Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Neden şimdi?

23 Mayıs 2008 / 09:33
Murat Aksoy'un yorumu

AK Parti'yi siyasal olarak yenemeyenler şimdi bunu yargı üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Çünkü AK Parti hem siyasal alanını genişletiyor hem de farklı kimliklerin bu alana girmesine vesile oluyor. Kriz yaratan bu.

Yargı ekseninde dönen tartışmalara baktığımda aklıma tek bir soru geliyor: Neden şimdi? Ve bu soruya verdiğim tek bir cevap var: Çünkü yasamanın çoğunluğu ve yürütme AK Parti'nin elinde.

Fakat bu cevap tek başına açıklayıcı görünmüyor. Açıklayıcı olmasının bir koşulu var o da geçmişte AK Parti dışında partilerin hükümet oldukları zaman başlarına aynı şeylerin gelmiş olması. Ancak siyasi tarihimize baktığımızda böyle şeyler görmüyoruz. Evet geçmişte partiler kapatıldı, hükümetten indirildi ancak bütün bu tür operasyonlara maruz kalanların temel bir özelliği var, devletin tanımlamış olduğu makul vatandaş tanımının dışında kalan özellikler taşımları ya da devletin sınırını tanımladığı siyaset alanına müdahale eden partiler olmaları. 1960 darbesi, 1980 darbesi, 28 Şubat Süreci, 27 Nisan e-muhtırası ve AK Paürti'ye açılan kapatma davası ile 1960 Darbesi ve 1963'te başlayan süreçte kapatılan partilerin orak özelliklerine baktığımızda bunu net biçimde görüyoruz.

KAPATILAN PARTİLER VE KİMLİKLERİ

1960 darbesi, Demokrat Parti, tek parti ile çizilen siyaset sınırının genişlettiği için yapılmıştır. 28 Şubat süreci büyük hükümet ortağı olan Refah Partisi (RP) hem siyasi icraatları hem de temsil ettiği siyasal kimlik devletin tanımladığı vatandaşlık tipolojine uygun olmadığı için olmuştur. Aynı şekilde 27 Nisan e-muhtırası yine siyasal kimliğinden dolayı AK Parti'den birinin Cumhurbaşkanı olamayacağı mesajı olarak okunmalıdır. Ve şimdi önce Demokrat Toplum Partisi (DTP) sonra'da AK Parti'nin başına gelenlerde sadece temsil ettiği kültürel kimliğin “laik/Türk” vatandaşlık tipolojine uymadığı için yaşanmaktadır.

1961'de Anayasa Mahkemesi kurulduktan sonru 1963 ile başlayan süreçten bu yana 24 siyasi parti kapatılmıştır. Kapatılan bu siyasi partilerin özelliklerine baktığımızda birinci grupta sosyalist/sol gelenekten gelen marjinal partileri, ikinci grupta kültürel kimliği Kürt kimliği, üçüncü grupta da İslami kimliğe sahip partilerin ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Şüphesiz kapatılan partiler arasında hukuki eksiklikler yüzünden kapatılan partilerde bulunmaktadır ama bu gerçeği değiştirmez.

İşte bir hatırlatma;

1968'de İşçi-Çiftçi Partisi (İÇP, Parti genel kongresini aksattığı için ve tüzük, program, yönetmelikler ile diğer parti mevzuatını kanun hükmüne uydurmadığı için), 1971'de Türkiye İşçi Partisi (TİP, 12 Eylül 1980 darbesi ile), 1980'de Türkiye Emekçi Partisi (TEP, Programı, devletin ülkesi ve ulusuyla bütünlüğü, bölünmezliğine aykırı olduğu için), 1991'de Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP), 1992 Sosyalist Parti (SP), 1993'te Sosyalist Türkiye Partisi (STP, Türk ve Kürt halklarının gönüllü birlikteliğini hedefler” dediği için), 1996'da Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP), 1997'de Emek Partisi (EP) kapatıldı.

1993'den bu yana Kürt kültürel kimliğini siyaseten taşımaya soyunan partiler bir bir kapatılmıştır. Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayan kapatmalar 1994'de Demokrasi Partisi (DEP), 2005'de Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) (kapatılma davası sürerken fesih), 2005'de Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) (kapatılma davası sürerken fesih). Su anda da DTP hakkında Anayasa Mahkemesi'nde açılmış bir kapatma davası sürmektedir.

Yine 2000 yılında Demokratik Kitle Partisi (DKP) ve halen Anayasa Mahkemesi'nde davası süren Hak ve Özgürlükler Partisi, (HAK-PAR) bu kültürel kimlik geleneğinde partilerdir.

Benzer biçimde İslami kimliğin siyasal alana katılma süreci 1969'da Milli Nizam Parti'si (MNP) ile başladı. Bu parti Anayasa Mahkemesi tarafından, 20 Mayıs 1971'de, partinin “laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması prensiplerine aykırı olduğu” gerekçesiyle kapatıldı. 1980 Darbesi ile 1972'de MNP yerine kurulan Milli Selamet Partisi (MSP) diğer partilerle birlikte kapatıldı. 1998'de Refah Partisi, yine Mahkeme tarafından “Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” nedeniyle kapatıldı. 1997'de RP'nin yerine kurulan Fazilet Partisi (FP) de, yine aynı nedenle, 22 Haziran 2001'de kapatıldı. FP'nin kapatılması ile parti iki ayrı gelenek ile yola devam etti: Saadet Partisi (SP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti).

Ancak 2002'de bu yana tek başına hükümet olan AK Parti hakkında açılan kapatma davasının iddianemesi bize, bu parti içinde yer alan bazı kişilerin parti kurulmadan önceki söylemlerini içermesi açısından başından bu yana takip edildiğini gösteriyor.

AK PARTİ HEP İZLENDİ

Görüldüğü gibi devlet, i) çizdiği siyaset alanının genişlemesini ve ii) bu alana laik/türk kimlik dışındakilerin katılmasına izin vermiyor. En azından şüpheyle yaklaşıyor ve sınırını korumak için en uygun zamanda adım atıyor. Bugün AK Parti'nin başına gelenleri bir tesadüf olarak ya da tek başına bu partinin basiretsizliğine bağlamak mümkün değil. Şunu söylemek için kahin olmaya gerek yok: AK Parti şu an olduğundan daha mutedil davranmış olsa dahi, partinin kapatılmamasını sadece belli bir süre erteleyebilirdi o kadar.

İşte bu yüzden Türkiye'de liberal ve demokratlar için AK Parti, bütün rezervlere rağmen tercih edilen bir parti. Çünkü önümüzdeki tercih i)siyasal alanın genişlemesi ve ii)tüm farklı siyasal kimliklerin bu alan katılmasının siyaseten sağlanması AK Parti bunu gerçekleştirmeye en yakın parti ancak bütün yaşadıklarımız bu gerçeğin sadece AK Parti tarafından görülmediğini gösteriyor. Yanılmayı çok isteriz germemesinde.

Kaynak:
Bu haber toplam 692 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri