Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

O paşa kim

17 Temmuz 2008 / 13:26
Gündeme oturan “Ecevit'e darbe konusu” bundan iki yıl önce ayrıntılı biçimde İNTERNETHABER'de yer almıştı…
Hem de o haber de Ecevit'in kendisi, iktidarını elinden almak isteyen “generali”in adını vermişti… Gazeteci Behiç Kılıç ,Ecevit ile yaptığı röportajda sözü bu “darbe” meselesine getirmiş,Ecevit'te kendisinin iktidardan uzaklaşması için dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş'in devreye girdiğini belirtmişti…

Behiç Kılıç'ın İNTERNETHABER'de yayınlanan yazısı şöyleydi…

Ecevit'e göre olay, DSP'nin bölünmesinden bir yıl önce meydana geldi. 2001 yazında Hüsmettin Özkan Bodrum'a çağrıldı ve plan kendisine duyuruldu. Ancak, Özkan duyduklarını Ecevit'e anlatmadı…

Eski Başbakan, askerlerin neden böyle bir harekete yöneldikleri hakkında ise konuşmak istemedi. Ecevit'le başbakan yardımcılığı ve başbakanlık yaptığı son iktidarı döneminde temasım olmadı.DSP 'nin mütevazı bir parti olarak kuruluşu ve ilerleyişinde sıkça görüşürdük ama iktidarı döneminde onun arkasında duranlarla bizim ülkeye bakış açımızda farklılıklar vardı. Nitekim daha sonra Ecevit ve partisi de bu "arkadaki"ler tarafından hançerlendi. Yıllar sonra bir araya gelme fırsatı bulduğum Ecevit'in ,Türkiye üzerine hesaplar,siyasi ihtiraslar ve "dışarı" ile işbirliktelikler sonucu nasıl linç edildiğini de görüp anlamak mümkün oldu.

Öldü ölüyor denilen Ecevit pırıl pırıl bir beyinle ve tüm olan biteni değerlendirecek çağdaş siyasetçi kimliği ile bizi bilgilendirdi. Fiziksel rahatsızlığın ve yaşın verdiği yürüme zorluğu ile bazı kelimelerdeki telaffuz güçlüğü dışında hiçbir sıkıntısı yoktu. Her zamanki gibi nazikti ve verdiği bilgilerle bir polemiğe neden olmamak için sözlerini itina ile süzgeçten geçiriyordu. Uğradığı heksızlıklara öfke saçma yerine, bu haksızlıklardan ülke geleceği için ders çıkarılmasını ister gibiydi. Ve anlattıklarından ortaya çıkan şuydu. Bush Irak üstüne yürümek için Saddam'dan önce Ecevit'i devirmişti.

Sokaktaki vatandaş "öldü ölecek" diye gelen bilgilerle beklediği bir sırada, Gülhane Askeri Tıp Akademisine götürülen ve orada düzelen Ecevit'in başına "neler" geldiği konusunda çeşitli fikirlere sahip... Başbakan'ın "öldürüleceği" konusunda, akademisyen düzeyinde derin görüşler var...

Bu şüpheleri Ecevitlerle konuşmayı sürdürüyoruz. Rahşan Hanım'a "Dışarıdan da bir güç vardı ve Irak'a doğru birtakım hazırlıklar seziliyordu. Sayın Ecevit orada doğrunun ne olduğunu anlattığı için mi kötü insan oldu? " diyorum Rahşan Ecevit ;

" Ecevit'in Hükümet'te kalmaması gerekiyordu. Bilmiyorum Bülent, gene kızar mısın bana öyle söylersem. Ama Amerika hiç istemezdi Bülent'in hükümet olmasını, çünkü kendisinin Irak'la ve Kıbrıs'la ilgili düşünceleri vardı. Orada olmasını istemiyorlardı. Hem içeriden hem dışarıdan bir şeylerle devrildi Hükümet " cevabını veriyor…

Israr soruyorum.. "Canınıza kastettiklerini düşünmüyor musunuz? " Ecevit'in cevabı şöyle.. " Elimde somut, ayrıntılı bilgi, delil olmadıkça ben bu konuda bir şey diyemem. "

Ecevit'ten gelen çarpıcı iddialar arasında bazı generallerin kendisini görevi Hüsamettin Özkan'a terk etmeğe zorladığı açıklaması da var. Ecevit Kara Kuvvetleri eski Komutanı Atilla Ateş'in adını veriyor. Askerlerin neden böyle bir harekete yöneldikleri hakkında konuşmak istemiyor. Bu olay, partisine yönelik hareketin bir yıl öncesinde meydana geliyor. 2001 yılı yaz ayında Hüsamettin Özkan Bodrum'a çağırılıyor ve bu plan kendisine duyuruluyor. Özkan duyduklarını Ecevit'e anlatmaya çekiniyor. Ecevit'e, bir başbakanın hakkında yapılan hazırlıklardan haberdar edilmemesinin "tuhaf" olup olmadığını soruyorum. "Bildiklerinizin ötesinde bir şey yok. Ben istihbarat meraklısı değilimdir."

Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi kimliklerinden olan Bülent Ecevit, kendisine Cumhuriyet tarihinin önemli komplolarından birinin yapıldığını belirtiyor. Bu komplo, genede üstü kapalı duruyor.

Ecevit anlatıyor;
”Karşı tarafta Kemal Derviş'in bayraktarlığını yaptığı bir siyasi hareket vardı. Sonra partiye girdiler, toplantılar yapıldı…” Konuşmanın devamında diyaloglar şöyle idi..

Bülent Ecevit: Mesut Yılmaz da 'Çekil' diyordu. Kemal Derviş de 'çekil' diyordu.

Rahşan Ecevit: Bir de başbakan olmak isteyen vardı... Adını söylemeyelim. (Hüsamettin Özkan'ı kast ediyor)

Diyorum ki;" Bu arada Pearson da gelmiş, bazı talepleri olmuştu. Ona da aynı şeyleri söylemiştiniz. Orada bu Hükümet'e karşı bir cephe oluşmuş. Belki de siz davet ettikten sonra durumdan vazife çıkarıp, kaybolduğu günlerde Kemal Derviş onlara angaje oldu. Olabilir mi? “
Bülent Ecevit: Ben bir şey diyemem. Siz sonuç çıkarın.

- Devletin içinde Başbakan'a bağlı birimlerin sizi bilgilendirmesinde bir eksiklik mi oldu? Hükümet'e yönelik bir tavır vardı, canınıza yönelik bir tavır vardı. Hiçbir uyarı gelmedi mi size?

Bülent Ecevit: Atilla Ateş (APO'yu Suriye'den isteyen Kara
Kuvvetleri komutanı)o zamanlar, Hüsamettin Özkan'ı Bodrum'a çağırdı. Benden kurtulmak istediklerini söylediler.

Rahşan Ecevit: Bodrum'da Hüsamettin Bey'in meşhur bir yatı vardı, orada toplantı yapıyorlardı.

Bülent Ecevit: Hayır, Hüsamettin Bey'in değil, generallerin varmış. Hüsamettin Bey'in orada yatı yoktu. Neyse, önemli değil, orada ya da burada. Benimle ilişkileri bakımından çok rahattı. O bana çekine çekine söyledi. Sonra Murat Yetkin'le ilişki kurdular, Generaller. O da ezile büzüle geldi, anlattı.

Sizin çekilmenizi mi istediler?

Bülent Ecevit: Evet. Ne gerekçeyle çekilmenizi istediler?

İşte..! Hiç başka türlü istihbarat teşkilatından falan size bir şey gelmedi mi? Mesela MİT'ten?

Bülent Ecevit: MİT'ten şikayetim olmadı. Şenkal Atasagun çok iyi çalıştı. Belki devreye sokmak istememişlerdir. Çünkü o ayrı çalıştı.

Hükümetiniz'e karşı iş aleminden karşı çıkıp da sizin dikkatinizi çeken bir faaliyet oldu mu?

Bülent Ecevit: Yok.

MHP Lideri neden bozdu koalisyonu?

Bülent Ecevit: Kemal Derviş onun moralini bozdu. Birileri MHP'nin moralini bozmuş. 'MHP'siz bir koalisyon kuracaklar'demişler Bu olaylardan sonra Hükümet seçim kararı aldı. Ondan sonra ne oldu?

Bülent Ecevit: Ondan sonra perişan olduk. Çok kötü sonuç aldık. Türkiye'nin en güçlü partisi konumuna gelmiştik. 12 Eylül sonrası çeşitli görevlerde bulunmuştum. Ben Başbakan Yardımcısı oldum, Başbakan oldum... Çok sağlam bir parti olmuştuk. Fakat grubu tam ortasından böldüler. Derviş, Cem, Özkan... Artık bir takatımız kalmamıştı. Yine örgütümüz büyük ölçüde sağlam durdu. Grup bölündü. Ben en ağır hasta olduğum zamanda bile evrakları getirtip çalıştım. Rahşan da hastaydı, o da çalışıyordu. Bütün bunlar bir araya gelince, daha fazla götüremedik…”

Behiç Kılıç'ın İnternethaber de iki yıl önce yazdığı satırlar böyle idi..Ecevit o röportaj da Kara Kuvvetleri Kodmutanı Atilla Ateş'in adını vermişti..

Kaynak:
Bu haber toplam 728 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri