Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Millet Düşmanı" Polemiği

19 Haziran 2008 / 07:25
"İsmet İnönü, millet düşmanı, kapı gibi belge var."
Son günlerde tarihin ateşi bir tuhaf yükseliyor. Özellikle de yakın tarihin. Atatürk’ü sevip sevmemenin anlamından tutun da Anayasa Mahkemesi’nin tarihindeki gariplikler serisi derken şimdi de ‘millet düşmanı” polemiği sardı ortalığı.

Tamer Korkmaz, Yeni Şafak’taki bir yazısında İsmet İnönü’ye “Millet düşmanı” demiş ve üzerine gelinince de elinde ‘kapı gibi belge’ olduğunu belirtmişti (12 Haziran 2008). Sözünü ettiği belge, İnönü’nün Ulus gazetesinin 17 Mayıs 1968 tarihli nüshasında kendi ağzından söyledikleridir. Ne demiş İnönü? Korkmaz’a göre şunları:

“Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım. İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin millet düşmanınızdır…”

Yazarımız ardından ekliyor:

İsmet Paşa, milletimiz aleyhindeki bu konuşmayı İkinci İnönü Savaşı esnasında Bursa'dan göçen, içinde subayların ve ailelerinin bulunduğu bir kafileye hitaben yapmıştı…

Kaynak kimmiş? İsmet Paşa'nın kendisi!

(Hatırattan İdris Küçükömer'in “Düzenin Yabancılaşması” adlı çok kıymetli eserinin 86 ve 87. sayfalarında da bahsedilir.)

Belge dediği bu kadar… Ancak Ulus gazetesinin ilgili nüshasına ulaşıp da sözünü ettiği belgeyi kendi gözlerimle okuduktan sonra Korkmaz’ın, bu “yüzde yüz gerçek, su katılmamış İnönü belge”sini görmediğine kanaat getirdim.

Neden mi?

Bir kere bu sözümona ‘belge’yi, epeyce kırparak, tıraşlayarak, yani alt ve üstüyle bağlantısını kopararak sunmuş.

İkinci olarak belgenin aslını asla görmemiş ve bu ‘kapı gibi’ belgeyi Küçükömer’in kitabından aldığı halde sanki ondan değil de gazetedeki aslından okumuş gibi bir izlenim uyandırmaya çalışmış. Bu da takdir edersiniz ki dürüst bir tutum sayılmaz.

Bu kanaate nereden vardığımı merak mı ettiniz? Korkmaz ve Küçükömer’in alıntıladıkları kısım, “Bundan başka, subay olarak da yerinizi bilmelisiniz” cümlesi hariç birebir aynı da ondan. Üstelik metnin aslında mevcut bulunan bazı kelimeler ve noktalama işaretleri 40 yıl arayla yazılmış her iki metinde de nasıl olmuşsa elbirliğiyle atlanmış!

‘Belge’nin Küçükömer’den alındığına bir başka kanıt da İnönü’nün sözünü sunuştan geliyor. Küçükömer belgeyi,

İkinci İnönü Savaşları sırasında Bursa’dan geriye doğru göçen ve içinde subay ve ailelerinin bulunduğu bir kafileye rastlanır

şeklinde takdim ederken, Korkmaz’ın bu cümleleri alıntıdan sonraya kaydırdığını ve ‘savaşlar’ı ‘savaş’a, ‘sırasında’yı ‘esnasında’ya çevirmek dışında neredeyse aynen aktardığını görürüz. İşte Korkmaz’ın cümleleri:

İsmet Paşa, milletimiz aleyhindeki bu konuşmayı İkinci İnönü Savaşı esnasında Bursa'dan göçen, içinde subayların ve ailelerinin bulunduğu bir kafileye hitaben yapmıştı…

Her iki yazarın birden belgenin aşağıda okuyacağınız orijinalindeki ‘kağnı arabaları’ ve ‘halktan kimseler’ ibarelerini atlamış olmaları yeterince garip değil mi? Demek ki, Korkmaz, Küçükömer’in pasıyla ofsayta düşmüştür.

Bir adım daha atıp şunu söyleyebiliriz: Tamer Korkmaz’ın, İdris Küçükömer’den yaptığı alıntının hemen üzerinde yer alan paragrafı da okumadığı veya Bektaşi usulü okuduğu anlaşılıyor. Çünkü burada İnönü’nün “Millet düşmanınızdır” sözünü doğru yorumlamamıza yarayabilecek şu çarpıcı sosyolojik bilgilere yer veriyordu rahmetli İdris hoca:

Yabancı istiladan Kurtuluş Savaşı içinde, bürokratların, büyük toprak sahibi ayan kalıntısı’nın ya da eşrafın bir kısmı ile geçici, fakat apaçık bir işbirliği vardı. Bu işbirliğinin gelişmesi, Türkiye’nin yazılı tarihlerinde halen karanlıkta duran önemli bir noktadır. C.H.P lideri İsmet İnönü’nün sık sık dergi ve gazetelerde, gerekli görüldüğünde, tekrar ve tekrar yayınlanan hatıralarında gördüğümüz bazı kısımlara burada değinmek gerekiyor. Anadolu’da düşman istilası üzerine harekete geçen, bağımsızlık savaşı vererek düşmanın ilerlemesini (muntazam ordu kuruluşuna değin) engellemiş bulunan, hakiki gerillaların meydana getirdiği Kuvve-i Seyyare vardı. C.H.P lideri, bunların halktan* vergi topladığı, koyun, vs. gıda maddeleri aldığından şikayet etmektedir. Açıklanması gereken nokta burada evvela, söz konusu halkın kim olduğudur. Aslında bu eşraftır. Milli kurtuluş hareketinde gerillaların finansmanı elbette önemlidir. Açıklanması gereken diğer bir nokta, Kuvve-i Seyyare** bürokratlar, eşraf ve halkın ilişkileridir. Bu ilişkiler, savaş sonrası Türkiyesi’ne hakim ekonomik görüşü açıklayıcı olacaktı. Olmuştur da. Nitekim savaştan sonra, 1923’de yapılan İzmir İktisat Kongresi’ne hakim olan hava, söz konusu bürokrat-eşraf işbirliğine hakim olan havadır.

Yani? Yanisi şu ki, Küçükömer, İnönü’nün ‘millet’ derken gerilla harbi veren Kuvve-i Seyyare’nin, yani Çerkez Ethem kuvvetlerinin eylemlerini silah zoruyla finanse etmek zorunda kalan eşrafı kastettiğini söylüyor. Dolayısıyla Milli Mücadele’yi kontrolü altına almak isteyen düzenli ordu ile başına buyruk hareket etmek isteyen gerilla güçleri arasındaki çatışmadır esas mesele.

Özetlersek, İnönü, Bursa’nın işgali üzerine cephe gerisine göçmekte olan subaylara, Kuvve-i Seyyare’nin halktan zorla vergi toplayıp kasaba ve şehirlerin önde gelen zevatını Milli Mücadele’ye düşman ettiklerini söylemekte ve “Millet düşmanınızdır” diyerek onlara bel bağlamamaları uyarısında bulunmakta, ‘Eşraf anlamında milletin mal ve paraları gasp edildiğinden canları fena halde yanmış olup size düşmanca bakabilirler, ihanet edebilirler, aman uyanık olun’, demektedir.

Yoksa milleti neden karşısına alsın ki yurdu düşmandan kurtarmak için uğraşan bir komutan? Millete dayanmayacaktı da kime dayanacaktı sonra?

Sabrınızı zorladığımı biliyorum ama tartışmalara son vermek için İnönü’nün hatıratından ilgili parçanın tamamını aktaracağım. İsteyen fotokopisini verdiğimiz Ulus’taki orijinalinden de okuyabilir metni. Bakalım İnönü gerçekten ne demiş o ‘belge’de:

Geriye doğru hicret eden bir kafileye rastladım. Kağnı arabaları, subaylar, aileleri, Bursa istikametinden geliyorlar. Kafilede halktan da kimseler var. İlerlemekte olan düşmandan kaçıyorlar. Kafile hem yürüyor, hem söyleniyorlar, mırıldanıyorlar. Kulak verdim, “ne olacak, ne yapacağız, nedir bu bizim başımıza gelenler?” tarzında konuşuyorlar. Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım:

İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır.

- Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin, millet düşmanınızdır. [Çünkü M.A.] Sizin yüzünüzden muharebe devam ediyor, zannındadır. Her tarafta fesatçılar var. Bunlar da düşmanınız sayılır. Silâhımız yok, adamımız yok. Nasıl muharebe edeceğiz diye propagandalar yapılıyor. Memleketimizde bundan sonra bir muharebe yapacak olursak, böyle bir muharebeye mecbur kalacaksak, en çok silâhlı bulunduğumuz zaman bu gündür. Şimdi memleketi savunuyoruz ve netice alırız diye ümit ediyoruz. Mücadeleyi bıraktık mı, ekmek bıçağı bulamıyacaksınız. Elinizde ekmek bıçağını bırakmıyacaklar. Anlıyor musunuz? Gün, bugündür. Kurtulmak lâzım. Silâhımız bu kadar, cephanemiz bu kadar, siz kağnı arabası ile gidiyorsunuz, ne yapalım? Devlet baba bu kadar veriyor dedim.[1]

Bundan sonrası size kalmış sevgili okur. Bu parçadan ‘millet düşmanı’ bir İnönü resmi mi düşüyor önünüze, yoksa bir bozgun sırasında subaylara kimlere güvenip kimlere güvenmeyecekleri uyarısında bulunan telaşlı bir komutan resmi mi, siz karar verin.

Günün birinde İnönü’yü savunmak zorunda kalacağım hiç aklıma gelmezdi. Lakin Aristo’nun hocası Eflatun’a dediği gibi, “Sizi severim fakat hakikati daha ziyade severim…’



--------------------------------------------------------------------------------

* Yer yer bunların zengin olduğu da ifade edilir gerçi.

** Kuvve-i Seyyare’nin başında bulunan ve bir zaman Büyük Millet Meclisi’nin kahramanı addedilen Çerkez Ethem, Ankara’daki bürokratlarla çatıştı, kazınılmaz olan bu çatışma, Ethem’i Yunanlıların yanına itecek trajik bir olaydır. Şüphesiz Yunanlı’ya katılma hiçbir yoldan bağışlanamazdı.

[1] “İnönü’nün hatıraları: Milli Mücadele”, Ulus, 17 Mayıs 1968.

Kaynak:
Bu haber toplam 1348 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri