Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Numan Kurtulmuş Liderleri Uyardı

22.08.2009 17:51
Demokratik açılım çerçevesinde liderler eleştiri doznu arttırınca; Saadet Lideri Numan Kurtulmuştan her iki tarafa da ikaz geldi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, demokratik açılım sürecinde Başbakan ve muhalefet partilerinin liderlerinin üsluplarına dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, ''Oyun oynamıyoruz, laf olsun diye de bu konuyu konuşmuyoruz'' dedi.

Kurtulmuş, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

''Demokratik açılım sürecinin ABD ürünü olduğu'' iddialarına karşılık Başbakan Erdoğan'ın ''bunu ispatlayamazlarsa namussuzdurlar'' şeklindeki açıklamalarına ilişkin görüşü sorulan Kurtulmuş, konu çok tartışmalı olduğu için çok farklı kanaatlere sahip insanlar, siyasiler bulunmasının normal olduğunu kaydetti.

Bu konuda ne yapılacağından ziyade nasıl yapılacağının konuşulmasının önemli olduğunu belirten Kurtulmuş, ''Herkesin sözlerine, söylemlerine, tavırlarına dikkat etmesi lazım. Biz bu konunun hiçbir şekilde bir rant konusu olmayacağını düşünüyoruz. Bu konu hiçbir şekilde bir siyasi risk olarak da görülemez. Başta Sayın Başbakan ve ana muhalefet partisi olmak üzere, muhalefet partilerinin liderleri de öncelikli olarak üsluplarına dikkat etsinler. Oyun oynamıyoruz, laf olsun diye de bu konuyu konuşmuyoruz'' dedi.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin belki kuruluşundan bu yana karşı karşıya kaldığı en önemli sorununu çözmek için bir süreç yürütüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, bu süreçte herkesin eteklerindeki taşları dökmesini istedi.

''Kimseyle konuşmam, kimseyle muhatap olmam'' gibi tavırlardan kaçınılmasını tavsiye eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

''Başbakan, 'Bu konuyu biz Sayın Bakan'la görüşüyoruz' dedi. Görüşmeden sonra bunu kamuoyuyla paylaştı. Bu konunun muhatabı kim? Muhatabı bütün millet, bir grup, bir parti, bir çevre değil. Peki bunun sorumlusu kim? Bu süreci kim yürütecek ve kim sorunun çözümü için hukuki yolları başlatacak? Bunun sorumlusu devlettir. Peki nerede çözecek bu sorunu? Sokakta mı çözecek? Kavga ederek mi çözecek? Basın toplantılarıyla mı çözecek? Hayır. Bu sorunu çözeceğimiz yer TBMM'dir.''

Kurtulmuş, parlamento dışında bir muhalefet partisi olarak bu sürece katkıları olacaksa, TBMM üzerinden olacağını ifade etti.

-''KİRLİ OYUNU BOZMAK İSTİYORUZ''-

Bu topraklarda Türkler ve Kürtlerin gökten zembille indirilerek yeni karşı karşıya gelmediğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

''Burada asırlardır beraber kardeşçe yaşamış akraba olan iki farklı halkın arasına 25 yıldır fitne sokulmuş, küresel terör siyaseti ve onun odakları bir kirli oyun oynuyorlar. Biz bu kirli oyunu bozmak istiyoruz. Bu amaçla yaklaştığımız takdirde bu meseleyi çözeriz ama bu kadar anlamsız, hatta seçim kampanyalarında olduğu gibi seviyesiz polemiklerle vakit harcanmasının bu konunun çözümüne hiçbir katkısı olmadığını düşünüyorum. Benim sadece yapabileceğim; herkesi üslubuna dikkat etmeye çağırmak, herkesin sonuca odaklanmasını ve bu ülkeyi bir barış ve esenlik yurdu haline getirecek çabaları ortaya koymasını teklif etmektir. Yoksa siyaset, kendisine polemik yaratacak çok kolay konu bulur ama bu öyle konulardan biri değildir. Burada kavga ve polemik yaratan, 'siyasi rant elde ederim' iddiasında olan her kim olursa önce kendisine zarar verir.''

-''OSMANLI ARŞİVLERİ AÇILSIN''-

Öte yandan Kurtulmuş, Filistin direnişinin sembolü kabul edilen Fevziye Sudki Cabir ile partisinin İl Başkanlığı'nda bir araya geldi.

Burada konuşan Cabir, Kudüs'ten Filistin halkının arındırılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Kendisine ait Mescid-i Aksa'nın yanı başındaki Şeyh Cerrah Mahallesi'ndeki evini satın almak için İsrail Turizm Bakanı'nca 15 milyon dolar teklif edildiğini anlatan Cabir, evlerinin geçen Kasım ayında İsrail güçlerince basıldığını ve kendisinin tekerlekli sandalyedeki eşiyle birlikte dışarı atıldığını söyledi. Cabir, eşinin bu olay sırasında kalp krizi geçirerek vefat ettiğini anlattı.

Direniş için kurduğu çadırın da İsrail güçlerince 6 kez yıkıldığını ve çadırın terör merkezi olduğu iddiasıyla dava açıldığını kaydeden Cabir, bu çadırı çeşitli ülkelerin büyükelçileri ve AB'den çeşitli STK temsilcilerinin ziyaret ettiğini aktardı.

Cabir, kendisine ve Filistinlilere yapılanların sistematik olarak devam ettiğini, evleri ellerinden alınarak sokağa atılan iki ailenin de kendilerine katıldığını belirterek, şu an kaldırımda yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını anlattı.

Tüm Müslümanları Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmeye çağıran Cabir, ''Müslüman ülkeler devletler arası sorunlarını çözmeli, İsrail'in bu deliklerden geçmesini, bunları kullanmasını engellemeli. Biz tek bir halk olmalıyız'' dedi.

Kurtulmuş da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Dışişleri Bakanı iken ''Filistin'in tapuları Türkiye'nin elindedir'' dediğini ifade ederek, şunları söyledi:

''Doğrudur, Filistin'in tapuları hala Türkiye'nin elindedir. Türkiye'deki yetkililerden, Hükümet ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'ndan isteğimiz, Fevziye Cabir Hanımefendi'nin yıllardır oturduğu, Osmanlı'dan beri gelen evlerinin tapu kayıtlarının bulunmasıdır. Bu davanın kazanılması için Türkiye Cumhuriyeti devletinin böyle bir desteği sağlamasını arzu ediyoruz. Çünkü eğer evin Fevziye Cabir'e ait olduğu tapu kayıtlarıyla ispat edilirse bu Filistinliler için bir başarı olacaktır. Belki de Şeyh Cerrah Mahallesi'nde yeni yerleşimcilerin yerleştirilmesinin de önüne geçecek bir adım olacaktır. Fevziye Hanım'ın karşılaştığı ağır işkence ve baskının sona ermesini ve en kısa zamanda tüm dünyada İsrail'in bu saldırganlığını durduracak siyasi bir şuurlanmanın da ortaya çıkmasını temenni ediyorum.''

Fevziye Cabir de ''Bölgedeki Yahudi yerleşimlerini durdurmak için tek çare Şeyh Cerrah Mahallesi'nin tapu kayıtlarını gösteren evraktır. İstanbul ve Ankara'da bu belgenin bulunması için müracaatlarda bulunacağım'' diye konuştu.
Bu haber toplam 990 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri