Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Obama'nın Arkasındaki Güç!

04 Ağustos 2008 / 11:52
Müstakbel Obama hükümdarlığının arkasındaki gerçek güç: Zbigniew Brzezinski...
ABD seçim yarışları bitim noktasına doğru ilerlerken, değişim vaad eden Barack Obama da değişim umut eden herkesi yüz üstü bırakacak gerçek rengini dışavuruyor.

Kudüs'ü İsrail'in bölünmez başkenti olarak ilan etme çağrısı, Filistinlilerin dönüş hakkını inkârı, İsraile tehdit teşkil etmeyen Bantustan Filistin "devletini" desteklemesi, Siyonist nüfuzun içine nasıl işlediğini göstermektedir.

G.W.Bush Irak'taki asker sayısının indirimi çağrısını yaparken, Obama'nın Irak konusundaki duruşu – "cüzi bir kuvvet" hariç askerleri 16 ay içerisinde eve getirme yemini etti – dış politikasını tanımlayıcı olmaktan uzak görünüyor. Asker sayısı hangi düzeyde olursa olsun kalıcı 14 askeri üssün kapatılması planı hakkında açıkça bir şey söylenmiyor.

Obama, ayak ucuyla Afganistan hattına da dokunuyor. NATO kayıpları her geçen gün artar ve bu Haziran itibariyle Irak'taki aylık kayıpları aşarken 15.000 askerin İrak'tan Afganistana nakledilmesini teklif etti – benzerini şimdi de McCain tekrarlıyor. Afganistana gerçekleştirdiği seyâhat öncesinde New york Times'ın Op-Ed sayfasında yazdığı makalede "oradaki görevin başarıyla yürütülmesi için daha çok askere, daha fazla sayıda helikoptere, istihbaratın daha sağlıklı toplanmasına ve sivil yardıma ihtiyacımız var" şeklinde yazdı. Birisi bana Kasım ayında muhtemel bir Obama zaferinin bir hayrı var mı yok mu gösterebilir mi lütfen?

Şimdiki Savunma Bakanı Robert Gates (gelecekte de o olacağa benzer) ile birlikte "Sovyetleri Vietnam bataklığına çekmeye" yardım eden ve Obama'nın başlıca destekçisi ve dış politika danışmanı Zbigniew Brzezinski'ye âşina olanlar için yukarıda bahsedilenlerin hiçbirisi şaşırtıcı değildir. Sovyetlerin Vietnam bataklığına çekilmesi sözlerini Mart 1979 yılında sarfeden kişi, Carter'ın Savunma Bakan yardımcısı Walter Slocumbe idi; Gates, o vakitler CIA başkanıydı ve Sovyetlerin bataklığa "çekilmesinden" sekiz ay önce söylenmişti. Alınan gardın Kasım ayında değişmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek. ABD dış politikasının Beyaz Saray'da kimin uyuduğunu aşan bir mantığı var.

Tüm bu şeylerin içinde en berbat olanı, Brezezinski'nin sülbünden dört kişinin Obama'nın vagonunda bulunmasıdır: Mark ( Clinton döneminde Ulusal Güvenlik Konsey'inin Rusya ve Avrasya İşleri müdürüydü ve 2004 yılında Ukraynda'da yaşanan renkli devrimin tetiğini çeken başlıca şahsiyetlerden biridir); Ian (ABD Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve NATO'dan Sorumlu Bakan Yardımcısı; Kosova bağımsızlığının destekçisi, Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya katılımının ve Polonya'ya Anti Balist Füze sisteminin yerleştirilmesinin savunucusu); Mika, MSNBC'de siyaset yorumcusu. Michele Obama ile yaptığı söyleşi, medya'ya Obamamia katkısı yapmıştı; son olarak da Sürgündeki Bağımsız Çeçen Devleti'nin Dış İşleri Bakanı ve ABD temsilcisi İlyas Ahmedov'un arkadaşı Matthew.

Brzezinski'nin Rus ve müslüman karşıtı jeopolitik markası, müstakbel bir Obama yönetimine damgasını vuracaktır. İkinci Şans: Üç Başkan ve Amerikan Süpergücü'nün Krizi başlıklı çalışmasında öyle çok fazla utanıp sıkılmadan Yeni Dünya Düzeni gündemini sergilemektedir.

Duruma bakılırsa, "saygınlığı" hedefleyen küresel bir politik uyanış sözkonusu. Ekonomik gelişim değil, fakirliğin azaltılması değil, IMF ve Dünya Bankasına karşı ulusal egemenlik hiç değil. Varsa yoksa şu eski sâde saygınlık.., her ne kadar Zbig'in saygınlık markası bölünme, Balkanlaşma ve ABD'ye mûti her bir etnik azınlık için zayıf devletçiklerin yaratılmasından geçiyorsa da. Kosova ve – tutturduğu yolda ilerliyorsa - Çeçenya'yı düşünün; Yeni-Wilsoncu demagoji Barışa değil ABD'nin dünya hâkimiyetine, Rusya'nın kuşatılmasına ve Arap Dünyasının denetimine hizmet etmektedir.

Obama'yı onaylarken şöyle diyor Zbig: "Obama'nın bana câzip gelen yönü, çok çeşitli kültürler ve halklarla bağlantımızın olması gerektiği çok başka bir dünya'da yaşadığımızı anlamış olmasıdır." Obama'nın iddia edilen küresel yaklaşımı, etnisite ve ırk üstü câzibesi, Zbig'in üniversite ders kitabından veya Obama kampanyası ve başkanlığının el kitabı olan İkinci Şans'tan mülhemdir.

Obama, Brzezinski için kelimenin tam anlamıyla ikinci bir şanstır: Sovyetler Birliğini yıktıktan ve Varşova Paktını parçaladıktan sonra şimdi de Rusya Federasyonunun dağılmasını ve Çin'e, Rusya'ya ve listede uzayıp giden diğerlerine karşı zaptedilemez bir ABD askeri üssü olarak Afganistan üzerinde son düzeltmeleri yapmak istiyor. Zbing'in rüyâsı belki de – Karadeniz'den Baltıklara kadar uzanan ve szlachta benzeri, zarif Brzezinski aristokratları tarafından denetim altında tutulan, yaklaşık 1600'lerin Büyük Polonya'sını yeninden ihya etmektir?

The Economist blogu güzel bir tespit yapmış: "Barack Obama'ya taze bir beyin! 78 yaşında [80 yaşında] ve halen mükemmel bir şekilde işliyor. Jimmy Carter idaresinin çabuk sinirlenen ulusal güvenlik danışmanı Zbingniew Brzezinski'ye ait.

Obama kampanyasının mesihvâri idealizmi yeni bir Brzezinski buluşu değildir – Jimmy Carter tarafından felâketle sonuçlanan ulusal güvenlik danışmanlığına atanmasına kadar geriye gider. Sovyet komünizmine karşı en güçlü istihkam mevki olarak pazarladığı İslamcı köktenciliğin yükselişini teşvik etmeye onu yönelten, Brzezinski'nin 1976'lara uzanan Rus karşıtlığı saplantısıdır. Webster G. Tarpley, Şah rejiminin devrilmesinin ve Ayetullah Humeyni'nin başa geçmesinin ardında Brzezinski'nin olduğunu tartışmaktadır. Brzezinski, Ortadoğu'yu ve petrolünü çok fazla umursamamış yerine İslamcı köktenciliğin en yoz türünün güneydeki kuşaktan S.S.C.B'ye nüfuz edeceği bir merkez ihtiyacını öncelemişti. Brzezinski nazarında Sovyetlerin güney kuşağı ve Hint okyanusu kıyıları arasındaki alan, "kriz hattıydı" ve bugüne kadar orada yaşanan ürpertici olaylar için onun el işçiliğine bizler, şimdi, şükran olmalıyız.

Birinci Körfez Savaşı'nın, şimdiki Irak savaşının ve İran'a yönelik muhtemel bir savaşın kökeninde İran körfezine hâkim olmayı hedefleyen 1980 Carter Doktrini vardır. Brzezinski'nin dünya'daki dönüşümü gösteren şatafatlı şemaları, yeni bir Soğuk Savaşa ve El Kaide'nin doğumuna neden oldu; Sovyet kısıtlamaları olmasaydı, daha trajik sonuçlar kolaylıkla gerçekleşebilirdi. Carter yönetimine karşı duyulan hayal kırıklığı, Reagan'ın kabus rejimine yol açmıştı. Ancak Brzezinski için çok da sorun değildi bu – radar ekranına yansıyan basit bir yansımaydı sadece.

2008 yılına gelindiğinde, Illinois'den sıradan bir senatorümüz var. Konuşmaya değer hiçbir yasama tecrübesi olmayan bir acemi. Ama ırk problemi dahil pek çok sorunu ilk ve son olarak çözecek mebzul miktarlarda ütopik vaadleri de var. Ekonomik durgunluk, işsizlik ve fakirliğin çanlar çalması bahse değer şeyler değildir; çekici kişiliğine minnetârız ki altın bir devir kapıda. Dış politika hakkında bir şey bilmiyor ama bu meseleler Brzezinski dolaplarıyla ustalıkla halledilecektir nasıl olsa.

Fakat küçük bir engel varmış gibi görünüyor. Obama, İsrail yandaşı olarak köle gibi döz çökmesine rağmen Yahudi lobisinin güvenini kazanabilmiş değil. Onun arkasındaki gücü bildiklerinden ve ne onlar o gücü ne de o güç, onları mideye indirebileceğinden dolayı güven duymuyorlar muhtemelen. Obama, The Daily Telegraph'ın kendisiyle yaptığı bir söyleşide AIPAC mürettabatı hakkında şöyle demişti: "İşlerini tartışarak değil iftira atarak, kötüleyerek, şeytanlaştırarak götürüyorlar. Anti-semitizmi öne sürüp duruyorlar. Fedâkarlık talep eden her bir antlaşma teşebbüsünü bir şekilde İsrail karşıtı olarak değerlendirmede paranoya alâmetleri mevcut."

Fakat Carter'ın 1978 Camp David antlaşmalarında rol alan anahtar oyuncu, Brzezinki'ydi ve Mısırla varılacak soğuk bir barış karşılığında Sina'dan vazgeçmiş olmasından dolayı Siyonistler kendisinden tiksinmektedirler. Brzezinski, her ne kadar Filistin'in yıkımına müsaade etmekten dolayı mutluysa da, kesinlikle çetin ceviz bir siyonist değildir. Tatlı dilli güler yüzlü dış görünüşünün altında muhtemeldir ki merkezinde İsrail'in bulunmadığı Yeni Dünya Düzeni vizyonu sahibi Polonyalı anti-semitik bulunuyordur.

Devinimi, denetimi altında tutmayı başarırsa Washington'daki Siyonistlerin ardından dolaşıp onları kuşatmaya muktedir olabilecek ve atını bitiş çigisinden önce o geçirebilecektir. Casus duruşmalarıyla ve dahi nefes nefese İsraili eleştirmeye cüret eden bir Yahudi lobi grubuyla, J Street Projesiyle, bu günlerde savunmada takılıyorlar. Muhtemel bir Obama zaferinin hayırlı yönü o halde bu mudur?

Kaynak:
Bu haber toplam 1572 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri