Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

O gecenin şifreleri çözüldü: 27 Nisan'da ne oldu?

01 Mayıs 2008 / 09:17
İşte o günün bilinmeyenleri...

Meclis, 27 Nisan 2007'de yeni bir cumhurbaşkanı seçmeye çalıştı. Tek aday Abdullah Gül 361 oy aldı. Toplantı yeter sayısı 367'yi bulmayınca CHP konuyu mahkemeye taşıdı. Gece yayımlanan muhtıra ile demokrasi darbe aldı.

İttihat ve Terakki'nin serencamını bilen herkesin kafasında az çok iki tarih nettir. Biri İttihat ve Terakki'yi resmen iktidara taşıyan ve 31 Mart olayı diye tarihe geçen 13 Nisan 1909'dur. İkincisi 27 Nisan 1909. Yani Padişah II. Abdülhamit'in tahtan resmen indirildiği tarih. Bu, 27 Nisan'ın yüzyıl sonra karşımıza çıkan versiyonlarından biri midir bilmiyoruz; ancak cumhurbaşkanlığı sürecini kesintiye uğratan 27 Nisan 2007 tarihli elektronik bildirinin üzerinden tam bir yıl geçti.

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde saat 23.17'de yayımlanan 27 Nisan 2007 tarih ve BA-08/07 numaralı metin şöyle başlıyordu: "Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir."

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile Kutlu Doğum haftası etkinliklerinin çakışması, aynı günde Kur'an okuma yarışması düzenlenmesi; Mardin, Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Denizli gibi illerde gerçekleştirilen etkinlikler 'devletin temel niteliklerini aşındırmaya yönelik irticai anlayış' olarak özetlenmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen bildiri şöyle bitiyordu: "Son günlerde Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişeyle izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, TSK bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. (...) TSK, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusunda sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir."

27 NİSAN'A NASIL GELİNDİ?

Bu bildiri yayımlanmadan önceki tablo az çok şöyleydi: 24 Nisan'da "Adayımız Abdullah Gül kardeşimdir." diyerek son dönemeçte AK Parti'nin cumhurbaşkanı adayını duyurmuştu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Böylece aylardır yürütülen 'aday olacak, olmayacak' tartışmaları da bitmişti. O güne kadar, aday olmazsa nedenini Türkiye'ye ben anlatacağım diyen CHP lideri Deniz Baykal'ın tavrı ise zafer kazanmış bir komutanınkini andırıyordu. Baykal'ın önce Abdullah Gül'ü küçümseyen ifadeler kullanması, sonra Gül'ün liderler turu esnasında kendisini ziyaretinde "367'yi bulamazsanız konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz." demesiyle siyasi tansiyon yükselmişti.

Haftanın en yoğun günü kuşkusuz 27 Nisan Cuma'ydı. Gazeteci Taha Akyol'un tabiriyle öğlen saatlerine kadar AK Parti 367'yi sağlamış, hatta geçmiş gözüküyordu. Trafik önceki gece Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in ANAP lideri Erkan Mumcu'nun önerdiği reformlara evet dediklerini açıklamasıyla başlamıştı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, ANAP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keçeciler arasında yaşanan trafik ANAP'lı kurmaylara şunu bile söyletiyordu: "Evet 10 kadar arkadaşımız katılabilir." Saat 14.00'te DYP lideri Mehmet Ağar, "Katılmayacağız." açıklaması yapıyordu. Peki ANAP ne yapacaktı? 20 kişilik parti grubu Balgat'taki parti genel merkez binasının birinci katında Erkan Mumcu ile aynı odada bekliyordu. Ve bu bekleme Meclis'in Cumhurbaşkanlığı seçimine geçtiği 15.00'e kadar sürdü.

DYP'den Ümmet Kandoğan ile Mehmet Erarslan, ANAP'tan Miraç Akdoğan ile Hasan Özyer genel kurula katılacaktı. CHP'li Kemal Anadol'un TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan toplantı yeter sayısı istemesi ile fotoğraf netleşti. Birinci tur yapıldı, tek aday olan Gül 361 oy aldı. Ve CHP akşam saatlerinde 367 toplantı yeter sayısı iddiasıyla Cumhurbaşkanlığı seçimini Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Gece yarısı gelen o bildiriye kadar 27 Nisan'ın siyasi tablosu buydu.

GECE YARISI BİLDİRİSİNİN HİKÂYESİ

Peki, 27 Nisan'a giden süreçte neler yaşanmıştı? Önce bildiriyi yayımlayan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) içinde olanlardan başlamak gerekiyor. O gece Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili haberlerin ardından kimsenin gözü televizyonda değildi. Ancak kulağı telefonda olan savunma muhabirlerinden bir grup, gecenin ilerleyen saatlerinde Genelkurmay'ın internet sitesine konacak bir açıklamayı beklemeye çoktan başlamıştı. Sabah Gazetesi muhabiri Metehan Demir'in Habertürk'ün canlı yayınına bağlanmasıyla 27 Nisan e-bildirisinin medya ayağındaki gelişmeler de başlamış oldu. Aynı saatlerde bildiriyi bekleyen gazetecilerden biri olan Kemal Yurteri, "Bir bildiri havası vardı; ama iddia edildiği gibi bir darbe havası yoktu." diyor. Bildirinin dışarıdan isimlerce kaleme alındığı iddialarını da mantıklı bulmuyor: "Çünkü nihayetinde bildiri Genelkurmay adına yayımlanıyor."

Zaman - Aksiyon

Bu haber toplam 9706 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri