Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Meselenin özüne inmek…

23 Mayıs 2008 / 09:00
Mehmet Şeker'in yorumu

AK Parti'yi devre dışı bırakmaya yönelik senaryoların Türkiye'ye vereceği zararları herkes konuşuyor, tartışıyor. AK Parti'nin Türkiye'ye zarar verdiğini düşünen marjinal bazı kesimler ise böyle bir ihtimal durumunda Türkiye'nin zarar görmeyeceğini söyleyemiyorlar, ama kendilerinin kazanmasını Türkiye'nin kaybetmesinden daha önemli görüyorlar.

AK Parti'nin devre dışı bırakılmasının Türk siyasetine nasıl bir etki yapacağı daha derinden analiz edilmelidir. Elbette bu analizi yapması gerekenler hukukçular değil, siyasetle uğraşanlar veya siyaseti etkilemek isteyen çevrelerdir.

Eğer mesele başörtüsü, meslek liseleri, din eğitimi gibi konular ise bu talep, ihtiyaç veya yaklaşım merkez sağın ilgilendiği ana konulardan biridir, hatta sol partilerin bile zaman zaman destek verdiği konulardır. Siyaset ve siyasetçinin bu meselelere duyarsız kalmasını beklemek siyasetin de, demokrasinin de doğasına aykırıdır. Eğer bir ülkede binlerce insan bir sorundan muzdarip ise ve toplumun yüzde 70-80'ni bu sorunun çözülmesine destek veriyorsa, “siyaset buna karışmasın” demek abesle iştigaldir, topluma rağmen bir dayatma içine girmektir. Nitekim Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeş, Çiller, Ağar, Mumcu, Bahçeli gibi onlarca sağ eğilimli lider bu konulara değinmiş ve bu sorunların çözümü için politika geliştirmiştir.

Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana tüm merkez sağ partiler bir şekilde hak ve özgürlükleri ve bu çerçevede dini ihtiyaçları siyasetin konusu yapmıştır. DP, DYP, ANAP, MHP ve diğer tüm sağ/merkez siyaset milletin çağrısına karşılık vermeye çalışmıştır. Şimdi bu konuları siyasetin dışına itmeye çalışmak, sağ siyaset tarzını sonlandırmakla eş anlamlıdır. Bir nevi tek parti dönemine dönüşe kapı açmaktır. Bunun somut karşılığı Türkiye'yi demokrasiye geçişin temel parametresi olan çok partili hayatın öncesine döndürmektir. AK Parti'nin devre dışı bırakılması geride onlarca parti olsa da tek parti arayışının bir tezahürü anlamını taşıyacaktır.

Eğer sorun siyasal İslamcı bir parti olduğu, toplumu ve devleti dinileştirmeye çalıştığı düşüncesiyse, AK Parti'nin böyle bir hareket olmadığını bilmeyen yok. Avrupalıların dediği gibi sağır sultan bile bunu biliyor. Milli Görüş çizgisiyle AK Parti çizgisi, tüm siyaset alanlarında farklıdır, hatta taban tabana zıt yaklaşımlar içindedir. Bu iddianın ortaya çıkardığı temel gerçek, AK Parti'nin siyasal İslamcı bir hareket olması değil, din-devlet ilişkisinin sağlıklı bir yapıya kavuşturulamaması, kendine özgü bir laiklik anlayışıyla dine antipatiyle yaklaşılmasıdır. Türkiye batılı anlamda laikliği reddettiği sürece tam anlamıyla demokratikleşemeyecektir. “Laiklik demokrasinin ön şartıdır” diyenler, Türkiye'nin demokratikleşebilmesi için çağdaş laik sistemi kabullenmek durumundadır. Laik ülkelerin neredeyse tamamının tanıdığı dini özgürlükleri laikliğe aykırıymış gibi takdim etmek artık gülünç kaçıyor.

Eğer mesele, AK Parti'nin baş edilemeyecek bir siyasal güce ulaşması, giderek daha fazla kitleselleşmesi ve siyaseten devre dışı bırakılamayacak bir hale gelmesiyse, demokrasinin gereği demokratik yolların ve mekanizmaların devreye sokulması, rakiplerin toplumu daha fazla anlamaya ve tatmin etmeye yönelmesidir.

CHP zihniyeti siyaseten milletin önüne bir vizyon, ufuk ve ümit koyamıyor. Halkın duygu ve düşünce dünyasını anlamaya, paylaşmaya çalışan, halkla gönül ilişkisi kurabilen alternatif hareketler oluşamıyor. Bu tembellik, umursamazlık, halktan kopukluk, milletin dertleriyle dertlenmek yerine millete yabancılaşma olduğu sürece kitlesel bir siyasal yapılanmanın ortaya çıkması zordur.

Çünkü kitleselleşme halkın tasvibini ve sempatisini kazanmakla mümkün. Halk ise tektipçi, dayatmacı ve dışlayıcı yaklaşımlara prim vermiyor. Halkla sorunlu bir kafa yapısının AK Parti'nin devre dışı kalmasını istemesi hiçbir anlam taşımaz, çünkü halk değişmediği sürece, siyasi tablo da değişmez.

Eğer mesele anayasa ve yasalar açısından bir uygunsuzluk olduğu düşüncesiyse, bunu şimdi değerlendirmesi gereken yer Mahkemedir, sonrasında ise TBMM…

Mesele tarihi bir noktada kilitlenmiştir ve AK Parti meselesi olmaktan çıkmıştır. Türkiye'de farklı alanların bu durumdan etkilenmesi bir yana Türk siyaseti kritik bir eşiktedir. Yaşanacaklar, önemli ölçüde Türk siyasetinin kaderini belirleyecektir.

Kaynak:
Bu haber toplam 656 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri