Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NTV & Müslüm elele, nereye böyle?

28.10.2010 08:32
NTV'nin bir 28 Şubat figürü olan Müslüm Gündüz'ü yeniden ekrana çıkarmakla ne amaçladığını gazetecilere sorduk.

Arzu Erdoğral’ın haberi

Türkiye demokrasi yolunda önemli adımlar atarken, bazı karanlık isimler tekrar neden ekranlara taşınıyor? Yoksa halen bu figürler ile bir yerlere varılacağını düşünenler mi var?

Son olarak NTV gibi önemli bir haber kanalında 28 Şubat sürecinin önemli aktörlerinden Müslüm Gündüz’ü ekranda görenler neden şimdi sorusunu sordu? Bu sorunun yanıtı ile ilgili görüş veren herkesin yanıtı ise aynıydı. Bakın kim ne söyledi?
 
Gazeteci yazar Zihni ÇAKIR:

Bu aktörlerin geçmişte üstlendikleri rolü göz önünde bulundurursak bugünde aynı rol icabı ortaya çıktıklarını söyleyebiliriz. Geçmişte yaşayan sürecin çokta farklı olmadığını görüyoruz. Türkiye'nin kronik bir sorunu haline gelen, aslında hiçbir sorun olmadığı halde statükonun tepkisiyle kangrene dönüşmüş olan başörtüsüyle ilgili yasal düzenleme çabaları sergilenirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın bunun Türkiye'deki laik düzeni tehdit altına geldiğine dair açıklama yapması parlamentonun iradesine ipotek koyan bir açıklamada bulunması ve aynı dönemde aynı gerekçelerle bu aktörlerin piyasaya çıkarılması zamanlama açısından, geçmişte üstlendikleri rolle eşdeğer bir rol üstlendiklerini gösteriyor.

Biz bundan 2-2,5 yıl önce bugünkü aktörlerin geçmişte hangi süreçlerden geçtikten sonra o rolleri üstlendiklerini ve tiyatroyu sahnelediklerini açıklamışken dün bunları kamuoyuna çıkarıp, kamuoyuna lanse etmelerine çalışanların o iddialar ile ilgili tek bir soru sormamaları bunun nasıl bir kurgu olduğunu gösteriyor. Bunu ben direkt olarak Ruhşen Çakır'a söylüyorum. Ruşen Çakır'ın o iddialarla ilgili hatırlarsanız o iddialar kamuoyuna yansıdıktan sonra bu aktör, bu kurgulanmış zat, dava açacağını söylemişti. Ama verilen haberde isminin baş harfleriyle kodlandığı için dava açma cesaretini bile gösterememiştir. Çünkü kamuoyunda o gün paylaşılan bilgi satırı satırına doğruydu. Ve bununla ilgili dün Ruşen Çakır'ın, Nilgün Cabas'ın tek bir soru sormaması o kişilerin hangi amaçla kamuoyu önüne çıkarıldığının, neyi empoze etmeye çalıştıklarını göstermesi için yeterli bir sebep bence...

AMAÇ STOTÜKO BEKÇİLİĞİNE SOYUNANLARI HAREKETE GEÇİRMEK

Amaç Türkiye'de tekrar bir irtica paranoyası yaratmak, bu aktörler üzerinden bu paranoyayı güçlendirecek argümanlar elde etmek ve Türkiye'de statükonun bekçiliğinden başka hiçbir görevi olmayan yargıyı ve belli bir ideolojinin etkisi altında olan yargıyı harekete geçirmek. Çünkü biliyorlar ki yargının dışında Türkiye'de demokratik hayata müdahale edebilecek başka bir aktör kalmadı. Başka bir kahraman kalmadı. Şu anda sadece yargı var. Yargıdaki bazı zihniyetler 12 Eylül 2010'da yapılan referandumu algılamada zorluk çektikleri için toplumun oradaki beklentilerini ve mesajlarını anlamakta zorlandıkları için 28 Şubat döneminde başvurulan yöntemlerin bu sefer yargı ayağındaki kısmına başvurmaya başladılar. Bu aktörlere bunun argümanlarını güçlendirmek için kamuoyuna çıkardıklarını düşünüyorum. Tabi, deşifre olan isimleri çıkardıklarına göre eskisi kadar bu duruma mahir olmadıklarını da görüyoruz.

Yenişafak yazarı Tamer KORKMAZ:

28 Şubat sürecinden tanıdığımız o dönemde kendilerine rol verilen bazı bir takım karakter oyuncuları tekrar sahneye sürülüyor ve bunları yine bazı provokatif amaçlı çabalar içerisinde görüyoruz. Ama 28 Şubat dönemi çok gerilerde kaldı o nedenle ortalığı karıştırmak isteyen bu tür çabalardan bir netice çıkmayacaktır. O dönemde olduğu gibi bazı toplumsal kutuplaşmaları ortaya çıkarmak için yapılan kurguların günümüz versiyonu artık tutmaz. Ortaya atılan figürler tarihin bir bölümünden çıkmış, tekrar günümüze gelmiş ve orada aynı rolü oynamaya çalışıyor. Ancak bilinmesi gerekir ki artık demokratikleşme sürecini yaşayan bambaşka bir Türkiye var. Bu olayın birde daha çok mizahi bir tarafı var. NTV’de belli bir çizgiyi yakalamış olan bir programda çok sakil duruyor bu aktörlük denemeleri…

Zaman yazarı Mümtazer TÜRKÖNE:

Türkiye’nin bugünkü şartları 28 Şubat sürecinden çok farklı… 28 Şubat figürlerinin NTV gibi kenarda olan bir haber kanalı tarafından gündeme getirilmesi ve tek başına üstesinden gelmesi mümkün değil… Herkesin içi rahat olsun, bunlar artık çok önemli şeyler değil… Bunlar sadece sıradan, tüketilmiş, üzerinden her türü yorum yapılarak geçmiş, geçmişte kalmış olaylar. Bu nedenle hiçbir önemi olduğunu düşünmüyorum.

Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet BARANSU

Türkiye’de bir operasyon uzun süredir sürüyor. Hanefi Beyle bu başladı. Daha önce de vardı ama Hanefi Avcıyla bunu yüksek düzeyde yapmaya çalıştılar ancak Hanefi Avcı da tutmayınca bu sefer yüksek tanıdık eski aktörleri, İslami camiayı çok iyi tanıdığını iddia eden Ruşen Çakırla (ya da dindar kesimi tanıdığını iddia eden biriyle) yapmaya başladılar bunu. Bundan bir sonuç çıkmaz bence. Ne medya ne asker ne de toplum eski toplum. İnsan bir yerinden bir kez ısırılır, 2. kez ısırılmaz bunu bilmeleri gerekiyor. Başka aktörleri öne sürmeleri gerekiyor. Ruşen Çakır, Hanefi Avcı, Müslüm Gündüz, Fadime Şahinlerle bu işler olmaz. Bulabileceklerse yeni aktörler bulmaları gerekiyor.

PİSLİKLER ORTAYA ÇIKTIKÇA 28 ŞUBAT VARİ OLAYLAR OLACAKTIR

Toplum eski toplum değil… Burada başka gazeteler var, onlar kadar satmasalar da onlardan çok çok etkili gazeteler. Toplum nezdinde itibar gören gazeteler. Bunlardan biri Taraf gazetesi... İstediklerini yapabilirler. Çok sorun değil. Ama gördüğüm şu, bugüne kadar TSK’nın içindeki mensupları farklı bir noktaya koymuştuk. Toplum onları farklı bir noktaya koymuştu. Ama bu noktada olmadıklarını gördük. İçlerinde casuslar, uyuşturucu şebekeleri, fuhuş çeteleri var. Bunların yabancı ülkelere bilgi sızdırdıkları ortaya çıktı. İşin ilginç tarafı bunlar ihanetteyken kendi komutanlarının başını kuma gömüp bir şey yapmadıklarını görüyoruz şu anda. ASELSAN’ın 3 mühendisi öldürüldü, intihar ettikleri söylendi. Peki, neden intihar ettiler? Bence o dönemdeki genelkurmay başkanları dâhil hepsinin yargılanması gerekiyor. Çünkü bu insanlar askeri projelerle ilgili araştırmalar yapıyorlardı. Hatta pek çok yurtdışı yazılımını çözmüş, yerli yazılımlar yapıyorlardı ve bu insanlar öldürüldü. Peki, Genelkurmay Başkanı, Başbakan ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı. Bu pislikler çıktıkça 28 Şubat vari olaylar çıkacaktır ortaya…

OLAYLAR İŞADAMLARINA UZANACAKLAR

Benim gördüğüm bu olaylar işadamlarına kadar gidiyor. İşadamları da kendi aralarında bir konsensüs kurmuşlar ve bu işlerin önünü kesmeyi çalışıyorlar. Kendilerine sıra gelecektir çünkü bunlar sadece askerler arasında olmadı. Ben savcılığın ya da savcılığa bilgi veren kişilerin bu iş adamlarıyla ilgili de bilgi vereceklerini düşünüyorum. Tahminim böyle bir konsensüs yaptılar ve 15 yıl önce yaptıkları tiyatroları, argümanları tekrar öne sürmeye çalıştılar.

Hatırlarsanız, Hanefi Avcı gibi polis memuru ofisinde böyle ses kayıtları mı bırakır? Bunlar çok zeki galiba ama ne kadar zeki olduklarını görüyoruz. Fadime Şahinlerle, Müslüm Gündüzlerle bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Açıkçası ben fazla önemsemiyorum. Bunların toplum nezdinde itibarları yok ve bu da çok yakın zamanda görülecektir.

27 MAYIS YARGILANACAK VE BU İŞ BİTECEK

28 Şubat zamanına da sıra gelecektir. Herkes referandumda 12 Eylül’ü tartıştı. 12 Eylül çözülecek dedi. Hayır, referandum döneminin en önemli konularından biri de 28 Şubat süreci... Ama ben bu işim finalini söyleyeyim. 27 Mayıs yargılanacak, mahkûm edilecek ve bu iş bitecek. İnsanlar finali merak ediyorsa, 12 Eylül, 28 Şubat bütün aktörleriyle, iş adamları, gazetecilerle… Bunun bir parçası olmaktan dolayı toplum önünde yargılanacaklar, bu içeri girme de olabilir ya da başka bir şey olur… Bu ahlaksız olayların bir parçası olmaktan yargılanacaklar. Finalde de 27 Mayıs yargılanacak. Ergenekon ne zaman bitecek, 27 Mayıs yargılanacak, 27 Mayıs mahkûm olacak ve bütün Ergenekon sona erecektir.

Fotoğraf: Moralhaber.net

Bu haber toplam 1164 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri