Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Milli Takım final oynar mı?

30 Mayıs 2008 / 09:18
Fatih Uraz'ın yorumu
2008 Avrupa Şampiyonası finalleri başlamadan bir konunun altını çizmek istiyoruz: Takımımız yarı final de oynasa şaşırmayız, eleme grubundan çıkamasa da şaşırmayız; bizi yalnızca final oynamak şaşırtır!

Final oynamak şaşırtır; çünkü Uruguay maçı gösterdi ki, 'Oyunu çabuklaştıran ve sürekli yer değiştiren forvetler karşısında yeterli defans gücüne ve güvenliğine sahip değiliz.' Altı-üstü hazırlık maçı oynadık sözcükleri o tip maçları ciddiyetle oynamayı sevmeyen Milli Takım oyuncularını bu kez kurtarmaz. Kurtarmaz zira uzun bir aradan sonra oyuncularımız beklentilerin üzerinde ciddiyetle mücadele ettiği halde ne alan ne de adam adama markajda başarılı olamadığımız gözlemlendi.

'Orta sahada kaptırdığımız top yüzünden gol yedik, zaten 3 golün 2'si penaltıdandı, dünya kadar adam değiştirdik, bazı oyuncuları hocamız son kez izlemek istedi' tarzında yığınla görüş ileri sürülebilir ki kanaatimizce birçoğunda da haklılık payı var. Ancak karşı takım bize pres yaptığında beklentilerin üstünde top kaybı yapıyorsak bu zaten başlı başına ölümcül bir hatadır. Kaldı ki üzerimize fazla oyuncuyla gelen Uruguay'a karşı kazandığımız topları çabuk oynamadığımız, oynayamadığımızdan ötürü oyunu yönlendiremediğimiz hakikati de gün gibi ortada. Oyunu sertleştiren takımların bizi kolaylıkla bozabileceğini anlamamız da bir diğer endişe kaynağı.

Kalemize kullanılan yan toplarda yapılan 'eşleşme hataları, rakip hareketlendiğinde cevap vermekte geç kalmak' noktaları uzun yıllardan beri kâbusumuz olmayı sürdürüyor. Zaten sırf bu yüzden ligimizde hangi takım defansın göbeğine iyi bir yabancı bulduğunu düşünse hiç tereddüt etmeden alıp oynatıyor. Alınan oyuncuların genellikle istenildiği gibi çıkmayışı bile kimseyi yıldırmıyor ve arayışlar sürüp gidiyor. Her nedense 2007-08 sezonunda Galatasaray'da önemli işler kotaran Servet'in sahada yerini almasının takımımızı rahatlatacağı düşünülüyor. Biz aynı fikirde değiliz; top tekniği yüksek süratli oyuncular karşısında 'Çanakkale geçilmez!' tarzında set oluşturabilecek maalesef tek bir oyuncuya dahi sahip değiliz. Örneğin son Dünya Kupası'nın en iyi oyuncusu seçilen Cannavaro gibi.

Cristiano Ronaldo'yu misal göstermek istemiyoruz; çünkü hem dünya üzerinde o tarzda çok az oyuncu var hem de formda bir Ronaldo'yu tamamen etkisiz hale getirebilmek neredeyse imkânsız. Bizim derdimiz hemen her takımda en azından iki tane mevcut olan orta karar kalitede süratli oyuncular. Bir an için kendi takımımıza dönerek İspanya'da ve İngiltere'de oynayan Nihat ile Tuncay'ı ele alalım. Nihat'ın gol vuruşları mükemmele yakın, duran topları ne denli iyi kullandığı da herkesin malumu; ama derseniz ki pozisyonu kendisi var eder ve sonuçlandırır; işte orada durun deriz. Tuncay daha değişik tipte bir oyuncu; yorulmayan, rakibi devamlı örseleyen, oyun içinde hiç kaytarmayan gerçek bir profesyonel; ancak onun da gol becerisi Nihat'a nazaran düşük. İkisini topladığında ise ortaya çıkan oyuncunun adı otomatikman 'Ya Kaka ya Messi ya Ronaldo' oluyor.

Takımımız hazırlık kampına giderken kalede Volkan'ın oynaması neredeyse yüzde yüze yakındı; sakatlığının ardından tam hazır olamayışı Rüştü'yü de yarışın içine katıverdi. Ağır defansın arkasında tam güven vermeyen kalecilerle işimiz zor gözüküyor. Aynanın diğer yüzünde ortaya çıkan görüntü ise her takıma gol, goller atabilecek düzeyde oyunculara sahip oluşumuz. Moral eksenli insanlar olduğumuz, 2002 Dünya Kupası'nda Çin maçının ardından ülkeye dönmemiz beklenirken Brezilya'nın Kosta Rika'ya 5 atmasıyla yola devam ettiğimiz ve her maçta grafiği daha yukarıya çektiğimiz hatırlandığında diyoruz ki; gruptan çıkabilirsek rahatlıkla yarı finali görebiliriz. Gruptan çıkma şansımız ise Çek ve Portekiz'den az, İsviçre'den bir parça daha fazla. Ne yazık ki defans hattımızdaki manzara çok ümitli olmamızı engelliyor.

Kaynak:
Bu haber toplam 860 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri