bir fırsat olarak gördüm. Buna rağmen ben ve benim gibi düşünen bir sürü insan en azından Ergenekon’u desteklemekle suçlandık. Bunun nedeni, Ergenekon’un bir darbe soruşturmasından çıkartılıp siyasetin aracı haline getirilmesidir. Bazı çevreler, kendilerine teslim olmayan, bağımsız davranabilen ve olup bitenleri sorgulayan herkesi Ergenekonculukla suçlayarak etkisiz hala getirmeye çalışıyor. Ben siyasi iktidarı ve siyasi iktidarla işbirliği yapan bu çevreleri eleştiren bir insanım. Özellikle 29 Mart seçimlerinde mevcut iktidara ve onunla iş tutan çevrelere ciddi eleştiriler getirdim. Bu eleştiriler, onları iyi tanıyan birisinden geliyordu, içten bir eleştiriydi, vicdanlara hitap ediyordu ve etkili oldu. Dikkat ederseniz, bu eleştirilerime hiç cevap vermediler, veremediler. Yaptıkları şey, çamur atmak oldu. Bugün yaptıkları da bundan farklı bir şey değil. “İşçinin emeğinin karşılığını vermeyen, sendika hakkını gasp eden dindar işverenle laik işverenin ne farkı var?” diye sordum. Buna verecekleri bir cevapları olmadığı için “Sen Ergenekoncusun” çamurunu atıyorlar.

'BUGÜNÜN GÜÇ SAHİPLERİ DÜNÜN GÜÇ SAHİPLERİ GİBİ'

28 Şubat çok zor bir dönemdi. Psikolojik savaş işkence düzeyine varmıştı. Milli Görüşçü, İslamcı, Müslüman olarak bilinenlere hayat hakkı tanınmıyordu. Üniversite hocasından kasaba, bakkaldan bürokratına kadar tüm dindar insanlar yargısız infazlara tabi tutuldu. Ben KTÜ’de ‘örnek mürteci’ olarak seçilmiştim, Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet karşıtlığı ile suçlandım, yargılandım. Sadece bana değil ilkokulda okuyan kızıma bile saldırdılar, arkadaşları ‘baban gerici’ diye sıralarında oturtmadılar.

Bugünün güç sahipleri dünün güç sahipleri gibi davranıyorlar, bunlar da daha öncekiler gibi insaf ve adaletli olmayı ihmal ediyor, iktidar güçlerini kullanarak insanları mahrum ediyorlar, zulmediyorlar. Ben dünün zalimlerine yaptığım gibi bunların da karşısına dikeliyorum. Olay budur. Bu duruma şaşmıyorum. Ben yalnızlıktan korkmuyorum, iktidar sahiplerinizden çekinmiyorum. Onların bana verebilecekleri bir zarar yok. Onlar mahrum ederek, yalnızlaştırarak zarar veriyorlar. Beni mahrum edebilecekleri hiçbir şey yok, ben onları zaten elimin tersiyle itmişim. Yalnızlıktan da korkmuyorum. Kaldı ki beni yalnızlaştırmaları da mümkün değil. Bu söylediklerim meydan okumadır ama büyüklenme değil. Ben isimsiz insanlarla, sokaktakilerle birlikteyim, beni onlar hiç yalnız bırakmıyor.

'BU ZAT SAHİBİNİN SESİDİR'

Bakın, bu Şamil Tayyar tipi insanlara her dönemde rastlanır. Bilmiyorum, siz bu Tayyar’ı ne kadar tanıyorsunuz? Bu adam 28 Şubat’ta darbe şakşakçısıydı. 28 Şubat sonrasında yapılan 1999 seçimlerinde ara dönem partisi DSP’den milletvekili adayı oldu. Sonra bir başka 28 Şubat partisinden aday adayı oldu. Daha sonra işler değişinde, ‘demokratlığa’ dümen kırarak AKP’ye aday olmak için başvurdu. Bu arada ‘iyi istihbaratçılar’dan aldığı bilgilerle Ergenekon kitapları yazdı. Denk geldi, bu kitaplardan iyi para da kazandı. Şimdi köşesinden kendisine imkân sağlayanlara yaranmak için herkesi karalıyor, hakaret ediyor, küfrediyor. Bu zat sahibinin sesidir, kendisinin hiçbir önemi yok.

Siz esas oğlanlara bakın. Bu esas oğlanlar, bir taraftan mevcut derin devletle mücadele ediyor gibi görünüyorlar ama öbür taraftan kendileri yeni bir derin devlet inşa ediyor. Bu derin devlet öncekinden faksız, bunlar da en az öncekiler kadar otoriter ve totaliter, bunlarda da kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımıyor.

'BAŞ DARBECİYİ BAŞKÖŞELERDE AĞIRLIYORLAR

'Kenan Evren'in Çankaya Köşkü'nde ağırlanmasının hatırlatılması üzerine) Ne garip değil mi, darbelerle mücadele edenler baş darbeciyi başköşelerde ağırlıyor. Bu ayıp onlara yeter. Bu ülkede darbelerin anası 12 Eylül’dür. Yüz binlerce insanın işkence tezgâhlarından geçirildiği 12 Eylül’ü unutmamalıyız. Ben 12 Eylül’le hesaplaşmadan bu ülkede demokrasi ve hukuk devletinin inşa edilemeyeceğini düşünüyorum. Benim darbem senin darben ayırımı yapanlara da acıyorum. Hala 12 Eylül anayasasını değiştiremeyenler, hala Geçici 15. Madde ayıbını kaldıramayanların bu ülkede demokrasi kuracaklarına inanmak akla ziyandır.

Bu haber toplam 1152 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri