Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ölünce şehit anası; kışlaya gelince yasak!

10 Kasım 2008 / 19:21
Yemin törenine alınmayan başörtülü annelerin, o evlatları şehit olduğunda farklı davranan Genelkurmay'ın mesajı: Türkiye'nin utanç duvarı...

Erhan BAŞYURT yazısı


Tel örgüler neyi ayırıyor?
Tel örgülerin arkasında, başları örtülü genç kadınlar... İçeride yemin töreni yapan acemi erleri izliyorlar.
Tel örgüler, iki ülkeyi birbirinden ayıran sınır çizgisi değil.
Tel örgüler, suçluları çevreleyen cezaevi ise hiç değil.
Tel örgüler, haremlik-selamlık duvarı da değil...
Tel örgüler, vatanı için canını vermeye hazır delikanlıları, onları kınalı kuzu gibi yetiştirip askere gönderen annelerinden, kız kardeşlerinden ayıran çitler.
Tel örgüler, Türkiye'de inanç hürriyetinin sınırları.
Tel örgüler, çocukları şehit olunca komutanların ellerini öptüğü anaları, biricik evlatlarından ayıran utanç duvarları...
Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı önünde çekilen fotoğrafı ilk gördüğümde inanamadım.
İnanmak istemedim.
Cihan Haber Ajansı'nın abonelerine servis ettiği görüntü, inanılmayacak kadar gerçekti.
Genelkurmay, böyle bir ayrımcılık iddiasını en sert şekilde yalanlar diye bekledim.
Önceki gün böyle bir açıklama gelmedi.
İki gazete dün fotoğrafı yayınladı.
Genelkurmay, satışı bir milyona dayanan Zaman'ı tekzip eder sandım.
Yine yanıldım.
Fotoğraf, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde doğruydu.
Yalanlama yapılmayacak ya da bu skandala imza atanlar soruşturulmayacak kadar da önemsiz görülmüştü.
Fotoğrafı daha da acı yapan, 40 yaşın üstündeki başı kapalı kadın akrabaların içeri alınıp, altındakilerin alınmaması...
Demek ki, Türkiye'de sadece üniversite mezunu olana kadar değil, "kırkı çıktıktan 40 yaşına kadar" kadınlar başlarını örtmemeli.
Öyle ya, bir kadın ancak menopoza girdikten sonra, yaptıkları mazur görülebilir!
40 yaşından sonra, dünyadan elini eteğini çekebilir!
Tabii, rejimi "iğnelemeden", sadece "tavşan" tipi başını bağlamak kaydıyla kamusal alan askeri kışlalara girebilir.
Tek istisnası, acı...
Hem de ölümcül acı. Şayet biricik yavruları, hain bir saldırının kurbanı olursa, o zaman yaş sınırı da kalkıyor.
Acılı eşler, acılı anneler, acılı kardeşler, üstelik "onur konuğu" olarak, hatta elleri öpülerek, başlarını nasıl bağladıkları önem arz etmeden kamusal alan kışlalara alınıyorlar.
Yani acıda bir, neşede ayrıyız...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a sesleniyorum.
Türkiye, bu utancı hak etmiyor.
İnsanımız, bu ayrımı hak etmiyor.
Peygamber Ocağı ile "Cennetin ayakları altında" olduğu anaları ayıran bu uygulamaya son verin.
Mehmet'i "Mehmetçik" olurken ağlatmayın...
Halkı, askerlikten soğutan bu uygulamaya "dur" deyin.
"Kızları da alın askere" diyen Erkin Koray gibi sesleniyorum;
"Ne olur komutanlar, başörtülü kızları da alın askere".
İnanın hem laiklik hem Cumhuriyet daha da güçlenecek.
Yok, eğer bu yakışıksız uygulamayı sürdürecekseniz, annesini kışlaya almayacağınız çocukları bari askere de almayın.
Sorun kökten çözülmüş olur...


Öteki Mustafa ile tanışmaya hazır mısınız?
BUGÜN'den yine merakla okunacak ve çok tartışılacak bir dizi... Mustafa Kemal'in saklı kalmış hayatı...
Gazeteci Timuçin Mert'in kaleme aldığı araştırma yarın yayınlanmaya başlıyor.
İlk kez duyacağınız çok ilgi çekici konular var...
Atatürk, "hain" olarak yaftalanan Sultan Vahdettin'e sürgünde maaş bağlattı mı?
Vahdettin'in ölüm haberini aldığında ağladı mı?
Dergahları kapatan Atatürk, Mevlana Müzesi'ni neden açtı?
Kurtuluş Savaşı sırasında kendine sürekli destek veren "mehdi" kimdi?...
O'na kim "15 yıl padişah olacaksınız" dedi? O ne yaptı?
Atatürk, dublörünün idamına izin verdi mi?
Eminim, "Mustafa'nın öteki yüzü" ile tanışacaksınız...
Sağlıcakla kalın...
Bugün

Bu haber toplam 5202 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri