Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Darbe Mağduru Aile Konuştu

20.04.2010 01:29
12 Eylül’de idam edilen ilk ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesi Vakit’e konuştu...

Çocuklarımızın kanıyla yazılan ihtilal anayasası artık değişsin

 

12 Eylül’de idam edilen ilk ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesi Vakit’e konuştu “Yıllardır evladımızın hesabını sormayı bekliyoruz. Ancak darbeciler tarafından yazılan yasalar elimizi kolumuzu bağlıyor. Artık çözün ellerimizi. Dayanacak halimiz kalmadı. Darbeciler villalarında, saraylarında, köşklerinde bizlerin vergileri ile günlerini gün ederken bizlerin çektiklerini biliyor musunuz? Bu anayasanın bizim masum çocuklarımızın kanı ile yazıldığını en iyi siz bilirsiniz.”

 

ASLAN DEĞİRMENCİ’nin Röportajı

 

Balgat'ta, 10 Ağustos 1978 gecesi Teravih vakti, mahalledeki 5 kahvehane kimliği belirsiz kişilerce tabancalarla tarandı, 5 kişi hayatını kaybetti. Tarihe 'Balgat katliamı' olarak geçen bu olayda, sol görüşlülere ait üç kahvehanede 3, ülkücülere ait iki kahvehanede de 2 kişi hayatını kaybetti.

‘Solcuyu astık, denge olsun yanında ülkücüyü de asalım’

Anne Zeynep Pehlivanoğlu: İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında, yavrumun suçsuz olduğunu itiraf etmiş; asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildiğini söylemişti. 22 yaşında gencecik fidanımı katlettiler.

TERAVİH’DEN ALINDI, İNFAZ EDİLDİ

Mustafa Pehlivanoğlu, katliamın gerçekleştiği saatlerde Balgat’ta bulunan evlerinin yanında bulunan caminin karşısında arkadaşları ile birlikte Teravih saatini bekliyordu. Yanında babası ve cami cemaatinin önde gelenleri de vardı. Beş dakika sonra başlarından gelecekten habersiz bir şekilde sohbet ederlerken, ansızın polis baskın yaptı. Teravih namazına başlamak üzere olan ne kadar genç varsa toplandı. O gençlerden biri de hiçbir şeyden haberi olmayan Mustafa Pehlivanoğlu’ydu. Polise gerekçe sorulduğunda söyledikleri tek söz ‘ihbar var’ oldu. 22 yaşındaki Mustafa Pehlivanoğlu yargısız infaza tabi tutularak kahvehane tarama olayı ile suçlandı. Mahkeme tarafından babası ve şahitler dinlenmedi. Olaydan çok sonra kahvehane baskınlarında hem solcuları hem de ülkücüleri öldüren silahın aynı olduğu ve bir hücre evinde ele geçirilmesine karşın 7 Ekim'i 8 Ekim'e bağlayan gece yarısından sonra Pehlivanoğlu, Mamak Cezaevi'nde asıldı.

CUNTAYA BİAT EDEN HAKİMLER SUÇSUZLUĞUNU İTİRAF ETTİ

Oysa Pehlivanoğlu ailesi infaz öncesi 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nın bünyesinde yer alan Başsavcı Nurettin Soyer ile görüştüğünde Soyer, "Merak etmeyin 7 ay cezası var’ dedi. Cuntacılara biat ederek idam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan da daha sonra anlattığı anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildiğini belirtti. Tutanaklarda ise, Pehlivanoğlu’nun tek suçu ruhsatsız silah taşıma olarak yer alıyordu.

ACILI AİLE VAKİT’E KONUŞTU

12 Eylül’de idam edilen ilk ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun acılı babası Ahmet Necmi bugün 85, anne Zeynep Pehlivanoğlu ise 79 yaşında...

Her ikisinin en büyük dileği suçsuzluğu ispatlanmasına rağmen oğullarını darağacına götüren sürecin sorumlularından hesap sorulması. İşte o acılı aileye Vakit ulaştı, anne ve baba gözyaşları içinde, yaşadıkları acıları Vakit ile paylaştılar, cuntanın acımasızlığını anlattıkları anıları ile gözler önüne serdiler. Çocuklarının suçsuzluğunu verdikleri örnekler ile anlatan acılı aile "Darbecilerden hesap sorulacak günleri getir Yarabbi. Bizleri yanına almadan cuntacıların yargı önünde hesap verdiklerini bize göster Yarabbi" şeklinde dua etiklerini vurguladılar. İşte Vakit’ten Aslan Değirmenci’nin söyleşisi:

-Oğlunuz neden gözaltına alındı?

Baba Pehlivanoğlu: Balgat’ta kahve basılmış insanlar öldürülmüştü. Bizim oturduğumuz mahalle de olay yerine çok uzak değildi. O günlerde oturduğumuz Karapınar Mahallesi’nde ülkücüler çoğunluktaydı. Kahvehane baskınlarının ardından mahallemize polis baskın yaptı. Oğlum arkadaşları ile Teravih namazının saatinin gelmesini bekliyordu. Mahallede onlar bir kenarda ben birkaç arkadaşım ile bir tarafta sohbet ediyorduk. Baskın ile koca mahalle kuşatma altına alındı. Olay anında evladım karşımda olmasına rağmen bir ihbar var gerekçesi ile gözaltına alınıp götürüldü. Kahve baskını oğlumun sırtına yüklendi.

TANIK VAR, OLAY ANINDA TERAVİH NAMAZINDA AMA...

-Olay esnasında oğlunuzun Teravih namazında olduğunu söylüyorsunuz... Bunun tanıkları da var. Peki bunu mahkemelerde anlatmadınız mı?

Baba Pehlivanoğlu: Cunta her şeyi tezgâhlamış. Önce plan yapıp, sokakları karıştırdılar ardından da masum çocukları toplayarak suçlu ilan ettiler. Böyle bir tezgâh ile karşı karşıyayken cuntanın savcılarına derdimizi anlatsak ne olacak? Elbette mahkeme heyetine tanıklar sunduk. Kendimiz anlattık. Ne bizim ne de tanıkların söyledikleri dikkate alınmadı. Zaten tanıklar konuşmaya başladığında cuntanın hâkimleri başlıyordu bağırmaya... Ağzını açan şahit hakaretlere maruz kalıyordu.

SİLAHLAR DEV-SOL’UN HÜCRE EVİNDE ÇIKTI

-Mahkeme devam ederken delil niteliğinde başka bilgilere ulaştınız mı?

Baba Pehlivanoğlu: Delile gerek bile yok. Oğlum bir kere olay anında yanımızda... Sonra bir hücre evine baskın yapılmıştı. Basına da yansımıştı. Kahvehanelere yapılan baskınlarda kullanılan silahlar Dev-Sol’un hücre evinde çıkmıştı. Ama bu bile evladımızı kurtarmaya yetmedi.

CUNTAYA BİAT EDEN SAVCILARIN İTİRAFLARI

Anne Pehlivanoğlu: Zaten yavrumun suçsuzluğunu kendileri itiraf etti. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nın bünyesinde yer alan Başsavcı Nurettin Soyer vardı. Ne yaptıysam benimle görüşmeyi kabul etmemişti. Kapısının önünde beklemeye karar verdim. Feryatlar gözyaşları içinde çıkmasını bekledim. Birden arabasına bindiğini gördüm. Atladım arabasının önüne. Camını açtı. ‘Oğlumu bırakın... O günahsız suçsuz. Bunu siz de biliyorsunuz?’ diye bağırdığımda, savcı Soyer, "Merak etmeyin 7 ay cezası var" dedi. Mamak Cezaevi Komiseri Dürüst Oktay’ın da önünü kesmiştim. O da bana, ‘Bir şey olmaz. Ben tutanaklarına baktım. Bir tek ruhsatsız silah bulundurma var. Onun cezası da az’ demişti. Evladımın idam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında, yavrumun suçsuz olduğunu itiraf etmiş; asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildiğini söylemişti. 22 yaşında gencecik fidanımı katlettiler.

YAVRUM İŞKENCE ALTINDAYDI

-Evladınızı cezaevinde ziyaret ettiğinizde neler yaşanıyordu?

Anne Pehlivanoğlu: Hiçbir şey yaşanmıyordu. Çünkü doğru düzgün konuşmamıza izin verilmiyordu. Başımızda da asker bekletiyorlardı. Yavrum günden güne eriyor, işkence ile çürütülüyordu.

CUNTANIN CELLATLARI KARAR VERDİ

-Peki infaz günü neler yaşandı?

Anne Pehlivanoğlu: O gün gittiğimde evladım ile görüşmeme izin verilmedi. Ben anlamıştım. Kan beynime sıçradı. Avukata koştum. Yanıma aldım geldim. Göstermediler bana yine yavrumu. Mamak Cezaevi'nin önünde kendimi parçaladım. Yerlere attım kendimi. Başımı duvarlara vurdum. Ama ne fayda cuntanın cellatları karar vermişler.

MEZARLIKTA NAMLULAR ACILI AİLEYE DOĞRULTULDU

-Sonra neler yaşandı?

Baba Pehlivanoğlu: Mamak Cezaevi'nde evladımı idam ettiler. Cenazesini istedik vermediler. Merkez Komutanlığı, Jandarma çalmadığımız kapı kalmadı. Direndik... Kovdular. Kimi tanıyorsak devreye soktuk. Evladımızın Karşıyaka Mezarlığı'na defin edileceğini öğrendik. Avukatımız ile birlikte mezarlığa koştuk. Kapılar tutulmuştu. İçeride defin işlemi başlamıştı. Her tarafta askerler vardı. Askerlere evladımızın defin işlemine katılmak istediğimizi beyan ettik. Kabul etmediler. ‘Emir var’ dediler. Ne yaptıysak içeri alınmadık. Avukatımız komutanları olan genç üsteğmen ile konuşmaya başladı. Haklarımızı sıraladı. Üsteğmen direttikçe, avukatımız içeriye girmemizi sağlamak için amansız mücadele verdi. Düşünsenize evladımızı uğurlamamıza bile izin verilmiyor. Avukat biraz daha diretince, üsteğmen ‘vur emri var’ diyerek tehdit savurdu. Birkaç namlu da üzerimize doğruldu. Büyük bir yıkımla oradan uzaklaştırıldık.

İDAM ÖNCESİ İKİ REKAT NAMAZ

-İnfaz savcısı evladınızın eşyalarını size teslim etti mi?

Baba Pehlivanoğlu: Evet teslim etti. 2 sigara, kibrit, bir de veda mektubu... İnfaz savcısı idam öncesinde evladımızın iki rekat namaz kıldığını, sehpaya çıktığında ise, dimdik durduğunu söyledi. Sehpayı celladına bile bırakmadan kendisi itmiş.

ANAYASA PAKETİ AİLEYİ UMUTLANDIRDI

-Hükümet tarafından hazırlanan anayasa değişiklik paketinden haberiniz var mı?

Anne Pehlivanoğlu: Evladım olmaz mı... Biz bugünleri bekliyoruz. Umutlarımız arttı. Oğluma ölümü reva görenlerden hesap soracağız. Bu değişiklik olursa, cuntacılar hesap verecek. Bizler de hesap soracağız.

Baba Pehlivanoğlu: Ben sürekli el açtım Rabbime... ‘Yavruma bu zulmü yapanlardan başta da Kenan Evren’den hesap sorulacak günleri bana göster’ diye dualar ettim. Adaklar adadım. İnşallah o gün geldi.

-Anayasa değişikliği paketi konusunda siyasilere bir mesajınız var mı?

Baba Pehlivanoğlu: Ben özellikle ‘A’ partisi ‘B’ partisi demek istemiyorum. Ama bir sözüm elbette var. Belki bizi cahil belki de yaşlı diye hor görürsünüz. Ama dinleyin... Ateş düştüğü yeri yakar. Belki siz, hâkim, savcı, profesör, milletvekili, komutan olabilirsiniz ama sonuçta hepinizin bir ailesi var. Ailenizden biri en ufak haksızlığa uğradığında canınız yanar, yüreğiniz sızlar, öfkeniz büyür. Peki biz ne yapalım? Yıllardır evladımızın hesabını sormayı bekliyoruz. Ancak darbeciler tarafından yazılan yasalar elimizi kolumuzu bağlıyor. Artık çözün ellerimizi. Dayanacak halimiz kalmadı. Darbeciler villalarında, saraylarında, köşklerinde bizlerin vergileri ile günlerini gün ederken bizlerin çektiklerini biliyor musunuz? Bu anayasanın bizim masum çocuklarımızın kanı ile yazıldığını en iyi siz bilirsiniz. O zaman neden bunu bizim torunlarımıza dayatıyorsunuz? Etmeyin ağalar beyler. Siz inatlaştıkça hesap soramıyoruz, hesap soramadıkça koca koca rütbeliler bu çağda da devleti yıkmak için planlar yazıyor. Yazdıkları planlar da yanlarına kâr kalıyor. Birçoğu hastanelerde, birçoğu ise bağımsız dediğiniz hukuk sayesinde dışarıda... Baş darbeci Evren ise halen GATA’da... Bu mu sizin adaletiniz?

GÜNAHKÂRLARI KORUMAYIN

Anne Pehlivanoğlu: Biz, anayasa değişirse hemen girişimde bulunacağız. O gün hukuksuzluk ile evlatlarımızı katledenlerden hesap soracağız. Bu günahkârları yıllarca koruyanlar da unutmasınlar ki, suça ortak oluyorlar. Hiçbir vicdan bizim feryadımıza kulak tıkayamaz.

YAZICIOĞLU’NUN YERİ BAŞKA

-Sıkıntılı günlerinizde siyasiler ile görüşme fırsatı buldunuz mu?

Anne Pehlivanoğlu: Aslında hiç yalnız bırakılmadık. Birçok görüşme de yaptık. Evimize MHP ve BBP’li siyasiler de çok gelip gider. Ama merhum Muhsin Yazıcıoğlu başkaydı. Bayramlarda elimizi öpmeyi hiç unutmazdı. Acı günümüzde mutlu anımızda yanımızda olurdu. Torunlarımla oynamayı da çok severdi. Bana sarılır, ‘Ağlama anam... Bir gün bu darbecilerin yaptıklarından hesap sorulacak. Hesap sorulması için ben de TBMM’de üstüme düşeni yapacağım’ derdi. Onun vefatı bizi derinden etkiledi. Bir evladımı daha kaybettim. Evimizin insanı gibiydi. Sadece Bayramlarda değil canı sıkıldığında kapımızı çalar içeri giriverirdi. Evimize güneş doğardı.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ EN ÇOK YAZICIOĞLU GÜNDEME GETİRİRDİ

Baba Pehlivanoğlu: Allah rahmet eylesin. Allah mekânını cennet eylesin. Merhum Yazıcıoğlu canımızdı bizim. Bugün gündeme gelen anayasa değişikliğini hep gündeme o taşırdı. Bizimle sohbet ettiğinde acımızı hafifletmek için hep direnç verirdi. O da çok çekti. Çok çeken bilir bizim acımızı. Acıdan ve halden anlardı. Çat kapı evimizden içeri girerdi. Bayram ederdik beraberce. Gözlerimiz doldu mu içini çeker dalar giderdi. Onun da dileği bizim gibi yargısız infazların hesabının sorulmasıydı. Her vicdan sahibinin dileği de bu yönde...

VAKİT-

Bu haber toplam 6058 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri