Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Obama ve yaklaşan karanlık…

26 Ocak 2009 / 22:03
RealJewNews (Gerçek Yahudiler) yazarı Rahip Nathanael Kapner, Obama’ya sert muhalefetini sürdürüyor. Kapner, Obama’yı “Yahudilerin kukla başkanı” olarak niteledi.
KARANLIK YAKLAŞIYOR…

Rahip Nathanael Kapner*

Obama, kukla-başkanlığının ilk günü 21 Ocak 2009’da savaş lordlarını topladı. Masanın üzerinde ABD askerlerinin Irak’tan “nihai” çekilişi ve Afganistan’daki savaşın şiddetlendirilmesi vardı.

Toplantıya katılan savaş lordları arasında Savunma Bakanı Robert Gates, Genelkurmay Başkanı Amiral Mike Mullen ve Kara Kuvvetleri Komutan General David Petraeus yer aldı.

Seçilmesinden sonraki haftalarda Irak’tan “çekiliş” ile ilgili olarak Obama, “esnek” olma isteğini ifade ederek kampanyasındaki taahhütlerini değiştirdi. Bu “esneklik”i ayda iki tugaydan fazla “birliğin geri çekilmesi için başka yol” olmadığını söyleyen Irak’taki ABD komutanlarına borçlu. Böylece Obama’nın 16 aylık çekilme taahhüdü de tutulmuş olacak.

Afganistan’la savaşla ilgili olarak Petraeus, 30 bin asker daha istedi. Bunlar içerisindeki dört tugay ve Stryker patrol’un Afganistan’a önümüzdeki sene varması bekleniyor. Obama, bu intikalin hızlandırılmasını istediğini açıkladı.

Emirleri uyguluyor

Başkanlık konuşmasında Obama, ülkenin “Amerika’nın çöküşünün kaçınılmaz olduğuna dair dırdırcı korkudan ve yeni neslin dar görüşlü olmasından” dertli olduğunu söyledi. Obama hemen hemen olayı kavramış. Amerika’nın düşüşü gelecekte “kaçınılmaz” bir olay olmasından çok bugün yaşanmaktadır. Yeni nesil daha çok “görüşünü yükseltmeli”dir zira 7 bin mil uzaktaki Afganistan’a anlamadıkları ya da inanmadıkları bir savaşta ölmek ya da sakat kalmak için gidecekler.

Obama’nın Amerika’nın Afganistan’daki amacının açıklaması, “Taliban’ın Birleşik Devletler’e saldırı düzenlemesini engellemek”. Herhangi bir aptal bile 7 bin mil ötedeki Afganistan’ın tepelerinden ABD’ye saldırmanın imkansız olduğunu bilir. Ayrıca Taliban’ın 9/11 ile de alakası olmadığı gibi, ikincisinin bir parçası olmaya da niyetleri de yoktur. Eğer zaten ABD 7 sene önce ülkelerini işgal etmeseydi Amerikan askerleriyle de savaşmayacaklardı.

Hevesler sönecek

Sun Tzu’nun kadim klasiği Savaş Sanatı’nda uzun süreli bir savaşa karşı bir uyarı yer alır: “Uzun süren bir savaştan fayda sağlayabilmiş bir ülke yoktu. Eğer zaferin gelişi gecikirse, insanların silahları körelir ve hevesleri azalır”.

Afganistan’daki savaştan çıkar sağlayacak yegane kişiler, ABD savunma firmaları, Wall Street Yahudi bankerleri ve Obama yönetimindeki Savaş Lordları’dır.

Fakat Obama’nın artırılmış ve uzatılmış Afgan savaşında kaybedecek olanlar, oğullar ve kızları ceset torbalarında geri gelecek olan ailelerdir. Onların hevesleri azalmayacak, sönecek…

İsrail yalanını sürdürecek

New York Times’tan açık konuşan bir gazeteci 11 Ocak 2009’da “Obama’nın Orta Doğu Ekibi’nde sadece Yahudiler var” diye yazmıştı.

Roger Cohen’in bildirdiği ekipte, “Dennis Ross (Clinton dönemi Orta Doğu temsilcisi), James Steinberg (Dışişleri temsilcisi olarak), Dan Kurtzer (ABD’nin eski İsrail büyükelçisi) ve Dan Shapiro (eski bir Obama yardımcısı) yer alacak”.

Cohen, Obama’nın Orta Doğu müzakere ekibinde hiçbir Arap yer almadığına işaret ediyordu. Ross’un göreve getirilmesine çanak tutan “ABD politikasının temel yenilenmesine edebilir” tadında yalaka makalelere bir cevap olarak Cohen şu soruyu soruyordu: “Bu kadar uzun süre becerememiş birinin “temel yenilenme” yetkinliğini merak ediyorum”

Müzakere ekibindeki sadece Yahudi varlığının dengesizliğini fark ederek Obama, eski Senatör George Mitcheli, “Orta Doğu temsilcisi” olarak atadığını açıkladı. Obama Mitchell’i İsrailli liderler ve Filistin Başkanı Mahmut Abbas’la tanışmaya gönderecek.

Obama Gazze işgali (İsrail’in katlettiği siviller) hakkında ya da Hamas ve Hizbullah’la (Filistin-İsrail çatışmasındaki ana oyuncular) ilgili tek kelime etmedi. Onun yerine, İsrail’in yolunu bulduğu “müzakere süreci”ndeki aynı oyuncuları görev verdi.

Irkçı İsrail devletinin 1948’de kurulmasından hemen önce, Dışişleri Bakanı George C Marshall, başkan Harry Truman’ı, “İsrail’in desteklenmesinin Filistin sorunun kalıcı olacağını ve gelecekte daha karışık olacağını garantileyeceği” uyarısını yapmıştı.

Truman’a yazdığı Yahudi ağır silahlaması karşısındaki “siyasi baskılara” atfen Marshall şunları öne sürmüştü:

Amerika’nın şu an maruz kaldığı siyasi baskılar bizi, Filistin’deki Yahudi devletinin bakımında ve hatta genişlemesinde temel sorumluluğu omuzlayacağımız rencide edici bir duruma sokacaktır.

Eğer şu anki politikamızda radikal bir geri dönüş yapmazsak, Arap dünyasında ilan edilecek düşmanlığa karşı Filistin’deki Yahudi nüfusu askeri olarak korumadan sorumlu bir halde bulacağız”.

Kasım 1948’deki seçimlerde Yahudi oylarına ve Yahudi parasına ihtiyaç duyan Truman neticede, Yahudi baskıları altında, 14 Mayıs 1948’de İsrail’deki eşkıya devletini tanıdı.

Seçim nasıl kazanılır?

Yahudiler ABD nüfusunun yüzde 2’sinden daha azını oluşturduğu gerçeğine rağmen, özellikle Amerikan İsrail İlişkileri Komitesi (AIPAC) tarafından temsil edilen Yahudi Lobisi, ABD hükümetinin dış politikalarını kontrol etmeyi muvaffak oldu.

Çok satan İsrail Lobisi ve ABD Dış Politikası adlı eserlerinde, John Mearsheimer ve Stephen Walt, İsrail’e yardımın Amerika’nın çıkarlarına OLMADIĞINI yazar:

“ABD’nin Orta Doğu’daki politikalarının temel belirleyicisi İsrail Lobisi’nin edimlerine dayanmaktadır. İsrail Lobisi, ABD dış politikasını Amerikan ulusal çıkarlarından olduğu yerden çok daha farklı yerlere götürmeyi başarmıştır.

İsrail’e verilen cömert yardım ancak Amerika karşılığında somut kazanımlar sağlarsa meşru olabilir. Eğer İsrail’in elinde petrol, doğal gaz gibi hayati kaynaklar olsa ya da kritik bir coğrafyayı işgal ediyor olsa, o zaman ABD iyi ilişkiler açısından ve kötü ellere düşmemesi için destek vermek isteyebilir.

İsrail’in Birleşik Devletler’e olan stratejik değeri, ona verilen destek Amerika’ya dünyada yeni dostlar kazandırıyorsa ve stratejik olarak önemli ülkelerle ilişkilerinin altını oymuyorsa artabilir”.

ABD’nin İsrail’e verdiği destek nedeniyle oluşan küresel “Amerikan karşıtlığının” altını da çizerek, Mearsheimer ve Walt, İsrail’in ABD’nin gerçek bir müttefiki olup olmadığını da sorgular. Yazarlar 2004’te anahtar bir konumdaki Pentagon yetkilisi Siyonist Yahudi Larry Franklin’in ABD’nin İran’la ilgili gizli politikasını içeren bilgileri AIPAC yetkilileri Steven Rosen ve Keith Weisman yardımıyla İsrailli bir diplomata verdiği için tutuklandığını anlatır.

Franklin accepted a plea bargain and was sentenced to only twelve years in prison. But Rosen and Weisman, owing to AIPAC’s political & financial clout in Washington, remain free.

Franklin suçunu kabul ederek sadece 12 yıla mahkum olur. Ancak Washington’daki siyasi ve mali nüfuzları nedeniyle Rosen ve Weisman serbest kalır.

Demokrasiye kelepçe vurdular

Stephen Walt tarafından kaleme alınan yakın zamandaki makalede, İsrail’in askeri maceralarıyla ilgili olarak “dürüst tavsiyeler”i kullanabileceğini ancak İsrail Lobisi’nin açık müzakereyi etkisizleştirerek Amerika’daki “demokratik sürecin elini kolunu bağladığını” yazar. Walt, “İsrail destekçilerinin Washington’un İsrail’in eylemlerini anlamlı olsa da olmasa da desteklemek zorunda olmak dışında bir şey yapmasını imkansız kıldığını” belirtir.

İsrail’in Amerika’nın çıkarına OLMADIĞI şu şekilde özetlenebilir: “İsrail Lobisi’ne muhabbet telalığı yapmak eşittir oy”. Tüm ABD politikacıları Yahudi ajandasına uymak zorundadır yoksa onların siyasi kariyerleri güçlü Yahudiler tarafından yok edilir. Bu siyasi gerçeği Obama da çok iyi bilir…

*Eski Ortadoks Yahudi sonradan Hıristiyan olan Nathanaael Kapner, Obama'ya ve Siyonizm'e karşı her platformda muhalefet ediyor.
Kaynak:
Bu haber toplam 1006 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri