Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

N. Kurtulmuş 'Dördü de SInıfta Kaldı'

11.12.2009 14:31
“Millet sizi Meclis’e sorunları çözün diye gönderdi” diye haykıran Kurtulmuş, bunu yapmazlarsa tarihi vebal altında kalacakları uyarısında bulundu.
"Açılım bitti mi devam mı edecek?" tartışmaları sürerken Saadet lideri hocalığını gösterdi. Meclis`teki siyasi partilere not verdi.

Tokat’taki saldırı ve son günlerde sokaklara taşan gösterilerin ardından “Demokratik Açılıma devam mı, tamam mı” noktasına gelinirken partiler de faturayı birbirlerine kesmeye başladı. İktidar partisi muhalefet partilerine yüklenirken, muhalefet partileri de “bölücülük” ve “ihanet” gibi ağır ithamlarla iktidara sert eleştiriler getirmeye devam ediyor. Tartışmaları sağduyulu bir şekilde izleyen Saadet Partisi’nin kestiği fatura ise Meclis’teki bütün partilere. Siyasi partilerin bu kavga zeminini birlikte hazırladığını savunan Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş, “Rüzgar eken fırtına biçer. 4 parti de rüzgar ekti, 5 ayda fırtına çıktı. Şimdi ya nereden çıktı bu fırtına demenin bir anlamı yok ki” dedi.

“Millet sizi Meclis’e sorunları çözün diye gönderdi” diye haykıran Kurtulmuş, bunu yapmazlarsa tarihi vebal altında kalacakları uyarısında bulundu. Kurtulmuş’un bir gelenek haline gelen askeri darbelerin önlenmesiyle ilgili önerisi de çok net. Gerçekten Ergenekon’u çözmek isteyen bir hükümetin yapacağı tek bir şey var...

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş internethaber’in Ankara bürosunu ziyaret etti.  Ankara Temsilcisi Zübeyir Kındıra, muhabirler Nergis Demirkaya ve Kübra Kocaoğlu’nun sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, gündemdeki konularla ilgili çok konuşulacak açıklamalar yaptı. Açılım süreciyle ilgili değerlendirmeler yapan Kurtulmuş’un askeri darbeler ve DTP’nin kapatılmasıyla ilgili çarpıcı değerlendirmeleri oldu. Kurtulmuş’un açıklamaları özetle şöyle:

PARLAMENTO İŞİ YÖNETMEKTE ACİZ KALDI

 
 Bu sorunun çözülmesi için iyiniyet, feraset ve kararlılık şart. Bütün partiler ve Meclis dışındaki kurum ve kuruluşlar bu üç unsurla hareket ederse sorun çözülür. Ama öyle olmadı. Tartışma başladığından beri şehitler verildi. Memleket bir yangın yerine döndürüldü. Sokaktaki insanımızın arasına Türk-Kürt kavgası girdi. Bu noktada hükümet ve Meclis’teki partilere büyük sorumluluk düşüyor. Parlamento bu işi yönetmekte aciz kalırsa bu iş sokağa düşer. Birlikte yaşama iradesini ortaya koymak ve sorunlarımızı demokrasi ile çözmek zorundayız.

TARİHİ VEBAL ALTINDALAR

Hukuki ve siyasi bir reform sürecine ihtiyaç var. 5 aydır bunu tartışamadık. Ekonomik iyileştirme programı, sosyal telafi programları, silahların susturulması… Bunların hiçbirine başlamadık. Parlamentoda yapılan oturum “görüşmeme” oturumu oldu. Çok büyük tarihi vebal içindeler. Üç puan beş puan bu seçimde oy hesabı yapan önce kendisi mahvolur sonra Türkiye’yi çok ciddi bir problemin içine atarlar. AKP, CHP, MHP, DTP de aklını başına alsın. Bu üslupla siyaset olmaz, sorun çözülmez. Bugünün siyasi atmosferinde bir iki parti siyasi kazanım elde eder, 2-3 puan kazanır, ama ülkenin kardeşleri arasına konulan bu fitneyi kökleştirmiş adamlar olarak tarihe geçerler. Başlarını iki ellerinin arasına alsınlar düşünsünler. Millet bunları parlamentoya sorunları çözsün diye gönderdi. Adam gibi otursunlar konuşsunlar. Dağdaki insanların silahların susturulmasını konuştuğumuz bir süreçte bu beyler neredeyse kendi ellerine silah alıp birbirlerine kurşun sıkacak duruma geldi. Bunlar mı Türkiye’nin sorunlarını çözecek.

DÖRDÜ DE SINIFTA KALDI

AKP-CHP bir senaryonun ortakları gibi hareket ediyorlar. Kavgadan çatışmadan gerilimden pay alıyorlar. Her biri kendi siyasal konumunu takdim ediyor, bunu yaparken de bir diğerine hakaret ediyor. Bu soğuk savaş üslubu ve geride kaldı.
Meclis’teki 4 siyasi parti de sınıfta kalmıştır.

RÜZGAR EKEN FIRTINA BİÇER

Türkiye’nin 30 yıldır hatta 80 yıldır en önemli problemlerinden biri üzerinde konuşuyorsunuz, ama nasıl yapacağınıza ilişkin yol haritasını söylemiyorsunuz. Şimdi bu büyük bir tedirginlik yarattı. Hem Kürt kökenli vatandaşlarımız bakımından hem de Türk kökenli vatandaşlar açısından. Bu kadar belirsizlik içinde çok yüksek beklentiler oluşturularak ve çok yüksek gerilim altında siyaset yapılıyor.
Siyasi partiler bu kavga zeminini kendileri hazırladılar. Resmen rüzgar eken fırtına biçer. 4 partide rüzgar ekti, 5 ayda şimdi fırtına çıktı. Ya nerden çıktı bu fırtına demenin bir anlamı yok ki.

HÜKÜMET TOPU TACA ATTI

Bütün partiler seçmenlerine yeni sivil demokratik bir anayasa sözü verdi. Eğer bunu yapmazsanız topu taca atmış oluyorsunuz. Demokratik süreçte top hükümetin ayağından kaçmıştır. Dağdan Mahmur’dan gelenlerin o rezalet diyebileceğimiz görüntüleri de bunu gösteriyor. Arkasından bu Reşadiye olayı bir zincirin halkaları gibi. Bu hükümetin inisiyatifi ayağından kaçırdığının işaretidir. Bütün vatandaşlara özgürlük getirecek bir anayasa yapılmalıydı. AK Parti bunu yapmadı.

PARTİ KAPATMA YANLIŞ
 
DTP bağımsız olsa da halk tarafından seçilmiş Meclis’e girmiş. Bu sürecin çözülmesinde DTP’nin parlamentoda bulunması bir şanstır. Sorunun iyi niyet, kararlılık ve ferasetle çözülmesinde bir şanstır. Hükümet DTP’yle görüşerek meselenin aşılması gerekirdi. DTP de terörle ilgisinin olmadığını teröre teşvik olmayacağını ortaya koyan bir Türkiye partisi üslubuyla davranmalıydı. DTP de bunu yapmadı. Kapatma davası nedeniyle tansiyon yükseliyorsa bu tansiyonu düşürecek olanlar da DTP yöneticileridir. Daha makul, bu eylemlerin bitirilmesi yönünde şiddetin yükselmemesi yönünde açıklamalar yapılmalı.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMALI


AK Parti kapatma davası dahil süren kapatma davalarının tamamı siyasal konjonktürün bir zorlaması olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye artık bu kapatmaları geride bırakacak bir hukuki düzenlemeyi yapmak zorunda. Parti kapatmaların zorlaştırılması ve bunların evrensel kriterlere bağlanması şart.
DTP parti kapatılsa ne olur iki gün sonra yeni bir parti kurulacak. Üstelik iki gün sonra kurulacak bu parti daha radikal daha uzlaşmaz bir tutum içinde kurulacak. Buna gerek var mı?

TSK İÇ TÜZÜĞÜ DEĞİŞMELİ
 Ergenekon’la hesaplaşmayı aklına koymuş bir irade anayasanın geçici 15.maddesini kaldırarak Kenan Evren’in yargının önüne çıkmasını sağlar. Türkiye 12 Eylül’le hesaplaşmadığı müddetçe ne 28 Şubatla ne 27 Nisanla hesaplaşabilir. Siz 12 Eylül’le hesaplaşmıyorsanız Ergenekon’u da çözemezsiniz, Susurluk’u da çözemezsiniz. Bundan sonra gelecek olan neo-ergenekon’u da çözemezsiniz. Burada bir siyasi irade zaafı var. İmza ıslak mıdır kuru mudur tartışması yapmaya gerek yok. 1960 darbesi, 27 Mayıs Muhtırası, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan gerçekti. Post-modern, elektronik ama hepsi adam gibi 4-4’lük darbelerdir. Bu darbe geleneğini temenniyle çözemezsiniz. Siz öyle bir şey yapacaksınız ki hiçbir kamu görevlisi milletin kendisine vermediği bir yetkiye dayanarak ihtilal yapmayı aklının ucundan dahi geçiremeyecek. Bunun yolu TSK’’nın iç tüzüğünü değiştirmekten geçer. Bunu değiştirirsiniz, ondan sonra TSK içinden hiç kimse ihtilal yapalım diye düşünmez.

ASKER İÇ SİYASETE KARIŞMAMALI

Hükümet bunu yapmıyorsa ne yapıyor. Üstelik tek başına iktidar. Tayyip Beyin siyasi yasağının kaldırılması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için Anayasa değişikliği yapılmadı mı? Halktan yana bir hükümet halkı özgürleştirmek, refahını artırmak ve güçlü süratli bir adalet sistemi kurmakla görevli değil midir? Herkesin milletin denetimine açık olduğu bir siyasal sistem kurulmazsa kimin elinde bir güç varsa o diğer bütün anayasal kuruluşların üstünde bir baskı unsuru olarak kullanır.

TSK MİLLETİN EMRİNDEDİR

Türkiye’nin bu bölgede güçlü vatan savunmasını yapan ama asla iç siyasete karışmayan bir silahlı kuvvetlere ihtiyacı var. Bir kişinin uzuvları gibi bunlar. Kolu bacağı eli gibi. Bunların hepsi beynin hizmetinde olacak. Beyin de millettir. TSK milletin emrinde olan bir kurumdur.

DOKUNULMAZLIKLAR KALDIRILSIN

Fikri anlamda hiçbir suçun olmaması kürsü özgürlüğü sadece siyasiler için değil vatandaş için de bu olmalı. Ama özel hayatında suç işlemiş insanın mutlaka milletvekili iken yargı yolu da açık olmalı. Adam vergi kaçakçılığı yapmış adam öldürmüş trafik suçu işlemişse onu neden koruma şemsiyesi altına alalım. Fikir bakımından korunmalı, bireysel suçlar konusunda dokunulmazlık olmamalı.

SAĞLIK BAKANI ATILAN FIRÇADA BEN ERİDİM

Çok açık ciddi bir salgın var. Çok hakim olduğum bir konu değil. Ama hiçbir ülkede bizim ülkemizdeki kadar gündem değil. Avustralya’da domuz gribi var ama bizdeki gibi kimse tartışmıyor. Sağlık Bakanlığı gerekli incelemeleri yapar, gerekli bilim kurullarında aşının faydalarını ortaya koyar, tavsiyede bulunur. Doğrusu budur. Domuz gribi salgını üzerinden siyaset yapılmaz. Başbakan Sağlık Bakanına fırça attığı zaman oturduğum koltukta ben eridim. Böyle önemli bir konu bir partinin grup toplantısındaki siyasi gündem maddelerinden biri asla olamaz. Bu yanlıştır. Sağlık bakanı olayı bu kadar önemli görüyor ama çatışıyorsa orada sağlık bakanı olmamalı. Başbakan bilimsel verilerle buna inanıyorsa sağlık bakanı yanlış yapmıştır. Kolundan tutar atarsınız yeni bakan atarsınız.

Kaynak: İnternethaber

Kaynak:
Bu haber toplam 904 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri