Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kurtulmuş'tan İnandırıcı vaaatler

24.01.2010 07:47
Saadet lideri Prof. Dr.Numan Kurtulmuş'tan ekonomi manifestosu.

Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, partisinin İstanbul’da düzenlediği ''Farklı Çözüm: Ekonomik '' konulu konferansta konuştu.
İşte Numan Kurtulmuş’tan ekonomi manifestosu;
Her hsaneye 800 lira maaş
MİLLETİN KAYNAĞI MİLLETE

Türkiye’de ekonominin çökme noktasına geldiğini ifade eden Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi’nin, Türkiye’de vatandaşı yoksullaştıran ve açlığa mahkum eden IMF destekli ekonomik modelini yırtıp atacağını söyledi. Milletin kaynaklarını millete vereceklerini söyleyen Kurtulmuş, “Bugün 12 milyon insan açtır. Ülkenin kaynakları rantiyeye aktarılmakta, benim vatandaşım ise gittikçe yoksullaşmaktadır. Biz bugün hükümetin asgari ücret diye verdiği azami kölelik ücretini kabul etmiyoruz ve iktidara geldiğimizde
bizim ödeyeceğimiz net asgari ücret en az 800 lira olacaktır. Ve bu tutardan asla vergi de alınmayacaktır. 800 liranın altında emekli maaşı da kalmayacaktır. Saadet iktidarında her haneye 800 lira vatandaşlık maaşı verilecektir. Köye dönenlere de 50 koyun vereceğiz” dedi.

PROJELERİMİZ HAZIR

 Yoksulluğu, bu ülkenin makus talihi olmaktan çıkaracaklarını söyleyen Kurtulmuş, “Köyüne dönmek isteyen her vatandaşa 50 koyun vereceğiz. Yapacağımız ağaçlandırma çalışması ile yüz bin kişiye iş bulacağız ve 20 bin üniversite mezunu gencimize iş bulacağız. Üniversite öğretim üyelerine aylık seyyanen 1000 lira da destek vereceğiz” diye konuştu. AKP’nin uyguladığı ekonomi politikalarının başarısızlığını anlatan Kurtulmuş, “Ülke bu şekilde yoluna devam edemez. Eğer, bu şekilde devam ederse çöküş kaçınılmazdır. Acilen tedbirler alınmalıdır” dedi. Esnafın tezgahının dağıldığını, tarım ve hayvancılığın çöktüğünü anlatan Kurtulmuş, Saadet Partisi’nin ekonomi projelerinin hazır olduğunu ve Saadet iktidarıyla Türkiye’de
yeni bir dönemin başlayacağını ifade etti.

 5,5 MİLYON İŞSİZ VAR


  Türkiye genelinde toplam 5,5 milyonun üzerinde işsiz olduğunu söyleyen Kurtulmuş,  “Üniversite mezunu her 3 gençten biri işsiz. Ülkedeki toplam işsizlik oranı yüzde 19. İşsizlik oranı, 2000 yılından 2009 yılına kadar yüzde 100 artış göstermiştir. Aynı dönemde istihdam oranı da hiçbir şekilde artmamıştır. Açık işsizlik oranı ise 2000 yılında yüzde 6,5 iken 2009 da yüzde 13’e çıkmıştır. İstihdamın sektörel dağılımı da aynı dönemde yüzde 6,2’den eksi 6’ya düşmüştür” dedi. Ak Parti’nin iktidarı döneminde, gelir dağılımı adaletsizliğinin de korkunç boyutlara ulaştığını belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin en zengin yüzde 5’lik kesiminin, kişisel kullanılabilir gelirden yüzde 18 pay alırken en fakir kesimin binde 8 pay aldığını söyledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Şişli Grand Cevahir Otel’i yoğun kar yağışına rağmen hınca hınç dolduran coşkulu bir kalabalığa “Farklı Çözüm: Ekonomi” konulu konferans verdi. Çok sayıda işadamı, ekonomist, yazar, gazeteci ve vatandaşın katıldığı konferansta konuşan Kurtulmuş, Türkiye’de uygulanan ekonomi modelinin yanlışlığına işaret ederek, “Bugün dünyada Dubai modeli olarak bilinen bu modeli biz iktidar olduğumuzda yırtıp atacağız” dedi.
 
VİZYONU OLMAYANIN HEDEFİ OLMAZ!
 
Saadet Partisi’nin ekonomik modelini anlatan Kurtulmuş, “Ekonomi sadece rakamlar üzerinde oynanarak ele alınacak bir konu değildir. Asıl olan modelin değiştirilmesidir. Türkiye’deki ekonomik sorunların temelinde yatan sorun zihniyet sorunudur. Bu zihniyet dünyası ile entelektüel zihniyetle hesaplaşma olmadan ayakta durmak mümkün değildir. Ekonomide ve siyasette önemli olan, modeldir. Modeli olmayanların vizyonu olmaz, vizyonu olmayanların da hedefi olmaz. Hedefi olmayanların da yapacak hiçbir şeyi olmaz. Yanlış modeller Türkiye’ye hedef olarak gösterilmiştir. 24 Ocak sonrası, Singapur model ülkeydi. Daha sonra Dubai model ülke oldu. Bu modellerin Türkiye’ye uyması imkansızdı.
Dubai Modeli de iflas etmiştir” dedi.

  Zihniyet sorununu, Saadet Partisi’nin insana bakışı, topluma bakışı ve dünyaya bakışı olarak üç ana başlık altında toplayan Kurtulmuş, “Sınırsız çıkarcılık, ahlaki değerlerden yoksunluk, aşırı bireyselcilik ve akılcılık ile mal edinme hırsı yüzünden tüm dünyada ve Türkiye’de
gelir dağılımı son derece bozuktur. 12 milyon insan açlık sınırının altında yaşamaktadır. Rantiye kesimi her geçen gün zenginleşirken ve bütçenin yüzde 92’sini alırken, sosyal politikalara yüzde 8 verilmektedir. Bu kabul edilebilir bir şey değildir” diye konuştu.

FAİZ ÖDEMELERİNİN NEDENİ BÜTÇE AÇIĞI

Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında bütçe açığının geldiğini söyleyen Kurtulmuş, “Bütçe açığının nedeni ise demokrasi açığıdır. Kamunun birikim aygıtı olarak kullanılması ve mali kayıt dışılık nedeniyle kamu kesimi açıkları kronik bir hal almaktadır. Bu durumda; “Bütçe açığı=İç borçlanma=iç borç faiz ödeme=bütçe açığı” kısır döngüsü ortaya çıkmaktadır. Bu model çok genel olarak “vergi alınması gerekenlerden borç alınması” şeklinde ifade edilebilir. 2010 yılında bütçe açığı 50 Milyar TL, bütçe faiz ödemeleri ise 56,8 Milyar TL olarak öngörüldüğü için bütçe açığının tek nedeni faiz ödemeleridir. Devletin rantiye lehine çeşitli muafiyet ve istisnalar nedeniyle vazgeçtiği vergi geliri 14,2 Milyar TL’dir. Devletin “ret ve iadeler” yoluyla rantiyeye geri ödediği vergi gelirleri 18,5 Milyar TL’dır” ifadelerini kullandı.

TEZGAH DAĞILDI, SANAYİ ÇÖKTÜ

Kurtulmuş konuşmasına şöyle devam etti: “Kemal Derviş restorasyonu sonrası sabit döviz kurundan esnek döviz kuru sistemine geçilmesi ile birlikte finansal sistem, sıcak para girişleri ile küresel finansal emperyalizmin insafına bırakılmıştır. “Esnek” adı altında düşük tutulan ve Başbakan tarafından ekonomik başarı göstergesi olarak lanse edilen düşük döviz kuru ile ülkedeki rekabetçi üretim yapısı bozulmuştur.  Düşük kur ile birlikte uygulanan yüksek faizler sıcak para girişini artırmış, yabancı sermayeye yüksek miktarda faiz ve kur geliri transferi sağlamıştır. Sıcak para akımları döviz bolluğuna yol açarak döviz kuru üzerinde baskı oluşturmuş bu da ülke ekonomisinin rekabetini olumsuz yönde etkileyerek dış ticaret açığını artırmıştır. Sıcak para akımlarının oluşturduğu suni refah imalat sanayi sektörünün çöküşüne ve Türkiye sanayisinin tasfiyesine yol açmıştır” dedi.

ESNAF KEPENK KAPATTI

 Kurtulmuş, “2002 yılında 5.500 bin kişi ile toplam istihdamın yüzde 25’ini oluşturan kendi hesabına çalışanlar, 2009 yılında 4.468 bin kişiye düşerek toplam istihdam içindeki payları yüzde 20’ye gerilemiştir.  Son 7 yılda 1 milyon bakkal, manav, kasap, terzi vb. kendi işinin sahibi olan esnaf işini kaybederek emeğinden başka pazarlayacağı bir şeyi olmayanlar arasına katılmıştır. Tarım ve sanayi kesiminin ekonomi içindeki payı azalmakta ve hizmet sektörünün payı artmaktadır. Tarım sektörü 2003 yılında 7.168 bin kişi ile istihdamın yüzde 34’ünü oluştururken, 2009 yılında tarımsal istihdam yüzde 26 oranıyla 5.754 bin kişiye düşmüştür. Sadece son 7 yılda tarımda çalışan 1,5 milyon insan işini kaybetmiştir” diye konuştu.

  İŞİ GÜCÜ OLANLAR İŞSİZ OLDU

Kurtulmuş, “Tarım ve küçük üreticiliğin (esnaf) tasfiyesi ile birlikte “mülksüzleşme” olgusu derinleşmiş ve “kendi işinin efendisi” olanlar “ücretli-yevmiyeli işçi” durumuna düşmüşlerdir. 1999 rakamlarına göre sanayinin gayri safi milli hasılaya oranı yüzde 25 civarındadır. Bugün yüzde 16 düzeyine düşmüştür. Türkiye sanayiden ticarete kaymakta yani ranta, hizmete kaymaktadır. Türkiye ekonomisi, dışarıdan ara ve yatırım malı ithal edip bunları içerde düşük emek ile ürüne dönüştürüp tekrar ihraç eden montajcı karakterden kurtulamadığı için, ihracatın yatırım ve istihdam artışı sağlaması mümkün olmamıştır. İhraç mallarının içindeki ithal girdi oranı yüzde 70’dir. Dolayısıyla Türkiye’nin net ihracatı 100 milyar dolar değil, 30 milyar dolardır. KOBİ’ler ayakta kalmak için düşük emek ve mali kayıt dışılıkla çalışmak dışında çare bulamamıştır.  Bu da uzun vadede Anadolu sermayesinin Anadolu insanına yabancılaşmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak 24 Ocak Kararları ile uygulamaya konulan ve 30 yıldır aralıksız bir şekilde, iki darbe sayesinde inatla sürdürülen neo-liberal yeniden yapılanma Türkiye ekonomisinin üretim yapısını değiştirmiştir” şeklinde konuştu.
 

BÖLGELER ARASI EŞİTSİZLİK ARTTI

“Türkiye’nin özellikle Doğu, Güneydoğu, Doğu Karadeniz bölgeleri ile İç Anadolu’nun Kırıkkale-Çankırı-Niğde üçgeni, İç Ege ile Akdeniz’in iç bölgeleri ülke kalkınmışlık düzeyinin çok gerisinde kalmışlardır” diyen Kurtulmuş, “Bölgeler arası gelişmişlik farkının giderilmesi kamu politikaları yerine, piyasa dinamiklerine bırakılmış ve sonuçta gelişmişlik farkı daha da artmıştır. Örneğin nüfusun yüzde 16’sını barındıran 21 Doğu ve Güneydoğu ilinin ulusal gelirden aldığı pay 1980’de yüzde 8,2, 2001’de yüzde 7 iken 2009’da yüzde 6’ya inmiştir.  Ulusal gelirin yüzde 28’ine sahip olan İstanbul’daki kişi başına milli gelir ile Doğu-Güneydoğu’daki kişi başına milli gelir arasındaki fark 10’a 3’tür. Tarım ve hayvancılığın tasfiyesi ve bölgedeki KİT’lerin özelleştirme nedeniyle yok edilmesi Doğu ve Güneydoğu’nun geri kalmışlığını yapısal hale getirmiştir. Türkiye’nin her tarafına göç veren bu iki bölgedeki insanların önemli bir kısmı mevsimlik işçilik yapmak zorunda kalmıştır. Bölgeye yönelik GAP yatırımları da tamamlanamadığı için yoksulluk-işsizlik halkın kaderi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

TARIM VE HAYVANCILIK ÇÖKERTİLDİ

 Kurtulmuş, “Nüfusumuzun yüzde 30’una yakını yani takriben 22 milyon insanımız kırsal alanda yaşıyor ve tarımla iştigal ediyor. Milli gelirden aldığı pay sadece %7,6’dır. 1999’dan beri IMF ve Dünya Bankası’nın da etkileri ile gerek üçlü koalisyon, gerekse yedi yıldan beri iktidarda olan AKP Hükümetleri tarım ve hayvancılığı yok ederek, ülkemizi tarım ve hayvansal ürünler ithal eder hale getirmişlerdir. SEK’in özelleştirilmesi ile süt alımı yapılamamış, insanlar sütünü satamadığı için sütçülüğü bırakmış, EBK’nın özelleştirilmesi ile hayvan yetiştiricileri besiciliği bırakmıştır. TMO şubeleri azaltılmış. Alım merkezleri silolar kapatılmış, buğdaya destek verilmemiş. Türkiye dışarıdan buğday ithal eder hale gelmiştir. Birlikler (Tariş, Antbirlik, Çukobirlik, Fiskobirlik) kasıtlı olarak zayıf bırakılmış, bunların muhatabı, ortağı olan çiftçiler pamuğu, üzümü, inciri, fıstığı terk etmişlerdir. IMF’nin baskısı ile Türkiye’de fındık söktürülürken, Avrupa Birliği İspanya ve İtalya’da fındıkçılığı teşvik etmiştir. ABD ve AB ülkeleri çiftçi başına 5-6- bin dolar subvansiyon verirken, ak parti iktidarı 200 dolar bile vermeyerek tarımımızı yok etmiştir” dedi.

TABAN FİYAT UYGULAMALARINA SON VERİLDİ

Taban fiyat uygulamasına son verildiğini söyleyen Kurtulmuş, “Şeker kanunu çıkarılarak şeker pancarı ekimine kota konmuş ve şeker fabrikaları özelleştirme kapsamına alınmıştır. Tütün kanunu çıkarılarak tütün işleyen sigara fabrikaları satılmış üretim düşmüş hatta dışarıdan tütün ithal edilmeye başlanmıştır. Tarım bakanlığınca açıklanan buğday fiyatları maliyetin gerisinde kaldığı için çiftçiler perişan olmuştur. Akaryakıtta 2002 yılından itibaren her yıl %25’e varan artışlar olmuştur. IMF, AB ve DTÖ dayatmaları doğrultusunda uygulanan tarım politikaları sonucu, tarımsal üretim düşmüş, ürün ve araziler değersiz hale gelmiştir. Hayvan varlığı gün geçtikçe azalmaktadır. Bilhassa küçükbaş havan sayılarının süratle düşmesi bu durumu daha bariz olarak göstermektedir. Hayvan hastalıkları kontrol altına alınamadığı için hastalıkların sebep olduğu yıllık ekonomik kayıp süt ve et üretimimizin %25’ine eş değerdir. TİGEM’ler son yıllarda damızlık hayvan yetiştirme yönünde yetersiz kalmıştır” diye konuştu.

VERGİLERİ DÜZENLEYECEĞİZ
 
Vergiyi, vatandaşların kamusal harcamaların finansmanına yaptıkları katkı olarak niteleyen Kurtulmuş, “Vergi konjonktürel bir devlet sorumluluğudur. Vergi sistemi hakkaniyeti ve adaleti esas almak zorundadır. Yüksek vergi oranları yerine vergi tabanının genişletilmesi sağlanacaktır. Dolaylı vergiler yerine doğrudan vergilerin uygulanmasını tercih edilecektir” şeklinde konuştu.

 
SAADET’İN VAATLERİ

Hane halkının yüzde 20’si uluslararası standartlara göre açlık sınırı altında yaşayan ve underclass olarak nitelenen 3,5 milyon haneyi kurtaracaklarını söyleyen Kurtulmuş, bu projeden yararlanacak kişi sayısını 12 milyon 863 bin kişi olduğunu belirtti. Kurtulmuş bunların 1 milyon 324 bininin 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesizler ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler, 9.538.278 kişinin asgari geçim standardı altında gelire sahip olduklarından ötürü kendilerine yeşil kart verilenler, 2 milyon kişinin ise yeşil kartı hakkettiği halde başvurmayan veya kendilerine çeşitli nedenlerle yeşil kart verilmeyen yoksullardan oluştuğunu söyledi. Bütün bunların hepsine 800 milyon lira vatandaşlık maaşı vereceğiz. Şuanki asgari ücret azami köleliktir. Bizim dönemimizde açlık sınırının üstünde net asgari ücret uygulanacak. En az asgari ücret tutarı 800 lira olacak ve bu net olarak vatandaşın cebinde kalacak. Bütün vergiler kalkacak” dedi.

ÖĞRENCİLERE VE ÖĞRETİM ÜYELERİNE YARDIM

Kurtulmuş, Saadet Partisi’nin vatandaşı ekonomik sıkıntıdan kurtaran projelerini şöyle anlattı: “Üniversite öğretim elemanlarının maaşları çok düşük düzeydedir. 5 yıllık bir Profesörün maaşı 3.500 TL’yi geçmemektedir. Araştırma Görevlilerinin ise aylık ortalama 1.700 TL’dir bu adil bir durum değildir. Döner sermayeden pay alanlar dışındaki tüm öğretim elemanlarına seyyanen aylık 1.000 TL maaş verilecek.  Maddi durumu iyi olmayan tüm öğrencilere bedava öğle yemeği verilecek. Yine Maddi durumu iyi olmayan ve uzak yerlerde oturan öğrencilerin servis masraflarının kamu tarafından karşılanacak.”

 

Bu haber toplam 1746 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri