Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MİT, Apo'yla pazarlık masasında

08.09.2009 13:14
"Apo muhatap alındı da memnun mu kalınmadı yoksa hiç muhatap alınmadı mı?"
Hakan Aygün, Bugün gazetesinden yazdı...

MİT Apo'yla yeniden pazarlık masasında!

DTP ve bu partiye oy veren kesim ne istiyor?

Apo'yla pazarlık masasına oturulmasını!

Hükümet de "Apo'yu muhatap almam" diyor.

Peki "kritik soru"yu soralım:

"Apo muhatap alındı da memnun mu kalınmadı yoksa hiç muhatap alınmadı mı?"

Cevaplayalım...

"Muhatap almayız" deniliyor ama herkes bal gibi biliyor ki, "bir şekilde muhatap" alındı.

Nereden mi biliyorum?

Dönün birkaç ay öncesine. Apo'yla dolaylı görüşmeler yapıldığını ve Apo'nun devletin adım atması halinde "PKK'ya silahları bıraktırma" noktasına geldiğini, iktidara yakın gazete ve TV'ler de muhalif gazete ve TV'ler de sabahtan akşama kadar yazıp, çizdi, haber yaptı.

Kimse de bu haberleri durduk yerde uydurmuyordu. Devlet erkanı "ağır ağır kamuoyunu alıştırmamız lazım ama kaynak belirtmeden" diyerek Apo'nun uzlaşmaya hazır olduğu haberlerini medyanın kulaklarına üflemiyor muydu?

Dünya alem biliyor ki, sıkı bir "üfleme" vardı.

Eee, sonra ne oldu?

Ne olacak! Şimdi ortada sıkı bir "yanlış anlama" var...

Apo'nun cezaevi yönetimine teslim ettiği ancak avukatlarına hâlâ verilmeyen "yol haritası" acele posta servisiyle Ankara'ya gönderildi. Genelkurmay Başkanı okudu, beğenmedi. Başbakan okudu, beğenmedi. Baştan beri hükümete ve askere "Bu iş bu kez olacak" diyen MİT de okudu, beklentilerinin boşa çıktığını gördü.

Başbakan ne yaptı dersiniz?

Hemen MİT Müsteşarı'na sordu:

"Bize olacağını söylediklerinizle, bu yol haritası birbirini tutmuyor. Hayır mı şer mi?"

MİT Müsteşarı mahcup oldu ama aslında hükümeti yanıltan o değil, Apo'nun konuştuğuyla yazdığının birbirini tutmamasıydı.

Başbakana muhtemelen şu cevap verildi:

"Bizi de yanılttı. Bizimle böyle konuşmamıştı. Şimdi tekrar görüşeceğiz."

Ve MİT İmralı'daki Apo'yla temasa geçerek, "yeni bir özel çalışma" başlattı.

"Verdiğin yol haritasını saymayız, yeni bir tane lazım" mesajıyla başlayan görüşmeler sürüyor.

İşte "yol haritası" bu yüzden Apo'nun avukatlarına hâlâ verilmedi. Verilmeyecek de!

MİT'in Apo'yla temasına ister "pazarlık" dersiniz, ister "muhatap alma" dersiniz, ister "istihbari çalışma" dersiniz, ister "Apo'yu yemleme" dersiniz, ne derseniz deyin!

Bu işlere MİT'in sokulma nedeni, "dezenformasyon dahil çalışma elastikiyeti hayli fazla olan" gizli servislerin yaptığı görüşmelerin "gerektiğinde hiç olmamış" varsayılabileceğidir. Yani devletin başka bir biriminin bürokratı devreye girse, "şeklen kamusallaşacak olan görüşmeler" MİT tarafından yapılınca resmi de gayri resmi de olabiliyor.

Her neyse, neyse ne!

Benim bildiğim MİT Apo'yla yeniden masada!

Tepkilere cevaplar...

Dünkü "Ya Kürt olsaydım" başlıklı yazıma internetten gelen bazı okur tepkilerine cevabımdır.

1- Kendimde kimseye "Ya sevin ya terk edin" deme hakkını görmüyorum. Ama "Ben sevmiyorum, terk ederim" deme hakkı herkesin vardır. Ben mesela Türkiye bu kafayla giderse, kesinlikle bu hakkımı kullanmak niyetindeyim! Üstüne alınan arkadaşımın gönlü rahat olsun, bu ülkeyi batırana kadar burada kalabilir. Burası öylesine bir hoşgörü toprağı! Zaten bu kafayla devam edersek batacak da!

2- Bu satırların yazarı, muhabirliği döneminde bölgeyi karış karış gezip, çok iyi öğrenecek kadar Güneydoğu'da aylarca kaldı. Hem PKK terörünün patlak verdiği 1980'li yıllarda hem Körfez Savaşı'nda. Bonus olarak da "ikinci ateşkes toplantısında" Bekaa'da Apo'yla görüştüğümü de eklemeliyim. Kısacası, bana bu eleştiriyi yazan arkadaş daha Kürt olduğunun farkında değilken, ben bölgedeki devletin yanlış uygulamalara ilişkin haberlerimle medya sahnesindeydim. Şimdi bizim gibi az sayıda demokratın sayesinde o ceberut devlet gitti ama faşist PKK duruyor. Sanırım Kürt vatandaşlarımızın da kendi şeytanlarını öldürme zamanı geldi! Yok öyle, hep bana, hep bana!

Kıssadan hisse: Aklını kullanmayan müstehakını bulur!
Bu haber toplam 816 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri