Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Neden hep Erdoğan kazanıyor?

17.09.2010 13:58
'Mahalle baskısı' kavramını ortaya atan Prof. Dr. Şerif Mardin bu soruya ne dedi?

 

'Mahalle baskısı' kavramını ortaya atan Prof. Dr. Şerif Mardin'e NTV’de katıldığı programda, 1994 yılından beri girdiği her seçimi kazanan Başbakan Erdoğan'ın başarısının nedeni soruldu.

NEDEN HER SEÇİMDE O KAZANIYOR?
Prof. Mardin, 'Niye hep o kazanıyor?' sorusunu şöyle cevapladı: "Bunun tek bir cevabı yok. Bence orada bir sınıf meselesi var. Fakat bu karışık bir konu; hem sınıf meselesi hem de muhafazakârlık diyebileceğimiz bir durum var. Bunların yanyana olduğu bir durumu tasavvur edemez miyiz? İki, üç nedeni olduğunu düşünemez miyiz?
Erdoğan'ın karizmasının kültürel kökenleriyle karışan tarafları var. Sadece kişilik olarak değil. Çocukluğundan beri çok iyi bildiği şeyler var. Dindar kesim, belirli bir sınıftan gelen kesim hep kesişiyor. Mahalle baskısı dediğimiz zaman bunun içinde onu yapılandıran alt bölümler diyebileceğimiz şeyler var. Hem din hem kültür hem sınıf, bunların içiçe geçen bir bütün meydana getirdiğini ve onun için kazandığını düşünüyorum. Bu üçünün bir araya gelerek etki yaptığını düşünüyorum."

DİĞERLERİ NEDEN KAYBEDİYOR?
Mardin, 'diğerlerinin neden kaybettiği' yönündeki soruyu da, "Karşısındakiler bu sınıf, din ve kültür karışımını anlamadıkları için kaybediyorlar, bu karışımla iş yapamıyorlar. Bir bu karışımdan çıkmış olmak var bir de bu karışımı kullanmak var. Bizim Başbakanımız bütün bu öğelerin birleştiği bir yerden çıkmış, bence bu nedenle kazanıyor. Karşısındakiler de bu karışımın Türkiye'nin kültürü olduğunu anlayamadılar. Alt sınıf, din, geleneksellik hakimdir. Bu karışım Türkiye'ye mahsus bir kültürdür. Oradan çıkmış olmak yeterli değil, bunu kullanmak gerekir. Bu da siyasetçinin başarısıdır" diye açıkladı.

'GÜLEN CEMAATİNİ ÇÖZEMEDİM'
Mardin, cemaatlerle ilgili bölümde de şunları söyledi: 

"Cemaatleri yapıştırıcı bir tutkal vardır. Bunun bir iç organizasyona bağlı olması lazım. Amerika’da 4 ay kadar Türk öğrencilerin yüzde 80’inin Gülen cemaatine bağlı olduğu bir yerde kaldım. İç teşkilatlanmasını hiç çözemedim. Bu iç teşkilatlanmada aslında tutkal şekli bizim tanıdığımız bir tutkal şekli değil. O bir inanç, bir yakınlaşma, bir yardımla birlikte cemaatin çeperini kurma, bütün onların birlikte olduğu bir tutkal. Bu yeni, üzerinde durulması gereken ve iç teşkilatın yerini almış olan hakiki, yeni bir toplumsal tutkalın ortaya çıkmış olması meselesi. Ve dinin nasıl bu fonksiyonu ifade ettiği veya dine benzer inançların böyle bir tutkalı ortaya çıkarttığını biliyoruz. Onun ben esrarını çözemedim. Fethullah cemaatine bakıldığı zaman iç organizasyonuna bakmamak lazım, onu bulamazsınız. Şimdiye kadar kullandığımız metotlarla araştırılmaya müsait bir tutkal değil. Bir taraftan da Hoca'nın ağlaması bence Türkiye'de çok tesirli olmuş bir şeydir. Çünkü samimiyetini gösteriyor. Türkiye'de yaptığınız bir şeyin samimiyetini gösterdiğiniz zaman karşılık alırsınız. Cemaatin içindekilerin ne dereceye kadar ideolojik bir eksen etrafında birleştirildiklerini çok iyi çıkaramıyorum. Bizim aletlerimiz, sosyolojik yaklaşımlarımız orada bir teşkilat arar. Cemaatin yapıştırıcısı olan şey neyse, ne sonuç vereceği, kimleri atacağı, kimlerin sonradan peşinden gidip 'sen bizim adamımızdın, çıktın' deyip kimleri araştıracağı şey değil. Cemaatin bulut gibi çalıştığını fakat bulutun içine giren uçakların da kolay çıkmadığını görüyoruz."

Bu haber toplam 1212 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri